• $8,1308
  • €9,7187
  • 456.08
  • 1378.37
26 Mart 2011 Cumartesi

Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilir

Bugünkü gazetelerin tamamında mutlaka ki Ahmet Şık'ın 'Basılmadan toplanan, daha doğrusu bilgisayarlardan silinmeye çalışılan'  İmam'ın Ordusu adlı kitabı üzerine pek çok köşe yazarı kelam edecektir... Tabii ki hukukçular da mebzul miktarda devreye gireceklerdir...
Hukuk benim uzmanlık alanım değil. Her şeyi bildiği algısı yaratan 'jeneralist' köşe yazarlarından da değilim. Onun için benim ahkamım kendi uzmanlık alanımla ilgili olabilir: İletişim... Daha doğrusu siyasi iletişim... Lafım siyasilere...
Bir: 'Bu karar mahkeme tarafından verilmiştir, bizi bağlamaz' diyerek hiçbir siyasi sıyrılamaz...
İki: Bu olayla ilgili öyle ya da ilgisiz her siyasinin mutlaka bir 'tavrı' olması gerekir. Eğer iktidarsanız ve bu tür bir uygulamayla karşı iseniz, 'Neden gerekli yasal düzenlemeleri, hiç değilse bu aşamada başlatmadınız?' diye sorarlar adama.
Eğer bu tür bir uygulamaya karşı değilseniz, o zaman da 'Neden çıkıp bu uygulamayı aslanlar gibi savunmadınız?' derler... Muhalefetteyseniz 'Neden gerekli yasal değişiklikler için -sonuç alamasanız dahi- girişimde bulunmadınız?' diye hesap vermeniz istenir. Eğer yapılanla hemfikirseniz de, neden hemfikir olduğunuzu anlatmadığınızı sorgularlar...
Üç: İktidar partisinin çok dikkat etmesi gerekir. Ya yıpratılmak, eli zayıflatılmak isteniyordur (ölçümlemeler AK Parti'yi %45'in üzerinde gösteriyor); ya da gündemin değişmesi... Tam da dış politikada çok sağlam adımlar atılırken... Tam da bizim gemiler Akdeniz'e açılmışken...
Geçen haftalarda Bersay İletişim Enstitüsü'ndeki 'Yakın Tarih' çalıştayında Demirkırat ve 12 Mart belgesellerini bir kez daha izledik. TRT yıllar önce. M. Ali Birand'a iyi ki yaptırmış bu çalışmayı... Ne kadar çok şeyi kendi tarihi süreci içinde ne kadar yanlış bilmişiz... Şimdi de benzer bir sahne izliyor olabilir miyiz acaba?
Gelin bu yazıyı da Peygamber efendimizin Allah'a en sık yakarışıyla bitirelim: 'Allah'ım, bana şeyleri (eşyayı) olduğu gibi göster!'...

'Ödüllü' değil, 'çok ödüllü' bir proje!
Koç Holding'in 'Meslek Lisesi Memleket Meselesi' projesiyle ilgili dünkü yazımın başlığı 'Meslek Lisesi Memleket Meselesi artık ödüllü bir proje' idi...
Hemen düzeltelim: 'Ödüllü' değil, 'çok ödüllü' olacaktı. En taze ödülden başlayalım: Avrupa Komisyonu'nca desteklenen ve Business in the Community tarafından düzenlenen Avrupa Çalışan Gönüllülüğü 2011 Programı'nda büyük ödülün sahibi olan proje, geçtiğimiz yıl 28 ülkeden 2 bine yakın başvuru arasından 'Kurumsal Sosyal Sorumluluk' kategorisinde 'Sabre Ödülü'ne layık görüldü. Geçen yıl, ayrıca dünyanın en prestijli iş ödüllerinden biri olan Stevie Awards kapsamında da ödül alan proje, 2009'da Magellan Ödülleri'nde 'Toplumla İlişkiler' kategorisinde gümüş madalya almaya hak kazanmıştı. Projenin bir ödülü daha var: Özel Sektör Gönüllüler Derneği'nin 'En Başarılı Gönüllülük Projesi' ödülü...
İyi iş yap, mutlaka karşılığını görürsün. Koç Holding'i ve kuruluşun Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü'yü bu fırsatla bir kez daha kutluyoruz...

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler