• $7,2817
  • €8,7847
  • 405.112
  • 1527.45
13 Ocak 2012 Cuma

'Belalı tercihler'...

Cem Boyner, CEO&Life dergisinde yayımlanan 'Aşil'in topuğu' başlıklı yazısında bir bufaloyu kalbinden nasıl vurduğunu 'avcı heyecanı' ile anlattığı yazısını eleştiren Melis Alphan'a yanıt verirken özetle şöyle demiş:
'Sizi avlanmanın doğruluğu konusunda ikna etmeye çalışmayacağım. (...) Denizcilerin hikayeleri denizle ilgilidir, kimisinin askerlikle ilgilidir, kimisinin seyahatle ilgilidir. Benden yazı istendiğinde diğer uğraşlarımın yerine av anekdotu seçmemin belalı bir tercih olduğunu şimdi çok iyi anlıyorum. (...) Aslında dünya kurulduğundan beri hayat başka canlılar pahasına sürüyor. Bu duymak istemediğimiz bir gerçek; yüzleşmekte zorluk çektiğimiz bir gerçek. (...) Tüm bunların zor ve çelişkili bir tartışma olduğunun farkındayım. Ancak vahşet veya hayvanseverliğin ölçüsü gerçeklerden ne kadar mesafeli durduğumuzla ölçülmemeli diye inanıyorum.'
Cem Boyner'in 'belalı tercih' diye ifade ettiği söz konusu yazısını okuyunca kendinizi yazarın değil bire bir bufalonun yerine koyuyorsunuz:
'Tetiği çektim, sol omuzbaşına isabet. Omzu kırıldığı için üzerine basamıyor sol ön bacağının. Mermi omzu kırıp mutlaka kalbine isabet etti ama hemen düşmeyecek. Zaten ikircikliydi, kanı bitse de adrenalinle devam eder. Bir anda bizi görüyor ve üzerimize dönüyor. İsa (profesyonel avcımız) 'Shoot again!' (Tekrar ateş et!) diye bağırıyor ensemde. Bufalo traktör gibi geliyor üzerimize. Bu kez tam göğsünün ortasına atıyorum. (...) Bu da tam hedefte. Kalbi, ciğerleri; mutlaka! Birer mermi daha yolluyoruz. Sarsılıyor, ama devam ediyor üzerimize gelmeye. Son kurşunumu da kalbine yapıştırıyorum. Ama bufalo artık kanla değil, adrenalinle koşuyor.(...)'
Belalı tercihler, 'Algılama gerçektir' ifadesini kanıtlamaktan başka bir işe yaramaz. En az 'algılama gerçektir' kadar etkileyici bir cümleyi de, 'Ronin' adlı filmde Robert de Niro'dan duymuştum: 'Şüphe varsa gerçektir...'
Olayın tün dramatik yapısına rağmen Cem Boyner'in bu mini krizi Osmanlı deyişiyle 'usulü veçhile' yönettiğini söyleyebiliriz. Kısm” algı tortusu oluşsa da hasar büyük değil...

Fransızlar yüzleşmeye bayılır...
Renault markasıyla Naziler arasında uzaktan yakından bir alaka kurmanın ihtimal dahilinde olduğunu biri bana söyleseydi 'palavradır' der geçerdim... Dünya basınına yansıyan haber sayesinde Renault markasıyla Naziler arasında irtibat kurulabilecek bir mesele olduğunu artık herkes biliyor. Kimin sayesinde? Bizzat markanın sahibinin sayesinde... Kim markanın sahibi? Fransız devleti...
Bir fotoğraf ve resimaltı bilgisi şöyle: 'Louis Renault, 1937 yılında Berlin'de bir otomobil fuarında çekilen bu fotoğrafta, Nazi lideri Adolf Hitler ve Hermann Göring'e bir aracın prototipini gösterirken görülüyor.'
Hitler'in önünde poz verdiği veya kullandığı her ürünün markasının faşizmle bir ilgisi olduğunu mu düşüneceğiz?
Dün Daily Telegraph'ta ailenin son kuşak torunlarının açtığı tazminat davasıyla ilgili haber, şüphe bulutlarını dağıtıverdi... Torunların, dedelerinin elinden alınan fabrikasındaki hisseleri karşılığında açtığı tazminat davası reddedilmiş!
Savaş sırasında Almanlara 30 bin kamyon üreten ve Alman tanklarını onaran dede Louis Renault, tutuklanmasından bir ay sonra vefat etmiş. Yargılanamamış bile... Yıl 1945. Fabrika da hemen meclis kararıyla kamulaştırılmış.
Demek ki, Fransızlar ilk hatayı o yıl yapmışlar. Madem kamulaştırdın; o zaman adını niye değiştirmedin?
İkinci büyük iletişim hatasını da şimdi yapıyorlar...
Torunlar davayı açar açmaz, 'konu yönetimi' yaparak, Louis Renault adlı şahsın, şu sıra ürettikleri otomobille hiçbir ilişkisinin olmadığını anlatmaları gerekirdi belki. Marka itibarı açısından bir tür tsunami sayılabilecek bu tehlikeyi savuşturmanın en doğru yolu, kriz iletişimine ihtiyaç duyurmayacak ön hazırlıkla, iri dalgaların önünü kesmek ve etkisiz halde kıyıya vurmalarını sağlamaktı.
Fransızlar 'yüzleşme'ye bayılır. Şimdi 'yüzleşerek' korusunlar bakalım markalarını...

<p>Bursa'da kısıtlamada denetim yapan bekçilerin 'dur' ihtarına uymayan sürücünün, savunması şaşkınl

Bekçilerin 'dur' ihtarına uymayıp kaçtı, savunması şaşkınlık yarattı

Niğde'de kaçak kazı yapan 4 kişi suçüstü yakalandı

Akkuyu Santrali'nde ikinci ünitenin konsol kirişinin kurulumu tamamlandı

Adıyaman'da ''Gastropod'' nesline ait hayvan fosili bulundu