• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
4 Nisan 2013 Perşembe

Varıştır barış

"Galiba" diyorum ülkesini seven, kaygı duyan bir muhalif olarak, "barış sisli havayı sever." 
Barış, varıştan gelir. İnsanlar birbirlerine varır, birbirlerine ulaşır, birlikte var olmaya karar verirlerse varışırlar. Barışırlar. Ben bu sürecin aydınlığına henüz varamadım.
Bu ülke henüz incelmiş derinlemesine bir siyaset düşüncesinin öneminin farkında değil. Miyop bir yönetim anlayışının, günü birlik çözüm arayışlarının, parçalı düşünme alışkanlığının etkisi altında. Hamaset yüklü romantik "büyük teoriler" üretiliyor. Öz eleştirinin olmadığı bir düşünme, kavrama ortamında dizginlenemez bir tutkuyla hayaller kuruluyor.

***
Bu süreç öyle bir yarış ki, varışı barış. Kaba bir planlanmayla bakalım ne olacak riski altında yürütülüyormuş izlenimi veriyor. Süreci yönetenler, gizliliğin gerekliliğini düşünüyor olabilirler. Yine de süreçten kuşku duymaya yol açacak kadar gizlilik sürece zarar verir. Süreç hükümetin belli bir kesiminin, MİT'in, belki de karşı tarafın birkaç kişisinin bilgisi içinde yürütüldüğü için, sürece katkısı olabilecek birçok insanın önü kesilmiş oluyor. Üstelik süreçle ilgili eleştirel tartışmaların sürecin işleyişini bozacağı düşünülüyor. Doğruya, makul olana varışın yollarına engeller döşenmiş oluyor. Süreç, "Baldıran zehri içmeler", "elimizi taşın altına koymalar"la trajik hale getirilmeye çalışılıyor. Bayrağa, Türklüğe karşı alınan tavırla demokratik ve barış yanlısı olunacağı düşünülüyor. Daha açık, daha içten, herkesin fikri alınarak, belli bir süreyle demokratik tartışmalardan devşirerek daha yumuşak geçişlerle, daha yavaş yürütülebilecek bir süreç, işin içine başkanlığı, yaklaşan seçim tarihini, oy kaybetme kaygısını da katarak, birtakım psikolojik taktiklerle zora sokuluyor.

***
Baldıran zehri içen, oy kaygısı duymaz, başkanlık düşünmez. Cumhuriyetin kuruluş değerleriyle oynamaya kalkarak bir travmanın izini sileceğim diye başka bir travma yaratmaya kalkmaz. Barışın varış olduğunu bilerek yalnız kendi yandaşlarına değil, ülkenin tümüne varmaya çabalar.
Akil diye adlandırılan bir öbek insana, yaklaşan seçimlerde barışa katkı sunma görevi verilirken, iktidarın seçtiği bu kişiler, ülkeyi dolaşarak nasıl tarafsız olacak? Barışı iktidarın etkisinden kurtularak nasıl anlatacaklardır? Sözleri evladını yitirmiş kaç anaya ulaşılabilecektir? İktidar barış sürecini, örtük ya da açık biçimde "biz olmazsak barış gelmez" sloganıyla yürütmeye çalışırsa, kendisi, bu sözde barış süreciyle uzun yıllar sürecek bir iktidara varışını sağlar ama bu ülkeye getireceği huzursuzlukla, silahlı olmasa da insanların birbirlerine silahsız olarak uygulayacakları şiddetin, nefretin kapısını açmış olur.

***
İktidarın ülkenin değerleri ve dünya görüşüyle ilgili tepeden indirmeci düzeltmelerinin kaba olduğunu düşünmekteyim. Kendi çevrelerini Türkiye sanıp, kendi düşlerini ülkenin tümünün düşü olarak kabul ediyorlar. Nasılsa önlerinde dört elle sarıldıkları kamuoyu yoklamaları var. Dayatıp görüşlerini, hemen yoklamalara bakacaksın: Dayanıyor mu? Yıllarca şimdi ağır biçimde eleştirdikleri "ulusalcıların" yönetiminde dışlanıyorlardı. Şimdi de kendileri kendilerinden olmayanları dışlıyorlar. Varışa ulaşılamaz böyle yarışılan yarışta. Öteki kötü bir iktidar, tepeden indirdiği görüşlerini öteki adına yaptığını düşünüyor. 
Ülkem barışın varışına varmayı öğrenebilecek midir bir gün? Bizler öldükten sonra bu yoğun manevi çırpınışlar içindeki dönemin tarihini nasıl yazacaklar kim bilir? Umarım benim gibi muhaliflerin kaygısını anımsayanlar bulunur.

 

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi