• $7,3848
  • €8,977
  • 442.974
  • 1549.02
20 Şubat 2011 Pazar

Sevgi ve ötekindeki sonsuzluk

- Birini seviyor ya da sevmiyor olmanızı yaratan şey nedir? Nasıl insanları seversiniz?
Sevgi gibi tuhaf ve kendiliğindenliği olan bir sürece, çok akılcı bir soru soruyorsunuz.  Sanki önümde ölçütler var; 'Yahu, bu buna uymadı bunu sevmeyeyim bari!' diyebilir miyim? Sanmıyorum!
- Sonuçta bir ölçütünüz var ama...
Onu bilemezsiniz! O, ölçüt ölçü olamayacak kadar geniştir. Sevme, büyük ölçüde duygusaldır. Duyguların mantığına akılla bakıldığında önemli bir bölümünün karanlıkta kaldığını görebiliriz. Şöyle insanları severim veya böyle insanları sevmem gibi tespitlerimiz, her zaman yerinde olmuyor; onu çıkarmak çok zor. Ancak sevdiğimiz insanlara bakıp geriye dönerek bu insanı, bunun için sevmişim, diyebiliyoruz. Ama saptamalarımızda büyük ölçüde rasyonalizasyon yani aklileştirme olabilir. Şöyle insanı severim ya da sevmem, diyemiyorum. Çünkü belirgin özelliklere, tespit edilen özelliklere göre karar vermek zor. İnsanlarla karşı karşıya geldiğinizde onların sadece görünür ya da size göstermeye çalıştığı özellikleriyle ilişki kurmuyorsunuz. Onların görünmeyen daha doğrusu onların göstermek istemediği, saklamak istediği veya farkına varmadığı için ne gösterebildiği ne sakladığı özellikleri de vardır. Belki de bunlardan dolayı o insanı seviyoruz. Dolayısıyla neden bir insanı sevdiğimiz ya da sevmediğimiz sorusu çok karanlık bir sorudur ve akılla tespit edilip söylenecek bir soru değil. Yine de sevmediğim insanları söyleyebilirim. Son derece egoları şişik, her şeyden kendilerine göre pay çıkarmaya çalışan, her olan biteni kendine çeken, 'ben buradayım' diyerek kendini gözünüze sokan narsisist dediğimiz kişilikleri hiç sevemem. Bu tip insanlar arkadaşlarım, öğrencilerim arasında da olabilir. Galiba, ben biraz tasavvufun mahviyet yani tevazu sahibi dediği insan tipini seviyorum.
- Mahviyet sahibi insan tipini biraz açar mısınız?
Egosunu biraz geriye çekmiş, karşındakini dinlemeye, karşındakini karşındakinin dili ve bakış açısıyla anlamaya hazır bir insan, bana saygın insan gibi geliyor. Öbür türlü kafasındaki şemalara göre sizi bir yere koymaya çalışan, tehdit eden, çabuk yargılayan, ilişkilerde baskı uygulayan insanlarla yakın ilişkim olmamıştır, diyebilirim. Etrafa 'ben ne kadar güçlüyüm' görüntüsüyle davranan insanları da sevemiyorum. Onun için kendine lider denilen birtakım insanları hiç sevememişimdir.
- Hocam, siz bir söyleşinizde şöyle demiştiniz: 'İnsan kimi sever? Yanında kendini sevdiği insanı sever.' Bu, bir ölçüt değil midir?
Evet, söylediğimi hatırlıyorum! Yine söyleyebilirim. Bu, belki ölçütlerden biri olabilir. Onun yanında olduğum zaman kendimi sevdiğim, kendimi değerli gördüğüm, bana değerli olduğumu hatırlatacak, bana sonsuzluğumu gösterebilecek, beni yönetme ve yararlanma isteği içinde değil de benimle birlikte değişebilecek, benimle birlikte kendini keşfedebilecek, beni rahatsız etmeden, etki altına almadan benimle paylaşabilecek insanları seviyorum. Yanında kendini sevdiğim insan, biraz duygusal bir söz.
- Duygusal ama geçerliliği de olan bir söz. Yanında kendimizi huzursuz hissettiğimiz, rahatsız olduğumuz insanları sevemeyiz...
Yanında kendimi sevdiğim insan! Galiba, böyle insanların sayısı yok denecek kadar az. Çünkü insanlar kendi varlığını size dayatıyorlar ama onu da kaldırabilmeniz lazım. Bir dostunuzun size dayattığı kişiliği de taşımaya hazır olmalısınız: 'Bana ne kardeşim, nerede içini boşaltırsan boşalt! Nerede, nasıl istersen istediğin gibi şişin ama benim yanımda bu olmaz!' Bunu her zaman söyleyemiyoruz. Sevmek biraz da sevdiğimiz insanın şişinmesine tahammül etmektir. Tersine kendini bir şey sanmıyorsa ağır bir aşağılık duygusuna sahipse Ondaki bu duyguları giderebilmek güzel bir şey. Dostunuz, sizin yanınızda kendini keşfeden, kendinden memnun insan olması lazım. Siz de aynı şekilde onun yanında memnun olacaksınız. Ondaki sonsuzluğu arayacaksınız.
- 'Öteki'ndeki sonsuzluğu nasıl görebiliriz?
Ahlak, ötekindeki sonsuzluğu görmekle başlıyor. Öteki, bizim bir çerçeve içine alarak şekil verebileceğimiz, istediğimiz gibi boyayabileceğimiz biri değildir. Ötekindeki ve bizdeki sonsuzluğa aklımızla müdahale etmeye çalıştığımız zaman aklın yetmeyişini görürüz. İçimdeki ve ötekindeki sonsuzluk, onun olanaklar varlığı olduğunu görebilmemizle başlıyor. İçimizde sonsuzluk varsa kendi kendimizi ve algıladığımız dünyayı sınırlı göremeyiz, çerçeve içine alamayız. Galiba ahlak da sanat da içimizdeki sonsuzluğu görebilmektir. Sanat yapıtıyla insanın tükenmezliğini ve sonsuzluğunu görebiliriz. Oysa içinde sonsuzluk olan insanlara zulüm edip öldürüyoruz.

<h3>Süper Lig'in 21. haftasında Galatasaray, Yeni Malatyaspor'a konuk oldu. Sarı Kırmızılılar çok zo

Galatasaray - Yeni Malatyaspor maç yorumu

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kırıkkale'de polis merkezi önünde silahlı kavga: 1 yaralı

Dünyanın en saçma yasakları! Bunları ilk kez duyacaksınız