• $7,3071
  • €8,8404
  • 413.04
  • 1495.8
30 Aralık 2010 Perşembe

Kürt kardeşlerime

Bu toprakların insanlarıyız. Ben Sandıklılı bir Türk'üm. Sizin varlığınızı, uğradığınızı haksızlıkları savunan İsmail Beşikçi de Kürt değildi. Mazlumu savunmak, insan olmanın gereğidir. Bu topraklardaki mazlumlar yalnız Kürtler değildir. Kürt sorunu mazlum Anadolu insanının sorunundan koparıldığında hakça bir çözüme ulaşılamaz. Nedense çözüm hep dar alanda aranıyor. Böyle hak arandığında diğer mazlumlara haksızlık etmiş olursunuz. Mazlum, birlikte yaşadığı mazlumları yanına alabildiğinde, zalime karşı mücadelesinde kalıcı başarılar elde edebilir. 

Öyleyse sorun, zulme karşı mücadelenizde sizin adınıza konuşanlarınızın, sizi temsil ettiklerini söyleyenlerinizin bu mücadeleyi ne kadar diğer mazlumları da kucaklayarak yürüttüğü sorunudur. Sesinizi Meclis'te duyurmaya çalışanlar yazık ki böyle bir kaygıyı taşımıyor görüntüsü veriyorlar. Kafaları karışık, iç dünyalarında rahat değiller. Öfkeli, hınç dolu konuşuyorlar. İçten olmadıkları sanısı uyandırıyorlar. AK Parti'nin içtenliğinden kuşkulanıp, gizli planları olduğuna inananlar, onların da bu ülkeyi bölme planları içinde olduğunu düşünüyor. Yıllardır dağlarda silahlı mücadeleyi sürdürenlerin üzerlerinde derin etkileri var. Gergin, baskı altında bir insan psikolojisi egemen sanki tavırlarına. Bu tavırla ülkedeki diğer mazlumları kucaklama niyetleri ortaya çıkamıyor. Kendilerini anlatmada zorlanıyorlar.

Yazık ki seçim sistemindeki baraj, temsilcilerinizi oluşturmada büyük bir engel. Sizin kültürel derinliğinizle sizi temsil edebilecek sanatçı, düşünür, bilim insanına ihtiyacınız var. Öfkeyi yenmiş, ezik insan psikolojisini aşmış, tüm insanları kucaklamayan dar ırkçı ve milliyetçi tutumların uzağında, geniş düşünceli liderlerle temsil edilebilme, sesinizi duyurmada önemli olabilir. Temsilcileriniz tüm ülkeye, Türkiye'ye sahip çıkmalı. Bir Trakyalı, bir Egeli, bir Yozgatlı da onun insanıdır.

Şu an sizi temsil edenler kendilerini barış ve demokrasinin temsilcileri olarak sunuyorlar. Tuhaf bir ironi. Kullandığı kelimeler barışı ve demokrasiyi işaret ediyor ama kentlerde rahatsız Kürt gençliği yakıp yıkıyor. Dağlarda silahlı gruplar bekliyor. Mazlum psikolojisi, tehlikeli bir psikolojidir ve barış ve demokrasi ancak hınç duygusunun şiddet yaratan etkilerinden kurtulmakla olur.

Bana göre, sizi temsil edenlerin, sizin adınıza konuşanların köklü bir tavır değişikliğine ihtiyacı var. Sorun çok boyutlu ama iki ana boyutu önemli: 1. Yoksulluk, dışlanmışlık, itilmişlik, umutsuzluk sorunu. Genç insanlar, işsiz, umutsuz. Kızgın. Patlamaya hazır. Kaçı şiir yazıyor? Sevda türküleri söyleyebiliyor? Resim yapıyor? Hayatın anlamı üzerinde tefekküre dalabiliyor? Bilimsel araştırmaların coşkusuna kendini kaptırabiliyor? Ruhlarının daraltıldığını, manevi açıdan sıkıştırıldıklarını hissediyorlar. 2. Kültürel kimlik arayışı. Mutsuz ve umutsuz oluşlarında kimliklerini yaşayamamanın, kendi kültürel, tinsel varlıklarına ulaşamamanın acısı da var.

Şimdi, bu iki ana sorun açısından bakıldığında köklü tavır değişikliği nasıl olacak?
Özerk bireylerle, Türkiye'nin her kesiminden insanlarla oluşturacağınız kendinizi anlatma mücadelenize girebilirsiniz. Davanız zulme karşı mücadele davasıdır. Kültürel boyutta yapılmalıdır. Kürt dilinin olanaklarını sergileyecek, edebi, felsefi, tarihi, bilimsel ürünler ortaya koymak, ülkenin her kesimini kucaklayacak sanat etkinlikleri gerçekleştirilmelidir. Yalnız şarkı türkü düzeyinde değil, sanatın her alanında. Kürt olmanın nasıl evrensel insan olma özellikleriyle ortaya çıktığını araştırmalısınız.
Yoksulluğa, işsizliğe karşı verilen mücadelede ülkenin diğer yoksullarıyla, dünyanın diğer yoksullarıyla işbirliği yapmak gerekir. 'Ben sizdenim. Türkiye'de yaşayan, ülkesini seven, Anadolu halklarıyla birlikte yaşamaya hazır bir Kürt'üm. Türk olan bir Kürt, Kürt olan bir Türk'üm. Hep birlikte, bu ülkedeki insan kardeşlerimle, insan olma çabası içindeyim.' diyebilir misiniz?

Silah, bu mücadelede zulmü azdırır. Bu ülkeden kopma tasarıları, tüm ülke insanını kucaklamayan, dar alanlı bölgesel tasarılar zulmü azdırır. İki ana sorun da çözümsüz kalır: Yoksulluk, umutsuzluk, keder bitmez. Kültürel kimliğinizle yaşayabileceğiniz anlam dünyanız bir türlü oluşmaz.

Zaman, kültürel alanda zenginliğinizi, güzelliğinizi, sizdeki evrenselliği ortaya çıkaracak, uzun vadeli yaratıcı kültürel ürünler yaratma zamanıdır. Sanat, bilim ve düşünceye adanmış hayatlarıyla sizin çocuklarınız, bu ülkenin dünyada hak ettiği yeri almasında önemli katkılarda bulunacaklardır.

<p>İran'ın Ankara Büyükelçisi, Türkiye'yi Irak'ın egemenliğini ihlal etmekle eleştiren ifadeler nede

Türkiye'den İran'a net mesaj!

Safranbolu'da 606 Mehmetçik kan bağışı yaptı

Dünyaca ünlü yönetmen Guy Ritchie Ayasofya ve Topkapı Sarayı'nı ziyaret etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (01 Mart 2021)