• $ 5,6932
  • € 6,2901
  • 275.341
  • 100471
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Modern çağın utancı: Kadına şiddet!

Şiddet dünya genelinde her geçen gün daha da artarak devam ediyor. İnsanlığa utanç ve zarar veren bu soruna çare bulmak için hükümetlerin, sivil toplum örgütlerin, özel sektörün (sosyal sorumluluk projeleri yoluyla) gündeminde olan son derece yakıcı bir konudur.

Bununla beraber birçok ulusal ve uluslararası örgütler de bu konuya tüm dikkatlerini vermiş durumdalar. Şiddet hem toplumsal hem de bireysel ruh sağlığını tehdit etmesi nedeniyle de son derece önemlidir. Şiddet bireyin hayata ve insana olan güvenini sarstığı gibi kişinin özgüvenini de zedeler. Korku, çaresizlik hisleri ile insanı kuşatır, yalnızlık, hüzün, keder şiddete maruz kalan insanın yoğun olarak yaşadığı duygulardır ve kişinin bu acı durumu sanki kaderiymiş gibi algılamasına yol açar. Bu boyutu ile de önce aileyi sonra toplumu derinden etkiler. 

Şiddet Nedir?

Şiddetin ne olduğunu hemen hemen hepimiz bilir, fakat net tanım yapma konusunda zorlanırız. Şiddet en basit tanımı ile sahip olunun güç ve kudretin bir başkası üzerinde bedensel, ruhsal yaralanma ve ölüme sebebiyet verecek şekilde uygulanmasıdır. Bazen de bir başkasına değil bir gruba topluma ya da bireyin kendine (intihar) karşı yaptığı bir eylemde olabilmektedir. Şiddetin tanımındaki en önemeli nokta,  içinde bir kasıt, yani zarar verme amacı taşıması gerekir. Dolayısıyla şiddet amaçlı, kasıtlı olarak gücün bedensel, ruhsal veya hem bedensel hem de ruhsal zarar verecek biçimde kullanımıdır. Şiddeti kontrol kaybı ile açıklamak doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü şiddet bilinçli, kontrollü, planlı ve sistematik yapılan bir eylem ve seçimdir. Saldırgan kişilerin genellikle belli yerlerde ve belli kişilere karşı şiddet uyguladığı görülür. Örneğin; eşine şiddet uygulayan erkek, ne kadar kızgın olursa olsun iş yerinde patronlarına şiddet uygulamaz. Demek ki  bu kişiler istedikleri zaman davranışlarını kontrol edebiliyor. 

Şiddet dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de en ciddi sosyal problemlerinden biridir. Gün geçmiyor ki basında bu konu ile ilgili örneklere rastlamayalım. Hatta bu örneklerin bazıları o kadar çarpıcı ki insanları günlerce etkisi altına alıyor. Basın şiddeti gündemine almakla iyi bir şey yapıyor, bu yolla soruna dikkat çekiyor. Fakat bazen o kadar ileri gidiyor ki neredeyse şiddetin pornografisini yapabiliyor.  Şiddete uğramış insanların görüntüleri, şiddetin işleniş biçimi, hatta ekranda canlandırma görüntüleri vb. Bu denli yoğun ve ayrıntılı ele alınması şiddetin kanıksanması gibi bir riski de doğruyor. Yapılan araştırmalar, yazılı ve görsel basında çıkan/gösterilen saldırgan davranış örneklerinin çocuklar üzerinde yaptığı olumsuz etkiye dikkat çekmektedir. Medya da kontrolsüz yer alan bu şiddet öğeleri, insan üzerinde bir çeşit travmaya sonrasında da şiddetin kanıksanma riskini meydana getirmektedir.  Bu durum ise şiddetin birçok boyutta kullanılmasına ve çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkmasına nende olabilmektedir. 

Kadına Yönelik Şiddet Nedir?

Cinsiyete dayalı olarak kadına uygulanan her türlü şiddet eğilimidir. Dünya Sağlık Örgütü;  eşlerin uyguladığı şiddeti fiziksel, psikolojik, ya da cinsel hasara yol açan her türlü davranış olarak tanımlamıştır. Şiddetin en fazla kullanıldığı alanlar fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet olarak sıralanmaktadır.

Fiziksel Şiddet: Fiziksel üstünlüğün kullanılması ile itip kakma, sarsma, tokat atama, dayak atma, yerlerde sürükleme, zorla cinsel ilişki de bulunma, taciz, kesici delici aletler ve ateşli silahlar kullanarak yaralama, öldürme, fiziksel şiddet uygulamalarıdır. 

Psikolojik Şiddet: Kişiyi başkalarının önünde küçük düşürme, alay etme, hakaret etme, isim takma, kendisini geliştirmesine izin vermemek, ifade özgürlüğünü elinden almak, arkadaşları veya aile bireyleri ile iletişimini yasaklamak. Korkularını aleyhinde kullanmak, onun sevdiği bir şeye ya da onun için değerli olan bir şeye zarar vermek, psikolojik şiddetin en yaygın görülenleridir. 

Cinsel Şiddet: Kişinin rızası olmadan, kişiyi rahatsız eden her türlü cinsel tutum, davranış ve temas cinsel şiddettir. Bir cinsiyeti cinsel tercihi aşağılayarak, küçük düşürecek küçümseyecek şekilde ve içerik de konuşmak da cinsel şiddettir.  Cinsel şiddetin en ileri noktası ise tecavüzdür. İstemediği halde dokunmak, cinsel içerikli konuşmak, cinsel ilişkiye zorlamak ya da fuhuşa zorlamak da cinsel şiddet örneklerindendir. 

Ekonomik Şiddet: Paranın, bir güç ve kontrol sağlamak üzere kullanımıdır. Kişinin çalışmasını izin vermemek ve ya istemediği işte zorla çalıştırmak, maaşını elinden almak, kişiyi parasız bırakmak ya da ihtiyacından daha az para vermek ise ekonomik şiddet örneklerindendir. 

Şiddet uygulayanlar incelendiğinde, çoğunlukla bu kişilerde düşük benlik saygısı, engellenmeye karşı düşük toleransları vardır. Örneğin eşinden su istedi, kadın o sırada ağlayan çocuğun yanına gidip onu susturduktan sonra suyu getirdiyse bu erkeğin sükunetini kaybedip öfkelenmesine ve şiddete başvurmasına neden olabilir.  Çünkü bu kişilerde empati yapma yeteneği zayıftır. Şiddet uygulayanların çoğun da madde bağımlılığı, alkol ve ruhsal problemler de görülür. Bu kişilerin büyük bölümünde, çocukluk döneminde aile içi şiddet öyküsü vardır. Ya şiddete maruz kalmış ya şahit olmuş ya da her iki durumu birden yaşamıştır. Şunu biliyoruz ki şiddet aynı zamanda model alınarak öğrenilen bir davranış biçimidir. Bu yolla kuşaktan kuşağa aktarılır. Gelişimsel teoriye göre,  şiddetin olmadığı ve ya şiddeti azaltan etkenlerin (çocuk ve onu yetiştirenler arasındaki sevgi, saygı bağı ve aşırı sert, disiplinden uzak bir çocukluk dönemi) olduğu ortamda şiddetin görülme oranının oldukça düştüğüdür.

Eğitime çokça vurgu yapıyor; evet eğitim çok önemli ama avukatlar, doktorlar, mühendisler vb meslekler içinde de eşlerine şiddet uygulayanlar var. Ayrıca bu meslek gruplarına mensup çok iyi eğitim almış kadınlarda da şiddet görenlerin varlığını biliyoruz. Bununla birlikte bu kadınların, diğerlerine göre şiddete maruz kaldıklarını gizledikleri de biliniyor. Her sosyo-ekonomik statüde , yaşta, eğitim düzeyinde insanın şiddete maruz kaldığı veya şiddet uyguladığı bir gerçektir. 
 
Demek ki tek başına eğitim yeterli değil, bunun yanı sıra kültürel, sosyal bir takım değerlerin de gözden geçirilmesi önemlidir. Çünkü şiddetin nasıl tanımlandığı toplumsal ve kültürel değerler göre de şekilleniyor. Bizim gibi ataerkil toplumlarda şiddet, bazı durumlarda kabul görebiliyor. Kayınvalide, kayınpeder şiddeti  gibi.  Erkeğin sert, kadına karşı baskıcı tutumu temsil eden ‘’ maçoluğun’’ kabul görmesi  gibi. Diğer yandan toplumumuzda erkeğin korku, üzüntü, çaresizlik gibi duygularını göstermesi zayıflık ve yetersizlik olarak görülüyor. Şarkılarımız bile ‘erkekler ağlamaz sil gözyaşlarını’’ derken ağlayan erkek çocuğu susturmak için  ‘’ kız gibi ağlama erkek adam ağlamaz’’  denir. Hatta erkeğin kızgınlığını şiddet yolu ile göstermesi erkeğe yakıştırılır. ‘’ Erkek döver de sever de ‘’ diye şiddet adeta normalleştirilir. Bir yerden başlayacaksak öncelikle dilimizde ve kültürümüzde ki bu negatif söylemlerden başlayabiliriz. Toplumda, şiddetin bir sorun çözme yöntemi olarak kullanılması da aile içi şiddetin devam etmesine katkı sunan diğer bir yanlıştır. 

Eğer bir toplumda şiddet yaygınsa, o toplumun fertlerinin büyük bölümünün beden ve ruh sağlında problem var demektir. Bu yüzden şiddetin çözümü için özellikle ‘’ kadına yönelik’’ şiddetin önlenmesinde toplumun eğitilmesi ve konu ile ilgili toplumun her kesiminde farkındalık yaratılması oldukça önemelidir. Devletin, yazılı ve görsel basının, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektör kurum ve kuruluşlarının, aydınların, sanatçıların, eğitim kurumlarının, en önemlisi çocukları yetiştiren anne ve babaların yani toplumun her kesiminin bu yakıcı sorun için daha fazla çalışması ve bu sorunun çözülmesi için herkesin üstüne düşeni yapması gerekiyor.
Mahatma Gandhi’nin kendisine verdiği şu sözleri, herkesin kendi yüreğinde hissedip biz de söz veriyoruz demesi dileğiyle…

Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısrar ederse onu, bütün mevcudiyetimle karşılayacağım. 

Hedef Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi
Uzm. Psk. Nurten Yıldırım Sancak
http://hedefpsikoloji.blogspot.com.tr/ 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>Turizm amaçlı Rize’ye gelen bir grubu gezdiren Osman Albardak, arkadaşı Musatafa Şeramet ve Tulum

Türkü Söylerken Kendilerini Bir Anda Şelalede Buldular

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Hayat kurtaran 10 pratik yemek tarifi!

İzmir'de buzdolabı patlayan ev harabeye döndü