• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
26 Kasım 2020 Perşembe 23:56 | Son Güncelleme:

Meşrutiyet nedir? Meşrutiyet ilanı, maddeleri ve sonuçları nelerdir?

Meşrutiyet nedir" Meşrutiyet ilanı, maddeleri ve sonuçları nelerdir"

Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ilk anayasaydı. Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) başta Midhat Paşa olmak üzere genç Osmanlı mensupları tarafından yazılan anayasa, Birinci Meşrutiyet olarak bilinen dönemde 1876'dan 1878'e kadar yalnızca iki yıl yürürlükte kaldı. Daha sonra, 1908 Genç Türk Devrimi'nin ardından Sultan ve atanan Senato'dan daha fazla yetkinin Genel Seçilmiş Milletvekilleri Meclisine devredilmesi için yeniden getirildi ve değiştirildi ve İkinci Meşrutiyet Dönemi olarak bilinen bir dönemi başlattı. Tarihte büyük öneme sahip olan Meşrutiyet nedir? Meşrutiyet ilanı, maddeleri ve sonuçları nelerdir? soruların yanıtları merak konusu oldu.

Meşrutiyet bir anayasal monarşi, hükümdarın yazılı veya yazılı olmayan bir anayasaya göre yetkileri kullandığı bir monarşi biçimidir. Bir anayasal monarşi, anayasal hükümdarların kendi güçlerini ve yetkilerini yerleşik yasal çerçevede belirlenen sınırlar içinde kullanmaları gereken mutlak bir monarşiden uluşuyordu.  Meşrutiyet,  meşruti monarşi, anayasal monarşi, anayasal tekerki ya da parlamenter monarşi, hükümdarın yetkilerinin anayasa ve halk oyuyla seçilen halk oyuyla seçilen meclis tarafından kısıtlandığı bir sistem olduğu belirtilir.

Tazminat Fermanından sonra Osmanlı Devleti Batı felsefesini iyice özümseyip yenilikçi fikirlere yönelmiştir. Mithat Paşa’ya meşrutiyet ve sadrazamlık sözü veren II. Abdülhamit, Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi hazırlatıp, 23 Aralık 1876’da meşrutiyeti ilan etti. Maalesef kısa sürecek bu dönem, tarihe I. Meşrutiyet Dönemi olarak geçti.

Meşrutiyet, yönetimin tek otoritesi olan Padişah’ın tek karar organı olduğu bir sistemde, halkın da söz sahibi olduğu yenilikçi yapıyı temsil eder. Bu yapıda Meclis-i Ayan üyelerini Padişah, Meclis-i Mebusan üyelerini de halk seçer. Padişah boyunduruğu altındaki bir meclisten çıkan Islahat ve Tazminat Fermanları halkın onay ve kabulünü almazdı. Tazminat Fermanından sonra Osmanlı Devleti Batı felsefesini iyice özümseyip yenilikçi fikirlere yönelmiştir. “Genç Osmanlılar (Jön Türkler) olarak adlandırılan ve önderliğini Mithat Paşa, Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın yaptığı grup, halkın yönetimde söz hakkı olduğu bir yapı için harekete geçip Sultan Abdulaziz’e bu teklif bir ilk olarak sunulmuştur. Bu olaya sıcak bakmayan Sultan Abdulaziz tahttan indirilip yerine V. Murat tahta çıkarıldı. Sultan Murat da sağlık sorunları nedeniyle tahttan indirilince, üç ay gibi kısa bir süreden sonra, Meşrutiyet ve Mithat Paşa’ya sadrazamlık sözü veren II. Abdülhamit, İstanbul konferansı sonrasında Türk tarihinin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi hazırlatıp, 23 Aralık 1876’da I. Meşrutiyet ilan edip Meşruti sisteme geçilmiştir.

Kanun-i Esasi, halka özgürlük sunarken “Egemenlik kayıtsız şartsız Osmanlı ailesinindir” ifadesi eklenmiştir. Halk, padişahın yanında, yönetime ortak olmuştur. Halk yönetime katılmış, ancak parti kurma ve toplantı yapma haklarından men edilmiştir. Hükümet padişaha karşı sorumlu olup, meclis açma kapama yetkisi padişaha verilmiştir. Meşrutiyet yönetimi tek otorite ve tek karar organı padişah olan bir sistemde halka da söz hakkı veren yenilikçi yapıyı temsil etmektedir.

Aydınlık hareketi olan Genç Osmanlılar, özgür fikirleriyle devletin çöküşünün durdurulması için çalışmalara başladılar. İlk Osmanlı Mebusan Meclisi 20 Mart 1877’de açılmış ve 14 Şubat 1878ê kadar çalışmıştır. II. Abdülhamit 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşını gerekçe gösterip meclisi kapatmış ve I. Meşrutiyet kapanmıştır. Bu istibdat döneminde yönetime aykırı fikir ve yazı bildirenlere hapis ve sürgün cezaları verilmiştir.

Meşrutiyet İlanı ve Osmanlı tarihi İlkeleri

Osmanlı vatandaşları Meşrutiyet ilanıyla seçme, seçilme hakkı kazanmışlardır.

Halk, padişahın yanında yönetime ortak olmuştur.

Mutlakiyetçi dönem bitmiş, Meşrutiyetçi yönetim dönemi başlamıştır.

Türk tarihinin ilk anayasası Kanuni Esasi (1876) ilan edilmiştir.

Mecliste halkı temsil eden Meclis-i Mebusan üyeleri söz sahibi olmuşlardır.

İstanbul Tersane Konferansı (23 Aralık 1876)

II. Abdülhamit tahta çıktığında ortalık çok karışıktı. Rusya 1875’de Hersek’i isyana sürüklemiş, Balkanlara yayılan bu isyan nedeniyle İngiltere, Paris Antlaşmasına katılan ülkelere sorun çözümü adına yeni bir konferans çağrısında bulunmuştu. Konferansın İstanbul’da yapılmasına karar verildi.

23 Aralık 1876’da toplanan konferansta Sırbistan’la Karadağ’ın topraklarının genişletilmesi, Bosna-Hersek ve Bulgaristan’da özerk yönetimi gibi kararlar alındı. Osmanlı Devleti bu kararları kabul etmedi. 20 Ocak 1873’de konferans dağıldı. Osmanlı içindeki bir kurul Anayasa hazırlığına girdi. Kanun-i Esasi 23 Aralık 1876’da ilan edildi, ama konferans çalışmalarını durdurmadı ve Avrupalı Devletler ikna olmalıdır.

SONUÇLARI

I. Meşrutiyet 1876’da ilan edildi, Kanun-i Esasi denen bir anayasa uygulamaya konulup meclis açıldı.

“Anayasa ve Meclis” vurgusunun yer aldığı hukuk devleti ilkesinin benimsenip, padişah yetkilerinin kısıtlandığı, demokratikleşme olup, halkın yönetime katıldığı Meşrutiyette, Mebusan Meclisine birden çok millet temsilcisi katılmıştır. Azınlıklara da egemenlik haklarını kullanma yetkisinin verilip demokrasi yolunda bir adım atıldığının kanıtıdır.

Kanun-i Esasiye göre padişah meclisi kapatma, kişileri sürgün etme ve çıkacak yasaları meclise gitmeden önce denetleme yetkisine sahipti.

Bu durumda halk iradesinin gerçekleşmesi engellenmiş olup, hukuk devletine aykırı bir durumdur.

Padişahın mutlak egemenliği tanınmış, meclis üstünlüğüne yer verilmemiştir.

<h3>Aşıda ikinci parti ne zaman gelecek?</h3><h3>BAŞKAN ERDOĞAN AÇIKLADI</h3><p>Başkan Erdoğan, Çin'

22 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, yarıyıl tatili zilini çaldı