HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3227
  • 6,0755
  • 209.542
  • 93.559
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

‘Hepimiz hakikati arıyoruz ama hiçbirimiz bilmiyoruz‘

Eski güreşçi, şair, ressam, dünyada happening sanatının başlatıcılarından; bir ara tüccarlık, onu takiben konsolosluk, sonunda da dervişlik… Bunca farklı uğraşın sonunda 91 yıllık bir yaşam. Tosun Bayraktaroğlu’nun ‘Bir Dervişin Notları’ adlı resim sergisi vesilesiyle Tosun Baba’yla bir araya geldik. Minik sorular minik ama anlamlı cevaplarla hayat molası verelim istedim.

x

Adnan Özer adnan.ozer@aksam.com.tr
FOTOĞRAFLAR: FERHAT ULUDAĞLAR

Siz şiir ve resim olarak iki sanatı da icra ettiniz. İkisinin ilhamını karşılaştırabilir misiniz?                    
Benim sanat olarak hürmetim ilk olarak musiki ve şiire, ondan sonra plastik sanatlara. Resmi bırakmamın sebeplerinden biri şu; insan öyle bir resim, öyle bir şiir, öyle bir musiki yazacak ki musikide Bach, şiirde Fuzuli, resimde Picasso olacak, o zaman o adamın hakkı var. Ben bu yüzden bıraktım resmi.

Materyalistler şiirin kaynağının dünyevi olduğunu, tabiattan yansıma olduğunu söylerler. Diğer bir görüş de şiirin ilahi bir kaynağının da olduğunu söyler. Siz ne düşünüyorsunuz?     
Musikide ilahi kaynağın olduğunu düşünüyorum. Müslümanlık itikadına göre Allahü Teâlâ âlem-i ervah’ta ruhlara hitap eder ilk önce. Onun sesidir musiki bence. Şiir de öyle. Kuran da harika bir şiirdir bence, özellikle bazı ayetler öyledir ve birisi Arapça Kuran okuduğunda anlamasan da çok beğenirsin. Fazıl Hüsnü hep ilhamla yazardı. Bir sinek geçerdi yanımızdan, onun sesinden etkilenip yazardı örneğin.

Fovizmden etkilenmişsiniz öyle değil mi?                                 
Renk olarak etkilendim. Şimdi bir kırmızı var, bir de isimsiz kırmızı var. Bir mavi var, bir de isimsiz mavi var. Bu benim kafama girdi ve hiç çıkmıyor. Bu resimlere baktığınızda kullandığım sarının ya da kırmızının bayağı bir sarı veya kırmızı olmadığını fark edeceksiniz. Herkes onu kırmızı ya da sarı görüyor ama bana ne, benim için bir ziyanı yok; çünkü işin kolayına kaçıyoruz hep, bir şeye bakıp ona bir isim takıyoruz ve işte bitti! Ama ben epey çaba harcadım bu resimlere. Biri gelip dedi ki “Bu resimlerin en güzel tarafı basit olmaları.” “Eyvallah” dedim, peki öyle olsun. Hepimiz hakikati arıyoruz ama hiçbirimiz bilmiyoruz. Ama bir gayret var. Şiirde de hakikati söyleme gayreti var ama belki söylenen hakikat değil. Belki de öyledir kim bilir…

Son zamanlarda kavramsal sanat gündemde, kamu alanlarında sergileniyor, bianeller oluyor... Öte yandan çok büyük bir ticaret boyutu var; basın çok ilgileniyor. Bizim kamu kuruluşlarımız da resim sergileri yapıyor ancak sadece figüratif resim var bu sergilerde. Bu işin bir ortası yok mu sizce?
Ortası işte benim (gülüyor). Herkes bir telden çalıyor. İnsanın samimi olması lazım fakat maalesef etrafımızdaki dünya bizi dalavere yapmaya sevk ediyor… Bu durum sanatlara da intikal etti artık. O yüzden hiçbir şey samimi değil. 

Shock Art’ın ilk temsilcisisiniz. Nasıl aklınıza geldi böyle bir şey?
Harp aleyhtarlığıyla aklıma geldi. Harpten ziyade, insanların birbirlerine ettikleri zulüm aleyhtarlığıdır.

Bugün için gelenekten yararlanmak adına tavsiyeleriniz nelerdir?
Bir kere kopya edeceksin. Bunda bir beis yok. Biz kopya eden bir milletiz, iyi de yaparız bu işi. Ayasofya’yı alın bir kere... Ayasofya, evet görkemliydi ama karanlıktı. Sultanahmet Caimii’nde ne yaptık? Daha bir aydınlık kattık. İncelttik.

Yer yer dantela gibi...
Evet, dantela gibi. Ve neler neler vardı eski dergâhlarda, camilerde. Anadolu’yu gezmiştik, camilerdeki eski halıları atıp fabrika işi halılar koyuyorlar. Kayboldular diye acıyoruz şimdi. Eski çiniler de çok başarılıydı. Mesela İznik’e gittik ve orada üzerinde besmele olan bir çini aradım ama bulamadım. Eskiyi kopya etmiyorlar artık. Ama kopya ederken farklı bir şey kat, başka bir mürekkep kat örneğin. Şimdiki sanat ortamından memnunum, çok başarılı gençlerimiz var. Fakat zevk diye bir şey vardır. Bazen basit şeylerde zevk vardır. Basit bir şekil vardır ama zevk vardır onda. Örneğin çay bardağına kulp taktılar ve o basitlikteki zevk gitti. Bir kız gibi güzeldi o çay bardaklarımız ama o kulpla, zevk gürültüye gitti. Bazı şeyler vardır ki gitti mi gider, o zevkin gitmesinden korkuyorum ben.

Yahşi Baraz ve Erkan Doğanay küratörlüğünde Küçükçekmece Belediyesi’nin sergi salonunda açılan “Bir Dervişin Notları” adlı sergi 5 Mayıs tarihine kadar izlenebilir.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
HDP Milletvekili Ebrü Günay´ın konuşmasında, Afrin ile ilgili 'işgal' kelimesini kullanmasına İçişle

İçişleri Bakanı Soylu: Terör örgütünün sözcülüğünü yapmayın

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Hayvanların X-Ray altındaki görüntüleri

İşte en iyi havaalanlarına sahip ülkeler

En Çok Okunanlar