• $ 5,7686
  • € 6,4245
  • 279.197
  • 97149
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

625 Uhud Savaşı | Nedeni, önemi, sonuçları

Uhud Savaşı (625) Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan ikinci büyük savaştır. Hz. Hamza Uhud Savaşı'nda şehit düşmüştür. Peki, Uhud Savaşı’nın nedenleri, önemi ve sonuçları nedir? İşte Müslümanların 70 şehit verdiği Uhud Savaşı ile ilgili tarihi bilgiler…

İslam tarihinde önemli bir yeri olan Uhud Savaşı’nın yapıldığı tarihi alan da her gün dünyanın farklı bölgelerinden gelen çok sayıda Müslümanı ağırlıyor. Peki, Uhud Savaşı’nın nedenleri, sonuçları ve önemi ne? İşte Uhud Savaşı ile ilgili tarihi bilgiler…

 UHUD SAVAŞI VE UHUD SAVAŞI’NIN NEDENLERİ

Uhud Dağı, Medine’nin kuzeyinde Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 km. mesafededir.  Muhammed Hamidullah ve Casim Avcı Türkiye Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi’nde özetle Uhud Savaşı’na ilişkin şu bilgileri veriyor:

MÜŞRİKLER İNTİKAM ALMAK İSTEDİLER

Hicretin 2. yılında (624) müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında cereyan eden Bedir Gazvesi’nde ağır bir yenilgiye uğrayan müşrikler intikam almak için hazırlık yapmaya başladılar. Yahudi Benî Kaynuka‘ kabilesinin, ihaneti yüzünden Medine’den sürülmesi diğer Medine yahudilerinin de müslümanlara kin beslemesine sebep oldu. Yahudi liderlerinden Kâ‘b b. Eşref, Bedir yenilgisinden duyduğu üzüntüyü belirtmek için Mekke’ye gidip Mekkeliler’i müslümanlardan intikam almaya teşvik etti ve kendilerine yardım vaadinde bulundu.

EBU SÜFYAN İDARESİNDEKİ KERVAN

Bedir’de müslümanların hücumundan kurtulan Ebû Süfyân idaresindeki kervan Mekke’ye ulaşınca mal sahipleri bütün kârlarını savaş için harcamaya karar verdiler. Amr b. Âs ve Resûlullah’ın Bedir’de fidye almadan serbest bıraktığı şair Ebû Azze el-Cumahî’nin de aralarında bulunduğu dört kişilik bir heyet Mekke çevresindeki kabilelerden asker toplamak amacıyla görevlendirildi.

3000 KİŞİLİK ORDU TOPLADILAR

Yıl boyunca yapılan hazırlıklar sonucunda 2000’i ücretli toplam 3000 kişilik bir ordu teşkil edildi. Ebû Süfyân kumandasındaki orduda 700 zırhlı, 200 atlı asker ve 3000 deve vardı. Kocalarını teşvik etmek ve onların yanında savaşmak üzere kadınlardan da orduya katılanlar oldu.

HZ. PEYGAMBER SAVUNMA SAVAŞI YAPILMASINI ÖNERMİŞTİ

Düşmanın Medine’ye yaklaştığı cuma gecesi şehrin etrafında nöbet tutuldu. Resûlullah düşmana nasıl karşılık verileceği hususunda sahâbîlerle istişare etti. Kendisi gördüğü bir rüya üzerine Medine’de kalınmasını, kadınların ve çocukların kalelere yerleştirilerek savunma savaşı yapılmasını tercih ettiğini belirtti. Özellikle Bedir Gazvesi’ne katılamayan gençler ve Hz. Hamza, Sa‘d b. Ubâde, Nu‘mân b. Mâlik düşmanla şehir dışında savaşılmasında ısrar ettiler.

ÇOĞUNLUĞUN GÖRÜŞÜNE UYDU

Resûl-i Ekrem yenilgiye uğramalarından endişe duyduğunu bildirmesine rağmen çoğunluğun görüşüne uyularak karar verildi. Hz. Peygamber cuma namazının ardından bir konuşma yaparak sabırlı oldukları takdirde zafer elde edeceklerini ifade etti. İkindi namazından sonra hazırlıklarını tamamlayan müslümanlar Mescid-i Nebevî’de toplanmaya başladılar. Daha önce meydan savaşı için ısrar edenler evinden dışarı çıkan Resûlullah’a tutumlarından dolayı pişmanlıklarını belirttiler ve savaşın nerede yapılacağı konusunda kendisinin karar vermesini istediler. Resûl-i Ekrem onlara şöyle dedi: “Bir peygamber zırhını giydikten sonra Allah onunla düşmanları arasında hüküm verinceye kadar çıkarmaz. Eğer sabreder ve görevinizi yaparsanız Allah zaferi size ihsan edecektir” (Vâkıdî, I, 214). 

1000 KİŞİLİK KUVVET

Resûlullah, Medine’de âmâ sahâbî Abdullah b. Ümmü Mektûm’u vekil bırakarak ikisi atlı, 100’ü zırhlı 1000 kişilik bir kuvvetle yola çıktı.

İslâm ordusu geceyi Şeyhayn’da geçirdikten sonra Uhud dağına doğru yoluna devam etti. İslâm ordusu 7 Şevval 3 (23 Mart 625) tarihinde Cumartesi sabahı Uhud dağına vardı. Sabah namazı burada kılındı. Ordu arkasını Uhud dağına verip Ayneyn tepesini soluna, güneşi de arkasına alıp Medine’ye doğru saf tuttu. Abdullah b. Übey, “Ben meydan savaşına taraftar değildim. Muhammed çoluk çocuğun sözüne uydu, bizim sözümüze itibar etmedi” diyerek 300 kişilik taraftarıyla birlikte ordudan ayrılıp Medine’ye döndü. Onun ve taraftarlarının Uhud’a varmadan önce Şavt mevkiinde ordudan ayrıldığı da nakledilir.

ORDUNUN SAYISI 700’E DÜŞTÜ

Hz. Peygamber sayısı 700’e düşen orduyu savaş düzenine koydu ve en büyük sancağı Mus‘ab b. Umeyr’e verdi. Ordunun sağ ve sol kanatlarına, öndekilere ve arkadakilere kumandanlar tayin etti. Ardından cihadın önemi hakkında bir konuşma yaptı.

50 OKÇU OKÇULAR TEPESİNE YERLEŞTİRİLDİ

Düşmanın cephe gerisinden saldırıp İslâm ordusunu arkadan vurmasını önlemek için Abdullah b. Cübeyr kumandasındaki elli okçuyu Uhud dağının karşısında, ordusunun sol tarafında kalan, daha sonra Cebelürrumât (okçular tepesi) diye adlandırılan Ayneyn tepesine yerleştirdi.

OKÇULARA: KESİNLİKLE YERİNİZDEN AYRILMAYIN

Okçulara, galip gelinse bile ikinci bir emre kadar kesinlikle yerlerinden ayrılmamalarını, düşman ordusunun arkadan saldırması halinde ok atarak onları geri püskürtmelerini emretti. 

OKÇULAR YERİNDEN AYRILINCA…

Savaş mübâreze ile başladı. Kureyş ordusundan ileri atılan ordu sancaktarı Talha b. Ebû Talha’yı Hz. Ali, Talha’nın ardından meydana çıkan kardeşi Osman’ı da Hamza öldürdü. Savaşın kızışmasıyla düşman ordusunun merkezine kadar ilerleyen müslümanlar yirmiden fazla müşriği katletti. Müşrik ordusunun sancaktarları ölmüş ve sancağı yerden kimse kaldıramamıştı. Müslüman askerler, düşmanı savaş alanından uzaklaşıncaya kadar kovaladıktan sonra kesin galibiyet kazanıldığı düşüncesiyle ganimet toplamaya başladılar. Ayneyn tepesindeki okçuların çoğu da düşmanın bozguna uğradığını görünce ganimetten mahrum kalmamak için yerlerini terketti.

MÜSLÜMANLARA ARKADAN SALDIRDILAR

Bu sırada müslümanları arkadan vurmak için fırsat kollayan Hâlid b. Velîd harekete geçti. Yerlerinden ayrılmayan ve kendisini durdurmaya çalışan Abdullah b. Cübeyr ile on arkadaşını şehid ettikten sonra Ayneyn tepesinin doğusundan ilerleyerek İslâm ordusunun arkasına sarkan Hâlid b. Velîd ganimet toplamakla uğraşan müslüman askerler üzerine âni bir baskın yaptı. Bunu gören Kureyş ordusu da geri dönüp saldırıya geçti. İki kuvvet arasında kalan müslümanlar paniğe kapıldı.

HZ. HAMZA ŞEHİT EDİLDİ

Bir kısmı silâhlarını bırakmış ve saflar bozulmuştu. Tekrar silâha sarılıp çarpışmaya başladıkları sırada Hz. Hamza, Vahşî b. Harb tarafından şehid edildi.

HZ. PEYGAMBER YARALANDI

İbn Kamîe, Hz. Peygamber’in yanına kadar sokulup bir kılıç darbesiyle onu yüzünden yaraladı, aldığı darbenin etkisiyle Hz. Peygamber’in miğferi ikiye bölününce halkaları yüzüne battı. Utbe b. Ebû Vakkas’ın attığı taşla alt dudağı yarıldı ve bir dişi kırıldı. Abdullah b. Şihâb’ın darbesiyle de alnından yaralandı. Übey b. Halef, Resûl-i Ekrem’i öldürmek için harekete geçtiyse de Resûl-i Ekrem bir mızrakla onu atından düşürdü. Übey bunun etkisiyle Mekke’ye dönerken yolda öldü. Resûlullah, Medine’den Mekke’ye gidip müşriklere destek veren Ebû Âmir’in savaştan önce kazdırdığı çukurlardan birine düştü ve diz kapakları yaralandı. O durumda bile, “Ey rabbim! Kavmime hidayet et, çünkü onlar gerçeği bilmiyor” diye dua etti. 

Uhud Savaşı'nda Hz. Peygamber’in bir ara sığındığı kaya aralığı

Hz. Ebû Bekir, Ömer ve Ali ile birlikte bir grup sahâbî Hz. Peygamber’i korumak için etrafında bir halka oluşturdular. Ebû Dücâne vücuduyla onu bir kalkan gibi koruyor, Sa‘d b. Ebû Vakkas da düşmana ok atıyordu. Düşmanın kılıç darbelerine karşı Resûl-i Ekrem’i koruyan Talha b. Ubeydullah aldığı yaranın etkisiyle çolak kaldı. Bu arada Mus‘ab b. Umeyr, İbn Kamîe tarafından şehid edildi. Bunun üzerine Resûlullah sancağı Hz. Ali’ye verdi. Mus‘ab’ı öldüren İbn Kamîe, Hz. Peygamber’i öldürdüğünü sanmış ve Peygamber’in öldürüldüğünü etrafa yaymaya başlamıştı. Bu şâyianın etkisiyle müslümanlar panik içerisinde dağılmaya başladılar. Bazıları parolayı unuttu, bu durum birbirlerini öldürüp yaralamalarına yol açtı.

EY MÜMİNLER MÜJDE

O esnada Resûl-i Ekrem’i gören Kâ‘b b. Mâlik, “Ey müminler, müjde! Resûlullah burada” diye haykırınca müslümanlar toparlandı. Hz. Peygamber, etrafında sahâbîler olduğu halde Uhud kayalıklarına çekildi. Bu sırada Ebû Süfyân ve arkadaşları kayalıklara doğru ilerlemeye kalkıştılarsa da müslümanlar attıkları taşlarla düşmanları uzaklaştırmayı başardılar. Savaş böylece sona erdi.

Resûlullah yaralı olduğu için öğle namazını oturarak kıldı; sahâbîler de ona uyup oturarak kıldılar.

BİZİM ÖLÜLERİMİZ CENNETTE

 Ebû Süfyân’ın, “Savaş sırayladır; bugün Bedir Savaşı’na bedeldir” sözlerine mukabil Hz. Ömer, “Evet ama eşit değiliz. Zira bizim ölülerimiz cennette, sizin ölüleriniz cehennemdedir” karşılığını verdi. Ebû Süfyân, “Gelecek yıl sizinle Bedir’de buluşalım ve savaşalım” diye meydan okuyunca Hz. Peygamber’in emriyle Hz. Ömer, “Olur, inşallah!” dedi. Bir yıl sonra Resûl-i Ekrem ashabıyla Bedir’e gelerek bir hafta boyunca Mekkeliler’i beklemiş, ancak Ebû Süfyân ve ordusu savaş yerine gelme cesareti gösterememiştir.

MÜSLÜMANLAR 70 ŞEHİD VERDİ

Uhud Gazvesi’nde müslümanlar yetmiş şehid vermiş, Hanzale b. Ebû Âmir dışındaki şehidlerin hepsine işkence yapılmış, organları kesilmiştir. Müşrikleri destekleyen Hanzale’nin babası Ebû Âmir oğlunun cesedine işkence yapılmasına engel olmuştur.

HZ. HAMZA’NIN CİĞERİNİ SÖKTÜ

Vahşî, Hz. Hamza’nın ciğerini sökerek Bedir Gazvesi’nde babası, amcası ve kardeşi öldürülen Ebû Süfyân’ın karısı Hind’e götürmüş, Hind ciğerden bir parçayı ağzına alarak çiğnemiş, Vahşî’ye de mükâfat olarak ziynet eşyalarını vermiştir.

Resûl-i Ekrem amcası Hamza’nın ciğerinin çıkarıldığını, burnunun ve kulaklarının kesildiğini görünce çok üzülmüş, halası Safiyye kardeşi Hamza’nın şehid edildiğini duyunca savaş alanına gelmiş, büyük bir üzüntü içinde dua ve istiğfarda bulunmuştur. 

Hazreti Hamza'nın şehit edildiği Uhud Savaşının seyrini değiştiren yer: Okçular Tepesi

İslam tarihinde önemli bir yeri olan Uhud savaşının yapıldığı tarihi alan da her gün dünyanın farklı bölgelerinden gelen çok sayıda Müslümanı ağırlıyor. Özellikle Uhud savaşının seyrini değiştiren Okçular Tepesi, farklı dillerde yapılan dualara tanıklık ediyor. Yetkililerin tüm uyarılarına rağmen ziyaretçilerin hatıra olarak aldığı taş ve topraklar nedeniyle zaman içinde tepenin daha da küçüldüğü görülüyor. Peygamber şehrinin ziyaretçileri, Uhud Savaşı'nda şehit edilen 70 sahabeden başta Hazreti Muhammed'in amcası Hazreti Hamza ve Musab bin Umeyr olmak üzere burada bulunan Uhud şehitlerini ziyareti sırasında duygulu anlar yaşıyor.

UHUD SAVAŞI’NIN SONUÇLARI

Uhud Gazvesi müslümanlar için ders ve ibretle doludur. Resûlullah her zaman olduğu gibi bu savaşta da istişareye önem vermiş, Ayneyn geçidine yerleştirdiği okçuların onun emrine uymamaları ve yerlerinden ayrılıp ganimet toplamaya başlamaları savaşın seyrini değiştirmiştir. Bu da zaferin sabırla ve kumandanın emirlerine itaatle kazanılabileceğini göstermektedir. Ganimet elde etme arzusu Allah rızasını kazanmanın ve Hz. Peygamber’e itaatin önüne geçmiş, bu durum yenilgiye yol açmıştır. Öte yandan müslümanlar Uhud’da fazla kayıp vermekle birlikte ezilmemiş, hatta savaşın sonuna doğru toparlanarak düşmanı takip etmiştir. Geri dönüp onlarla savaşma cesareti gösteremeyen müşrikler birçok müslümanı öldürüp intikam duygularını tatmin etmiş, ancak müslümanları ortadan kaldırma ve Medine’yi işgal etme amaçlarını yine gerçekleştirememiştir. 

MİLYONLARCA MÜSLÜMAN UHUD DAĞI’NI ZİYARET EDİYOR

Hazreti Muhammed'in mescidi (Mescid-i Nebevi) ile kabrinin (Ravza-i Mutahhara) bulunduğu Suudi Arabistan'ın Medine kentindeki Uhud dağı ve Mescid-i Kıbleteyn, Müslümanların kentte en çok ziyaret ettiği mekanların başında geliyor.

Namaz esnasında kıblenin değiştiği mekan: "Mescid-i Kıbleteyn"

Umre ibadetini yerine getirmek için Suudi Arabistan'a gelen Müslümanların Medine'de Mescid-i Nebevi'den sonra sıklıkla ziyaret ettiği mekanların başında Mescid-i Kıbleteyn yer alıyor. Medine'nin kuzeybatısında bulunan mescid, hicretin ikinci yılında Hazreti Peygamber'in öğle namazını kıldırdığı esnada aldığı ilahi emirle yönünü Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'dan Mekke kentindeki Kabe-i Muazzama'ya çevirmesi nedeniyle "iki kıbleli mescit" anlamına gelen "Mescid-i Kıbleteyn" adı ile biliniyor. Uzun yıllar iki mihrabı birden barındıran mescitte, son yıllarda yapılan restorasyon sonrasında Mescid-i Aksa'ya yönelen mihrabın kaldırıldığı görülüyor.

 

 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>Olay, Çin´in Jiangxi eyaletindeki Nanchang şehrinde meydana geldi. Kafası pencerenin demir parmak

Kafası Demir Parmaklıklara Sıkışan Küçük Kızı Kurtarma Anı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

2019'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren en yeni yerler

Sarımsak antibiyotikten daha etkili