• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
29 Ağustos 2012 Çarşamba 04:13 | Son Güncelleme:

'Kamu alımlarında yerli ürünlere avantaj sağlanacak'

'Kamu alımlarında yerli ürünlere avantaj sağlanacak'

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, kamu alımlarında yerli ürünlere fiyat avantajı sağlanmasına ilişkin, ''İnşallah Kamu İhale Kanunu'nda yapacağımız değişiklikle bu konuda daha sağlam bir yerde durmuş olacağız'' dedi.

Ergün, Kocaeli Ticaret Odası'nın (KOTO) meclis toplantısında yaptığı
 konuşmada, Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu'nda Türkiye'nin sanayisini, eğitim
 sistemini dönüştüren çok önemli kararlar alındığını söyledi.
         Kamu alımlarında yerli ürün kullanımının zaruri olması gerektiğine işaret
 eden Ergün, ''Bununla ilgili yasal bir düzenlemeyi Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu
 kararları çerçevesinde gerçekleştirmiş olacağız. 'Yüzde 15 pahalı bile olsa
 Türkiye'de üretilen ürünler alınsın' diye bir teşvik uygulaması var. Bu
 uygulamaya uyan var, uymayan var. Yerel yönetimler, bazı kamu idareleri, Devlet
 Malzeme Ofisi (DMO) bile bazen uymuyor. Bu politikaları en çok uygulaması gereken
 devlet mekanizması... Sen burada ihmalkarlık gösterirsen, yerel yönetim
 ihmalkarlık gösterirse olmaz'' şeklinde konuştu.
         Ergün, yerel yönetimlerin otobüs alımlarında Türkiye'de üretilen
 otobüsleri tercih etmeye başladığına dikkati çekerek, kapanmak üzere olan otobüs
 fabrikalarının üretimlerini artırdığını ve yeni yatırımlar yapmaya başladığını
 anlattı.
         Amerika Devleti'nin bile halkının ülkesinde üretilen ürünleri tüketmesi
 için kampanyalar düzenlediğini anlatan Ergün, ''Bu kadar iç potansiyelimiz var,
 iç potansiyelimizi sektörlerimizin gelişmesinde kullanmamak gibi bir yanlışlık
 olabilir mi? Biz ihmalkar davranıyoruz. İhmalkarlığın faturası, maliyeti ileride
 çok büyük olur. İnşallah Kamu İhale Kanunu'nda yapacağımız değişiklikle bu konuda
 daha sağlam bir yerde durmuş olacağız'' diye konuştu.
        
         -Dış politika-
        
         Türkiye'nin tarihi kimliği ve misyonunu yeniden hatırladığını ve kendine
 gelmeye başladığını vurgulayan Ergün, tarihte önemli roller oynadıklarını,
 gelecek dönemde de Türkiye'nin dünyaya katkısı sağlayacağını kaydetti.
         Türk milletinin herkesin birbirinden etkilendiği dünyada, dünyayı iyi
 istikamette etkileyebilecek imkan ve kabiliyete sahip olduğunu dile getiren
 Ergün, şöyle devam etti:
         ''Bir yanlış iş oldu mu, yalnızca yanlışı yapanlar zarar görmüyor. O
 yanlışla alakası olmayan çok masum insanlar zarar görüyor. O zaman yanlışlarla
 iyi mücadele etmek gerekir, dünyanın neresinde yanlış yapılıyorsa o yanlışa
 kayıtsız kalamayız. Bazen Türkiye'nin bu çabalarını kınıyor, 'Sen ne karışıyorsun
 oradaki işe' diyorlar. Oradaki yanlışın bana 10 yıl sonra maliyetinin ne
 olacağını biliyor musun? Maliyetler bugün başladı.
         Bu işler, Türkiye'nin yükseliş sürecinde bazı zorlukları da karşımıza
 çıkartmıyor değil. Yaşadığımız coğrafya zorlu bir coğrafya. Bu coğrafyada 'azıcık
 aşım, kaygısız başım' deme şansınız yok. Bir taraftan aşımızı büyütmeye, diğer
 taraftan başımızın ağrısını azaltmaya çalışacağız.''
         Dünyada iyi ve faydalı işlerin olmasını istemeyen, yanlış işlerin
 devamını arzulayanların olabileceğine dikkati çeken Ergün, bölge coğrafyasında
 istikrar, barış, huzur ve demokrasinin hakim olmasını arzuladıklarını
 hatırlattı.
        
         -Terör meselesi-
        
         ''Türkiye'nin bir numaralı siyasi sorunu terör meselesidir'' diyen Ergün,
 vatandaşların hakları, demokrasi ve hukukla terör meselesini birbirinden
 ayırdıklarını, en iyi demokrasi, en iyi insan hakları ve en iyi hukuk sistemine
 sahip devletin Türkiye olması için çabaladıklarını bildirdi.
         Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
         ''Bir ülkede her şey güllük gülistanlık olsa da terör olabilir. Bazen
 tersi de olur. 'Çok demokrasi, hukuk var, onun için terör oluyor' derler.
 Demokrasiden, hukuktan, insan haklarından taviz vermeyi gerektirecek bir durum
 yoktur. En iyi demokrasi, en iyi insan hakları, en iyi hukuk devleti Türkiye'de
 olmalıdır. Türkiye bu konudaki ilerlemesinden asla vazgeçmemelidir. Tam ve kamil
 bir demokrasi ama tam ve kamil bir terörle mücadele... Her ikisinin de tam ve
 kamil yapılması halinde başarı elde edilebilir.
         Hak ve özgürlükler alanını genişleterek, hukuku güçlendirerek, terörün
 istismar ettiği alanları kurutuyoruz. Bu alanlar önemli oranda kurudu, daha da
 kuruması gereken alanlar var. Demokratikleşme, hukuk, Türkiye'nin özgürlükler
 hamlesinden vazgeçmeyeceğiz. İster etnik sorun yaşayanlar, ister dini sorun
 yaşayanlar, nasıl sorun yaşarsa yaşasınlar, bu sorunların yaşanmayacağı bir
 Türkiye inşa etmemiz lazım. Kimse etnik farklılığı, dini farklılığı nedeniyle
 sorun yaşamamalı.''
         Türkiye'nin ileri gitmesinin rahatsızlık oluşturabildiğine işaret eden
 Ergün, Türkiye'nin çevresinde kaos olmaması için büyük çaba harcadıklarını
 anlattı.
         2003 yılında Irak'ın işgali sırasında ciddi bir mekik diplomasisi
 yaşandığını anımsatan Ergün, ''Bir anda Çin'de, Suriye'de, İran'da, Amerika'da,
 tüm Avrupa Birliği ülkelerinde, bir taraftan Başbakanımız, diğer taraftan
 Dışişleri Bakanımız, bakan arkadaşlarımız mekik diplomasisiyle şuna ikna etmeye
 çalıştık, 'Irak'ın işgaliyle varılabilecek bir yer yok. Biz buralarda 500 yıldan
 fazla kaldık, Pandora'nın kutusunu açtığımızda içinden ne çıkacağı belli olmaz,
 yönetilemez bir hale gelir. Bu iş için başka yollar bulunması lazım', ikna
 edemedik. Saddam Hüseyin gitti, peki istikrar, barış, huzur, demokrasi geldi mi?
 Bilakis kaos hem Irak için hem de geniş bir bölge için devam ediyor'' ifadelerini
 kullandı.
        
         -Suriye ile ilişkiler-
        
         Dünya ülkelerini ikna etmeden huzur ve istikrarın sağlanamayacağını
 vurgulayan Ergün, Suriye ile ilişkiler konusunda şunları söyledi:
         ''Suriye'yi ikna etmeye çalıştık. 'Suriye'de bir huzur olsun. Komşumuzda
 huzur olursa bizde de huzur olur. Komşumuz iyi olursa biz de iyi oluruz. Halk
 size destek veriyor, sizden umutlu. Biz de size destek verelim, gelin şu ülkede
 demokrasiyi, insan haklarını, özgürlükleri genişletin. Yapılması gereken
 reformları yapın, biz de sizi destekleyelim'... Hep bu istikamette Suriye'de
 gelişmeler olmasını istedik. Bu yanlış mı? Bunu yapmak için dostluk kurmanın nesi
 yanlış?
         'Onlarla can ciğer kuzu sarmasıydınız, ailece gidip geliyordunuz'
 diyorlar. Evet, bunun için gidip geliyorduk, buna ikna etmeye çalışıyorduk. Bizim
 sözümüzü dinlemek yerine başkasının sözünü dinlemeyi tercih ettiler. Şimdi tablo
 vahim. O vahim tablodan biz etkilenmiyor muyuz? Daha etkilenmeye de devam
 edilecektir.''
         Suriye ile ilişkiler konusunda bulunulan ortamın terör örgütlerinin daha
 serbest olmasına neden olduğunu anlatan Ergün, ''Daha çok silah, patlayıcı,
 mühimmat bulma imkan ve kabiliyetine sahip oluyorlar. Biraz da destekleniyorlar.
 Bugün Türkiye'nin terörle mücadelesi bir terör örgütüyle mücadelesi değildir.
 Türkiye'nin terörle mücadelesi bir çok uluslararası istihbarat ve güç odaklarıyla
 mücadelesidir. İşin zorluğu ve karmaşıklığı da buradadır'' dedi.
        
         -''Gaziantep'te herkes aynı safta yer aldı''-
        
         ''Mesele DHKP/C, TİKKO gibi bir terör örgütüyle mücadele meselesi değil''
 diyen Ergün, sözlerini şöyle tamamladı:
         ''Son derece uyanık, akıllı, tahriklerden uzak, sağduyulu hareket etmemiz
 gerekiyor. Devlete ve halka terör, yanlış yaptırmak isteyebilir. Bizi yanlış
 davranmaya, yanlış politikalar geliştirmeye, yanlış hareketlere sevk etmek, onun
 en büyük arzusudur. O arzuyu gerçekleştirmelerine asla izin veremeyiz. Güvenlik
 güçlerimiz teröre karşı son derece büyük bir mücadele veriyor. Aynı şekilde
 demokrasi, insan hakları, özgürlükler alanındaki adımlarımız devam edecektir.
 Böyle bir ortamda halkımızın daha duyarlı olması ve birlik, beraberlik, bütünlük
 duygusunu güçlendirmesi gerekiyor.
         Gaziantep'te 'Güzel manzaralar oluştu' deniliyor. Gaziantep'te herkes
 aynı safta yer aldı. Hayatını kaybedenler için aynı safta yer almaktan daha
 önemli bir şey var. Yaşayanlar için aynı safta yer almak önemli. Yeni doğanlar,
 problemlerin çözümü için aynı safta yer almak... Yoksa hayatını kaybedenler için
 aynı safta yer almak en kolayı. Hepimiz gider, taziyelerimizi, üzüntülerimizi
 bildiririz.''

AA

<p>DİSK'e bağlı Genel-İş ile Maltepe Belediyesi arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşm

Maltepe'de 5 gündür çöp toplanmıyor

Avni Yıldırım ve Saul Alvarez müsabaka öncesi tartıldı

Konya'da mısır hasadının yapıldığı tarlada 40 metre derinliğinde obruk oluştu!

Kızılcahamam-Çerkeş Tüneli açıldı! Seyahat süresinin 15 dakikadan 3 dakikaya inecek