• $ 6,6752
  • € 7,295
  • 361.254
  • 95834.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş: Türkiye Moskova'da istediğini aldı

AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, Moskova'da varılan mutabakatın Suriye'de siyasi çözümün önünü açacağını belirterek, "Türkiye ezcümle kararlı duruşuyla, ne yaptığını bilen tavrıyla, tarzıyla, Moskova'da istediğini almıştır." dedi.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Bosna Hersek'te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkiye ile Bosna Hersek arasında tarihi ve kültürel anlamda çok derin ilişkiler bulunduğunu kaydeden Kurtulmuş, bugün de bu ilişkileri en üst düzeyde sürdürmeye gayret ettiklerini söyledi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin temel amaçlarından birinin, Balkanlarda istikrar ve kalkınmanın sağlanmasını temin etmek olduğunu dile getirerek bu nedenle tüm Balkan ülkeleriyle yakın ilişkileri sürdürmek gibi temel bir stratejiye sahip bulunduklarını kaydetti.

Balkan ülkelerinin de belli sıkıntıları bulunduğunun farkında olduklarını söyleyen Kurtulmuş, "Türkiye olarak Bosna Hersek başta olmak üzere bütün Balkan ülkeleriyle yakın ilişkilerimizi sürdüreceğiz. Bu ilişkilerimizi daha da ileri götürmek için gayret sarf edeceğiz." diye konuştu.

Suriye'deki duruma da değinen Kurtulmuş, Türkiye'nin sadece bu bölgede oynatılan kuklaları değil aynı zamanda o kuklaların arkasındaki "kuklacıları" da gördüğünü vurguladı.

Kurtulmuş, bir asır önce Osmanlı devletinin yıkılma süreciyle başlayan ve bölgenin her bakımdan dağıtılmasını amaçlayan projenin ikinci versiyonunun devreye sokulduğunu kaydederek, geniş Orta Doğu coğrafyasının bir taraftan etnik ayrıştırmalar, bir taraftan da mezhep farklılıklarıyla parçalanmaya çalışıldığına dikkati çekti.

Yemen, Mısır, Libya, Irak ve Suriye'de yaşananlara işaret eden Kurtulmuş, "En başından beri bu ikinci Sykes-Picot'un esas hedefinin Türkiye olduğunun farkındayız." dedi.

"Oyun aynı oyun"

Kurtulmuş, bugün DEAŞ, PKK/PYD ile bölgeyi dizayn etmeye çalışanların, o zaman da başka emperyal güçlerin oyuncakları olarak bazı terör örgütlerini kullandığını anımsatarak, şöyle konuştu:

"Bir sürü bölge dışı aktörün, kendi bölgesel güçlerini artırmak için kullandığı bir siyaset zeminidir ve maalesef vekalet savaşlarının asli unsurları yüzünden, Suriye tam manasıyla bir kanlı satranç tahtasına döndürülmüştür. Bizim Türkiye olarak başından itibaren buradaki pozisyonumuz bellidir. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız. Biz Suriye'de kimin iktidara geleceğini değil, bundan sonra kimlerin Suriye'yi yöneteceğini değil, Suriye'de bütün halk kesimlerinin işin içerisinde olduğu, demokratik bir Suriye'nin inşasından yanayız. Bunun temin edilebilmesi için Suriye’deki bütün terör örgütlerinin, Türkiye'ye karşı da büyük zarar vermiş olan terör örgütlerinin, Suriye'den ve bölgeden temizlenmesinden yanayız."

"Göç dalgası artık Türkiye için katlanılması zor bir noktaya geldi"

Suriye'deki iç savaşın en ağır faturalarından birinin de göç meselesi olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Bu büyük göç dalgasının artık Türkiye için katlanılması oldukça zor bir noktaya geldiğini biliyoruz ve daha fazla göç dalgası olmaması için Türkiye olarak bütün gücümüzü ortaya koymaya gayret ediyoruz." dedi.

Kurtulmuş, İdlib'de ise bambaşka bir oyun oynanmaya çalışıldığını vurgulayarak "Türkiye olarak buna karşı seyirci kalmayacağımızı başından itibaren ifade ettik. Orada nasıl PYD/PKK üzerinden bize gelen herhangi bir tehdide karşı Türkiye olarak seyirci kalmayacaksak, rejim tarafından da bize yapılan saldırıları da asla cevapsız bırakmayacağız." diye konuştu.

"Türkiye kararlı duruşuyla Moskova'da istediğini almıştır"

Kurtulmuş, Moskova'da sağlanan ateşkesin tam manasıyla sahada uygulanması temennisinde bulunarak, "Suriye'de esas çözümün askeri çözüm olmadığını, mutlaka siyasi çözüm olduğunu ve bunun tek yol olduğunu başından itibaren söylüyoruz. Moskova'da varılan mutabakat, siyasi çözümün önünü açan bir mutabakattır. Türkiye ezcümle kararlı duruşuyla, ne yaptığını bilen tavrıyla, tarzıyla, Moskova’da istediğini almıştır." ifadelerini kullandı.

Suriye meselesinin Türkiye için zorunlu bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu tüm muhataplarının bir kez daha gördüğünü söyleyen Kurtulmuş, "Bir başka ülke için buralar binlerce kilometre ötedeki problemli alanlardır, kriz bölgeleridir. Türkiye için ise hemen komşusunda başlayan büyük bir yangındır. Türkiye bu yangının kendisine sirayet etmesine asla seyirci kalamaz." dedi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin sığınmacı meselesinde de başarılı bir insanlık dersi verdiğinin altını çizerek, "Türkiye, Ege Denizi'nde on binlerce insanı ölümden kurtarmıştır. Türkiye bugün 4 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapıyor. Milletimizden Allah razı olsun. Dünyada böyle bir millet yok. Yarım bardak temiz suyu varsa yarısını bölüşüyor. Yarım somun ekmeği varsa yarısını bölüşüyor. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülke, hiçbir millet böylesine büyük bir mülteci dalgası karşısında dayanamazdı." değerlendirmesinde bulundu.

Batılı devletleri, mülteci krizinin ardındaki esas nedenleri düşünmedikleri için eleştiren Kurtulmuş, "Bu kadar işgallerin, savaşların ve iç çatışmaların olduğu yerde, bu kadar ağır bir küresel gelir dağılımı adaletsizliği sürdüğü sürece, hiçbir politik farklılık olmasa dahi bu göçmenler yaşamak için Batı'ya, gelişmiş ülkelere göç etmek durumunda kalıyorlar. Bırakın Yunanistan gibi kapılarını kapatmayı, gökyüzünü çelikten bir gök kubbeyle bile örtseler dünyadaki bu haksızlıklar, zulümler, adaletsizlikler devam ettiği sürece göçmen meselesi dünyanın bir numaralı gündem maddesi olmaya devam edecektir." diye konuştu.

Suriye'deki rejimin, İdlib'de, Bosna Hersek'te 1990'lı yıllarda yaşananların benzerini yapmaya çalıştığını belirten Kurtulmuş, "Yani ağır bombardımanlarla gideni göndermek, kalanı öldürmek. Türkiye'nin oradaki masumları korumak için harekete geçmesi, bu planı suya düşürdü." dedi.

Kurtulmuş, planın ikinci kısmının ise 4 milyon insanın yarısına yakınını sınıra sürükleyip Türkiye'de yeni bir göç dalgası oluşturmak olduğunu kaydederek, "Bunun Türkiye üzerinde yeni bir siyasal sonuç oluşturacağını biliyorlardı. Böyle bir plan olduğu çok aşikar görünüyor." diye konuştu.

Türkiye'nin tüm bu planları bertaraf ettiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Biz şunu söylüyoruz: Suriye Suriyelilerindir. Suriye'de kim varsa hangi mezhepten, hangi meşrepten, hangi dinden, hangi diyanetten, hangi etnik kökenden, bunların hep beraber oluşturduğu bir Suriye esas alınmalıdır. Yani Kürtleriyle Araplarıyla, Türkmenleriyle, Nusayrileriyle, Sünnileriyle, Ezidileriyle, Hristiyanlarıyla, bütün farklı unsurlarıyla asırlardır bu Suriyeliler nasıl yaşıyorsa kıyamete kadar böyle yaşasınlar. Bizim derdimiz budur." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, krizin yoğun olduğu zamanlarda dahi "Rusya'nın Türkiye ile ipleri koparmayı göze alamayacağını" söylediklerini anımsatarak, Türkiye ile Rusya arasında son yıllarda gelişmiş çok ciddi ilişkiler ve stratejik ittifaklar olduğunu söyledi.

Rusya'nın, Suriye'de rejime arka çıkmasına rağmen, kararlılığını gördüğünde Türkiye'yi kaybetmeyi göze almasının asla düşünülemeyeceğini dile getiren Kurtulmuş, "Aynı şeyi ABD için de söylüyorum. Arada ipler ne kadar gerilirse gerilsin, ABD de asla Türkiye'yi kaybetmeyi göze alamaz. Zaten ne Türk-Amerikan, ne de Türk-Rus ilişkileri böyle linear bir çizgide gelişmemiştir. İnişli çıkışlıdır. Tarih boyunca böyledir." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'nin bir tane ekseni var o da kendi bildiği eksenidir"

Kurtulmuş, "Türkiye'nin eksen kayması yaşadığına" ilişkin eleştirilere işaret ederek, şöyle konuştu:

"Önceden bizde de söyleyenler oluyordu: 'Türkiye, eksen kaymasına uğradı. Türkiye'nin ekseni değişiyor.' Türkiye'nin bir tane ekseni var o da kendi bildiği eksenidir. Türkiye artık ne o paktın, ne şu grubun kendi çıkarları etrafında belirlediği alanda duracak bir ülke değildir. Türkiye'nin milli menfaatleri doğrultusunda belirlediği bir çizgisi var. Türkiye kendi eksenini tahkim etmeye çalışıyor. Daha güçlü bir Türkiye olarak bu bölgede ayakta durması lazım. Bu bölgedeki türbülans uzun süre devam edecek. Filanca grubun çevresinde duran bir peyk ülke olarak Türkiye burada varlığını sürdüremez. Güçlü, bağımsız bir ülke olarak ayakta durması lazım. Kimseyle kategorik olarak düşmanlık yapmıyoruz. Kimsenin de bize zarar vermesini müsaade etmiyoruz."

"Başkalarının ne yaptığıyla ilgilenecek vaktimiz yok"

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını hakkında da konuşan Kurtulmuş, Sağlık Bakanlığının konuyla ilgili çok ciddi bir süreç yürüttüğünü söyledi.

Kurtulmuş, "Dünya koronavirüs ortaya çıktığında nasıl hareket edeceğini bilemezken, Türkiye Çin'de 'Koca Yusuf' operasyonu yaparak vatandaşlarını alarak Türkiye'ye getirme becerisini gösterdi. Şüphe görünen her yerde testler yapılmıştır ve bu testleri en hızlı yapan ülkeyiz." ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulunda yaşanan kavgaya da değinen Kurtulmuş, "Şehitlerimizin olduğu, Türkiye'nin gerçekten zor bir süreçten geçtiği, Erdoğan-Putin görüşmesinin bir gün öncesinde o görüntüler Meclise yakışmadı. Keşke olmasaydı. Görüntülerin ortaya çıkmasının sorumlusu CHP Grup Başkanvekilidir. Söylediği her kelimesini kasten seçerek seçilmiş Cumhurbaşkanımıza karşı ağıza alınmayacak, sokakta söylenmeyecek, son derece ağır hakaretleri bilerek, kasten, taammüden seçtiği kelimelerle suç işlemiştir. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Bu seviyesiz, ahlaksız, karaktersiz bir tavırdır. Zaten gerekli soruşturma da başlatıldı. Bu mesele sadece Meclisi değil, CHP'yi ilgilendiren de bir meseledir. CHP de bu adamla ilgili soruşturma başlatmalı ve gerekli cezayı vermelidir." diye konuştu.

Cumhur İttifakı'nın, genel çerçevesinde son derece dengeli ve uyumlu devam ettiğini söyleyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bizim için önemli iki mesele var. Eğer biz bu alanlarda sorumluluklarımızı yerine getirirsek zaten siyasette boşluk alanı asla ortaya çıkmaz. Bunlardan birisi söylemdir. AK Parti'nin dört temel özelliği var. Yerli ve milli, demokrat, reformcu ve kapsayıcı bir parti. Türkiye'nin her kesimini içine alabilen bir parti. AK Parti bu özelliklerini, tabiri caizse cıvatalarını sıkıştırarak kuvvetlendirir, çok güçlü bir şekilde söylemini devam ettirirse, zaten söylem üstünlüğünü elinde tutacaktır. İkincisi ise eylem alanıdır. Toplumda sevilen, halkın itimat ettiği yerel aktörlerimizi çoğaltabilirsek, güçlü ve çelik gibi bir kadroyla yolumuza devam edersek siyasetin dominant unsuru olmaya AK Parti devam edecektir. Başkalarının ne yaptığıyla ilgilenecek vaktimiz yok"

(AA)


O camiide ilk kez hoparlörden ezan okundu!

O camiide ilk kez hoparlörden ezan okundu!

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Koronavirüs karantinası en çok kapıcıların işini artırdı

Bursa'da üretilen entübasyon kabini Şehir Hastanesinde kullanılmaya başlandı