• $ 5,656
  • € 6,4097
  • 239.5
  • 99.486
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Sebze-meyveyi ucuzlatacak formül: İsrafa karşı özel ambalaj

Afrin harekâtıyla gözler sınır kapılarına çevrildi. YPG/PYD ve DEAŞ’lı teröristlerin ve silah ve mühimmat geçişleri sıkı güvenlik tedbirleriyle önleniyor. Gümrük kapıları nasıl korunuyor? Yüz tanıma sistemleri nasıl çalışıyor. Bölge ülkelerle ticarette hangi noktadayız? FET֒cüler kaçmak için hangi yöntemleri kullanıyor. Sebze ve meyve üreticilerini bekleyen yeni yasalar ne zaman uygulanacak? AKŞAM Gazetesi’nden Pınar Işık Ardor sordu, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci yanıtladı.

x

AKŞAM-PINAR IŞIK ARDOR

Türkiye’nin Suriye’de yaptığı Afrin ‘Zeytin Dalı operasyonu ’nu, ABD, AB ve diğer ülkelerle ilişkiler bazında nasıl değerlendiriyorsunuz?

“DÜNYAYA ÖRNEK TEŞKİL EDECEK BİR OPERASYON YÜRÜTÜYORUZ”

Türkiye uzun yıllardır terörle mücadele ediyor. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra Türkiye, terörle mücadeleye farklı bir konsept getirdi ve o günden bugüne büyük başarılara imza atıldı. Terörü kırsalda ve şehirde hareket edemez konuma getirdik. Tabii bu terör örgütlerinin yurt dışında da uzantıları var ve sınırlarımızın hemen yanı başında YPG/PYD terör örgütü bir terör koridoru oluşturmaya çalışıyor. Türkiye’de buna müsaade etmeyeceğini açıkça ifade etti. Netice itibarıyla biz sınırlarımızın hemen yanı başındaki teröre karşı operasyon düzenledik ve bu başarılı bir şekilde devam ediyor. Bizim Suriye’nin bir karış toprağında gözümüz yok. Bu ne orada yaşayan kimlikler üzerine ne Suriye vatandaşına ne Suriyeli Kürtlere karşı yapılan bir operasyon değil tamamen teröre odaklanmış. Dünyaya örnek teşkil edecek şekilde kılı kırk yarar gibi bu operasyonları yürütüyoruz. Çok hızlı ilerleyeceğimiz bir operasyonda siviller zarar görmesin diye çok titiz ve yavaş ilerliyoruz. Biz bunu hatırlarsanız Sur’da, Nusaybin’de, Cizre’de yaptık ve orada da aylarca iğneyle kuyu kazar gibi operasyon yapıldı. Sivillere zarar gelmesin diye.

Örnekleri var. İsrail ve ABD’nin daha önce yaptıklarına bakarsak gerçekten Türkiye parmakla gösterilir.

“TERÖR TEHLİKESİ OLMAYAN BÖLGELERE YATIRIM GÜVENLE GİDER”

ABD’de orada operasyon yapıyor ama hassasiyetin ne kadar olduğunu kamuoyu vicdanına sunmak lazım. Genelkurmay Başkanımız da ‘siz emir verseniz sivilleri gözetmeden gidin deseniz bile Türk ordusu bu hassasiyeti gösterecek kültüre ve geleneğe sahip’ dedi. Biz oraya insani yardımla, doktorumuzla, yiyecek giyeceklerinin karşılanmasıyla gidiyoruz. Biz bunu El Bab’ta da Cerablus’ta da yaptık. Şu anda oraların alt yapısının tamamını Türkiye karşılıyor. Operasyon bittiğinde biz orayı Afrinlilere bırakıp geri döneceğiz. Sınır güvenliğimizi aldığımızda sınıra komşu olan iller noktasında olumlu yansımalar yaşanacak. Çünkü terör tehlikesi olmayan bölgelere yatırım güvenle gider. Yatırımcı istikrarı, huzuru, güveni sever. Dolayısıyla o sınırdaş illere de katkısı olacağına inanıyorum.

Sınır dediniz oradan devam edelim. Sınır güvenliğimiz çok önemli. PKK/PYD ve DEAŞ teröristlerinin silah ve mühimmat geçişleri, terörist geçişleri için önlemler nedir?

“DEAŞ’LILAR IRAK PASAPORTUYLA GİRMEYE ÇALIŞIYOR”

Biz sınırlarımızın güvenliğini almak için sınıra duvar örüyoruz ve güney sınırlılarımızdaki duvarlar da büyük oranda bitmek üzere. Sınır güvenliğimiz arttıkça gümrük kapılarındaki güvenlik de önem arz etmeye başladı. Daha önce sınırlardan girebilen terörize grupların ya da kaçakçıların gümrük kapılarından şu veya bu şekilde girme teşebbüsleri olabiliyor. Özellikle Afrin operasyonu başladıktan sonra kapılarda tedbirlerimizi artırdık. Personel sayısı, araç- gereç bakımından ve eğitimli köpeklerimizle çalışıyoruz. Nasıl girmeye çalışıyorların analizini yaptığımızda daha çok DEAŞ’tan ayrılan veya DEAŞ’ın o bölgede çökmesiyle beraber bir takım

C:\Users\pinar.isik\Desktop\bulent tufenkci foto\DSC_0063-01 (2).jpeg

DEAŞ’lıların Irak pasaportu veya göçmen kimlikleriyle mülteci olarak sıradan sivil vatandaş gibi girmeye çalıştıklarını görüyoruz. Yine çatışmalarda yaralananlar muhalif gibi girmeye çalışıyor. Biz de buna göre gerek emniyet birimlerimizle irtibata geçerek gerekse gümrük muhafazadaki arkadaşlarımızın dikkati sayesinde tedbir alıyoruz. Ayrıca mühimmat, patlayıcı ve uyuşturucu geçişlerini detektör köpeklerimiz vasıtasıyla önlüyoruz.

“HABUR’U UYUŞTURUCU GEÇİŞLERİ İÇİN DENEMEYE BAŞLADILAR”

Suriye’de başıboşluktan dolayı özellikle sentetik uyuşturucuların imalathaneleri vardı. Bu uyuşturucuların ülkemize girişi bakımından ciddi anlamda tedbir alıyoruz ve yapılanmalar yapıyoruz. Habur üzerinden uyuşturucu girişleri olmuyordu ama geçen gün eroin yakalandı 20 kilo civarında. Habur’da uzun süreden beri ilk yakalanan uyuşturucu olması bakımından yeni bir rota olarak deneme yapmaya başladılar diye düşünülebilir ama fırsat vermeyeceğiz.

Ülkeye yasadışı girişlerin önlenmesi amacıyla kurulan yüz tanıma sistemi aktif çalışıyor sanırım. Bu sistem işimize yarıyor mu?

Biz kapılarda gerek plaka tanıma sistemi gerekse yüz tanıma sistemiyle özellikle tanımlanan teröristlerin ülkemize girişlerini engelleme noktasında önemli bir görev ifa ediyoruz. Bunun iki türlü teröristlerin girişini engelleme noktasında bir kazanımı var.  

Yüz tanıma sistemi aranan isimler üzerinde etkili sanırım.

Arananlar için bu işe yarıyor ama arama kaydı noktası olmayanlar için de ı ülkemize girdiklerini anlıyoruz. Girişleri güvenlik birimlerimizle, polisimiz, jandarmamızla paylaşıyoruz. Bu noktada acaba ülkemizde girişler var mı diye analizlerden de takip noktasında faydalanıyoruz.

Güneydoğu sınırımızda PKK/PYD/YPG ve DEAŞ teröristleriyle mücadele devam ederken FETÖ özellikle Sarp sınır kapısını kullanıyor. Burada ki önlemleri de konuşalım isterim. Ayrıca FETÖ Yunanistan üzerinden de kaçış yapmaya çalışıyor. Nasıl yöntemler kullanıyorlar?C:\Users\pinar.isik\Desktop\bulent tufenkci foto\DSC_2753.jpg

“FET֒CÜLER SAHTE KİMLİKLE YURTDIŞINA KAÇMAYA ÇALIŞIYOR”

Daha çok onlar Ege sahillerinden, kapıların dışında, açıklardan kaçmaya çalışıyorlar ama kapılarda biz güvenlik noktasında gerçekten epeyce dikkati artırdığımız için son zamanlarda bu geçişlerin çok azaldığını görüyoruz. FET֒cüler sahte kimlikle, pasaportlarla yurt dışına çıkmaya çalışıyor. Sadece bu şahısların geçmesiyle değil eşyalarının, belgelerinin gönderilmesiyle de mücadele ediyoruz. En son Kocaeli’nde yakalanan bir konteynırda FET֒nün Kaynak Holding’in ortaklarından birisine gönderilmek üzere evraklar, bir dolar gibi veya kişisel eşyalar dâhil olmak üzere yakalandı. Biz yakaladıktan sonra savcılığa teslim diyoruz. Sadece bu da değil.  PTT ile kargo ile gönderilerinde küçük evrakların da gitmesini önleme noktasında önemli görev ifa ediyoruz. Gümrük Muhafazadaki arkadaşlarımızı sürekli uyarıyor, eğitim veriyor ve bu noktada hassas olmalarını istiyoruz.

Ovaköy sınır kapısı için ‘1-2 ay gibi bir süreci var’ dediniz. Ovaköy neden önemli? Amacı ne bu kapının açılmasının?

“KEK TOPLANTISI OVAKÖY İÇİN BİR FIRSAT”

İhracatımızda Irak ilk üç içinde olan devletlerden birisi. Bizim Irak’a TIR ticareti, transit ticaret ve mal ticareti yönünden en önemli ve tek kapımız Habur sınır kapısı. Biz istiyoruz ki bir alternatif kapımız olsun. Herhangi bir nedenle bu kapı kapandığında veya o kapının görev yapması sıkıntıya girdiğinde diğer kapıdan ticaretimiz devam etsin istiyoruz.  Yolcu giriş çıkışına maruf Üzümlü kapımız var. Üzümlü’yü de geçen sene açtık. Ama istiyoruz ki Ovaköy’de Habur gibi büyük bir mal ticaretinin yaşandığı bir kapı olsun. Bunu Irak hükümeti de istiyor ve önümüzdeki hafta 28’inde KEK İş Başkanları toplantısında bu konuyu ele alıp teknik anlamda çalışmaların hızlandırılması noktasında iki tarafın da talimat vermesini bekliyoruz. Biz zaten verdik ama mayıs ayında Irak’ta bir seçim olacağı için biraz da Irak kendi seçimlerine odaklandığından bu anlamda işler yavaş gidiyor. KEK toplantısını bir fırsat olarak görüyoruz. Ovaköy hem o bölgenin hem de Türkiye, Irak ticaretinin gelişmesi bakımından önemli.

“OVAKÖY’ÜN AÇILMASIYLA ÇİFTE VERGİLENDİRME KALKACAK”

Ovaköy’ün açılmasıyla beraber Suriye’nin bu kargaşası geçtiğinde Suriye’ye ticaretimiz noktasında da farklı bir bölgeye ulaşımın da kolaylaşacağı ortada. Sadece Irak’a değil bu kapıyla beraber bizim Körfez’e de ulaşmamızın maliyeti çok daha ucuz olacak. Habur sınır kapısındaki çifte vergilendirmeyle Türk malları karşı karşıya kalıyor. Ovaköy’le beraber bu çifte vergilendirme de ortadan kalkacak. Ovaköy tamamen merkezi hükümetinin kontrolünde.

Kuzey Irak'taki sözde referandum sonrası Ankara ile Erbil arasındaki ipler gerildi. Türkiye'nin en büyük pazarları arasında yer alan Irak'la ekonomik ilişkilerin geleceği merak ediliyor. Ticari ilişkilerde son durum nedir?

“KUZEY IRAK REFERANDUMUNDAN SONRA IRAK MERKEZİ HÜKÜMETİYLE DAHA YAKIN İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYİZ”

Ticaretimiz normal seyrinde devam ediyor ve hatta artan bir ticaretimiz var. Kuzey Irak referandumundan sonra Irak merkezi hükümetiyle biraz daha yakın iş birliği içinde çalışmaktayız ve netice itibariyle Türkiye Irak ilişiklerinde olumlu pozitif bir hava var ve bu ticarete de yansıyor.  Daha önce tarife dışına çıkartılmaya çalışılan engelleri ortadan kaldırma noktasında iki tarafta çok daha istekli durumda.

Rusya ile ticarette kısıtlamaların kaldırılmasının ardından kazanımlar ne noktada? Ticarette daha ileriye gidilebilir mi? Bunun işaretleri var mı? Rusya’yla geldiğimiz noktayı nasıl okuyorsunuz?

Bu tür ilişkilerde tam güven veya güvenmemek diye bir kavram olmaz. Karşılıklı çıkar ilişkileri olur. Şu anda Rusya’yla Türkiye işbirliği içinde ve iki liderin de olumlu çabalarıyla ticari, ekonomik ve diğer alanlarda iş birliklerimiz mevcut ve şu anda ticaretin geliştirilmesi ve konulan hedefleri yakalayabilmek adına da iki ülkenin yetkilileri gayret gösteriyorlar. Karşılıklı ticareti kolaylaştırma adına bir takım kolaylıklar sağlıyorlar.

Bir tık ileri gitme beklenir mi?

İki ülkenin de potansiyeli buna müsait. Buna biraz da iki ülkenin girişimcileri karar verecek. Bir tık ilerisi için ne ilişkiler bakımından ne hukuki anlamda bir engel var. Kolaylaştırma noktasında da gelen talepler değerlendiriliyor ve iki ülkenin en üst düzeyde Cumhurbaşkanımız ve Putin tarafından da bu irade açıkça oraya konuluyor. Dolayısıyla bu kendi seyri içinde yükselir diye düşünüyorum. Özellikle iki ülke arasındaki işadamları düzeyinde yapılan temaslar ve iş birlikleri bunu tetiklerC:\Users\pinar.isik\Desktop\BÜLENT TÜFENKCİ FOTOLAR\DSC_2848.jpg

Fetullahçı Terör Örgütü'ne mali destek verdiği iddia edilen şirketlerle ilgili, ‘herkesin yaptığının hesabını hukuk içinde vermesini istiyoruz’ dediniz. Geldiğimiz noktada ‘FET֒nün mali desteği bitmiştir’ diyebilir misiniz?

FETÖ takiyeyi esas alan ve gizlilik içerisinde neredeyse girmediği yapı veya girmediği kurum kalmamış ve her gittiği kurumda da deyim yerindeyse mali anlamda sömürü bir düzeni oluşturmuş bir yapı. İş dünyasındaki ayakları noktasında da örgütün gizliliğini de dikkate aldığımızda zamana yayılan veya önceliklendirilen durumlar var. İncelemeler derinleştikçe yeni insanlar ve yapılar ortaya çıkıyor. Bunu toplumdan ve devletten kazımanın belli bir süreç alacağını zaten Cumhurbaşkanımız da ifade etmişti. Önemli olan bu süreci doğru yönetmek ve hukuk içinde kalarak bu mücadeleyi hızlıca sonlandırmak. Kim ne yapmışsa hesabını hukuka ve bu millete vermek zorunda.

Siz avukatlık yaptığınız dönemde tehdit mi edildiniz? Edenler FET֒cümüydü?

“O ZAMAN Kİ POLİS ŞEFLERİ GELİP BİR ANLAMIYLA İKAZ EDER GİBİ TEHDİT EDİYORLARDI”

Biz o zaman FET֒yü bilmiyorduk. Kamuoyunun Tahşiye davası diye bilinen Malatya’daki yapılanması diye gözaltına alınanların avukatlığını yapmıştık. Esasında öyle bir şey olmadığını içine girdikçe bunun bir kumpas olduğunu anlamıştım.  O zaman ki polis şefleri gelip bir anlamıyla ikaz eder gibi tehdit ediyorlardı ama biz o zaman o yapının içinden geldiğini bilmiyorduk şimdi ilişkilendiriyoruz.  

Yabancı sermaye girişi için ne söylersiniz? OHAL yabancı sermaye girişini engelliyor diyen kesimlere ne dersiniz?

“BİRÇOK YABANCI YATIRIMCI TÜRKİYE’Yİ TEKRARDAN RADARINA ALDI”

Yabancı sermaye girişinde belli bir ivme var ve belli bir seyire doğru gidiyor ama bunu yeterli bulmuyoruz. Türkiye’nin potansiyeli, genç nüfusu, jeopolitik konumu, ulaşım alt yapıları dikkate alındığında Türkiye daha fazla yatırımcı çekebilecek potansiyelde. Yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik gerek yerli gerekse yurt dışındaki yatırımcılar noktasında Türkiye, hukuki mevzuatı kolaylaştırma adına ciddi adımlar atıyor. Bu adımlarla beraber Türkiye’ye ilginin artacağına inanıyorum. Bunun sinyallerini de alıyoruz. Birçok yabancı yatırımcı Türkiye’yi tekrardan radarına aldı. 2018-19-20 yabancı yatırımcı yılları olacak.

Sebze ve meyvenin üreticiden tüketiciye gelene kadar fiyatının ciddi şekilde katlanması sorunu yıllardır tartışılıyor. Bu sorunda neredeyiz?

Sona geldik. Sebze ve meyve ticareti 100 milyarlık zor bir sektör. Çok bileşenleri var. Enflasyon içinde yüzde 1- 1,5 puanlık etkisi olduğunu görüyoruz. Bir ay domates, bir ay biber, salatalık vs. pik yapıyor ve rekora koşuyor. Tabii bu böyle hemen hukuki düzenlemelerle çözülecek bir konu değil. Çünkü yaş sebze ve meyve mevsimsel etkilere de muhatap olan ürünler. Bir fırtınada, donda veya selde tarlalar veya seralar zarar görünce fiyatlar yükselir

Bu sene beklenen yağışlar yok. Özellikle kar yağışları. Hava şartları olumsuz etkiledi mi?

“YAŞ SEBZE-MEYVEYE AMBALAJ STANDARTI GETİRDİK”

Tarım ürünlerinin hasadını düşüreceğine dair bir öngörü yok. Bakın bizim üreticilerimiz küçük üreticiler. Bunların maliyetlerini azaltabilmek için kooperatif ve birliklerimizi teşvik ediyoruz. Yüz milyarlık ticaretin en az minimum % 25’i israf oluyor, çöpe gidiyor. 25 milyarı biz ülke olarak çöpe atıyoruz. Alacağımız tedbirler de işte tam burada. Bunun % 15’ini kurtarabilirsek 15 milyar TL’yi üretici- tüketici arasında bölüştürmüş oluruz. Tüketici daha ucuz alır, üretici biraz daha kar ederek satar. Bunun için ne yapmak lazım? Türkiye’de yaş sebze meyvede ambalaj standardı yoktu. Şimdi biz bunu yayınladık bakanlık olarak. Her bir ürün için ambalajlama standardı getirdik. Domatesi 30 kiloluk kasalarla değil 5-10 kiloluk kendine ait özelliklerle, zayiatı önleyecek bir ambalaj sistemi geliştireceğiz. 2019’da yürürlüğe girecek.  Her ürünün kendine uygun ambalajı olacak. Bu belli oranda fireyi azaltacak. İsrafı önleyecek. İkincisi bunun soğuk zincirle taşınması lazım ki hem tazeliğini korusun hem de çürümeye neden olmasın. Bunun için de belli yerlerde toplama merkezleri kuruyoruz. Mevcutları toplama merkezi haline getiriyoruz oraya soğuk havayı teşvikle zorunlu hale getiriyoruz. Soğuk havada depolanan ürünler yine frigolu araçlarla hallere gelecek. Şu anda Türkiye’nin hiçbir hal deposunda soğuk hava deposu yok. Biz hallerde yeni hal yasasıyla beraber soğuk hava depolamalarını zorunlu hale getiriyoruz ve bunu teşvik veriyoruz. Bu soğuk zincir içinde gelen ürünler markete de soğuk zincirle gelip market raflarında yerlerini alacak. Orada da uygun iklimlendirme şartı getireceğiz ve siz oradan aldığını ürünleri dolaba koyduğunuzda zayiatı epeyce azaltmış olacağız. Bu hem tüketiciye hem üreticiye fayda sağlayacak

Üreticiye dolaylı bir faydası olur sanırım.

“NİSAN BAŞINDA YENİ HAL YASASI YÜRÜRLÜĞE GİRECEK”

Şimdi sen tüccarsın. Ürünün piyasası 5 lira. Üreticiden 3 liraya almaya çalışıyorsun zayiatın az olsa 3,5 lira verirsin o anlamda faydası olacak. Bu zinciri şu anda oluşturmaya çalışıyoruz. Hal yasasını önümüzde ay içinde Meclis’te gündeme getireceğiz. Halleri de yeniden yapılandırıyoruz. Halleri bir kompleks halinde düşünüyoruz. Sadece yaş meyve sebzenin değil beyaz- kırmızı etin, kesme çiçekten tutun balık ürünlerinin de kuru gıdanın da satıldığı komple merkezler haline getirmek istiyoruz. Paris, Berlin’deki haller gibi. Bu yeni komplekslerin işletmelerini sadece belediyeler değil özel şirketler de yapabilecek. Bu önemli çünkü sadece belediyeye ya da kamuya bırakırsanız bu sistemi işletmeniz zor olur bununla ilgili zaten bütün taraflarla çalışıyoruz. İnşallah bitiriyoruz bunun yurt dışı örneklerini de görerek mart sonu nisan başında getireceğiz.

İsraf dediniz. Bir araştırma sonucu var sizde ve çarpıcı gerçekler de gün yüzüne çıkıyor.

Tüketim kültürü bireyleri sürekli satın almaya yönlendiren gerçek dışı sahte ihtiyaçlar üretiyor. İnsanımız tüketime eleştirel bakmayı bir yana bırakmış yaratıcılığın ve ekonominin dinamosu olarak görüyor. En lüks cep telefonunu, televizyonu, kıyafeti alayım diyen daha doğrusu maaşı ve geliriyle orantılı olmayan harcama yapmayarak zor durumda da kalan birçok insanımız var.

“GERİ DÖNÜŞÜM İŞARETİNİ TOPLUMUN ANCAK %55’I BİLİYOR”

Bakanlık olarak Türkiye genelinde israfın boyutlarının incelenmesi için bir araştırma yaptırdık. Geri Dönüşüm konusu önemli. Yaptığımız araştırmalar da mesela toplumun yarıya yakını geri dönüşüm kutularını kullanırken (%48,1), %29,6’sı bu kavramı hiç duymadıklarını ifade etmişler. Geri dönüşüm işaretini toplumun ancak %55’i doğru biliyor. Toplumun %30’u ise geri dönüşüm kavramını hiç duymamış. Sonuç olarak, geri dönüşüm konusunda toplumun bilinç düzeyinin düşük olduğunu değerlendirebiliriz. Bu nedenle farkındalığı arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık vermeyi planlıyoruz. Bu alandaki kaynak israfının azaltılabilmesi için geri dönüşüm kutularının ve giysi kumbaralarının yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu anlamda yerel yönetimlere büyük görevler düşüyor. Türkiye İsraf Raporundan bazı çarpıcı verileri de söyleyeyim.

“NÜFUSUMUZUN  %8,6’SI EKMEĞİ ÇÖPE ATIYOR”

Tasarruf yapma oranı %14 çünkü tasarruf yapma çabası içinde değiliz. Vatandaşımız tasarrufa ayrılacak paranın nasıl değerlendirileceğini bilmiyor. Mesela tasarrufların %20’si evde nakit olarak saklanıyor ve altının evde saklanma oranı %77,2. “İsraf nedir?” diye sorduk “gereksiz, aşırı tüketim/harcama” olarak görenlerin oranı  %67,5’tir. Mesela ekmek israfına baktığımızda nüfusumuzun  %8,6’sı ekmeği çöpe atıyor. Katılımcılar su tüketimi açısından, enerji kullanımı alanında daha bilinçli davranışlar sergiliyor. Bu tespitler çerçevesinde, ülkemizde israfın azaltılması için yapılması gerekenler var ve biz bunlar için çalışma yapıyoruz.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

İbn-i Sina´dan Sadrettin Konevi´ye, Mevlana´dan İbn-i Arabi´ye kadar birçok ünlü düşünürün kitapları

Binlerce yıllık nadide yazma eserler 'dijital ortamda'

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Hülya Avşar: Benim fotoğraflarımda photoshop yok

İstanbullular Yenikapı miting alanına akın etti! İşte ilk kareler...

Maksat Yarışmak Olsun - 22 Mart 2019

Ataman ile Devr-i Alem - San Miguel - Meksika - 31 Aralık 2018

Diyet Günlüğü - Yaşlılarda beslenme - 27 Şubat 2019