• $31,1432
  • €33,8116
  • 2032.28
  • 9179.48
20 Eylül 2011 Salı 01:05 | Son Güncelleme:

Perez'i dinlemeyi kendime yakıştıramadım

Perez'i dinlemeyi kendime yakıştıramadım

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Yalta toplantısında Perez'i neden dinlemeden salondan ayrıldığını anlattı:

'Özür dilemeyi beceremeyen, dokuz günahsız insanı katleden bir zihniyeti, böyle bir devletin cumhurbaşkanını hiçbir şey olmamış gibi oturup dinlemeyi kendime yakıştıramadım.'  Bağış, İsrail'le ilişkilerin Türkiye'nin üç şartının kabulü ve yerine getirilmesine bağlı olduğunu önemle vurguluyor

Burcu BULUT / İSTANBUL Burcu.bulut@aksam.com.tr
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, geçen hafta Ukrayna'nın Yalta şehrinde, ülkeyi AB'ye yakınlaştırmak amacıyla düzenlenen toplantıda, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez'in söz aldığı sırada Genel Kurul'u terk etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'One minute' çıkışını hatırlatan davranışı sonrası  Bakan Bağış'la İstanbul'da görüştük. Bağış, İsrail'le kopma noktasına gelen ilişkileri, Arap Baharı'nı ve AB'yi değerlendirdi...

- Ukrayna'da katıldığınız panelde, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez'i dinlemeden kalktınız...
Ev sahibi Ukrayna'nın Cumhurbaşkanı'nı ve Polonya eski Cumhurbaşkanı'nın konuşmalarını dinledim. Sıra Perez'in konuşmasına gelince de oradan ayrıldım. Yani ben onun nesini dinleyeyim? Özür dilemeyi beceremeyen, dokuz günahsız insanı katleden bir zihniyeti, böyle bir devletin cumhurbaşkanını hiçbir şey olmamış gibi oturup dinlemeyi kendime yakıştıramadım. Onun için de orayı terk ettim. Türkiye Cumhuriyeti'nin İsrail ile ilişkileri düzelmedikçe, normalleşmedikçe de bu tavrım değişmez.

- İsrail ile ilişkiler normalleşir mi?
İsrail'in bizden özür diler, hayatını kaybeden şehitlerimize tazminat öder ve Gazze'ye uygulanan ambargoyu kaldırırsa, evet bu üç koşul yerine gelirse ilişkilerimiz normalleşir.

- İsrail Başkonsolosu Moşe Kamhi, Türk-İsrail hükümetleri arasında yaşanan krizin halka yansımasını engellemenin öneminden bahsetti...
Başından beri söylüyoruz İsrail halkına karşı herhangi bir negatif tutumumuz yok. Dünya Musevilerine hele kendi vatandaşımız olan Musevilere karşı hiç yok! İsrail halkının büyük çoğunluğunun sokaklara dökülüp, İsrail'de kendi hükümetlerini protesto etmesinden de anlıyoruz ki, onlar da gidişattan memnun değil!

PEREZ HAFIZA KAYBI YAŞIYOR
- İsrail Devlet Başkanı Perez ise 'İki ülke arasında ihtilaf yok, buna sebep de yok' diyor. Bu açıklamasına ne diyeceksiniz?
Dokuz günahsız insanın cesedinden daha büyük bir sebep olabilir mi? Perez 'bir sebep yok' derken herhalde kısa dönemli hafıza sorunları yaşıyor. Hiçbir şey olmamış gibi davranırsam şehitlerimizin ailelelerinin yüzüne nasıl bakarım? 

- Amerika'nın İsrail-Türkiye ilişkisindeki tutumu nasıl?
Amerika iki müttefikinin arasının düzelmesini istemektedir. Bu da kendi çıkarları açısından en doğru olanıdır ama burada Amerika'nın üzerine düşen görev de İsrail'i özür konusunda ikna  etmektir.

Kılıçdaroğlu'nun cesaret kavramıyla ilgisi yok
- CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Başbakan'ın ABD'deki Yahudi kuruluşundan aldığı cesaret ödülünü geri vermesi' çağrısı hakkında ne diyeceksiniz?
Bu Kemal Bey'in vizyon darlığını gösterir. Ödülü İsrail hükümeti değil, ABD'de kurulmuş bir dernek verdi. Sayın Başbakanımız o ödülü; ABD'deki Yahudi kuruluşundan cesur ve dik duruşu neticesinde almıştır. Kemal Bey'in cesaret kavramıyla pek ilgisi olmadığı için bunu algılayamamış olabilir.

ORTADOĞU, TÜRKiYE GiBi OLMAK iSTiYOR
- Başbakan Erdoğan'a 'Ortadoğu'nun imparatoru' deniliyor...
Türkiye'nin Ortadoğu'daki popülaritesinin arkasındaki en büyük sebep demokrasisidir. Oradaki insanlar demokrasi uğruna hayatlarını tehlikeye attılar. Talepleri Türkiye gibi olmaktı. On binlerce insanı gece Kahire Havaalanı'na götüren, Başbakanımızın kendi milleti tarafından üç kere demokratik seçimlerle liderliğini ilan etmesiydi. Demokrasi en büyük gücümüz. Milleti tarafından tekrar tekrar güçlenerek iktidara taşınmış bir lider olduğu için Başbakanımıza bu muhabbet var.   

- Arap Baharı olarak nitelendirilen süreç için ne diyeceksiniz? 
Yıllarca halka zulmeden diktatörlerin yıkılmasının sembolik bir anlamı var. Daha önemlisi buradaki demokrasi mücadelesi. Halkların canları pahasına demokrasi talebini haykırması demokrasi kavramına yeniden hayat veren bir süreç. Burada tarih yeniden yazılıyor ve küresel düzen yeni bir durumla baş başa kalıyor. İşte o yüzden Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci önemli.  Yıllardır Türkiye'nin AB üyelik sürecinin 1,5 milyarlık İslam coğrafyası tarafından yakından takip edildiğini söylüyorduk. Şimdi ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılıyor. Tunus'ta 26 yaşındaki bir seyyar satıcının yaktığı kıvılcım nasıl oluyor da bütün bölgeyi kaplayan bir ışığa dönüşüyor? Çünkü demokrasiye, özgürlüklere büyük ihtiyaç var. Çünkü Türkiye modeline ihtiyaç var. Oradaki halkların taleplerine bakın, hepsinin ortak bir noktası var. Hepsi de Türkiye gibi olmak istiyor.

Devlet sahip çıkıyorsa Kürt sorunundan bahsedilemez
İnsanlar dün bu ülkede kendi etnik kökenlerini bile dile getiremiyordu. Ama şimdi kimliğini açıkça ve gururla ifade edebiliyor. Bölge halkı artık kimlerin kendisini istismar ettiğini, kimlerinse sorunların çözümünden yana olduğunu gördü. Bölge halkının sorunlarının çözümü için de tek bir adres var o da AK Parti. Bugün, Kürt kökenli vatandaşlarımızın maruz kaldığı ayrımcı atmosfer ortadan kaktı. Elbette Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunları var, bunları çözmek de boynumuzun borcu. Ama devlet kendi vatandaşlarına bu şekilde sahip çıkıyorsa orada halen Kürt sorunundan bahsedilebilir mi? Böyle bir süreçte, hala Kürt sorunu gibi kavramları tartışırsanız orada art niyet vardır.

Bu süreç ordumuzun gücünü artıracak
Biz ordumuza peygamber ocağı diyen bir milletiz. Askerimize peygamberimizin ismiyle hitap ediyoruz. Kaldı ki bugün Türkiye'yi güçlü kılan en önemli unsurlardan biri ordumuzdur. Hiç kimse ordumuzun geri plana itildiğine dair bir algıya kapılmasın. Bu hepimize zarar verir. Biz sadece ordumuzun yapısının Avrupa standartlarına ulaşması gerektiğini savunuyoruz. Bugün Türkiye sadece bir alanda değil bütün alanlarda normalleşiyor. Bu normalleşme süreci elbette bütün kurumlarımızı olduğu gibi ordumuzu da kapsayacak, kapsamalı. Bu zaten ordumuzun gücünü artırması için de çok önemli. Bu sürece en büyük desteği de ordumuz verir.

EKSEN KAYMADI, YÜKSELDİ
- Şu an Türkiye'de de, AB ülkelerinde de olumsuz rüzgarlar esmekte...
AB'nin kapıldığı ayrımcılık rüzgarı nedeniyle akıntıya karşı kürek çekiyor görünüyoruz ama bu akıntıyı ters yöne çevirecek kararlılığa sahibiz. Bu kararlılığımız, AB'nin kapıldığı bu rüzgarda savrulup yıkılmaması için de büyük bir fırsat. Biz doğru yöndeyiz. Türkiye rüzgarı Avrupa Birliği'ni de doğru yöne sevk edecektir. 

- Bakan Davutoğlu, 'Kıbrıs sorunu çözülmeden Rumlar AB dönem başkanı olursa, AB ile ilişkiler donar' dedi. Türkiye'de çoğunluk tıkanma noktasına gelindiği görüşünde. Umutsuzluk tohumları ne zaman atıldı?
Rumlar AB'ye üye olmadan bir hafta önce Annan Planı'na yüzde 76'lık oranla 'hayır' deyip çözümü reddetmişti. Türk tarafı ise yüzde 65 'evet' oyuyla çözümü desteklemişti. Buna rağmen çözüme karşı çıkan tarafın ödüllendirilip, destekleyen tarafın cezalandırılması bugün de devam eden çifte standartların ifşası oldu. 

- AB ile ilişkiler gerçekten donarsa sonrasında nasıl bir politika izleyeceksiniz?
Rum kesimiyle bir ilişki zaten söz konusu olmadığı için dondurmaya da gerek kalmayacak. Nasıl Belçika ya da Macaristan dönem başkanlığında fasıl açmadıysak, Rum kesiminin dönem başkanlığında da fasıl açmayız. Ben Kıbrıslı olsaydım, Türkiye'nin Başmüzakerecisinden daha çok çalışırdım. Çünkü Türkiye'nin AB süreci Kıbrıslılar için ekonomik sigorta poliçesidir. 

- AB yolunda en büyük engel ne?
Önyargılar. Bir ur gibi Avrupa Birliği'ni kemiriyor, sona getiriyor. Bu urun temizlenmesi ancak Türkiye'nin üyeliğiyle mümkün. Bunu dünya gerçekleri söylüyor. 

- 'Türkiye AB'ye girsin girmesin zaten güçlü bir ülke' diyenlere katılıyor musunuz?
Türkiye'nin güçlenmesi AB sürecinden bağımsız değil. Türkiye son 9 yılda büyüdüyse reform kararlılığımız sayesinde olmuştur. Bugün hem demokratik, hem ekonomik standartlar bakımından birçok AB ülkesinden ileri noktadayız. Tek amacımız AB standartlarını yakalamak. O yüzden AB'nin ülkelerine değil, ilkelerine ihtiyacımız var.

- Emekli Büyükelçi İlter Türkmen 'Eksen kayması değil de, AB ile işler yürümeyince eksen tamamıyla askıda kaldı' dedi
Eksen kaymıyor, yükseliyor. AB süreci Türk dış politikasının lokomotifidir. AB ile müzakereler engelleniyor diye bu perspektifimizi kaybetmedik. Hem müzakereler ilerlemeyip hem de biz AB perspektifimizi kaybetseydik o zaman bu tartışmaların zemini olabilirdi.  

- 'Güney Kıbrıs, AB'ye katılım antlaşmasını imzalayıncaya kadar bir çözüm şansı vardı ama kaçırdık' diye düşünenler var. 
AB, çözüme 'hayır' diyen Rumları ödüllendirip gayriahlak” bir şekilde üye yaptı. Bu da yetmedi Rumların çözüm sürecini engellemesi gibi Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerini engellemesine de izin verdiler. Burada haksız olan da, özeleştiri yapması gereken de AB'dir.

AVRUPA DAHA ÇOK İSTİYOR
- Diyorsunuz ki  'AB, Türkiye'nin üyeliğini şimdi daha fazla istiyor'. Neden şimdi?
German Marshall Fund düşünce kuruluşu, her yıl 'Transatlantik Eğilimler' araştırması yapar. 2011'le ilgili araştırmanın raporuna göre Fransa'da 'Türkiye AB üyesi olur' diyenler yüzde 12 arttı. Çalışmalarımızın önemli rolü var. Geçen yıl Fransa'da Türk mevsimi kapsamında 600'den fazla etkinlik yapıldı. Almanya'da da yüzde 8'lik bir artış var.

 

Osman Nuri Kabaktepe'den Ekrem İmamoğlu'na İETT tepkisi: 'Yakma rekoru kırdı!'
Osman Nuri Kabaktepe'den Ekrem İmamoğlu'na İETT tepkisi: 'Yakma rekoru kırdı!'

Osman Nuri Kabaktepe'den Ekrem İmamoğlu'na İETT tepkisi: 'Yakma rekoru kırdı!'

AFAD duyurdu! Çanakkale ve Malatya'da üst üste depremler
AFAD duyurdu! Çanakkale ve Malatya'da üst üste depremler

AFAD duyurdu! Çanakkale ve Malatya'da üst üste depremler

Denizli'de her yerde aranıyordu: Kayalıklardaki cesedine dronla ulaşıldı
Denizli'de her yerde aranıyordu: Kayalıklardaki cesedine dronla ulaşıldı

Denizli'de her yerde aranıyordu: Kayalıklardaki cesedine dronla ulaşıldı