• $ 5,7044
  • € 6,3249
  • 270.292
  • 106785
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Vatanıma katkı sağlayabileceğim her işte elimi taşın altına sokmak istiyorum!

Sertaç Taşdelen. 22 yaşında dünyanın en iyi şirketlerinden Ernst&Young’ın Dubai ofisinde yatırım uzmanı olarak kariyerine başladı. Ardından yeteneklerine fotoğrafçılık ve modellik de ekledi. Ancak onun gözü daha da yüksekte; kedi değimiyle ‘dümeni ele geçirip’ Türkiye’nin başbakanı olmak istiyor.

Sibel ATEŞ YENGİN
sibel.ates@aksam.com.tr

Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu 28 yaşındaki Sertaç Taşdelen’in hayat hikâyesi oldukça ilginç. Bugüne kadar elini nereye atsa başarmış, ne dilese gerçekleşmiş. Ankara’da başlayan yaşamı İngiltere’ye, Dubai’ye oradan Singapur’a kadar uzanmış. Dünyanın en önemli denetim ve danışmanlık şirketlerinden Ernst&Young’ın Dubai’deki firmasına üç aylığına staj yapmaya giden Sertaç Taşdelen, çok kısa sürede işe alınmış. Ardından küçük yaşlardan edindiği hobisi fotoğrafçılığa, yeniden merak sarması onu Dubai’nin adı sayılır fotoğrafçılarından biri yapmış. Dubai Prensleri ve prenseslerinin de katıldığı sergilerde yer almış. Rüya gibi kariyerine bir de fotomodelliği eklemiş Taşdelen...

Çocukken, eczacı olan annesinin dükkânının önünde açtığı küçücük tezgâhında yara bandı, pamuk sattığına bakılacak olunursa, onun ileride bir girişimci olacağının emareleri belliymiş aslında… “Vatanıma katkı sağlayacağım her işte, elimi taşın altına sokmak istiyorum” diyen Taşdelen’in “Bu da ancak filmlerde olur” diyeceğiniz hayat hikâyesini okurken eminim siz de çok etkileneceksiniz… 

DUBAİ’DE KARİYER BAŞLIYOR
- Dubai’de çalışmaya nasıl başladınız?
Staj yaptığım şirketten tanıdığım Demet Hanım, Dubai’ye transfer olmuştu ve bana da “Türkiye’de her yerde iş bulursun ama burası kariyer için doğru bir nokta, düşünürsen hemen bilgilerini gönder” demişti. Öyle mi, böyle mi derken bir hafta içinde Dubai’de mülakatta bulmuştum kendimi. Bilkent mezunu olmama rağmen İngilizcem şimdiki gibi akıcı değildi. Karşımda Lübnan’lı bir müdür ve ben karşısında kekeliyorum. Düşünsenize hayalimdeki kariyer noktalarına giden, dünyanın en iyi danışmanlık şirketlerinden birindeyim. Müdür bir şeyler söylüyor anlamıyorum, tekrar ediyor... Mülakat bitti. Türkiye’ye döndüm, dört gözle işe alınma haberini bekledim. Kısa sürede haber geldi. Üç ay ücretsiz staja başladım.

- Gittin ve sonra ne oldu?
İkinci gündü ve ilginç bir şey oldu. Öğlen arasında departman olarak yemeğe gittik. Şu anda hâlâ görüştüğüm, kariyerimdeki en önemli kişilerden biri olan Irak asıllı departman müdürümüz Ali Şabibi o gün bize katıldı (ki bu normalde olan bir şey değil) ve gelip karşıma oturmaz mı?! Sohbete başladık. Türkiye’den staj için geldiğimi söyledim. Laf lafı açtı derken bir sürü ortak noktamız olduğunu fark ettik. Yemekten sonra yukarı çıktık ve Ali Şabibi odasına çağırdı. Odasına girerken beni gözünün tutmadığını düşünürken kontratı önüme koydu, imzalamamı istedi. 22 yaşında Dubai’de dünyanın en önemli şirketlerinden birinde kariyerime başladım.

- Film gibi, ne isteseniz oluyor…
Bu hayatımın her yerinde en iyi park yerini bulmaktan tutun da askerlikte, kariyerimde, sanat çalışmamda dört ayak üzerine düşme durumu var. Evimi bulmamda şanstı. Çünkü işe girmemi sağlayan Demet Abla başka bir yere taşınınca onun sayesinde harika bir kirayla muazzam bir rezidansta Dubai okyanus manzaralı bir evde buldum kendimi.

- Gayet de yakışıklısınız herhalde bir de sevgiliniz olmuştur…
Sevgili mi? Sevgililerim vardı. (Kahkahalar)… O zamanlar çok genç ve tecrübesizdim gayet hızlı yaşadım.  

- Fotoğrafa ilginiz ne zaman başlamıştı?
Dedem fotoğraf gözü olan biriydi ve klasik bir makinesi vardı. O göz herhalde bana da geçmiş. Yaşım altı, Karadeniz seyahatine gitmişiz. Bana verdikleri küçük bir kamerayla fotoğraflar çekiyorum, oynuyorum. Sonra annem fotoğrafçıya verip tab ettiriyor. Adam bir tanesini devasa büyütüp dükkânın camına asmış ve anneme “Bunu altı yaşında bir çocuğun çekmesi bir tesadüf herhalde” demiş. Ne zaman fotoğrafları çekip götürsek, adam; “Bu çocuğun gözü çok iyi, sanatçı olacak” dermiş.

- Nasıl moda fotoğrafçısı oldunuz?
Hep kendimi bir adım ileriye götürmek isterim. “Neden yeniden fotoğraf çekmiyorum ki?” dedim. Kart bastırdım. Üzerine de ‘Stüdyo 2202’ diye bir isim salladım. Daire numaram 2202’ydi. Partilerde tanıştığım güzel kızlara kartımı verip “Moda fotoğrafçısıyım, dergilere çekim yapabiliriz” diyordum.

- Nasıl yani; ortada dergi de yok öyle mi?
Yok tabii. Kartı alan aramaya başladı. “Portfolyo çekmek istiyoruz ajansa başvuracağız tanıdığın var mı?” diye soranlar olunca “Ben çekerim” dedim. Evimi stüdyo yaptım. Emme basma tulumba tarzı ışığı bir yere koyup bin tane çekiyorum, on tanesi güzel çıkıyor. Güzel moda fotoğrafları çekmeye başlamış oldum. Ama bir yandan da “Tamam, estetik fotoğraflar çekiyorum ama estetik olmayan belki çirkin ama daha duygusal daha derinliği olan fotoğraflar çekmek istiyorum, gel Sertaç bu aşamayı da geç, daha derine in” dedim. Sergilere gitmeye, ciddi fotoğrafçıları takip etmeye başladım. Bir gün Faceebook’ta fotoğraf yarışması ilanı gördüm.

- Pek heyecanlı, sonra ne oldu?
Dışarıdan harika, eğlenceli görünen hayatımdan manevi olarak çok da memnun değildim. Çıplak vücutlu kendi portrem ve elimden bir maske düşüyor tam bu anın fotoğrafını çekmeyi düşündüm. Annem o sırada Dubai’de, “Anne bunu çeker miyiz?” dedim. Hatta makineye o bastı ve siyah beyaz fotoğrafı gönderdim. Fakat bir de kendimi tanıtan ve fotoğrafın hikâyesini anlatan yazı da istemişlerdi, göndermemiştim. Geri döndüler ve yazıyı da istediler. Yarışma o gece 00.01’de bitiyordu.  “Kaçırdım herhalde gönderemeyeceğim” dedim. O sırada Facebook’ta bu yarışmayı düzenleyen kız on-line oldu. Yazıyı hâlâ gönderemediğimi yazınca o da, “Sonuçta sabah toplanıyoruz, sabaha kadar yazdın yazdın…” diye mesajıma karşılık verince ben de yazdım. Bir hafta sonra “Fotoğraftan hatta yazıdan daha çok etkilendik. Fransız fotoğrafçı Man Ray’in işlerine benzettik. Harikasın, açılışa bekliyoruz” diye bir yazı geldi. Sonra da fotoğrafımı Dubai Prensesi satın aldı.

- Dubai Prensesi de sergideydi öyle mi?
Sergi salonuna fotoğrafımı asmak için gittiğimde birilerine “Organizasyonu yapan Latifa nerede?” diye sordum, kız o kadar Facebook’tan yardımcı olmuş, bir selam vereyim diye düşündüm. Bir anda “Ne diyorsun Latifa dediğin Dubai şeyhinin kızı prenses Latifa Maktum” demesinler mi! Sonra tanıştık. Fotoğrafın gelirini daha önceden bağışlayacağımı söylemiştim.  Çünkü alacağım 3 bin dolar benim hayatımı değil ama birçok kişinin hayatını değiştirebilirdi. Bu fikrim Latifa’nın hoşuna gittiği için satın aldı.

- Peki, fotomodellik yapmanız nasıl oldu? Yine peri eli mi değdi?
Şirketimizde çalışan bir arkadaşımızın eşi bir ajansta moda fotoğrafçısıydı. Bir toplantıda tanıştığımızda mutlaka modellik yapmam gerektiğini söyledi. Ben de denemek istedim. Bir iki kare çektik ve sonra insanlar aramaya başladı. Katalog çekimleri başladı ve bir anda Dubai’de modellik yapmaya başladım. Kamera arkasından önüne geçmiş oldum. Dubai’ni en işlek caddesinde kocaman reklam panolarına fotoğraflarım kondu.

Başbakan da olurum Kültür Bakanı da

- Sizden başka ne olur acaba?
Benden her şey olur, mesela kültür bakanı çok güzel olur, dışişleri bakanı muazzam olur hatta benden Başbakan bile olur. Bu işin şakası tabii ama kendimi bu ülkenin dümenine geçmiş biri olarak hayal etmiyor da değilim. Ülkemi temsil etmekten çok keyif alıyorum. Ne zaman bir Türk sporcusu ya da Türk milli Takımı altın madalya alsa hüngür hüngür ağlarım. O ‘ayyıldız’ı göğsümde taşımak, İstiklal Marşı’nı okutmak ve bunu yabancılara ispat etmeyi çok isterim. Türkiye’ye, vatanıma katkı sağlayabileceğim her işte elimi taşın altına sokmak istiyorum.

- Şu anda nerede yaşıyorsunuz?
Şimdi Singapur’dayım. Dubai’den sonra aynı şirketin Singapur ofisinde çalıştım ancak haziran ayında istifa ettim. Aslında aradığım şeyin Dubai’de ya da Singapur’da olmadığını anladım. Aradığım manevi tatmini yaptığım işlerde bulamadım, kurumsal hayatın yapısı DNA’ma uymadı. Şu anda anneme doğum günü hediyesi olarak açtığım Binnazabla.com projesi üzerinde çalışıyorum. Türkiye’de ilk defa kahve falının on-line versiyonu bu. Taşdelen teknoloji girişim şirketi kurdum. Vakit olduğu zaman fotoğraf çalışmalarıma devam ediyorum onun dışında yine modellik yapıyorum. Bu arada bir derginin düzenlediği Singapur’un en genç ve başarılı stil sahibi iş adamının seçileceği bir yarışmaya girdim. Elemelerden sonra 9 kişi kaldık, bakalım şans yine bendn yana olacak mı?


<p>Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Barış Atay, TBMM Genel Kurulu´nda yaptığı konuşmada tehditler s

TİP´li Vekilden Küstah Tehdit: Gezi´yi Mumla Arayacaksınız

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

İstanbul'da uyuşturucu operasyonu kamerada; 320 kilo eroin böyle bulundu

Rasulayn'da 683 roket lançeri ve 93 EYP kabı ele geçirildi