• $ 5,8011
  • € 6,4283
  • 273.282
  • 108966
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Türkiye’de müzik sonu olmayan bir macera

YELİZ COŞKUN

yeliz.coskun@aksam.com.tr

Kadıköy Belediyesi’nin bu yıl üçüncüsünü düzenlediği ‘Kadıköy Plak Günleri’ne, 1960-70 ve 80’lerin kadın sanatçılarının plaklarını biriktiren Polonyalı küratör ve plak koleksiyoneri Kornelia Binicewicz damga vurdu. 3 yıl önce plak sevdasının peşine düşüp Türkiye’ye yerleşen Kornelia, arşivinden eserleri müzikseverlerle paylaştı. ‘Türkiye’de müziği keşfetmek sonu gelmez bir keşif macerası’ diyen Kornelia, plak macerasını AKŞAM Pazar’a anlattı…

Türk sanatçıların plaklarına duyduğu hayranlık nedeniyle doğup büyüdüğü Polonya’yı bırakıp Türkiye’ye yerleşen 39 yaşındaki Kornelia Binicewicz, bu yıl düzenlenen plak günlerinde dj’lik yaptı. ‘Plak aramak için Türkiye’ye geldim’ diyen Kornelia Binicewicz’in arşivinde Türkler’in bile ismini bilmediği veya unuttuğu Türk kadın şarkıcılar yer alıyor…

Müzik serüveninden önce seni biraz tanıyalım…

Polonya’nın Glogow kentinde doğdum ancak benim için en önemli şehir Krakow oldu. 20 yıl boyunca orada eğitim aldım ve çalıştım. Kültür antropolojisi bölümünü bitirdikten sonra Etnoloji dalında yüksek lisans yaptım. Diğer yandan uzun yıllar kültür festivallerinde müzik küratörü olarak çalıştım. 2015’te “Ladies on Records” ismiyle bir projeye giriştim ve 1960’lar, 1970’ler ve 1980’lerdeki kadın sanatçıların plakları üzerinde çalışmaya başladım. 

Ne kadar zamandır müzikle ilgileniyorsun?

Müzik her zaman hayatımın merkezinde yer aldı. Babam amatör bir akordeon ve org müzisyenidir. Müziğin kültürünü o kadar çok merak ettim ki; bu sebeple antropoloji eğitimini seçtim. Zamanla Krakow’da müzik festivalleri ve organizasyonları yapmaya başladım ve eğitimin ardından Müzik ve Dünya Film Festivali adıyla bir film festivalinin oluşmasını sağladım. 8 yıl boyunca Krakow’daki kültür festivalinde program yöneticisi ve küratör olarak çalıştıktan sonra Polonya Ulusal Radyosu’nda müzik ve antropolojiyi birlikte ele aldığım bir radyo programı sundum.

Plaklara ilgini nasıl farkettin?

Dinlediğim ilk plak kayıtları ailemin dinlediği İngiliz pop, rock ve 1970’lerin Polonya müzikleriydi. 2000’lerin başında plak biriktirmeye başladım ve tüm dünyadan 1970’ler ve 80’lerin plaklarını toplamaya başladım. Bir noktada arşivimin tek bir yöne doğru yöneldiğini fark ettim. Bu yön 1960’lar ve 70’lerin kadın şarkıcıları ve gruplarıydı.

HER ŞEY ALEVİ MÜZİĞİYLE BAŞLADI…

Türkiye’ye neden geldin? 

Türkiye fazlasıyla ilgilendiğim müzik dünyalarından birisine sahipti. İlk kez Krakow’daki bir Alevi müziğini dinledim sonrasında ise 1970’lerin kayıtlarını Barış Manço, Erkin Koray, Moğollar ve Selda Bağcan’ı dinlemeye başladım. 2005 yılında bir karar aldım ve küratörlük ve sanat organizatörlüğünden plak koleksiyonculuğuna geçmeye karar verdim. Bir aylığına İstanbul’a gelip Türk kadın müzisyenleri keşfetmek istedim ve bu inanılmaz bir kültür hazine araştırmasına dönüştü. Polonya’ya döndüm ancak Türkiye’de daha fazla kalmak istediğimi anladım. Geri döndüm ve Türkiye’de kaldım. Yalnızca aralarda Polonya ve Avrupa’ya gidiyorum.

Türkiye’de müzik endüstrisi için neler söylemek istersin?

Türk müzik endüstrisi her zaman çok çeşitli ve büyük oldu. Türkiye’de müziği keşfetmek sonu gelmez bir keşif macerası. Her zaman daha önce hiç duymadığım sanatçılarla başka tarzlar keşfedebiliyorum. Türkiye ve Türk insanını seviyorum ve bunun en büyük kanıtı yaşamak için burayı seçmiş olmam.

Favorim ‘Halkalı Şeker’

Türkiye’de hayatını nasıl kazanıyorsun?

Serbest gazeteci olarak çalışıyorum ve diğer yandan da küratörlük ve bir Alman plak şirketi için de menajerlik yapıyorum. Avrupa ve Orta Doğu’daki uluslararası dergiler için çalışıyorum. Türkiye’de müzikle çok iç içe olduğum için yaşıyorum. Diğer yandan Türkiye, Avrupa ve Asya arasında bir köprü görevi gördüğü için harika bir yer.

Kimlerin albümlerini çalmayı çok seviyorsun?

Daha çok tüm dünyadan ve kadın ağırlıklı 60’lar ve 70’lerin psikedelik müziklerini çalmayı seviyorum. Şenay - Honki Ponki ve Dalkavuk, Selda Bağcan’dan Nem Kaldı ve Zerrin Zerren’den Halkalı Şeker’i çalmayı çok seviyorum.

Türk müziklerini tanıtıyorum

Türkiye’den kimlerin albümleri arşivinde var? Toplamda kaç albümlük bir arşive sahipsin? 

Farklı türde kayıtlar topluyorum. Tek bir türde kalmıyorum. Müziği sosyal ve kültür bariyerleri olmadan keşfediyorum. Çok sayıda Türk kadın sanatçının albümü var. Esmeray, Kamuran Akkor, Gülden Karaböcek, Neşe Karaböcek, Gülcan Opel, Zerrin Zeren, Tülay, Hümeyra, Füsün Onal, Selma İstanbullu, Sevda Alpay, Huri Sapan, Neşe Alkan, Nermin Candan, Handan Kara, Rana Alagöz, Asu Maralman, Rüçhan Çamay, Esin Afşar, Tansu, Nesrin Sipahi, Lale Akat, Deniz Erkanat, Cici Kızlar, Azize Grencebay, Semiramis Pekkan, Ajda Pekkan, Murevvet Kekilli, Sezen Aksu, Nur Yoldaş… Sanatçılarla tanışıp onlarla müzik, yaşam ve kadın olmak üzerine de konuşuyorum. Onlarla röportajlar yapıp uluslararası dergilere yazıyorum. Dj’lik yapıp yurtdışında çalarak tanıtıyorum. Türk müzik şirketlerine arşivlerini yönetme ve küratörlük konusunda gönüllü danışmanlık yapıyorum. Elimde daha çok 45’lik plaklar var ancak LP’lerim de var. Koleksiyonumun bir kısmı burada bir kısmı ise Polonya’da. Yaklaşık 1000 LP ve 800 single albümüm var.

GÜLDEN KARABÖCEK’İN SESİ KRİSTAL BİR SU GİBİ

Kimlerin sesini çok seviyorsun?

Esmeray. Hem sesi hem de hayat hikâyesi çok ilginç. 70 ve 80’lerin en şaşırtıcı seslerinden birisi. Onunla şahsen tanışma fırsatını elde edemedim ancak oğluyla tanıştım ve onun müziğini, hayatını konuşma fırsatı elde ettim. Kamuran Akkor sıra dışı ve yaratıcı bir karaktere sahip. Gülden Karaböcek’in sesi kristal bir su gibi. Onun Neşet Ertaş yorumları benim en büyük favorilerim arasında. Zerrin Zeren de taverna müziğinin güzel sesi ve Kupa Dörtlüsü grubuyla bazı ünlü şarkıların olağanüstü versiyonlarını ortaya koydu.

PLAK GÜNLERİ BÜYÜK ZEVK!

3 yıl önce Kadıköy Plak Günleri’ne DJ olarak katıldınız ve sonrasında da İstanbul’da kaldınız. İstanbul’da kalmaya nasıl karar verdiniz?

Bu yıl da Plak Günleri için davet aldım. Plak Günleri albüm koleksiyoncuları ve albüm satıcıları için bir tatil gibi. Kadıköy’deki plak satıcılarını tanıyorum nitekim üç yıldır onlardan plak alıyorum. Beni organizatörlere öneriyorlar ve ben de memnuniyetle bunu kabul edip kendi kayıtlarımdan müzikler çalıyorum. Plaklara çok önem veren arkadaşlarımla olmak benim için büyük bir zevk.


<p>Adana´da Karataşlı balıkçılar, ağları parçalayan insan yüzlü sapan balığının, toksini siyanürden

Balıkçıların Yeni Kabusu! İnsan Yüzlü Balık Siyanürden Bin 200 Kat Daha Zehirli

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Dünya metrolarında görülmüş en garip yolcular

D-100'de korkunç manzara! Polisler fark etti