• $7,366
  • €8,938
  • 437.243
  • 1520.36
02 Haziran 2013 Pazar 02:00 | Son Güncelleme:

Stresin tek sebebi umudu kaybetmek

Stresin tek sebebi umudu kaybetmek

Ulusal bir bilim ödülü alan ve yeni yöntemler geliştiren Psikiyatrist Tanju Sürmeli ile delirme hallerimizi, ahbap işi tavsiyeyle alınan antidepresanları, beynin şifrelerini ve komşusuna içini dökenin sonunun ne olacağını konuştuk…

ELİF AKTUĞ - elif.aktug@aksam.com.tr

Açıklamalarıyla şaşırtıyor, çalışmalarıyla dünyada takdir topluyor… Antidepresanın fazla miktarda gereksiz kullanımına karşı çıkıyor, kişiye özel tedaviden bahsediyor, küçük yaşta kafaya alınan darbelerin ileride büyük sıkıntılara sebep olabileceğinin altını çiziyor ve aile mutluluğunu her şeyin ötesinde görüyor. Psikiyatrist Tanju Sürmeli’den bahsediyorum. Sohbetimize vesile olan konu bir ulusal başarı; zira Sürmeli’nin ‘Clinical EEG and Neuroscience’ dergisinde yayımlanan ‘Şizofrenide Neurofeedback’in Etkisi’ adlı makalesi, 2013’te Neurofeedback bilimine ‘en önemli katkı yapan bilimsel yayın’ ödülünü aldı. Neurofeedback biliminin Nobel’i sayılan en saygın ödülü alan Sürmeli, Türkiye’deki Neurofeedback Derneği’nin de kurucusu ve başkanı. 
İşin özü şu: Yaptığı çalışma neticesinde hasta en az ilaçla en sağlıklı haline kavuşacak.

- Hocam misyonunuz nedir, bize ne anlatmaya çalışıyorsunuz?
Türk halkına ilaçsız yöntemlerle pek çok psikiyatrik rahatsızlığı beynin ve vücudun iyileştirme gücüyle yenebildiğini anlatmaya çalışıyorum. Aynı yöntemle sağlıklı insan da kendi performansını değiştirebiliyor, dikkatini arttırabiliyor, hafızasını güçlendirebiliyor, uykusunu düzenleyebiliyor ve sporcular da performansını en üst düzeye çıkarıp olimpiyat oyunlarında yüksek başarı elde edebiliyorlar.

- Sizin yönteminiz bir doping sayılmıyor mu performans artırıyorsa?
Asla, biofeedback doping sayılmıyor. Bazı psikiyatrik bozukluklarda beyin dalgalarının dijital EEG ile kayıtlayıp verileriyle karşılaştırarak teşhisi yüzde 90-94 doğrulukla kuvvetlendiriyoruz. Küçücük Çek Cumhuriyeti’nde bile 500 kadar doktor uyguluyor bu yöntemi, bizde bir elin parmaklarını geçmez. 

- Beynimize ne oluyor acaba? Yöntem nerelerde işe yarıyor?
Depresyon, Alzheimer, hiperaktivite gibi bazı hastalıklarda elektrik akım bozuklukları olduğu kesin olarak tespit edildi. Buradaki beyin dalga bozukluklarını da ilaçsız bir yöntem olan biofeedback ile dengelemeyi beyine öğretebiliyoruz. Biofeedback’in, epilepsi, depresyon, anksiyete bozukluğu, panik atak, uykusuzluk, migren, geçirilmiş kafa darbesine bağlı psikiyatrik rahatsızlıklar, dikkat eksikliği bozukluğu, öğrenme zorluğu, alkol ve madde bağımlılığı gibi hastalıklarda kanıta dayalı tıp kriterleri için de etkili olduğunu gördük.

MILAN VE CHELSEA DE YAPIYOR
- Performansı nasıl artırıyor peki?  

Sporcular, sanatçılar ve yöneticilerin ortak amacı performansının en iyisini ortaya koymaktır. Performans hem doğal yetilerimize hem de zihnimizin net, kararlı ve odaklanmış olmasına bağlıdır. Önemli olan bu performansı sürdürebilmek. 

- Konsantrasyon, büyük bir sorun! 
Çok kişi bu sorunla baş etmeye çalışıyor. Peak Performans zihnimizin başka bir işle meşgul olmasını engelleyip tüm dikkatimizi yaptığımız işe odaklayabilmektir. Yani zihnin potansiyelinin en yüksek seviyesine ulaşması ve bu seviyeyi uzun bir süre sürdürebilmeyi içerir. Yöntemi amatör ve profesyonel olimpiyat atletleri, CEO’lar ve sanatçılar da kullanıyor. Milan ve Chelsea futbol takımları bu yöntemi kullanıyor mesela. 

- Darısı Fenerbahçe’nin başına o halde! Siz aynı zamanda gelişigüzel alınan ilaçların kullanımına da karşısınız… 
Ulusal Sağlık Birliği Başkanı Prof. Thomas Insel, ilaçlarla tedavinin son durumunu incelediği başka bir makalesinde “Akıl sağlığı tedavisinde psikiyatrik ilaçların çocuk ve yetişkinlerde çok yaygın olarak kullanıldığının üstünde duruyor. Yeni tür psikiyatrik ilaçların, eski tip psikiyatrik ilaçlara üstünlüğü olmadığı halde son 10-20 senede dramatik olarak yeni tür psikiyatrik ilaçların kullanımının arttığını açıkladı. Ama bu artışın 2007’de psikiyatrik ilaçların 25 milyar dolar olan bir satış potansiyeli olduğu halde psikiyatrik hastalıkları engellemede ve ölümlerin azalmasında etkili olmadığına” dikkat çekiyor.

- Yani işe yaramıyorlar!
Ben tamamen işe yaramadığını söylemiyorum ancak Prof. Insel’in böyle bir saptaması var. Prof. Insel “Şu an kullandığımız psikiyatrik ilaçlar çok az insana daha iyi olmalarında yardımcı oluyor veya çok az insan gerçekten iyileşiyor. 

- Geçenlerde akıl hastalıklarındaki tanımların da değiştiğini okumuştum. 
Belli aralıklarla yenilenen ve psikiyatrinin ‘İncil’i denilen kitapçıkta tanımlar yer alır. Ulusal Sağlık Birliği Başkanı Thomas Insel, bu kitapçığın işe yaramadığını, geçersiz olduğunu söyledi. Hastalıkla birbirine benziyor ve tanı koymakta doktorlar zorlanıyor. Kitapçık bir değerli tanı koyma yöntemi değil, ben de öyle inanıyorum. İlaç firmalarıyla bağlantılı olarak tanımların yapıldığı söyleniyor. 

- İşte ilaca karşısınız…
Hayır, karşı olduğumdan değil, gerekli olmadıkça kullanılmamasını öneriyorum. Hemen “Bu ilacı al” demek doğru değil. Gereken incelemeler yapılmalı, ilaçların yan etkileri var. Insel’in temsil ettiği kuruluş FDA’nın, Sağlık Bakanlığı’nın üstünde bir kuruluş; ilaçla tedaviden sonra çok az insanın iyileştiği söyleniyor, demek ki ilaçla tedavi tek başına çözüm olamıyor. Kalıcı etki de yaratmıyor ilaçlar, ne yapılacak peki? O halde yeni teşhis ve tedavi yöntemleri bulmalıyız diyoruz. Psikiyatri bir değişime uğradı; iyi bir gelişme bu hastalar açısından. Beyindeki kimyasal olaylara değil de devrelere önem vermemiz gerektiği ortaya çıktı. Çıkan sonuçlara göre teşhis konulmalı, tedavi ettiği söylenen ilaçların yan etkileri büyük. Bir plasebo etkisi de söz konusu.

HEMEN ANTİDEPRESAN YAZIYORLAR
- Nedir o?

Hastaya şeker de verseniz iyileşiyor, iyi geldiğini düşünüyor. Antidepresan kullanan genç kadınlarda ani ölümler görülmeye başlandığı yayınlarda yer alıyor son zamanlarda, nedeni bilinmiyor. Gelişigüzel kullanılıyor, doktor vermeden gidip alıyorlar. Reçete yok, soran yok. Antidepresanı kadın doğumcudan pratisyen hekime, aile doktoruna herkes yazıyor. Oysa psikiyatr yazmalı, bunu söylüyorum. Troid ilacını ben yazmıyorum ama. 

- Beyin nasıl bir mekanizma böyle?
Elektrik devreleri çok önemli, 50’li yıllardan beri söyleniyor. İlaçsız tedaviler destek görmedi. Şimdi durum değişti, bilimsel olmadığı söylenen yayınlar çok önem kazandı. Bugün ileri teknoloji ve MR’larla alınan sonuçlar bize yol gösteriyor, tıkanan yeri belirliyor. İlaç bu tıkanıklığı veya takılmaları açamıyor. Yeni yapılan bir çalışma biofeedback sonucu beyinde yeni hücrelerin oluştuğu söylendi. Harika bir gelişme, 50 yılın en önemli olayı. 

- Ne demek bu?
Felçliler ve beyin inmesi geçirenlerde bir umuttan bahsediyoruz demek. Şizofreni için de depresyon için de. İlaçları deneyerek ilerliyorduk eskiden, oysa kişiye özel yöntemler bulmalıyız. Kan tahlilleri, aile faktörleri çok önemli. Çok basit bir şey ama D vitamini eksikliği beynin gelişmesini engelleyip birçok psikiyatrik hastalığa neden olabildiği gibi kansere bile yol açabiliyor. 

- Ne kadar sürüyor beyindeki elektrik akımına bakmak?
On dakika. Ama on dakika sonunda elinizde ciddi veriler oluyor. Hastalarsa hiçbir test yapılmadan hemen ilaç yazıldığını söylüyor. Verilere bakıp yol çizmek daha doğru, belki ilaç da gerekmeyecek. Belki işe yaramayacak.

- Beyin check-up’ı yaptırmalı belki de!
Son ana kadar bir şey çıkmaya da bilir, beyin çok özel ve farklı bir organdır. Son ana kadar kendini korumayı başarabilir. Hastalık belirtisi varsa psikiyatra gidilmeli. 

- Doğru, hastalığı hastalığa yoran yok! Ya trafikten yana strese girdik diyoruz ya da Merkür’e suç buluyoruz.
Doktora gitmeye karar vermek zor, etkilenen tek yer beyin ama. Yorgunluk en büyük stres sebebi. ‘Ne var strese girecek’ demek doğru değil, bilinç altında oluşuyor stres. Bu da öğretilebilir bir yöntem, stresle baş etmeyi öğrenebilirsiniz.

HERKESE LAZIM

- Komşuyla dertleşmek bir terapi midir? ABD’de insanların yalnız oldukları için psikiyatristlere gittiğini söyleriz hep.
Değildir sadece konuşmuş olursunuz. Üstelik kulaktan dolma ve işe yaramayan yöntemlere başvurabilirsiniz. Komşu kendi tecrübesinden yola çıkar, psikiyatr ise bilimsel deneyimlerden. Tavsiye etmez doğruyu bulmasına yardım eder. 

- İnsanların en büyük sorunu ne?
Kronik bir mutsuzluk yaşıyorlar, bu da yüksek bir strese sebep oluyor. Siyasi kavgalar, tartışmalar basında çok büyük yer alıyor. Gelişmiş ülkede böyle olmaz, bizde sürtüşmeler insanın gözü önünde yapılıyor. Umut beyni olumlu etkiler, bizde umut yok. Beyin hep ikilemde kalıyor ve stres çoğalıyor. Ekonomik şartlar iyileşse de stres ortamı olduğu sürece, rahat edemeyiz. Çatışma ve sürtüşmeler bitmeden stres de bitmez. 

- Siyasilere de terapi gerekir mi?
Herkese lazım. Stresi yaratanlara yapmak lazım en çok, “Ne yapıyoruz biz?” diye düşünürler belki. 

- Annelerin çocuklarına verdikleri cezaların başında ‘azar’ geliyormuş! 
“Aptalsın”, “Asla bir baltaya sap olamayacaksın” ve “Neden kuzenin gibi başarılı olamıyorsun?” gibi ifadeler, beyin hücrelerini azaltıyor. Çocukluk döneminde gerçekleşen bu tarzdaki sözel istismarlar, beynin yapısını ve işlevini değiştirebilir, kaygıdan intihara kadar birçok sorunun riskini artırabilir. Bu çocuklarda yapılan beyin taramaları, duygu ve dikkatle ilgili beyinde azalan aktiviteyi de gösterir. 

- Dövmek de ciddi zarar veriyor mu? 
Bir işe yarasa reçeteye yazarız değil mi? Kafa darbelerine bağlı depresyonlardaki hastalıklarda kanıtlanmış bir tedavi biçimi yok. 

 

<h3>Başkan Erdoğan'da aşı açıklaması</h3><h3>'50 MİLYON DOZ AŞI GELECEK'</h3><p>Başkan Erdoğan, Kovi

26 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları