• $8,09
  • €9,7543
  • 460.426
  • 1377.23
20 Temmuz 2014 Pazar 02:07 | Son Güncelleme:

Sorunların çözümü için birleşen eller

Sorunların çözümü için birleşen eller

Tuğçe Kazaz’ın Birleşen Eller Yaşam ve Engelliler Derneği (BEYENDER)’in başkan yardımcısı oldu. Biz de çiçeği burnunda başkan yardımcısını hem neler yaptığını hem de derneği daha yakından tanımak için derneğin kapısını çaldık. Bizleri Derneğin Onursal Başkanı Enis Timuçin ve Tuğçe Kazaz karşıladı. İlk kez bütün dernekleri tek bir çatı altında toplamayı düşünen bir oluşumla karşılaştık ve ayrıntılarını sizler için öğrendik.

PINAR HİÇDURMAZ
pinar.hicdurmaz@aksam.com.tr

Derneğinizde son durumlar nedir, başkan yardımcısından alalım mı?
Tuğçe Kazaz: Şu ana kadar 200 şubeye ulaştık ve sürekli yeni şubeler ekleniyor. 74 il oldu. Diğer derneklerle de bir araya geliyoruz. Amacımız bütün dernekleri bir çatı altında toplayabilmek. Herkesi bir araya toplayabilirsek, çok daha fazla üyeye ulaşırız bu da çok daha fazla ihtiyacı olan kişiye ulaşmak demek. 
Enis Timuçin: BEYENDER’in birinci önceliği; toplumla engelliyi barıştırmak. Daha sonraki adım olarak da bütün bu sorunları devlet politikasına dönüştürmek. Biz dedik ki ‘gelin birleşelim.’ Birleşemiyorsanız biz Türkiye’nin en büyük STK’sı (Sivil Toplum Kuruluşu) olma yolunda ilerleyeceğiz. Bu amaç uğruna da kişisel çıkarlarından uzak, tamamen bu işe hizmet edebilecek, kişileri seçerek, bu derneklerin başına getirdik. 

Derneklerde aranılan öncelikle neler?
Enis T: Öncelikle derneklerin yapılarını inceliyoruz. Bugüne kadar nasıl çalışmalarda bulunmuşlar, gerçekten bunu kişisel çıkarları çerçevesinde mi kullanmışlar yoksa engelli kardeşlerimizin sorunlarına çözüm bulmak adına mı yapmışlar. Bu araştırmalarımızın sonucunda gerçekten temiz derneklerse bu dernekleri de kendi çatımız altına alıyoruz. 

Enis Bey siz BEYENDER’e nasıl dâhil oldunuz? 
Yerel seçimlerle ilgili milli idare mitingleri düzenlerken Antalya’da arkadaşlar bana böyle bir teklifle geldiler. “Engellilerle ilgili bir oluşum planlıyoruz. Bu çalışmanın içinde yer almak ister misiniz?” dediler. Önce ne olduğuna bakmak istedim. O zaman 3-4 tane de şubesi vardı. Bu işe dâhil olacaksam, öncelikle yönetimin fes edilmesini ve gerçekten bu amaca hizmet etmek isteyen, bundan hiçbir çıkar gözetmeyen arkadaşların bizimle yola devam etmesi gerektiğini söyledim. İsmail (Demir)bey dışındaki herkes istifasını verdi. Şu anda İsmail Bey de derneğin genel başkanlığını yürütüyor.

Tuğçe Hanım nereden aklınıza geldi ya da neden Tuğçe Kazaz?
Tuğçe Hanım’ı 13 yıldır tanıyorum. Hiçbir zaman bağlantımızı koparmadık. Kişiliğini, düşünce tarzını çok iyi biliyorum. Tuğçe’nin toplumun sıkıntılarına karşı çok duyarlı olduğunu ve böyle bir projede canla başla hizmet edeceğini çok iyi biliyordum. Açıkçası beni şaşırtmadı da. Aramıza dâhil olduğundan beri hepimizden fazla mesai harcıyor. Hatta toplantılarda notlar alıp sonraki günlerde bana ‘bunu yapacağız demiştik. Ne zaman yapacağız?’ diye sorular yöneltiyor. Yani beklediğimden de fazla emek harcıyor. Bu anlamda ona çok teşekkür ediyorum. 

Tuğçe Hanım size teklif geldiğinde ne düşündünüz?
Bugüne kadar kısa soluklu yardım organizasyonlarının içinde yer aldım. Daha büyük bir organizasyonun içinde olmayı zaten istiyordum. BEYENDER bu noktada benim için çok doğru bir seçim oldu. Çünkü hiçbir siyasi ideoloji gözetmeksizin sadece insanlara faydalı olma yolunda adımlar atan bir yapı. Enis Bey’i de tanıdığım için hiçbir kaygı gözetmeksizin dâhil oldum. İlk başta tam olarak ne olacağını, ne yapacağımı bilmiyordum. Toplantılara katıldıkça ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım. Ayrıca yardım edebildiğinizi gördüğünüzde yaşadığınız manevi tatmin bambaşka. Bunu düşünerek bu işe girmiyorsunuz ama bu da işin kendiliğinden gelen bir sonucu. 

Sizin dernekteki göreviniz nedir? 
Genel başkan yardımcısı olarak geçiyorum ama ben de dâhil olmak üzere buradaki herkes elinden ne geliyorsa yapıyor. Toplantıların düzenlenmesinden Anadolu’daki illerin ziyaretine kadar her aşamada yer alıyorum. 

Dernek çatısı altına başka ünlü isimlerin de dâhil olması konusunda bir çalışmanız var mı?
İsteğim ve arzum arkadaşlarımı da bizle birlikte görmek. Zaten birçoğuna yaptıklarımızı anlattığım zaman ‘biz ne yapabiliriz?’ sorusuyla karşılaşıyorum. Ben de onlara ‘zamanın ve enerjin neye yetiyorsa onu yapabilirsin’ diyorum. Ünlülüğün ötesinde bizler de insanız. Böyle bir organizasyonun içinde yer almak başka bir doyum. Bunu bildiğim için onları da dâhil etmek istiyorum. 

Bütün derneklerin tek bir çatı altında toplanması nasıl olacak?
Tuğçe K: Evet, bugüne kadar dernekler lokal olarak çözümler üretmeye çalıştılar. Biz bugünden sonra hep birlikte çözümler üretelim diyoruz. 
Enis T: Bu ayın sonun da üç tane federasyon bir tane konfederasyon kuracağız. Hedefimiz; bir vakıf ve o vakfın altında da bir vakıf üniversitesi kurmak. 

Nasıl bir üniversite olacak?
Enis T: Sadece engellilere yönelik değil, birçok farklı fakülteyi kendi çatısı altında barındıran ve engelli kardeşlerimize maddi durumlarına göre değişen burs imkânı sunan bir üniversite olacak. Bütün alt yapı çalışmalarını da tamamladık. Aynı zamanda Türkiye’nin en büyük engelli hastanesini de kurmayı planlıyoruz. 
Tuğçe K: Vakıf üniversitesi projesini ilk kez toplantılara katılmaya başladığımda öğrendim ve bu beni çok heyecanlandırdı. Çünkü belki bize görmek kısmet olmayacak ama yıllar sonra bu üniversiteden mezun olanlar insanlara yardımcı olacak. Böyle bir başarının temelinde olmak çok farklı bir duygu. 

Dernek olarak yardım aldığınız kişiler veya kurumlar var mı?
Enis T: Kurmuş olduğumuz derneklerin çoğunda yapılanmayı oluşturan arkadaşlarımız zaten buna gönül vermiş olan kişiler. Biz bu güne kadar herhangi bir kampanya düzenleyip herhangi bir para talebinde bulunarak hareket etmedik. Birçoğumuz bunu kendi bütçelerinden karşılayarak hareket ettik. Öncelikli olarak teşkilatlanma yapımızı bitirmek, sorunları tespit etmek, bundan sonraki aşamada 3 milyon üyeye ulaşmak. 

Daha fazla kişiye ulaşabilmek adına nasıl bir rota çizeceksiniz?
Enis T: Her şeyi profesyonel olarak ilerlemesine özen gösteriyoruz. Bu yüzden bir halkla ilişkiler şirketiyle çalışıyoruz. Teknik alt yapımızın oluşturulması ve sosyal medyayla iç içe olmamızı sağlayacak bir ekibimiz var. Önümüzdeki günlerde dört tane haber portalımız devreye girecek. Burada sadece engellilerle ilgili değil, her türlü habere yer verilecek. Bütün derneklerimizin yapısını inceleyebileceğimiz, web sitelerimiz hayata geçecek. Bunların dışında iki ayda bir bütün topuma ulaşabilecek bir dergi çıkartacağız. Bu derginin bir bölümü her zaman engelli kardeşlerimiz için ayırmakla beraber modadan siyasete kadar her alanda haberi içerecek. 

Derneğe engelli yakınları ya da bizzat kendileri başvurabilirler mi?
Tuğçe K: Tabii ki. Biz Birleşen Eller Yaşam ve Engelliler Derneği derken sadece engelli kardeşlerimizi kast etmiyoruz. Şiddete maruz kalanları, sokak çocuklarını, kan uyuşmazlığı hastalıklarından tutun da birçok dezavantajlı durumu kapsayan ve onlara hizmet edebilecek bir yapı kurmayı hedefliyoruz. Herkes derneğimize her türlü sıkıntısını iletebilir. 

O zaman BEYENDER’i sadece engelliler için çalışan bir dernek olarak görmemeliyiz. 
Enis T: Kesinlikle. Bütün sosyal yardım kurumlarının birleştiği bir çatı olabilme hedefindeyiz. Zaten bizlerle birleşen dernekler ne isimlerini ne de hizmet ettikleri amacı değiştirmiyorlar. Biz bu yardımlaşmanın çatısı olarak her türlü faaliyetin işleyişi ve işlerin amaca hizmet etmesi için profesyonel bir desteğiz. Onlara gelen sıkıntıları hep birlikte çözümlemek için BEYENDER çatısı altında toplanıyoruz. 

Derneğe üye olmak için ne yapıyoruz?
Enis T: Gerçekten işin bir ucundan tutmak ve katkı sağlamak isteyen herkes üye olabilir. Önemli olan sözde kalmaması ya da buradan kendilerine bir çıkar sağlayacaklarını düşünmemeleri. Böyle bir düşüncesi olan hiç kimse bu çatı altında yer alamaz. Bu yüzden üyelik ücretimiz 1TL. Çünkü istediğimiz para değil, insanlık ve iyi niyet.

HEP İNANDIĞIM ŞEYİ SAVUNDUM
 
“Kendimi hazır hissettiğim anda böyle bir projenin içinde yer aldım” dediniz. 31 yaşındasınız ve şu anda kendinizi nerede görüyorsunuz?
Bir ay sonra 32 olacağım. Şu anda her şeyin daha farkındayım. Bu dünyanın geçicici olduğunu ve bu dünya üzerinde son nefesimizi verene kadar da çok fazla bir zamanımız olmadığının farkındayım. 

Bugüne kadar hayatınızda çeşitli geçişler yaşadınız ve hiçbirini saklama ihtiyacı duymadınız. Bu durumdan hiç pişman oldunuz mu?
Hayır, hep inandığım şeyi savundum. 

Uluslararası arenada podyuma çıkan ilk Türk mankenimizsiniz ama siz devam etmediniz. Mesleğinizin zirvesindeyken bıraktınız. Belki de şimdi dünyaca ünlü bir model olabilirdiniz.
Evet, devam etseydim farklı olabilirdi. 2004 senesinde Harper’s Bazaar’ın Amerika’daki dergisinde dünyadaki en iyi 100 top model listesinde yer almıştım. Fakat ben kendimi aramak istedim. Bu yüzden gitmek istediğim yol o değildi. Bu bir kayıp mıydı, belki bugün dünyanın en önemli top modellerinden biriydim, Amerika’da yaşıyordum ve ve… Ama benim ruhumun aradığı bu değildi. Nerede ne yapabileceğimi gördüm. Bence her insanın bir kontratı var ve bunun için yapması gereken şeyler. Oraya giderken basketbol da oynadım. Milli takıma girecekken basketbolu bıraktım. Yapabileceklerimi gördüm. 2004’te New York moda haftasında 11 tane defileye çıktıktan ve artık gözler üzerime çevrilmeye başladıktan sonra ‘ben bunu da yapabilirim ama aradığım bu mu? Hayır’ dedim. Bir şeyler yapmak için bir şeylerden vazgeçmek gerekiyor. Seçim ve bedel. Tabii ki her yaşanılan bir şey kattı. Dolayısıyla da pişman değilim. 

New York’ta defilelere çıkmak, İtalya’da bilinen bir model olmak… Bu zamanlar sizin nasıl geçti?
Tabii bunun çok zorlukları oldu. Uluslararası arenada tek Türk modeldim. Ruslar, Brezilyalar, İtalyanlar bir grup toplanmış ve ben bir Türk olarak yalnızdım. Keşke başkaları da olsaydı. Kolay değil, Türk aile yapısında yaşamış bir kız için daha zor. Çünkü biz çocukluğumuzdan itibaren alışıyoruz; her ağladığımızda birinin yardımımıza koşmasına. Orada müthiş bir rekabet ortamı var. Faydasının yanında büyük bir zararı var. Bence modellik yaşı 15-16’da başlamamalı. Başlayacaksa da bu dünyadaki sistemin tamamen değişmesi gerekiyor. Çünkü bir kız çocuğu sadece fiziksel durumuyla değerlendirilmemeli. Bu yolda ilerlemek istiyorsa kendini sadece bu alanda görebileceğine inanamamalı. Ben bunu gördüğüm için biraz da aklım, fikrim yüreğimle hareket etmek istedim. Model olmanın altında çok farklı nedenler yatar. Kimisi daha özgür olabilmek, kimleri maddi olarak daha iyi duruma ulaşabilmek, kimisi aile baskısından uzaklaşmak, kimisi suiistimal edildiği için model oluyor. Ama bir nokta da durup kendinize sormanız gerekir; ‘benim hayata geliş amacım bu mu olmalı?’ Benim bu yolda verdiğim kararlar hep öyle oldu. 

Oyunculuk ile ilgili yakın zamanda projeleriniz var mı?
Oyunculuk sevdiğim ve beni besleyen bir şey. Şu anda bana gelen birkaç tane proje var. 

Sinemada mı dizide mi rol almayı daha çok seviyorsunuz? 
Sinema. Ama dizinin de çok sevdiğim bir yönü var. O da her hafta birinin evine misafir oluyorsunuz. Bu sayede çok şey yansıtılabildiğini düşünüyorum. Hayal kurmayı çok seven biriyim ve dizilerin de izleyenlerin hayal dünyasına dokunabildiğini düşündüğüm için seviyorum. Disiplinli bir hayatı sevdiğim için dizi ortamını da seviyorum. Bir gün tiyatro da oynamak isterim. Tiyatro benim için bambaşka bir dünyayı çağrıştırıyor. Ama çok daha ustalık gerektiren bir şey. Umarım bir gün olur.   

<h3>'AYNI FİKİR VE GÖRÜŞ SAHİPLERİ AYNI SİYASİ PARTİNİN UZANTILARI DÜN NE YAPIYORLARSA BUGÜNDE ONU Y

İftira atarak yapılmak istenen ne?

Lider Beşiktaş'a Sivas'ta coşkulu karşılama

Nemrut Krater Gölü çevresinde açılan kardelenler görsel şölen sunuyor

Pakistan'da Türk mimarın imzasını taşıyan eser: Faysal Camisi