HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3569
  • 6,076
  • 209.481
  • 93.141
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

‘Sarı Mercedes’le gitmişti ‘Umut Üzümleri’yle döndü

‘Otobüs’ ve ‘Sarı Mercedes’ filmleriyle belleğimizde iz bırakan Tunç Okan, uzun bir aradan sonra mayıs ayında ‘Umut Üzümleri’ adlı filmiyle Türk izleyicisinin karşısına çıkıyor. Fransa’da yaşayan Okan ile İstanbul ziyaretinde buluştuk; Türk sinemasını konuştuk.

x

PINAR HİÇDURMAZ
pinar.hicdurmaz@aksam.com.tr
Fotoğraf: UYGAR TAYLAN

Ödüllü filmleriyle Yeşilçam’ı Avrupa’yla tanıştıran, en son 20 yıl önce ‘Sarı Mercedes’in yönetmen koltuğunda oturan Tunç Okan’ın yeni filmi ‘Umut Üzümleri’ mayıs ayında vizyona girecek. Türkiye dışında Almanya, Romanya ve Fransa’da da gösterilecek olan ‘Umut Üzümleri’nin başrollerinde Altan Erkekli, Ahmet Mekin, Yetkin Dikincinler, Norina Nobashari, Barış Koçak ile birlikte Polatlı halkı rol aldı. Okan’ın, yazar Fakir Baykurt’un ‘Kaplumbağalar’ adlı eserinden uyarladığı ‘Umut Üzümleri’ ile diğer filmlerinde de olduğu gibi kara mizah kullandığını söylüyor. Okan ile Taksim’de buluştuk ve uzun yıllardır yurtdışında yaşayan yönetmenden sektöre dair yorumlar aldık. İşte o yorumlardan satırlarımıza yansıyanlar… 

- Ses dergisinin düzenlediği yarışmada dereceye girerek önce oyuncu oldunuz, sonra yönetmen koltuğuna geçtiniz. Fakat hepsini bırakıp İsviçre’ye gittiniz. Neden? 
Çok gençtim ve arayış içindeydim. Meşhur olmaya doğru gidiyordum. Sanki bu yola devam edersem 10 sene sonra sadece yaptığım filmlerin sayısında bir artma olacaktı. O zaman her ay bir film yapıyordu başrol oyuncuları. Ben de başrol oyuncuları arasına girmiştim. Önüm açıktı ama hayattan beklediklerimi alamayacağım duygusuna kapıldım. Bir karar aldım, 23 yaşındaydım. Bütün bunları terk edip İsviçre’ye gittim. O karardan pişman değilim. 

- Sarı Mercedes adlı filminiz Adalet Ağaoğlu’nun ‘Fikrimin İnce Gülü’ adlı eserinden uyarlama. Fakat Ağaoğlu’nun bu filmle ilgili pek çok itirazı var. Aradaki bu anlaşmazlık nasıl oluştu?
Adalet Ağaoğlu saygı duyduğum bir romancımız. Bana biraz taktı, nedenini ben de bilmiyorum. Filmin adıyla ilgili itirazları pek doğru değil. O tarihteki anlaşmalar çok net; filme eser adından başka bir adı verebilirsin. Filmin ‘Fikrimin İnce Gülü’ eserinden uyarlandığını belirtmek koşuluyla. Biz zaten belirtmişiz. Roman olarak çok güzel ama kusura bakmasın kötü bir roman adı. Kendisine de bu düşüncemi söyledim. Fakat Türkiye’de halk bu filmi ‘Sarı Mercedes’ diye sahiplendi. Benim yapabileceğim bir şey yok. Kendisine bir hürmetsizlik etmiş değilim. “Anlaşmaya sadık kalınmadı, film vaktinde bitirilmedi” diye iptal davası açtı. Halbuki film bitmişti. O davayı kaybetti. Senaryoyu sevmemişti. Sevmek zorunda da değil. Anlaşmada her türlü değişiklik haklarının yönetmende olduğunu kendisi kabul etmişti. Ağaoğlu’nun çekmek istediğim bir romanı daha vardı; ‘Bir Düğün Gecesi’. Ama cesaret edip isteyemem tabii. Çok güzel bir sinema filmi olur o kitaptan.

FİLM SANSÜRE TAKILDI 

- Gelelim yeni filminize… Umut Üzümleri’nde ilk düşündüğünüz oyuncu İlyas Salman’dı fakat sonra vazgeçtiniz. Neden? 
İlyas Salman çok önemli ve kabiliyetli bir oyuncu. Daha güzel işler yapabilirdi ama ortada film yoktu. Salman biraz sivri dilli bir arkadaş. Biraz da bağımlılığı var. Set başlamadan üç gün önce baktım ki çalışma olmayacak, “Kusura bakma. Bu işi beraber yapamayacağız” dedim. Ben 15-20 sene önce çektiğimiz Sarı Mercedes zamanını baz alıyordum. O zaman İlyas Salman ikinci sınıf komedilerde oynuyordu. Onu oynatmak istediğimde Adalet Hanım karşı çıkmıştı bana. Bir video filmde bir bakışını yakaladım ve “Bu olacak” dedim. İlk başta çok zorlandık ama sonrasında çok güzel bir oyunculuk çıkardı. Fakat aradan zaman geçince Salman da değişmiş. Aslında bu rolü ilk Anthony Quinn oynayacak, Nastassja Kinski de ona eşlik edecekti. Anlaşmalar, her şey hazırdı. Bunların belgeleri hâlâ elimdedir. Elimde Anthony Quinn ve Nastassja Kinski var, ben filmi yapamıyorum. Türkiye’de sansür üst kurulu tarafından da red cevabı aldım.

İSVİÇRELİ GELDİ SOYUNDU 

- Sebebi? 
Devlet ve yurttaş ilişkisini zedeliyormuş. Devleti kötü gösteriyormuş… Otobüs filmimde de aynı şeyi yapmışlardı. Gidip yurt dışında çekmek istemedim. Mesela İnce Mehmet yapıldı, çok kötü bir film oldu. Sonra Türkiye’den birini aramaya başladım. Şener Şen reddetti. Anthony Quinn “Evet”, Şener Şen “Hayır” diyor, bu işler böyle, yapacak bir şey yok. Tesadüfen Ahmet Mekin ile karşılaştık. Dedi ki: “Valla güzel ama ben bunun altından kalkamam. 82 yaşıma geldim benim için zor olur.” Ama sonra Ahmet Abi değişti. İçkiyi falan bıraktı ve fiziğinde resmen bir patlama oldu. Çok zor sahnelerin hepsinin üstesinden geldi. Çok güzel bir sonuç ortaya çıktı. 

- Setten gelen bir dedikoduya göre Saadet Işıl Aksoy filmdeki açık sahnelerden dolayı oynamayı kabul etmemiş. Doğru mu? 
Daha ziyade menajeri karşı çıktı. İş “Az açarım, yarım açarım” gibi diyaloglara döndü. Kabul etmeyince İsviçreli bir oyuncuyla anlaştım. Sahne erotik değil de yarı komik bir sahne. Gece karanlığında çırılçıplak komik bir müzikle yine çıplak bir erkekle tarafından kovalamaca sahnesi var. İsviçreli geldi, okudu senaryoyu soyundu, oynadı hiç tartışma olmadı. 

- Burada olmadığınız sürede Türk sinemasında sizce ne gibi değişimler yaşandı? 
Çok büyük değişimler oldu. Yeşilçam filmleri çok farklıydı, sinema dışında eğlence yoktu. Şimdi herkes internetten reaksiyon gösteriyor. Toplum tüketim toplumu haline dönüştü. Televizyon girdi odalara, sonra diziler geldi. Artık doğru dürüst film yapılmıyor diziler nedeniyle. İnsan oturuyor evinde, basıyor düğmeye, istediği oyuncuyu seyrediyor. Aynı oyuncuyu kalkıp sinemada görmeye niye gitsin? Çok değişik bir şey çıkması lazım önüne. Bu da sunulamıyor. Bugün bir iki starın dışında sinemadan para kazanmak imkânsız bir şey. 

- Siz sinemadan para kazandınız mı? 
Aksine; çok kaybettim. Hiç umurumda da değil. Doktorluktan kazandığım parayı sinemaya yatırdım. O parayı da geri alamadım. Bütün filmlerim çok zor çekildi. Öyle bir yerdeyim ki; Avrupa’dayım ama tam Avrupalı değilim. İsviçre’de yaşıyordum, şu anda Fransa’da yaşıyorum. Bir sinema ortamında yaşamıyorum. Ferzan Özpetek gibi İtalyan yönetmen olarak kabul edilmiyorum. Fatih Akın öncelikle bir Alman yönetmen. Ben onların arasında daha acayip bir yerdeyim. Bana Türk olarak bakıyorlar. 

- Sinemada toplumsal konuların eksikliğini hissediyor musunuz? 
Sinema, her şeyden önce bir gösteri sanatıdır. Bir hikâyeyi en iyi ve en ilginç şekilde anlatmak… Esas ana nokta budur. “Toplumsal film yapacağım” diye yola çıkılmaz. Bu da çok kolay bir iş değil. Sinemanın zorluğu her şeye rağmen endüstriyel bir faaliyet ve pahalı bir iş. 

- Gişe yapan filmler bunu nasıl başarıyor? 
Bir filmin kendini toparlayabilmesi için kritik eşik ortalama 200 bin seyirci. Her yıl bu eşiği aşan 10 film var aşağı yukarı. Bunlardan biri çok büyük, şaşaalı, tarihi, kostümlü oluyor. Geri kalanları düşük kalitedeki komedi filmleri. Toplum bunlara gidiyor. Gider, beğenisi budur.  Gitmeyen kesim içinse evindeki televizyonunu bıraktıracak filmler yok ortada. Neden? Çünkü ekonomik çark çok zayıf hâlâ. 

- Şimdi Türk filmleri başka ülkelerde de gala yapıyor. Buna ne diyorsunuz? 
Dışarıda gala yapmanın hiçbir anlamı yok. Bir sinema tutarsın birkaç kişiyi davet edersin, millet gelir, bu gala olur. O film giriyor mu sinemalara, sinemaya girip ne iş yapıyor? Önemli olan bu.

NİLÜFER MÜZİKLERİ FRANSIZCA DA OKUYACAK

- Filmin müzikleri için Nilüfer ile birlikte çalıştınız. Biraz da müziklerinden bahseder misiniz? 
Olay, bir Kırım, Tatar köyünde geçiyor. Öyle olunca Kırım Tatarları’nın çok tanınmış bir türküsünü filme adapte ettik. Türküyü Nilüfer seslendirdi. Sözleri bildik bir türküden yola çıkarak Nilüfer Hanım ile birlikte yazdık. Daha doğrusu ben önerdim, o düzeltti. Biz ilk defa karşılaştık Nilüfer Hanım’la. Çok net biri, bu yüzden çok hızlı ilerledik. Hatta şimdi Fransızca’sını da yapmaya karar verdik. Ben bilmiyordum. Nilüfer çok iyi İtalyanca ve Fransızca biliyormuş.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Çerkes halkının Kafkaslardan sürülmesinin 154. yılında Çorum Valiligi özel bir klip yayınladı.

Çorumlu´nun yaptığını herkes yapamaz

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Teröristlerin korkulu rüyası Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edildi

Hayvanların X-Ray altındaki görüntüleri

En Çok Okunanlar