HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3879
  • 6,1301
  • 211.286
  • 91.686
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Sanat filmi yönetmeni olma niyetim yok

Recep İvedik serilerinin yönetmeni Togan Gökbakar, önümüzdeki hafta vizyona girecek yeni filmi 'Celal ile Ceren'i anlattı. Pek röportaj vermeyen genç yönetmen, ağabeyi Şahan Gökbakar, filmler ve mesleki kariyeri hakkında çok samimi açıklamalar yaptı.

x

ALİ MERT ALAN
alimertalan@gmail.com

Yönetmen Togan Gökbakar, göz önünde olmayı pek sevmiyor. Çok ilgi çeken, gişe rekorları kıran Recep İvedik filmlerini yöneten Togan Gökbakar, komedyen Şahan Gökbakar'ın kardeşi. Medyada pek sık görmediğimiz Togan Gökbakar ile önümüzdeki hafta vizyona girecek 'Celal ile Ceren'i konuşmak üzere buluştuk ve dizilerden sinemaya birçok konuda konuştuk.

- İzleyici 'Recep İvedik 4'ü beklerken siz 'Celal ile Ceren' filmiyle çıktınız karşımıza. Ne oldu Recep'e?
Recep'e bir şey olmadı. Recep duruyor; devam edecek. Recep İvedik, 10 yıl, 20 yıl devam edecek bir karakter. Aralarda başka filmler, başka hikayeler çekilebilir. 'Recep İvedik 4' çıkar, sonra iki film çekeriz; daha sonra 'Recep İvedik 5' çıkar. Yani onun düzeni, kuralı, sırası yok. Ama Recep devam edecek. Recep will be back!

CELAL EN AZ RECEP KADAR KOMİK
- 'Celal ile Ceren'i anlatır mısınız bize?

Bir aşk komedisi... 6 yıldır nişanlı olan bir çiftin arasında geçen komik olayları konu alıyor. Bunun yanı sıra bir erkeğin bir kadına bağlanması, evlilik kararı vermesi, çocukluktan adam olmaya geçişini de anlatıyor. Erkeklerin evlenmeye geçiş döneminde arkadaşlarıyla yaşadıkları bekar kalmak ve özgür olmak durumuyla evlenip, yuva kurup ömrünü bir kadına adamak arasındaki bocalamadaki komik olayları anlatıyor film. Ama en az Recep İvedik kadar komik diyebilirim. Bir kız, bir erkek ve aşk temalı bir komedi olunca hemen akla Amerikan romantik komedileri geliyor. Ama bu sadece tebessüm ettirecek bir film değil. Recep İvedik gibi hardcore komedi sahneleri olan çok güldürecek bir film. Ama genel teması Celal ile Ceren'in arasındaki münasebetler.

ELEŞTİRMENLİK  ABARTILIYOR
- Kardeşiniz Şahan Gökbakar, 'Eleştirmenler filmi beğenmeyince film daha çok ilgi görüyor' demişti. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Eleştirmenler halkın çok ilgi gösterdiği filmleri genelde beğenmiyor. Gişe yapan filmler, genel izleyiciye hitap eden, daha basit, daha naif hikayelerden oluşuyor.  Eleştirmenler de bu vasıflarından ötürü sürekli sinema filmleri izledikleri ve bir sinema zevki geliştirdikleri için, daha ufak grupların, daha entelektüellerin seveceği filmlerden hoşlanıyorlar haliyle... Dünyanın hiçbir yerinde gişe rekorları kıran filmler eleştirmenlerce başarılı bulunmaz. Bu genel olarak eleştirmen refleksidir... Halkın, eleştirmenlere bakıp filmlere gittiğini zannetmiyorum. Halk tamamen, 'kulaktan kulağa' yani arkadaş tavsiyesiyle filmlere gidiyor. Sinema eleştirmenlerini okuyan, tanıdığım insan da yok. Bence sinema eleştirmenliği overrated (abartılmış) bir meslek. İnsanların üzerinde suya sabuna dokunur bir etkisi yok. Sinema eleştirmenlerini ya sektördeki insanlar okur ya da sinemaya özel ilgisi olanlar. Eleştirmenlerin sinemayla olan ilişkisi daha profesyonel ve daha normalin üzerinde zevk, gusto gerektiren bir bağlantı. Ama insanların bağlantısı maalesef öyle değil.

BELKİ RECEP'İ SEVMEYEN KADINLAR GELİR
- 'Celal ile Ceren' aynı zamanda sizin yapımcısı olduğunuz ilk film. Bu filmde gişe bekletiniz nedir? Recep İvedik filmlerini geçer mi?

Şahan ile Çamaşırhane adında bir şirket kurduk. Bu da bizim yapımcısı olduğumuz ilk filmimiz. O açıdan da bizim için çok önemli. Recep İvedik, belki komedi olarak 20 ya da 25 yıl geçilemeyecek bir film. Ama gişe tahmin edilemez bir şey. Bu film Recep İvedik'i geçebilir, geçemeyebilir de. Bunların formülü yok. Olsa zaten her yapılan film hit olurdu. Recep İvedik, daha fazla hayran kitlesi olan bir karakter. Süpermen, Batman gibi iki, üç, dört seri gidebilecek bir film. Bu filmse daha naif karakterlere dayalı, yaşayan insanların olduğu bir film. Ama Recep'in hayran kitlesinin gişe etkisi belki tahmin ettiğimizden daha fazladır. Belki de Recep İvedik'ten daha az haz eden kadın izleyiciler bu filmi daha çok sever. Yani gişe hiç belli olmaz. Tahmin edilmez şekilde bazı şeyler çok seviliyor, bazı şeyler sevilmiyor. Bu da toplumun o an ki eğilimleri, ekonomik durum, insanların mutluluğu, gündem, zamanın ruhu hepsinin bir karması olarak bir skor oluşturuyor. Senin filmin onunla uyuşuyorsa seviliyor.
- Celal, Ceren'den ayrılınca pişman oluyor. Sizin de ayrıldıktan sonra üzüldüğünüz ilişkileriniz oldu mu?
Bence kişisel konulara girmeyelim (gülüyor)! Celal ve Ceren üzerinden devam edelim. Acı ve dram dolu bir aşk hikayem yok. Onlar genelde filmlerde oluyor, deyip devam edelim...

ÇAMAŞIRHANE'DEN BAŞKA TÜRLER DE ÇIKACAK
- İlk filminiz 'Gen' hariç tüm filmleriniz komedi türünde; hep böyle mi devam edeceksiniz?

Bu şirketi kurmadan önce bağımsız bir yönetmendim. Şu anda yapımcı kimliğiyle çalışıyorum. Yapacağımız projelerde yapımcı olacaksak projenin başarısı, getireceği ses ve insanların o işi ne kadar seveceği üzerine kaygılarım olacaktır. Açıkçası kafamda 'Şunu yaparım, sonra bir dram çekerim' diye bir plan yok. Bir filmin çekimleri tamamlanırken bir yandan da 'Sonra ne yapsak?' diye düşünmeye başlıyorsun. O anki ruh halin, okuduğun bir kitap, duyduğun bir hikaye... Seni herhangi bir türe yönlendirebiliyor.
Ağabeyimle beraber çalıştığımız için ilk refleksimiz komedi filmleri çekmek. Çünkü Şahan Gökbakar bir komedyen. Ama Çamaşırhane Film başka filmler de üreten bir şirket olacak. Başka türler olabilir. Ama kafamda tasarladığım bir şey yok.

KIKIRDADIĞIMDA AĞABEYİM COŞUYOR
- Filmin set ortamı nasıldı? Siz de filmi çekerken çok eğlenenlerden misiniz?

Oyuncuların kahkaha krizleri nedeniyle çekimleri birçok kez kesmek zorunda kaldık. Komedi filmlerini çekerken gülmüyorsanız, o aslında komik olmaz. Birinin o sırada ona gülüyor olması lazım, onun birine dokunuyor olması lazım. Biz kendimizi çok güldürecek hale getirmeye çalışıyoruz ki insanlar izleyince aynı enerjiyi hissetsin; aynı komedi onlara da geçsin. Film çekim süreci; zaman, işi yetiştirme telaşı, para ve o an gelişen olaylardan dolayı stresli bir dönemdir. Ama sahnenin içine indiğimiz zaman çok gülüyoruz. Eğer çekerken gülmüyorsak 'Demek ki yeterince komik değil' deyip daha da köpürtecek eklemelerle zenginleştiriyor, gülünecek hale getiriyoruz. Ben monitörün başında güldükçe ağabeyim daha da motive oluyor. Beni kopartmak için performansını daha da artırıyor. Göz ucuyla benim kıkırdadığımı gördüğünde, o 'görev tamamlandı, bu sahne komik oldu' gibi bir hisse kapılıp daha da köpürtüyor.
- Filmi çekerken bakışlarınızla bile anlaşıyorsunuz kardeşinizle. Peki, set haricinde ağabey-kardeş olarak hangi konularda daha çok paslaşırsınız?
Zaten biz Şahan Gökbakar'la aynı evi paylaşıyoruz. Biz arkadaş gibi olan ağabey-kardeşlerdeniz. Bu nedenle yaşadığımız her şeyi birbirimize anlatırız;  fikir alırız, danışırız. Aynı sektöre hizmet eden işler seçtiğimiz için beraber çalışma fırsatımız da oldu. Genel olarak birbirimize kritik konularda 'Ne dersin?' diye danışırız. O, kimsenin düşünmediği bir şeyi söyleyebilir. Yaşça benden büyük olduğu için deneyimini duymak isterim. O da bana fikrimi sorar.

CEM YILMAZ'A DÜŞMAN DEĞİLİZ
- Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar'ın karşılaştırılması, aralarında problem varmış gibi gösterilmesi medyada sık yer buluyor. Hep yarış halinde gibi gösteriliyorlar. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu?
Doğrusu beni etmiyor. Bu yarışı aslında medya yaratıyor. Basın 'O mu önde, bu mu önde?' diye karşılaştırıyor. Benim ya da Şahan'ın garezi ya da küslüğü yok. Çok görüşmüşlüğümüz de yok. Ama düşmanlığımız da yok. Biz kendi halimizde takılıyoruz. 'Şu insan bunu yapmış, biz de onu yapalım' gibi bir durumumuz yok. Biz kendimizi mutlu edecek, hoşumuza giden şeyleri yapıyoruz. İnsanlar da karşılaştırıyor.

"sntflmyntmni2.jpg"ŞAHAN OLMASA RÖPORTAJI 5 YIL SONRA YAPARDIK
- Ağabeyinizle aynı sektörde olmanız işinizi kolaylaştırdı mı? Eğer Şahan Gökbakar olmasaydı, yönetmenlik konusunda ilerlemeniz daha mı zor olurdu?

Ben veya o olmamış olsaydık, ikimizin de hayatı farklı olurdu. Belki Recep İvedik hiç olmazdı. Ya da ben hiç film çekememiş olurdum. Onu bilmiyorum. Ama ikimizin bir araya gelmesi hoş bir sinerji yaratıp o filmleri çekmemize sebep oldu. Ben sinema-televizyon bölümünden mezun olduğumda Şahan Bey, Atv'de program yapan, ünlü bir insandı. Benim için hayat tabii daha zor gelişirdi. Ama şöyle söyleyeyim belki bu yaşta değil ama beş sene sonra yapardın benimle bu röportajı...
- Tam tersi olsaydı daha önce yapardım. Çünkü genelde underground...
Ama ben underground olmazdım. Benim sinema anlayışım hiçbir zaman underground olmadı. Ben Jaws ve Terminatör'le büyüyüp onları çekmek isteyen insanım. Hiçbir zaman böyle bir sanat filmi yönetmeni olma niyetim yok. Avrupa sineması değil, Amerikan sineması benim mihenk taşım; imrendiğim, gıpta ettiğim...

DİZİLER KADINLAR İÇİN
- Yerli dizilerle aranız nasıl?

Benim için düzenli dizi takip etmek pek mümkün değil. Dizileri televizyondan değil, farklı platformlardan izlemeye çalışıyorum. Yerli dizilerden takip ettiğim yok. Çünkü çok uzun, konu olarak beni cezbeden bir dizi de yok açıkçası. Türkiye'deki diziler hanımların hoşuna gidecek temalara sahip.
- 'Behzat Ç', 'Leyla ile Mecnun', 'İşler Güçler' gibi farklı diziler de var...
Evet, post modern espriler yapan komedi dizileri türedi. Ama 'Şu gün, şu yayınlanıyor, açayım, izleyeyim' diye bir isteğim yok. İçimden gelmiyor.
- O zaman dizi çekmek de ilginizi çekmiyor diyebilir miyiz?
Yok, olabilir. Ama zaman içinde 'Türkiye'deki diziler şöyledir' gibi kurallar oluşmuş. Televizyonların reklam politikaları, yapımcılara ödenen paralar gibi sebeplerden. 110 dakika filmi 7-8 ayda çekiyoruz. 90 dakikalık diziyi bir haftada çekiyorlar...
- Dizilerin senaryolarında hükümetin eleştirileri doğrultusunda yapılan değişiklikleri nasıl buluyorsunuz? Karakterler evleniyor ya da başını örtüyor gibi...
Biz nasıl bu filmi yaptıysak o dizilerin de yapımcıları var. Gelen eleştirilere onların verdiği tepki tamamen onları, onların hayata bakış açısını bağlar. Bu diziler de sonuçta bir iş, büyük bir sektör. Ve insanlar buradan para kazanıyor. Böyle eleştiriler geldiği zaman bundan çıkabilecek problemleri ön görüp değişiklikler yapıyorlar. Biri 'Kimse benim dizime karışamaz, böyle yayınlayacağım. Beğenmeyen izlemesin kardeşim' der; diğeri 'En ufak bir beğenmeme rüzgarı başlarsa dizi tamamen gözden düşebilir' diyerek zamanı yakalamaya çalışabilir. Benim doğru ya da yanlış bulmam önemli değil. O insanların doğru ya da yanlış bulmaları önemli...

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Eskişehir´de bir yerel televizyon kanalında spor yorumcusu olan Şükrü Oytan, canlı yayında kalp kriz

Canlı yayında kalp krizi geçirdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Kandilde camiler doldu taştı

Sırbistan Enerji Bakanı Antiç: Türk Akımı'na dahil olmaya hazırız

En Çok Okunanlar