HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,4655
  • 6,1492
  • 211.227
  • 91.445
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Operada değişim hayaleti dolaşıyor

14. Siemens Opera Yarışması'nda jüri üyeleri ve yarışmacılarla konuştuk; operada değişim rüzgarları estiğini gördük. Hikayelerini dinlediğimiz yarışmacılardan ikisi, cuma akşamı sonucu açıklanan yarışmada dereceye girdi.

x


Eyüp Tatlıpınar
eyup.tatlipinar@aksam.com.tr
'Biraz önce bir bariton ('derin' sesli opera sanatçısı) dinledik, sesi bizim için sürprizdi; çok üst düzeydeydi ama İtalyanca okuması zayıftı' diyor Karlsruhe Operası Genel Sanat Yönetmeni Peter Spuhler; 'İyi bir opera sanatçısının İtalyancayı, Almancayı ve Fransızcayı iyi bir diksiyonla okuyabilmesi gerekir.'
Peter Spuhler'le, Siemens Opera Yarışması'nın jürisinde yer almak için geldiği İstanbul'da, Süreyya Operası'nda konuştuk. Aynı gün jürideki diğer isimler Münih Gaertnerplazt Operası Genel Sanat Yönetmeni Ulrich Peters ve Devlet Sanatçısı Mete Uğur'la da görüşme fırsatı yakaladık. Görünen o ki, 'iyi opera sanatçısı' kriterleri hiç de az değil: 'Evrensel dil olduğu için İngilizce bilmek önemli', 'Rusça önemli operalar var, o dili konuşabilmek avantaj', 'Opera tiyatroyu içeriyor, operacının iyi bir beden dili ve rol yapabilme yeteneği olmalı', 'Ses eğitimi çok önemli, sürekli çalışma ve disiplin gerektiriyor, karakteriniz o disipline alışamazsa işiniz zor.'
Takdir edersiniz ki bu uzunca listeyi görünce operacı olmanın zorluğunu anlamamak mümkün değil.
Devlet Sanatçısı unvanlı operacı Mete Uğur, her rol için her zaman 3-4 adayın bulunduğunu, bu adaylar arasında sert bir rekabet yaşandığını, operanın bir tür gerilim ve stres sanatı olduğunu söylüyor. Kendisi sahnede kaldığı 47 yıl boyunca 500'den fazla operada rol almış ve önceki yıl emekliye ayrılmış; 'Machbeth gibi önemli rolleri oynarken sahnede birkaç kilo veririm, bir oyunda dört kilo vermişliğim vardır' diyor.

Uğur, bu yıl 14.'sü düzenlenen Siemens Opera Yarışması'nın jürisinde bugüne kadar hep yer almış. Bu yıl birincinin Karlsruhe Operası'nda bir yıllık burs kazandığı yarışmaya katılanların kalitesinin zamanla belli ölçülerde arttığını söylüyor. Geçen yıl da jüride yer alan Karlsruhe Operası Genel Sanat Yönetmeni Peter Spuhler, Uğur'u desteklerken söz konusu durumun nedenini şöyle açıklıyor: 'Yarışmacılar arasında iyilerin ve iyi olmayanların bulunması normal ama geçen yıl geldiğimde eğitim sisteminden kaynaklanan aksaklıklar fark etmiştim. Bu yıl görmedim bu aksaklıkları.  Biyografilerine baktığımda çoğunun yurtdışında eğitim desteği aldığını gördüm, önceki yarışmada böyle değildi. Galiba kalitenin artmasındaki neden bu.'
Burada operanın 'zorluğu' konusuna geri dönelim. Rönesans döneminde İtalya'da ortaya çıkan bu sanatın, en yaygın ve popüler eserleri Türkçe olmadığı için izlediğiniz temsili anlamak bir sorun. Türkiye'de 'elit sanat' kategorisine girmesinin en büyük nedeninin bu olduğu konusunda çoğunluk hemfikir. Burada bir parantez açıp, artık Devlet Opera ve Balesi'nin bütün temsillerinde Türkçe üst yazı uygulaması bulunduğunu söyleyelim.
İZLEYİCİ GENÇLEŞİYOR
Jüri üyesi Ulrich Peters elit olma durumunun yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığını söylüyor. Biletlerin fazlasıyla pahalı satıldığı Avrupa ve ABD'deki temsilleri de çoğunlukla 'üst sınıf' izliyormuş. Fakat bir şerh düşüyor Peters: 'Bu durum son 10 yıla kadar böyleydi, artık opera da, opera izleyicisi de değişiyor. Operayı mesela caz ve rock müzikleriyle, video sanatıyla buluşturan yeni besteler yapılıyor, klasik eserler ise farklı biçimlerde yorumlanıyor. Yayıldığı alan gittikçe genişlediği için izleyici kitlesi de radikal biçimde değişiyor. Geçen yıl Almanya'da satılan opera biletlerinin yüzde 20'sini 25 yaş altı izleyiciler aldı. Tüm dünyada böyle bir değişim hayaleti var, Türkiye'ye de gelmesi kaçınılmaz.'

'O bağıranlarIın mesleğini mi yapıyorsun?'
Dilara Bastar (Yarışmanın birincisi) 
- Operaya ilginiz nasıl başladı?
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda yarı zamanlı klarnet bölümünde okurken operada okuyan arkadaşlarım vardı, çok özeniyordum ve okulu bırakıp Mimar Sinan Üniversitesi'nde operaya başladım. 
- İnsanlar bir operacıya ne tür tepkiler verir?
Başlangıçta bayağı zordu çevremdekilere operacı olduğumu söylemek. 'Aaa o bağıranların mesleğini mi yapıyorsun?' sorusuyla tahmin edemeyeceğiniz kadar çok karşılaştım. Espri yapılırdı sürekli. 
- Bu işin zor yanı nedir?
Kendinize, sağlığınıza çok dikkat etmelisiniz. Titiz olmalısınız. 
- Sonrası için de iddialı mısınız?
Beş yıldır düşünüyordum yarışmaya katılmayı. Bu yıl hazır hissettim. Beş yıl önce yarışmada birinci olan arkadaşımın kutlama partisi vardı, orada aklıma gelmişti katılmak. Bundan sonra da çalışmaya devam tabii.

MÜHENDİSLİKTEN OPERAYA GEÇTİ
Önay Köse (Yarışmanın ikincisi) 
- Konservatuar okumamışsınız, mesleğiniz nedir?
Mühendisim. Ortadoğu Teknik Üniversitesi metalurji mezunuyum. Çocukluğumdan beri operaya merak sardığım için işi bırakıp yurtdışında iyi hocalardan dört yıl boyunca opera eğitimi aldım. Şimdi New York'taki Juilliard School'a yüksek lisans için kabul edildim. Burası dünyanın en iyi opera eğitimi veren okulu olarak bilinir, çok az kişi kabul edilir. 
- Opera merakınız nasıl başladı?
Devlet Çoksesli Çocuk Korosu'ndaydım, bir gün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası salonundaki temsilde sahneye çıktım. 10 yaşımdaydım. Çok etkileyiciydi, orada sahneye aşık oldum. 
- Alaylı olmak operada işe yarar  mı peki?
Bizde genellikle konservatuar önemlidir. Devlet Opera ve Balesi çoğu sınavda konservatuar mezunu olma şartı arar ama yurtdışında daha rahattır. Luciano Pavarotti alaylıdır örneğin. Ben de kariyerimi yurtdışında sürdürmek istiyorum. 
- Neden yurtdışı? Burada iş bulamayacağınız için mi?
Sonuçta opera oraya özgü bir kültür ve imkanlar çok daha fazla.  İtalya'da eğitim almaya gittiğimde çok etkilenmiştim, büyük seviye farkı var, çevrenizde önemli operacıları görüyorsunuz. 
- Operanın neden 'elit' bir imajı var sizce?
Operayı izlemeye gittiğinizde konuyu öncesinde çalışmalısınız, müziğin tarzını, gelenekleri bilmek gerekir. Daha kültürlü kesime hitap ediyor. Yalnızca Türkiye'yle ilgili değil. Avrupa'da, New York'ta da yalnızca jet sosyetede görünmek için lüks arabasıyla operaya giden ama temsilden hiçbir şey anlamayan bir sürü kişi var. Eski klasik izleyici azaldı.
SAHNEYE ÇÜRÜK MEYVE... 
- Nasıldı eski opera izleyicisi?
Kitapla, dürbünle operaya giderdi. Temsile elinde nota kağıdıyla gelen, sanatçı yanlış bir notayı okuduğunda yuhalayan izleyiciler vardı. İtalya'da bu tür ateşli izleyiciye halen rastlanır. Hocam anlatmıştı; Parisli kadının biri operaya giderken evindeki çürük meyveleri yanına alırmış, yanlış okuyan sanatçıya fırlatmak için...

'Ev alma komşu al' deyimi en çok bizim için geçerli
Dilay Balcı - Bora Balcı
- Hikayenizi öğrenebilir miyiz?
Dilay Balcı: Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nı, sınıf atlayarak birincilikle bitirdim. Bora da sınıf atlamıştı. Okulda tanışmıştık, okul biter bitmez evlendik. 
- Çalışma temponuz nasıl?
Bora Balcı: Ses terbiyesi resmen hamallık gibi. Her gün düzenli biçimde 2-3 saat çalışmanız gerekiyor. Bir yandan repertuar oluşturmanız gerekiyor size iş teklifleri gelmesi için. Disiplinli değilseniz aynı yerde sayıyorsunuz. 
- Nerede yapıyorsunuz çalışmalarınızı?
Dilay B.: Yurtdışında küçük opera stüdyoları var öğrenciler için ama bizim burada yok. Konservatuarda bu iş için odalar var. Bir de komşular izin verirse evde çalışabilirsiniz. 'Ev alma komşu al' deyimi belki de en çok bizim için geçerli.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Şehit Piyade Topçu Er Melih Sancar´ın naaşı Edirnekapı Şehitliği´ne defnedilecek. Şehidimiz son yolc

Hakkari şehitleri son yolculuğuna uğurlanıyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Dünyanın merakla beklediği maçtan kareler

İstanbullu Gelin'de beyin yakan sahne! İzleyicinin tepesi attı

En Çok Okunanlar