HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3441
  • 6,0998
  • 209.819
  • 93.616
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Müge Boz: Sosyal medyayla değil, tasarım ve el işiyle uğraşırım

Müge Boz, bugün Show Tv’de başlayacak dizisi nedeniyle heyecanlı… Tasarım yapan, mobilyalarını boyayıp kendi yemeğini ve ekmeğini pişiren Boz, ‘ruh ve beden’ sağlığı için terapi ile yogadan faydalanıyor. Boz, teknoloji ve sosyal medyaya da mesafeli…

x

SİBEL ATEŞ YENGİN
sibel.ates@aksam.com.tr
Fotoğraflar: Uygar TAYLAN

Yapımcılığını Birol Güven’in, yönetmenliğini ise Hamdi Alkan’ın üstlendiği ‘Aşk Emek İster’ adlı dizide zengin ama aile sıcaklığına hasret Leyla’yı canlandırıyor Müge Boz. Bugün saat 20.00’de Show Tv’de başlayacak romantik komedi türündeki dizinin güzel oyuncusuyla buluştuk. 3 Mayıs’ta ‘Bir Hikâyem Var’ adlı filmi de vizyona girecek olan Boz’un hayali, bir müzikalde oynamak. 

- Nasıl, bir hikâyesi var ‘Aşk Emek İster’ adlı dizinizin?
Zengin işadamının oğlu okumak için ABD’ye gider, ancak mezun olmadan döner. Babası da “Madem bir diploman yok, o zaman sıfırdan başlayacak ve hayat okulundan mezun olacaksın” deyip onu fabrikasına işçi olarak alır. Ben de o şımarık gencin çocukluk arkadaşı Leyla karakterini canlandırıyorum. 

HAK ETMEK GEREKİYOR

- ‘Hayat okulundan mezun olma’ meselesine bakışınız nedir?
Birtakım zorlukları yaşamak, elde ettiklerinizin değerini anlamanıza neden oluyor. Babam “Ne oldum delisi olmayın” derdi. Hatta “Hayatı gör bakalım” diyerek, üniversite döneminde devlet yurduna göndermişti. O yaşlarda “Neden zorluk çekmek zorundayım?” diye söylenmiştim ama o yıllar bana çok şey kattı. Karnemiz çok iyi geldiğinde de bizi hediyelere boğmazlardı. Biz de “Birinci olduk, karnemiz iyi, niye hediye yok?” diye sorduğumuzda “Kendiniz için yapıyorsunuz, bunun için size bir de ödül mü vereceğiz?” derdi. Bazı şeyleri hak etmek gerekiyor. Öbür türlü hiçbir şeyin değeri olmaz. Zaten günümüzde hiçbir şeyin değeri yok, tüketim çılgınlığına kapılmış gidiyoruz. İnsanın kendine dur demesi gerekiyor. Çocuğum olursa böyle yetiştirmeyi düşünüyorum.
- Siz tüketim çılgınlığına “Dur” diyebiliyor musunuz?
Elimden geldiği kadar bu çarka kapılmıyorum. “Onu da alayım, bunu da” gibi bir durumum yok. Hayat tarzım da farklı. Dağa gidip kamp yaparım; tuvaletin bile olmadığı konforsuz yerlerde kalırım; çok konforlu bir yerde de mutlu olabilirim. Her tarzın farklı bir tadı var. Hepsinden zevk alıyorum. 
- Kendi paranızı kazanmaya başlayınca ailenizin yapmadıklarını yapıp har vurup harman savurma durumu oldu mu?
Olmadı. Kendimi garantiye alırım. Kazandığım paranın bir kısmını biriktiririm. Çünkü yılın belli ayı çalışıyoruz; bazen bir sene işsiz kalabiliriz. O yüzden para harcama konusunda dikkatliyim.
- Teknolojiyle aranız nasıl; yeni çıkan modelleri takip ediyor musunuz?
Teknoloji düşkünü değilim. Kullandığım telefonum sağlamsa bir üst modeli çıktı diye almam. Zaten Twitter ve Facebook da kullanmam. 


- Ne olup bittiğini merak etmiyor musunuz? Ben iPad’siz bir hayat düşünemiyorum mesela. 
Hiç merak etmiyorum (kahkahalar)… iPad’e, bilgisayara ihtiyacım yok. iPad’siz bir hayat da güzel. Vaktimi elişiyle uğraşarak geçiriyorum. Bu aralar dolap boyamaya sardım. Şimdi marangoza yaptırmak istiyorum. Bilgisayarı sadece dekorasyon sitelerinde neler yapıldığına bakmak için kullanıyorum. Tasarım olan her şeye âşığım. Şu aralar tasarladığım bir yatak var; arkadaşımla onu çizdik. Aklımda sürekli fikirler var. Bazen de modaya sarıyorum. 
- Modayı takip eder misiniz?
Annem, anneannem diker kıyafetlerimi. Bazen var olan bir kıyafetimi başka bir forma sokarım. Modayı takip ederim ama bu senenin modası pembeymiş diye hemen pembe bir kıyafet de almam. Kendi tarzımla modayı birleştirmeyi seviyorum. Mesela Küçük Prens figürlü bir yemek önlüğüm var; kıyafetlerimin üzerine onu takarım. Bitpazarlarını gezmeyi severim. Twitter’sız, Facebook’suz hayatım böyle geçiyor işte. 
- Yoga yaptığınızı biliyoruz, yogayla birlikte hayatınızda ne değişti? Bir de ‘Artık yoga yapmayanı dövüyorlar’ gibi bir durum mu var?
“Yogasız girilmez” gibi oldu. (Kahkahalar)… Küçük yaşlardan beri bale yaptığım için sürekli vücudumu esnetirim. Yoganın da vücuda esneklik kazandırması beni rahatlatıyor. Hatta bu hal bağımlılık da yapıyor. Bazı hareketler omuriliği o kadar rahatlatıyor ki yapmadan duramıyorum. Çünkü bilmeden vücudumuzu çok kasıyoruz. Yoga yaparken kullandığınız nefes tekniği enerjinizi de artırıyor. Dolayısıyla psikolojik problemler de çözülüyor. Çünkü vücudunuzdaki bazı enerji bölgelerinin sıkışması birtakım psikolojik sorunları da tetikliyor. 

KENDİNİ TANIMAK İÇİN TERAPİ

- Ruhsal sıkıntılarınız olduğunda yoga yetiyor mu, bunu aşmak için başka yollarınız var mı?
Çok uzun yıllardır hatta 15 yaşından beri terapiye gidiyorum. Boğazımız ağrıdığında nasıl doktora gidiyorsak terapiye gitmek de bu kadar normal. İnsan kendini tanıyor. Zaten illa büyük bir problem olmasına gerek yok terapiye gitmek için. Bir de psikoloji alanına ilgi duyuyorum.  
- Ekmeğinizi yapıyor ve dışarıda ekmek yemiyormuşsunuz… 
Artık ekmek yemiyorum ama bütün yemeklerimi yanımda taşırım. Yoğun değilsem muhakkak birkaç çeşit yemek yaparım; sete bile getiririm. Daha çok sebze ağırlıklı besleniyorum, esmer pirinci tercih ediyorum. Protein oranı çok yüksek olan (Quinoa) kinva adlı bakliyatı tüketiyorum.   
- Özel bir formülünüz var mı?
‘Alkali beslenme’ kitaplarından öğrendiğim yeşil içeceğim var. Sabahları içerim. Mevsim sebzelerinden ne varsa; maydanoz, dereotu, fesleğen, nane ve tatlandırmak için de meyve koyarım. Bu aralar kefir de çok tüketiyorum. Günde bir bardak içiyorum. 

 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Baruthane Millet Bahçesi´nin tanıtım filmini yayımladı.

Baruthane Millet Bahçesi tanıtım filmi yayımlandı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

MKEK, güvenlik güçlerine 7 bin 650 piyade tüfeği sevkiyatı yaptı

2018 Kandil mesajları Mevlid Kandili resimli cep telefonu SMS mesajı Mevlid Kandili hadis ve ayetli sözleri

En Çok Okunanlar