• $7,5368
  • €9,0157
  • 411.415
  • 1535.05
27 Temmuz 2014 Pazar 02:04 | Son Güncelleme:

Moda sahnesi ve 12 dev adam

Moda sahnesi ve 12 dev adam

Tiyatronun ve sinemanın değişik alanlarında çalışmış 12 kişi bir araya gelse neler yapmaz. Öyle de oldu: Şimdi Kadıköy’de değişik boyutta ve işlevde 3 salondan oluşan bir ‘Moda Sahnesi’ var.

Cenk Gündoğdu
cenkgndogdu@gmail.com

Tiyatro yönetmeni Kemal Aydoğan, oyuncular Mert Fırat, İnan Ulaş Torun ve Onur Ünsal bir araya gelerek kapanan Moda Sineması’nı kolektif bir ruhla yeniledi. Tiyatro yöneticisi Selçuk Aydoğan, sahne tasarımcısı Bengi Günay, ışık tasarımcısı İrfan, sahne amiri Erdal Çiftçi, gişe sorumlusu Barış Yaman, fuaye sorumlusu Orhan Tozkoparan ile sinema yönetmeni İlksen Başarır ekipte yer alan diğer isimler. İşte bu ekip, duvarın boyasından çivinin çakılmasına, molozun dökülmesinden tavanın kapanmasına, ışıkların ayarlanmasından koltukların yerleşimine hemen her işe canla koşturdu. Moda Sahnesi’nin emekçileriyle buluşup inşaattan sahneye ve oyunlara varan 1 yılı ve gelecek sezondaki hazırlıklarını konuştuk...

CENK GÜNDOĞDU: Geçen yıl bu günleri hatırladığınızda inşaat, derz, kalıp, boya, taş kırma vardı gündeminizde. Geçen yıl yaz günlerine dönersek neler söylersiniz ve ilk sezonu nasıl değerlendiriyorsunuz?

KEMAL AYDOĞAN: Altyapıya dair hiçbir şey kurulmuş değildi. Toz, duman, harçlar kırılıyordu.
TİMUR ACAR: Bayağı ortaçağ insanları gibiydik. (Gülüşmeler) Spotlarla 
ortalığı aydınlatarak çalışıyorduk.
MERT FIRAT: Herkes birbirinden ışık istiyordu. Prova yaparken ‘ışık’ diye bağırıyorduk. Karanlık provalar yapma fırsatımız oldu... “Ezberi şimdi karanlıkta alalım” diyorduk, sanki bu bir yönetmen tercihiymiş gibi... 
İNAN ULAŞ TORUN: Yani böyle özgün bir karanlık metotla çalıştık…

CENK: 12 kişilik bir ekibin kurduğu Moda Sahnesi ilk sezonunu bitirdi. Z raporu: 144 oyun oynamışsınız, toplam 20 bin kişi izlemiş. 21 tane konuk tiyatro gelmiş, 66 defa oyun oynamışlar, 10 ayrı müzik grubu gelmiş, 14 tane konser verilmiş. Bununla birlikte 35-36 bin kişiye ulaşan, toplam 230 etkinlik olmuş. Bunlar 7 ayda ulaşılan rakamlar ve sinemayla seminer etkinlikleri dahil değil. 

ÖNEMLİ SEYİRCİ SAYISI YAKALADIK

KEMAL: 40 bin kişi.
ONUR ÜNSAL: Evet ama bu sezonun tümünü kapsamıyor. Beş-altı aylık.
KEMAL: Bu sezon buraya giren insan sayısı 50 bin kişi, sinema dahil. 
ONUR: Yani ilk yıl için 50 bin, bir yeri kültür merkezi yapmaya yeter bence.

CENK: Tüm bunlar buradan bir sanat hareketi çıkarmaya yeter. Geçen yıla dair sezon değerlendirmesi yapar mısınız?

ONUR: Geçen sezon; sert geçti biraz, inşaat süresince hazırlandık oyunlara. Hamlet’i, bir çocuk oyunu ve ‘Altı Oyuncu Yönetmenini Arıyor’u oynadık. Yapılan, seçilen işlere baktığınız zaman bence iyi bir persfektifle açtık sahneyi, sezonu. 
MERT: Benim için ilk üç ay sanki bizim değil, başkasınınmış gibiydi. Her an bize, ‘çıkın gidin ulan’ diyeceklermiş gibiydi. (Gülüşmeler) Çünkü içinde olduğum mekânlar hiçbir zaman bize ait değildi. Oyun Atölyesi, Kemal abiyle çalışmaya başladığımız günden beri benim mekânım gibiydi. Orada çalışıyorduk, dans dersi alıyordum, benim için her zaman öyleydi ama hiç böylesini hissetmemiştim. 
TİMUR: Okuldan mezun olduğumdan beri tiyatro yapıyorum ama her sene şöyle oluyordu; “Bu hafta oyunlar bitti. Evet, çekim de yok, bir haftam boş. Hadi eve gidip biraz kafa dinliyeyim” diyordum. Şimdi bunlardan da vazgeçmeye başlıyorsunuz. Çünkü bir mekân var burada, o mekânın bir takım işleri var, senin üzerine düşen görevler var. Biz eskiden yüzüyorduk. Bunu birkaç röportajımda da söyledim; şimdi birazcık daha derinlere inmeye başladık yani… Dalıyoruz, o da bizdeki arızaları da ortaya çıkartıyor, kendimizi de çözüyoruz, yapmamamız gereken şeyleri de buluyoruz. Yani bir ehlileşme oldu... Zaten beraber tiyatro yapan insanlardık.

HAMLET DEVAM EDECEK

KEMAL: Benim için kıymetli olan üç tane salon. Sonuçta bir tiyatro işletmesi hakkında benim bir fikrim var, bir de sinemanın olması çünkü sinema ve sinema sektörünün bir yerine temas ediyor olmak başka bir şey. Onu hiç bilmiyordum. 
Onu işletmek, oraya seyirci getirmek, filmlerin gelmesi, yüklenmesi falan.. Onun için de bir büyük, bir küçük salon, yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi. 
Bu yıl dört önemli seminer yaptık. Hem katılımcısı çoktu hem de onun etkisi bize kadar geldi... Şunu da söylemem gerekir ki Türkiye’de yüzde 99 salonlar kötü. Bunu gönül rahatlığıyla siz bile 
tespit edebilirsiniz. Ama burada gerçekten iyi bir mühendislik var. 
MERT: Bizim ön koşulumuz seyircinin rahat etmesiydi... Şöyle bir şey vardır bizde, ne yazık ki, festival  filmlerimizden tutun da bir şeye yatırım yapmış tiyatro kuruluşlarımıza kadar (ödenekli, ödeneksiz) hepsinde; seyreden kişinin sineye çektiği, ‘aman işte bu festival filmi, bunda da işte böyle bir oyuncu kullanmış ama ne yapalım? Olsun, niyeti iyi. (Gülüşmeler) Artık bunu aşmamız gerekiyor. Dolayısıyla, ‘burada da böyle bir tiyatro mekânı hazırlanmış ama ortasından sütun geçiyormuş, üç tane koltuk ta görmesin’ gibi karşılıklı sözsüz ya da yazısız anlaşmanın içine girmek istemedik hiçbir zaman. 

CENK: Önümüzdeki sezon neler olacak? Neler planlıyorsunuz? Hangi oyunu, niçin sahneleme hazırlığındasınız? İlerde tiyatro tarihi yazıldığında bir yönetmen olarak Kemal Aydoğan için Shakespeare’den ayrı düşünülemeyecek bir isim diyecekler? ‘Önümüzdeki Shakespeare hangisi?’ demek istiyorum, bu saptamanın ardından.

KEMAL: Hamlet var, biliyorsunuz. Sadece bir sezon değil, üç-beş sezonun oyunu. Onun için bir sezonda harcamayalım, önümüzdeki yılda devam edelim dedik. Onun için de Shakespeare’i 2015 Ekim’de yaparız diye bir planımız var.
MERT: Roberto Zucco oynayacağız. 
Ulaş, Roberto Zucco olacak. Ağustosta provalar başlayacak. Bir de ‘Parkta Güzel Bir Gün’ adlı oyunumuz ve bir prodüksiyonumuz daha var.
KEMAL: ‘Kadın, Köpek, Erkek’ diye bir oyun daha çıkartmayı düşünüyoruz, ocak ayında. Genç bir Alman yazarının oyunu. Üç tane oyun, iki tane de çocuk oyunu yapmayı planlıyoruz. Biri hemen sezonun başında, biri de ocak ayında prömiyer yapacak. Yani beş yeni oyun yapacağız, eskilerle sekiz tane oyunumuz olacak.

CENK: Bir derdi olan bu sahnede; Parkta Güzel Bir Gün ve Roberto Zukko’yu seçip oynama isteğinizi öğrenmek isterim...

İNAN: Hamlet’i oynama nedenimizle Zucco’yu oynama nedenimiz birbirine paralel şeyler. Bu konuda biraz hırsızlık yapıyorum Kemal abiden. Ondan tiyatro yapma biçimi hakkında çok şey öğrendim. Zucco’yu izlediğinizde anlayacaksınız, bu oyunu neden yaptığımızı. Hep günümüze bir şey söylemek istiyoruz. Ama günümüze bir şey söylemek! Çıkıp sahneden slogan atmak demek değil. Bizce politik tiyatro da bu değil. Kemal ağabeyin hep bir politik görüşü vardı ve oyunlarını da buna göre seçti. Günümüze dokunan, günümüzle ilgili çok şey söyleyen oyunları seçiyor; Hamlet ve Roberto Zucco gibi.
ONUR: Öfkesi de bol metinler galiba?
KEMAL: Kaybolan bir şeyi söylemesi açısından... Mesela, Hamlet’te de kaybolan bir şey var, Zucco’da da öyle, Parkta Güzel Bir Gün’de de öyle. Aslında bu kaybolan şey şu; bir insanlık ve Zucco üzerine hatırladıkları. Zucco da sevdikleri bir şey var, o tam da kendi kaybettikleri şey. 
Bir özgürlük, doğaya dönme isteği. 
Aslına bakarsanız ben de bu dertten mustaribim. Ben de artık doğada gidemez haldeyim. Ondan dolayı bir özgürlük problemim var ki beyan bile edemez haldeyim artık. Emeğimi bile savunamaz haldeyim. Bütün bu kuşatılmışlığın içinde birden bir oyun, herkesin ortak derdini, derdimizi inşa etmek, söylemek gibi bir anlam içeriyor. Güllük gülistanlık gibi dururken bir tarafından da bakınca leş gibi bir hayatın, çürümüş bir hayatın içindeyiz. Yani biz de etkisiz elemanız...

NOSTALJİK DEĞER

Kadıköy’deki Moda Sahnesi şehre yeniden kazandırılan sanat mekânı olarak bir örnek. 40 yılı aşkın varlığıyla İstanbul’un nostaljik değer taşıyan noktalarından biri. 1969 yılında Kafkas Sineması adıyla kurulan sinema salonu 1984 yılından itibaren Moda Sineması olarak yaşamını sürdürmeye başlamış. Kadıköy yakasının kültür ve sanat alanında önemli bir ihtiyacını karşılayan Moda Sineması konserlerden tiyatroya, sanat söyleşilerinden film festivaline kadar değişik türden etkinliklere ev sahipliği yapmış. Ne yazık ki daha sonra eski konumu kaybetmiş bu mekânın birkaç yıl öncesinde bakıma muhtaç halde olduğu da bir gerçekti. Ta ki geçtiğimiz yıl Ekim ayında kültür sanat hizmeti için çok daha teşekküllü olarak dönüştürülmüş bir şekilde yeniden açılana kadar.

<p>Bingöl'den kalkan ve Bitlis'in Tatvan ilçesinde kaza kırıma uğrayan helikopterde şehit olan 11 as

Helikopter kazasındaki 11 şehidin naaşı Elazığ'a getirildi

Bu yiyecekleri tüketirken dikkat! Bağımlılık yapıyor

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı