• $7,5269
  • €9,018
  • 409.943
  • 1538.04
29 Ocak 2011 Cumartesi 07:30 | Son Güncelleme:

Liberal yazar sıfatını yafta olarak kullanıyorlar

Liberal yazar sıfatını yafta olarak kullanıyorlar

Köşe yazarı Emre Aköz, son dönem hükümeti destekleyen yazılarıyla öne çıkan ve liberaller safında gösterilen isimlerden biri. Medyadaki liberal-demokrat tartışmasını anlamak hem de Başbakan’ın sofrasında viski içebilmiş az sayıda insandan biri olduğu için hükümetin içki yasaklarını konuşmak için röportaj talep ettim. Bunu bilerek kabul ettiği söyleşide sorularımdan zaman zaman memnun olmadı. Bazen sorulara değil anlatmak istediklerine odaklanmasının nedeni bu olmalı… Aslında anlatmak istediği kendisinin hayat tarzı, yeme-içme alışkanlıkları, dekorasyonda kullandığı objelerden kişiliği hakkında çıkarımlar yapmak gibi lifestyle konulardı ki söyleşinin bir bölümünde bunları da bulacaksınız. Velhasıl; iki saatlik bir söyleşi gerçekleştirdik. İlgiyle okuyacağınızı umut ediyorum…

Gülay Altan-Mustafa Seven

Liberal yazarlar diye tanımlanan bir grup yazar arasında sizin de adınız geçiyor. Nedir sizce liberal yazar, siz de liberal misiniz?
Aydın Doğan ile adamları çıkardı bu liberal yazar kavramını. Liberal diye söz edilen insanların hemen hiçbiri “Ben liberalim” demedi. Bunu bir yaftalama olarak Ergenekon dostluğu yapan Hürriyet Gazetesi ve çevresi çıkardı.

Kötü bir şey yani size ya da bir grup gazeteciye liberal denmesi?
Şu manada kötü: Bu insanlar her şeyden önce demokrat. Bu lafı kullananlar

‘Ergenekon dostluğu’ yaptıkları için söz konusu yazarları nasıl tarif edecekler? Demokrat deseler, kendileri demokrat olmayacak ki zaten değiller de… Demokrat sıfatını kendilerine saklayabilmek için liberal dediler. İkincisi liberal Türkçe bir kelime değil; bilinen, tanınan, belli bir zümreye tekabül eden bir kelime de değil. Çok Batılı ve yabancı kokuyor. Dolayısıyla halka “Bunlar da bu kelime gibi bize yabancı” mesajı veriyorlar. Türkiye’de ola ola bir LDP (Liberal Demokrat Parti) var; onların da ne kadar liberal olduğu tartışmalı ve oy alamıyorlar. Ayrıca,‘Türk, İstanbul büyük burjuvazisi’ liberalizmi bir ideoloji olarak desteklemiyor.

Dünyadaki liberal tanımı ve algısıyla bizdekinin farklı olduğunu mu söylüyorsunuz?
Evet, böyle bir sahtekarlık var, onun için bu kelime özellikle seçilmiş, yaftalamak üzere kullanılmıştır.

Hakaret gibi mi kullanılıyor?
Yarı yarıya. Emin Çölaşan, ‘liboş’ sıfatını hakaret olarak kullandı biliyorsunuz, liboşun hakaretsiz olanı. Toplumda karşılığın yok, aslında bir yabancısın, Bopstil gibi yani…

TIKSIRINCAYA KADAR İÇTİM
Peki, yandaş mısınız?
1990’dan beri gazeteciyim; 20 yıldır savunduğum fikirlerle AK Parti ve Tayyip Erdoğan hareketinin savunduğu şey arasında birçok kesişme noktaları var. Özelleştirme gibi; toplumun başka kesimlerini siyasete taşımak gibi ya da Kemalist zihniyetin sırtını döndüğü Ortadoğu’ya ilgi göstermek gibi… O arada Erdoğan çıktı “Tıksırıncaya kadar içiyorlar” dedi. Bu mutlaka hoş bir şey değil, doğru. Ben şimdi buna nahoş desem “Emre Aköz nahoş dedi” derler.

Demiyor musunuz?
Bu nahoş bir şey. Ama Başbakan’ın söylediği de doğru; tıksırıncaya kadar içen trafik kazasına yol açan insanlar var. Benim gibi eskiden çok içip azaltmış olanlar var.

Bir zaman siz de tıksırıncaya kadar içtiniz mi?
İçtim tabii. Gençliğimizde içtik. Şimdi içmiyorum öyle. Artık yaşlanıyoruz. Vücut, o kadar içmeyi kaldırmıyor.

Emre Aköz, hükümetle yakınlaşınca içkiyi azalttı diyorlar…
Yok, öyle şey. Başbakan’ı bugüne kadar 5 kere falan gördüm. Bir yakınlığım falan da yok. Onlar da korkuyorlar zaten benden. Çakıyorum sonuçta yazılarımda. Bu, dindar bir insan, Müslüman bir insan ve dine göre içki içmek günahtır. Günaha girmeyi göze alarak içebilirsin; o zaman da günahkar bir Müslüman olursun. Tövbe edersin; ne bileyim böyleleri çoktur, gençliğinde çok içip de ileriki yaşlarda hacca giderler. Benim kayınpederim öyle mesela. Tayip Erdoğan bana çok rahat “Sakın içki içme” diyebilirdi. Sonunda onun dediğine de geldim yani.

BAŞBAKAN ‘PATA KÜTE DAN DUN’
Sizin de içkiyi tamamen bırakma ve hacca gitme gibi bir niyetiniz var mı?
Öyle bir şey olacağını sanmıyorum. Ben dini önemserim ama dindar bir insan değilim.

Başbakan Erdoğan’ın tıksırmayla ilgili geri adımını nasıl değerlendirdiniz?
Başbakan, böyle bir insan işte. Açıkçası, ona sempatim var. Biraz, ‘pata küte dan dun’ bir insan. Ben de öyleyimdir; yazılarımda, konuşmalarımda denge gözetmem. Küt diye lafı söylüyor, sonra da geri dönüyor, dönebiliyor. “Laf ağızdan bir kere çıkar” diyorlar. Ya bırak tıraşı şimdi! Laf ağzından kaçar, özür dilersin, keşke öyle olmasaydı dersin.

Siz baştan beri mi böyle düşünüyordunuz?
Hiçbir zaman endişe hissetmedim. Erbakan döneminde de öyle düşünmedim. Milli Görüş’ten dini çıkartın aslında CHP kalır. Milli Görüş, Kemalizm’le işbirliği yapar. Yani Anadolu’nun tırnak içinde milli burjuvazisinin hareketidir. Küçük ve orta sermayenin ‘devlet hep İstanbul burjuvazisini mi destekleyecek biraz da bizi desteklesin’ hareketidir.

E, mevcut iktidarın yaptığı da tam böyle değil mi? İstanbul sermayesinin yerine Anadolu’dan gelen orta ve küçük sermayenin önünü açıyorlar.
Hayır, bunlar globalci. Milli Görüşçülerin global fikriyatı İslam kardeşliği ile sınırlıdır. Erdoğan ve arkadaşları ise başka bir şey. Bunlar milli değil.

Milli Görüş’ün ‘İslam kardeşliği’ diye küçümsediğiniz fikriyatı, mevcut iktidar için de yapılan bir eleştiri. Türkiye’nin yakın dönemde yaşadığı eksen kayması tartışmaları da bundan çıkmadı mı?
Bizim Avrupa’dan kopmamız diye bir şey olamaz. Çünkü en büyük ticareti onlarla yapıyoruz. Davutoğullarının, Erdoğanların, Abdullah Güllerin yaptığı şu: Avrupa ile ilişkilerimiz devam etsin ama bizim kısmi bir özerkliğimiz de olsun. Sermaye yapılarına bakın, güç Doğu’ya kayıyor. Şimdi, Türkiye başka bir Türkiye. Eski, klasik milli devlet, ulus devlet değişecek. Bu, Kürt meselesine de, bürokrasiye de, eğitime de yansıyacak. Biz artık başka bir şey oluyoruz. Halk da bunu arıyor zaten. ‘Muhteşem Süleyman’ dizisine gösterilen tepkilerin kaynağında da bu var.

VATANDAŞ HAYALLERİNİ KANUNİ’DE YAŞATIYOR
Nasıl yani?
Çünkü Kemalizm size o imajı veremedi. Kemalizm’in bireydeki karşılığı şudur: “Ey Ahmet, sen şimdi Avrupalı gibi ol!” Ama o Hıristiyan; bizim Mehmet onunla özdeşleşme kuramıyor ki. “Höst” diyor o da. Şimdi olanların sıradan insan üzerindeki karşılığıysa şu: Ortadoğu’ya dizilerini sattığını biliyor, ticaret yapıyor, Fethullah Gülen hareketi bunlara pazar buluyor. O adam geçmişe bakıyor, “Bizim dedelerimiz de gitmiş oralara. O zaman ben de Osmanlıyım” diyor. Bir hikaye yazması lazım. Kemalizm adama hikaye vermiyor ki! Vatandaş 1930’larda bir şey bulamayınca 1530’lara gidiyor. Vatandaş geçmişe kendi hayallerini yansıtıyor ve dedelerini ‘Erkek, Müslüman, kahraman, sağlam ve cesur’ görmek istiyor. O zaman “Lan, şimdi sen padişahı kadınlarla falan gösteriyorsun!” 


Bülent Arınç’ı nasıl buluyorsunuz? Hayat içki ve seksten ibaret değil diyordu.
Şimdi seçim yaklaşıyor. Seçim yaklaştıkça böyle laflar duyuyorsunuz.

O da geri adım attı; onunki fevrilik değil seçim yatırımı mı?
E, atacak tabii çünkü o da biliyor ki, içki içen Emre Aköz’ün hayatı içki içmek ve seksten ibaret değil. Aptal adam değil bunlar. Seçim yaklaşırken sağa, sola böyle mesajlar gönderiyorlar. Referandum döneminde TÜSİAD ile papaz olmuşlardı değil mi? Şimdi ne değişti de barıştılar? Aslında Ümit Boyner’in konuşmalarında ciddi bir değişiklik yok, bu bahar havası nereden geliyor?

O zaman konjonktürel kavgalar mı çıkarıyorlar.
Muhalefet de çıkartıyor! Siyasiler böyle şeyler yapar. Benim derdim şu: ‘Tıksırıncaya kadar içiyorlar’ lafıyla dalga geçmek, eğlenmek lazım. Bunları ciddiye almamak lazım.

İçki yasasına ne diyorsunuz peki, 24 yaş sınırı reel mi?
Gerçek bir sıkıntı olsa içki üreticileri ve dağıtıcıları ayağa kalkardı, kalkmadıklarına göre gerçek bir sıkıntı yok. Türk şaraplarının AK Parti döneminde ne kadar iyi hale geldiğini biliyor musunuz?

LIFESTYLE YAZILARI ÖZLÜYORUM
Ama bütün şarap üreticileri vergi nedeniyle ağlıyor ve dünyayla rekabetin engellendiğinden şikayet ediyorlar.
Ağlarlar, vergi yüksek çünkü. Ama ortada OECD raporları, Avrupa bilmem ne raporları var. Hepsinde ulusu kötü alışkanlıklardan uzak tutma politikaları var. Bunu mesela CHP de yapabilirdi ve doğru olurdu. Örnek vermeden anlatamıyorum; 10 sene önce Nevizade’de 10 restoran varsa, bugün 30 restoran var.

Nevizade’ye giden kesim zaten belli, Anadolu’da neler oluyor peki?
Bana ne Anadolu’dan! Ben sizin gündelik yaşamınızdan bahsediyorum. Anadolu’ya gidip de içecek yer mi aradınız ki bana Anadolu’dan örnek veriyorsunuz?

(Evet, ben İstanbullu değil, Anadoluluyum. Binnaz Toprak’ın akademik çalışmasını örnek vermek istesem de CHP’li deyip reddedeceği için Star Gazetesi yazarı Eser Karakaş’ın Konya’da yaşadığı siyah poşetle yapılan şarap servisini hatırlatmak istiyorum ama nafile…)
İstanbul sermayesi, Anadolu sermayesinin gelişmesini istemiyor ama bir içki meselesi oldu mu hemen “Hı, ama Anadolu” diyorlar. Git bak, Nevizade gelişti mi kardeşim? Bu Ak Parti döneminde oldu mu? Oldu, tamam bitmiştir.

Daha önce yemek yazıları yazıyordunuz, birden siyaset yazmaya başladınız. Bu dönüşümün AK Parti iktidarı ile ilgisi var mı?
Siyasi yazılarını AKP iktidarında yazmadım. Tam tersi, 2003’ün Ağustos ayında, Ergun Babahan bana “Sen siyasete pek girme, siyaset yazan birçok insan var, edebiyat yaz, yemek yaz, gezi yaz, futbol yaz” demişti. Ben de öyle yapıyordum ama önce dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Köşk’teki resepsiyona eşinin başı örtülü olan vekilleri eşsiz davet etmesi bende bazı şeyleri değiştirdi. Esas 2006’dan sonra Danıştay saldırısıyla birlikte işler değişti. Ben özlüyorum lifestyle yazdığım o günleri, çok güzeldi çünkü. Az para dökmedim bu göbeği yapmak için!

AKP’yi eleştiriyorum onlar da benden korkar dediniz...
Ben öyleyim, bir yerden lafı çakarım. Bakanları falan tanımam yani.

İktidarı eleştirdiğiniz hangi konular var?
Artık öyle bir hale geldi ki bir eleştiri yapıyorsunuz, ‘liberal yazarlar iktidarla ters düştü’ diye kıyamet kopartıyorlar.

Bu da sizin eleştirel yazmanızı engelliyor mu?
Kifayetsizler topluluğu bir CHP var; onların argümanlarını mı savunacağım! 70’lerden beri koalisyonları gördüm, ne kadar kötü bir şey olduğunu biliyorum. O yüzden tek parti iktidarından yanayım.

Siz, yarın iktidar değiştiğinde değişecek misiniz?
Valla ben çok memnunum halimden. Benim için bir şey yok. Şimdilik böyle gidiyor, yarın öbür gün başka bir parti gelecek. Bu ülkede 50 küsur senedir yaşayan bir insan olarak iş yapan, geliştiren, bütün sınıfların örgütlenerek siyasete girmesini sağlayan herkesi desteklerim.

Allah ne verdiyse içerdim
Diyet yapıyorum dediniz, nasıl bir diyet uyguluyorsunuz?
Azaltıyorum öğünlerimi. Akşam 19.00’dan sonra mümkün olduğu kadar yemiyorum. İçkiyi de Fenerbahçe maçları ve arkadaşlarla dışarıya çıktığım zamanlarda içiyorum sadece. Eskiden her akşam içerdim.

Sanıldığı gibi sadece viski mi içersiniz?
Allah ne verdiyse! Rakı, viski, bira… Karımla sohbet ede ede içerdim.

Spor yapmayı düşünüyor musunuz?
Valla yapmamı önerdiler. Kötü kolesterolüm çok iyi, buna karşılık iyi kolesterol düşük çıktı. Onu yükseltmek için yürüyüş yapmam lazımmış, inşallah…

Ne izlersiniz?
Digitürk’ün dizi kanallarını izliyorum. DiziMax ve DiziMaxmore.

Türk dizilerini izlemiyor musunuz?
Onları eşim izleyip bana anlatıyor ama biliyorum ne olduğunu, mesela evlerin çok iyi olduğunu, Boğaz manzarasının özellikle gösterildiğini biliyorum ki Araplara satmak kolay olsun. ‘Muhteşem Yüzyıl’ın ilk bölümünü baştan sona izledim, anladım ne olduğunu.

Gündemi nasıl takip edersiniz?
Sabah dörtte uyanıp iPad’den haberleri okurum. Kitap okurum daha çok. Fenerbahçe, Barselona, kitaplar, dergiler ve caz…


Swing Fatma bacağını açardı, Büşralar Kübralar da cipe biniyor
Röportajın başından beri anlatmak istiyorsunuz, buyurun soruyorum duvarınızda asılı olan Ses Opereti’nin SWİNG FATMA afişi, neden önemli sizin için?
Swing Fatma, üstelik büyük harfle yazılmış i’siyle, eteğini sıyırmış bacağını gösteren Fatma’sıyla işte, 1940’ların kenar mahallesinin merkeze gelmesi. Swing Fatma, Burcu değil yani.

Bugünkü karşılığı ne bunun?
Öyle düşünmemiştim açıkçası ama bugünkü karşılığı Tuğba, Kübra, Büşra… Onların değişimini görüyoruz. Yurtdışında okuyorlar, belki de iyi oldu bir kısmı için, İngilizce öğrendiler. İşte Tayyip Bey’in kızı piyano çalıyor. Bugünküler bacağını açmıyorlar. Fatma bacağını açarak Kemalist elitin içine giriyor. Açarsan girebilirsin, o zaman öyleydi. Şimdi başka bir şey yaşıyor Türkiye.

Onun simgesi de cipe binmiş türbanlı mı?
Görünürlülükleri de parayla doğru orantılı artıyor. Numan Kurtulmuş’un cip kullanan türbanlı kız ve durakta bekleyen işçi kız kıyaslamasını hatırlayın. Aynı Numan Kurtulmuş, Versace’den giyinen Erbakan’ın adamı değil mi? Zaten Türkiye’de politika görüntülerle yapılıyor. Adamın İstanbul’da lüks araba kullanıp, memleketi Kayseri’de mütevazı yerli otomobile binmesi de bir gerçek. 

Modern muhafazakarların dekorasyon zevkini nasıl buluyorsunuz?
Bu çok zaman alacak. Onların ancak torunları başka bir şey yapacak. Bangladeş’te, ABD’de ve Zanzibar’da Gülen Cemaati’nin evlerine gittim. Üçü de bambaşka coğrafyalar ama üçünde de aynı bıyığı; aynı koltuk, kanepe ve sehpa takımını görüyorsun. Çok acayip bir şey.  Böyle bir alt-orta sınıf zevki var. O zevki bir yandan uyguluyor, bir yandan da değiştiriyorlar. Şu anda durumları biraz zencilere benziyor. O zencilerin alacalı bulacalı kılık kıyafetleri vardır… Tam oturmamışlık, öyledir ama önce para kazanılır. Para belli bir aşamaya gelince oğlanlar, kızlar onu harcamaya başlar. Anadolu muhafazakarlığı, Anadolu tutuculuğu inanılmaz hızla değişiyor.

Olduran ne?
Kapitalizm, kapitalizm ile tanıştılar. Tayyip Erdoğanlar, Özallar bunlara kapitalizmi öğretti. Para kazanmayı, rekabeti ve bunu yaparken de devletten yememeyi öğretti.

Eşim, Türkiye’nin en iyi üç yazarından biri
Eşiniz Sabah’ta yazmaya başladı. Siz mi referans oldunuz?
Hayır, en ufak bir şey söylemedim, eklerin başındaki Elçin Yahşi istedi. Ben Elçin’le küsüm zaten, konuşmuyorum. Dışarıdan böyle gözükmüyor biliyorum ama alakası yok. O istedi, gitmiş söylemiş yukarıya. Hatta yukarısı da acaba doğru olur mu demiş. Sonra denediler, memnun kaldılar. Karım diye söylemiyorum; bence Türkiye’nin en iyi yazarlarından biri, ilk beşe hatta ilk üçe sokarım. Ona söylemem ama. Daha neler söylerim de birileri şimdi kırılır, kırmayalım kimseyi.
 

<p>İnsanların, hayatı boyunca kilosunu sağlıklı bir düzeyde tutabilmesi kalbin de ilerleyen yaşlarda

Kalp hastaları dikkat! Fazla kilolar kalp sağlığımızı nasıl etkiliyor?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi