HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3475
  • 6,1035
  • 209.803
  • 93.616
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Her muhabir savaşı durdurmak için deklanşöre basar

Bu hafta, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Ödülü de, 56. Dünya Basın Fotoğrafı Ödülü de birer savaş fotoğrafına verildi.

x

ZEYNEP BAKIR-zeynep.bakir@aksam.com.tr

O kareleri yakalamak için savaş alanlarında, canlarını deklanşörlerine takıp çalışan fotoğrafçılarla konuştuk. Hayatta kalma motivasyonu eşi-çocuğu olan; başkalarının acıları üzerinden kazandığı ödülleri sorgulayan ve hep ‘değer mi, değmez mi’ ikileminde yaşayan savaş fotoğrafçılarına bu kez biz sorduk: Değer mi?

SAVAŞ  FOTOĞRAFI PORNOGRAFİKTİR 
Rıza Özel-Hürriyet


2003’te Irak’ta çalışmış. Mesleği ne kadar riskli olursa olsun, işini sorgulamadan yapan bir fotoğrafçı. “Çocuğum olsa da, evlensem de işimden vazgeçmem” diyor, mesleğinin onun için önemini vurgularken. Birçok savaş alanında bulunmuş, ancak Irak’ta ve Lübnan’da geçirdiği bir yıl onun için başka bir dönemin başlangıcı… 
“Lübnan’da her gün hava bombardımanı yapılırken, kaldığımız evde duvar köşelerine sinmiş insanların ağlayışı ve orada ölen çocuklara tanık olmak anlatılması zor anılar. O savaş sırasında günde bir litre suyla günü geçirdiğimi hatırlıyorum. Savaş muhabiri olmak hayatı sürekli sorgularken donanımlı olmayı da gerektiren bir meslek. Tecrübe en önemli silah. İnsanlar özenir ama survivor macerasına benzemediği kesin. Lübnan’da, boynunda mavi emzik sarkan bebeğin cesedini çekerken kendime bir koruma duvarı oluşturabildim ama o fotoğrafı gazeteye göndermek için bilgisayarımı açtığımda ağlamaktan başka bir şey yapamadım. O zaman kendinizi baş etmeniz gereken duygulara kaptırıyorsunuz.” 
“Savaş fotoğrafı sonuna kadar pornografik bir konudur. Tepki çekebilir bu söylediklerim ama öyle olduğuna inanıyorum. Savaş fotoğrafının estetik bir açıyla sunulmasını ve buna çaba harcanmasını doğru bulmuyorum. Ayrıca geçmişte fotoğrafların savaşı sonlandırmaya gücü vardı, artık insanlar şiddete karşı bile tepkisizleştiler.” 

KAZANAN ASKER, ÖLDÜRDÜKLERİ İÇİN AĞLIYORDU 
Onur Çoban-Sersest 


Libya iç savaşında çalıştı. “Kardeşin kardeşi öldürdüğü iç savaşlar en kötüleri” diye nitelendiriyor o bölgeyi: “Kazanan muhalif bir askerin savaş bittikten sonra hengâmenin içinde ağladığını gördüm. Etrafında az önce öldürdüğü insanlara bakıyordu. Tercümanla yanına gidip neden ağladığını sorduğumda ‘Dökülen kanlar için ağlıyorum’ cevabını vermişti. ‘Değer mi, değmez mi?’ sorusu önemli bir soru ama buna ne asker cevap verebiliyor ne de biz gazeteciler…”   
“Savaş alanında değil ama normal yaşama geri döndüğünüzde sıkıntılar başlıyor. Ben başkalarının acıları üzerinden para ve ödüller kazandığımı ve bunun iyi olmadığını düşünmeye başlamıştım bir dönem… Ruh halinize göre düşündükleriniz de değişiyor. Sürekli zihnimi meşgul eden ‘Ne için?’, ‘Neden?’ soruları dolaşıyordu. ‘Her an ölebilirim’ hissiyle, ‘fotoğraf çekmem gerekiyor’ hissi aynı anda yürüyor ve çektiğiniz fotoğrafın bazen anlamını sorguluyorsunuz. Savaş fotoğrafı insanın hayvanlaştığını gösteren belgelerdir bana kalırsa… Müstehcen görüntüler diyebiliriz. Bir savaş fotoğrafına baktığınızda keyif almazsınız ama ona bakmaya devam edersiniz. Hipnotik bir tarafı var. Sıradan bir insan bile içindeki katili ve maktulü görüyor, belki de o yüzdendir…” 

DÜNYAYI DEĞİŞTİREN FOTOĞRAF DEĞİL, FOTOĞRAFA BAKANDIR 
Ümit Bektaş-Reuters


1990’ların başında henüz üniversite öğrencisiyken savaş alanlarında çalışmayı hayal eden Ümit Bektaş, Afganistan, Irak, Kosova, Bosna, Cezayir gibi savaş bölgelerinde uzun zaman geçirmiş bir gazeteci. Onu en çok etkileyen bölge Suriye olmuş. “Savaş muhabirliği cesur olmayı gerektirir, deliliği değil. Bundan 10 yıl önce dünyayı değiştireceğimi sanıyordum. Bugün savaş muhabirliğini ‘çatışma bölgelerinde yaşananları dünyaya aktarmak’ olarak görüyorum. Bazıları hâlâ dünyayı değiştirebileceğini düşünüyor, bazıları sadece macera peşinde… Evet, bu macera dolu bir iştir ama ilk patlayan bombada bunun macera olmadığını, Hüseyin Bolt da olsanız filmlerdeki gibi kutuların arkasına atlayarak kurtulamayacağınızı anladığınız an işin rengi değişir. Buna en büyük örnek şu; mayına basınca patlar, bu kadar net.” 
“Ben fotoğrafı çekip ajansa gönderdikten sonra onu görenlerin ne düşündüğünü merak ederim. Yaptığım her şey boşunadır ya da bir şeyleri değiştirir. Bunu sağlayan da fotoğrafı çeken değil, fotoğrafa bakanlardır… Dünyayı değiştiren fotoğraflar bu yüzden azdır. Çünkü çoğu kişi fotoğrafı doğru okuyamamıştır.  
Mesleğim için; ‘Ölürsem yazık, ölmezsem ünlü olurum’ derim hep… Ruh halin de bu cümle gibidir… ABD’nin Irak’ı işgali sırasında Basra’da bir hastaneye sığındığımda korkudan ‘değmez’ diye düşünmüştüm, tıpkı Afganistan’da yattığım yere roket düştüğünde olduğu gibi… Ama Time Dergisi’ne kapak olduğumda da keyifle gülümsüyordum. Tuhaf bir meslek bu. Eşim Yasemin ve oğlum Kuzey’i bırakıp Tikrit’e gitmiştim. ‘Orada ölür müyüm?’ diye değil de, ‘Ben ölürsem ne yaparlar?’ diye düşünüyorum ama evli ve çocuklu olmak kontrol mekanizmalarınızı güçlendirmek açısından iyidir.” 

İYİ MİSİN DEĞİL, FOTOĞRAF NEREDE?
Burak Kara-Vatan


“Savaş muhabirlerine herkes özenir. Ben de lise ve üniversite yıllarımda Kosova, Makedonya, Filistin, Pakistan, Afganistan’da çalıştım. Taliban’dan kaçan Afganlar’ın göçü, ABD’nin Afganistan’ı işgali, Irak savaşı, Rusya’nın Gürcistan’ı işgali, İsrail-Lübnan savaşı, Türkiye’nin Güneydoğusu’ndaki düşük yoğunluklu savaş halleri… 
21 Mart 2003 gecesi Bağdat bombalanırken o dönem Vatan’ın efsane Yayın Koordinatörü Atilla Güner’le tartıştım. Uluslararası ajanslar dâhil, bombardımanın fotoğraflarını ilk bir saat kimse gönderememişti. O dönem kullandığımız uydu hatlarını bombardıman başladığı için ABD bloke etmişti. Yalnızca otel telefonları çalışıyordu, tesadüfen telefon çaldı ve karşımda Atilla Abi… ‘İyi misin nasılsın?’ diye sormasını beklerken ‘Neden hâlâ fotoğraf geçmiyorsun?’ diye bana bağırıyor. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Elimde muhteşem fotoğraflar var. 1,5 ay önce girdiğim Bağdat’ta yalnızca bombardımanın başlamasını beklemişiz, kimse fotoğraf geçemiyor. Ben de biraz söylendim ve telefonu kapattım. Sonra düşününce, ‘Bu meslek böyle bir meslek’ dedim. Haber her şeyden kutsaldır, o fotoğraf ya da yazı sayfaya gelmeden gazete tam yapılmaz, ayrıca orada bulunmanın da bir anlamı olmaz. Fotoğrafları gazeteye geçtikten sonra Atilla Abi tekrar aradı ve ‘Sağ salim dön sana rakı ısmarlayacağım’ dedi. Bağdat’ta çok kötü bir gecenin sabahında gazetenin yayın yönetmeni Tayfun Devecioğlu aradı; biraz konuştuk, ben haber anlatıyorum o bir şey söylemek istiyor ama tam söyleyemiyor. Uzun uzun durumumu soruyor, en son ‘Dur Zafer Bey (Mutlu) seninle konuşmak istiyor’ dedi, Zafer Bey ‘Burak dön artık ben çok huzursuzum, aklım sürekli sende, gözüme uyku girmiyor, ben bir çocuğumu kaybettim, seni de Bağdat’ta vermek istemiyorum’ dedi. İstanbul’a döndüm.” 

KIM KHARDASHIAN DAHA ÖNEMLİ 
Jack Dabaghian-Newsweek


Savaş muhabiri olma hikâyesi, 1983’te Beyrut’ta ABD Konsolosluğu’nun önünde bir teröristin havaya uçmasıyla başlamış. O olayda CIA üyeleri dâhil birçok kişi öldürülmüştü. Dabaghian bölgeye iki dakika uzaklıkta bir fotoğraf öğrencisi… Makinesini alıp yasak bölgeye ‘bir şekilde’ girip fotoğraflar çekmiş, ertesi gün New York Times ve Newsweek’e kapak olarak meslek hayatına başlamış. 
“Artık haber fotoğrafçılığının sallantıda olduğu bir dönemdeyiz. Kim Khardashian poposunu gösteriyor arka sayfada Mali ve Suriye haberi var. Tüm dünyanın haber anlayışı bu yönde… Savaş bölgelerinde uzun yıllar geçirdim. Değer mi? Değer diyordum ancak evlenip çocuk sahibi olduğumda savaş alanlarını bıraktım. Dünyada hiçbir şey çocuklarımın büyüdüğünü görememe riskine değmez. Özellikle dünya sürekli savaş isterken hiç değmez.”

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Kocaeli´de halk otobüsü şoförü, durakta tekerlekli sandalyede bekleyen engelli çocuğu ve annesini ar

Kocaeli´de halk otobüsü şoförü engelli çocuk için güzergahını değiştirdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Emekli ocak ayı zam oranı na kadar oldu? SGK SSK BAĞKUR emekli maaşı ocak zammı...

En Çok Okunanlar