• $7,5359
  • €9,0231
  • 411.431
  • 1541.98
20 Temmuz 2014 Pazar 02:06 | Son Güncelleme:

En kudretli hekimdir oruç ama oruç sıhhat bulmak için tutulmaz

En kudretli hekimdir oruç ama oruç sıhhat bulmak için tutulmaz

ALİ SALİ
sabiherden@gmail.com

Bu yıl da bize samanyolunda sofralar kurup, eşsiz ziyafetler düzenleyen Ramazan’ın son on günü içine girdik. Kuran’da “bin aydan daha hayırlı” olduğu belirtilerek övülen Kadir Gecesi’nin arandığı günlerindeyiz oruçlu zamanlarımızın. Her Ramazan gibi bu Ramazan da kendine has rengini, kendine has kokusunu üstümüze sindirip ayrılmak üzere hayatımızı idame ettirdiğimiz arzdan, o arzı örten semadan. Soframızdaki dünya nimetleri her zamanki dünya nimetleri gibi değildi sanki.
Çocukluğumuzdan hatırlarız eğer davulun sesiyle uyanıp kalkamamışsak sahura, kulaklarımızda müşfik bir anne sesiyle bir şiire uyanır gibi uyanmışızdır rüyalarla çepeçevre kuşatılmış uykumuzdan. Bir şiirde tekrar eden motifler gibi tekrarlamışızdır hem rüyalarımızı, hem müşfik bir anne sesiyle uyandığımız sahurları. Tam gün tutabildiğimiz ilk oruçlarımız bir nevi büyüme temrinleri olmuştur çocuk gözümüzde. Çocuk zihinlerimiz tuttuğumuz ilk oruçla büyütmüştür dünyamızı da, rüyalarımızı da, çelimsiz bedenlerimizi de. O çocuk oruçları bir nevi büyümenin imtiyazıdır da oyunlarla süslenip şiir tedaisi haline gelmiş hayatımızda. Bizden önceki neslin büyük bir hassasiyetle üzerinde durduğu gibi Müslüman evlerinde çocuk bulûğ yaşına gelmeden 30 Ramazan’ın 30’unu da tutmaya başlamıştır. Hayatın tabii akışı içinde oruç çelimsiz bedenlerimiz tarafından adeta ezberlenmiş, mukabele, teravih gibi oruç ayına has günlük faaliyetler her bir hücremize nüfuz etmiştir artık. Hayatın tabii akışı içinde öğreniriz tüm bunları. Sonra ise nasıl öğrendiğimizi, bize tüm bunların nasıl belletildiğini bilemez, belki bir meselden, bir esatirden gönlümüzü çelen bir sahne gibi hatırlarız bu Samanyolu ziyafetlerinin erkânını.
Çocuklukta bu temrinlerle yetişen her bir Müslüman Cebrail’in sayısız kanadından birinin, hiç olmadı semadan arza rahmet, bereket, gök nimetleri indiren meleklerden birinin kanatlarının ruhuna çarptığını duyar oruçla nefsini arındırdığı bu kutlu günlerde. Sadece hissetmez, duyar da. Kalbimizi işgal etmiş geçici duygularımız “kovulmuş şeytan” gibi kovulur kalbimizden. Sol yanımızdaki yumruk büyüklüğündeki et parçasından bahsetmiyoruz kalp derken. Suveydayı da barındıran, Hüznün Efendisi, mayası nur ile yoğrulmuş, yaratılmış âlemin kendini misafir etmekle övündüğü Efendimizin “insanda küçücük bir et parçası vardır, o temiz olduğunda” şartını koyarak kurtulmakla muştuladığı et parçasını da ihtiva eden kalpten bahsediyoruz. Suveydamızda da tuttuğumuz oruçlar bizi alır götürür melek dünyasına teslim eder. Ruhumuz ise çevresinde bu dünyanın halesini görür, meleklerin kanatlarına tutunmanın hazzını yaşar.
Meleklerin kanatlarına tutunmayı bir de mukabelede yaşarız. Her sahur sabah namazından önce, her ikindi namazın ardından yüzlerimiz Mushaf’ın yapraklarına döner. O yapraklara eğile eğile mukabeleye katılanların yüzlerinde bir Mushaf aydınlığı gelir yerleşir. Hele çocuksak, Kuran okumayı yeni söktüğümüz için sahurdan sonra uykunun gelip göz kapaklarımıza yüklenmesine aldırmasak da kapanı kapanıveren gözlerimize rağmen yüzümüzü Mushaf’tan ayırmadığımız için o aydınlık ille de gelir yerleşir çocuk yüzümüze. Yüzümüzün Mushaf’la olan bu yakınlığının da etkisiyle Müslüman daha ilk bakışta yüzünden tanınır. Yüzlerinde “secde izleri”, yüzlerinde Mushaf izleri koca bir ay boyunca seher secdelerinin aydınlığına katılır çocuklar. Yüreklerimizi yerinden oynatır seher secdeleri çocuk dünyamızda. Bu secde aydınlığı, bu yüreğin yerinden oynaması hayatımız boyunca terk etmez bizi artık. Kalbimiz bazı duygular tarafından işgal edilse de oruç gelecek ve bu işgalci duyguları “kovulmuş şeytan” gibi kovacaktır suveydamızdan yüzümüze Mushaf izlerini kazıyarak. “Ateş gibi gelen bir emanet” olarak oruç tüm cevahir –i azamıza göklerin mührünü vurarak bereketlendirir kalbimizi, bereketlendirir suveydamızı da.
“Sesimizin bile yıkandığı”, başta gözümüz olmak üzere kulağımızın, dilimizin daha tasarruflu kullanıldığı bir kutlu ay olarak Ramazan bedenimizdeki hücrelerin hepsini yeniler de ayrılır şehrimizden. Hem vücut şehrimizden, hem de içinde yaşadığımız şehirden ayrılır oruç. Dilimizi arıtır gider. Kelimelerimizi arıtır gider oruç. Şiirimiz de arınır oruç vasıtasıyla. Hayatımıza, dilimize, dilimizden düşürmediğimiz kelimelerimize yeni tedaviler ilave ederek, yeni anlamlar katarak gider oruç.
Onun için en kudretli hekimdir oruç. Hem maddi anlamıyla hekimdir oruç. Çünkü en büyük ecza, en kudretli ilaç açlıktır. Maddi anlamda bedenimizde biriktirdiğimiz toksinleri, bedenimizi hantallaştıran, neredeyse kendimize bir engel haline getiren zararlılar birtakım kimyasal karışımlar vasıtasıyla değil, ancak açlık vasıtasıyla atılır vücudumuzdan. Kimyasal terkipler değildir israf ederek bedenimizde biriktirdiklerimizi yok eden. O terkipler bir azamızı tedavi ederken, bir diğer azamız için zararlı birikintiler meydana getirir hücrelerimiz ve beden dediğimiz hücrelerimizden mürekkep bütünde.
Kudretli bir hekimdir oruç ama bedenimizin sıhhat bulması için tutulmaz. Oruç bize sıhhat temin ettiği için değil, onu bize Allah emrettiği için tutulur. Biz günün belli saatlerinde sadece ve sadece Allah bize bunu emrettiği için yemeden içmeden, birtakım meşru ihtiyaçları gidermekten, birtakım süfli arzularımızdan kesilir, vazgeçeriz bütün meşru taleplerimizden. Aç kalanın halini anlamak için tutmayız orucu. Çünkü sadece aç kalmayız oruç tutarken. O güne kadar yapa geldiğimiz meşru sınırlar içindeki taleplerimizi de askıya alırız. Orucu sadece Allah istediği için tutarız.
Günümüzün şair –i azamı, şeyh –üş şuarası Sezai Karakoç’un oruç yazılarını bir araya getirdiği Samanyolunda Ziyafet isimli kitabından ilham alarak kotardığımız bu yazının tek bir gerekçesi var. Yazının gerekçesi bir süredir gazetelerimize sirayet eden oruç – detoks bağlantısı kurmaya hevesli haber ve yazılardır. Sezai Karakoç’un ismini andığım oruçla ilgili yazılarının toplandığı kitabını mutlaka, ama mutlaka okuduğuna inandığım yayın yönetmenlerinin çıkardığı gazeteler de birkaç yıldır bu kervana katıldılar. Oruç insan bedeninde detoks etkisi yaptığı için tutulmaz. İnsanlar oruç detoks etkisi yapacak diye oruca heveslendirilmez. Siz de orucu böyle takdim ederseniz gün gelir 140 karakterle konuşan alnı secdeli gençlerimiz İHA’lara Ebabil Kuşları demeye başlarlar. Bu da gayretullaha dokunur.

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı