• $8,2308
  • €9,9979
  • 486.581
  • 1437.49
30 Haziran 2012 Cumartesi 08:41 | Son Güncelleme:

343 kaltağın manifestosu: Biraz da erkekler dışlansın!

343 kaltağın manifestosu: Biraz da erkekler dışlansın!

Kürtaj yasağına karşı 1971'de Fransa'da yayımlanan '343 Kaltağın Manifestosu'nun muadili Türkiye'de hazırlanıyor. Ama bu sefer manifestoyu, 343 erkek hazırlıyor. Projenin koordinatörlerinden yazar ve aktivist Ozan Önen'in isteği, kadınlardan şu cümleyi duymak: Kardeşim, kadın haklarını savunmak da mı siz erkeklere kaldı?

Nevra Gömdeniz / evragomdeniz@me.com

Kürtajı 1920 yılında yasaklayan, yasadışı kürtaj yaptıran kadınları idam eden, 1942'de kürtajı 'devlete karşı işlenen suç' kapsamına alarak 'vatana ihanet' suçuna dönüştüren Fransa, 1971 yılında tarihte eşine az rastlanacak türden bir başkaldırı görmüştü. 343 Fransız kadın, 'Ben bu suçu işledim' diye itirafta bulunmuş, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Georges Pompidou dahil önde gelen siyasetçileri ve hatta Papa'yı bile 'faşist' olarak niteleyen çok sert bir bildiri yayımlamış ve müthiş bir sivil itaatsizlik ortaya koyarak, kürtajın serbest bırakılmasını talep etmişti.
5 Nisan 1971 günü, ünlü filozof Jean Paul Sartre'ın hayat arkadaşı, Fransız filozof ve yazar Simone de Beauvoir'ın kaleme aldığı, aralarında aktris Catherine Deneuve, şarkıcı Brigitte Fontaine, yazarlar Marguerite Duras, Françoise Sagan, yönetmen Agns Varda gibi isimlerin de yer aldığı, 343 kanaat önderi kadın tarafından imzalanan ve Nouvel Observateur Dergisi'nde yayımlanarak tarihe '343 Kaltağın Manifestosu' olarak geçen manifesto, Fransa'da isyanın fitilini ateşlemiş ve Fransa'daki kürtaj yasağı, bu manifestoyla başlayan mücadele sonucunda ortadan kalkmıştı.

10'LARIN TÜRKİYE'Sİ...
Tam 41 yıl sonra, 'kürtaj yasağı' ve 'sezaryen doğuma kısıtlama' tartışmalarının alevlendiği Türkiye'de, bu manifestonun bir muadili hazırlanıyor. Ama bir farkla. '343 Kaltak' bu sefer kadın değil, erkek. Ankara merkezli BenceKitap Yayınevi, Türkiye ve dünyadan tam 343 kanaat önderi erkeğin kendi manifestosunu yazarak katılacağı ve yabancı dillere de çevrilecek olan '343 Kaltağın Manifestosu - 70'lerin Fransa'sı, 10'ların Türkiye'si' isimli bir kitap üzerinde çalışıyor.
Projenin organizatörlerinden, Türkiye'nin en çok takip edilen beş blogger'ından biri olan ODTÜ Felsefe Bölümü'nden yazar ve aktivist Ozan Önen, '343 Kaltağın Manifestosu' hakkında konuştu.

× Proje nasıl doğdu?
Bu projenin fikir anası, 1971 manifestosunu kaleme alan Fransız filozof Simone de Beauvoir da dahil olmak üzere, o metne imza koyan 343 cesur kadındır. BenceKitap Yayınevi'nin sahibi Ceyda Pırıl Köstem ve yayınevi çalışanlarından Mahir Kaya'nın fikriyle, bu hareketin 2012 muadilinin 343 erkekle yapılması düşünüldü. Yazılarımı takip eden yayınevi, o 343 erkekten biri olmamı rica ederek projeyi bana iletti. Felsefe eğitimi almış biri olarak fikir çok hoşuma gitti.
× Amaç nedir peki?
Amacımız, Türkiye'deki kürtaj yasağı tartışmalarına karşı bir tavır ortaya koyarak, TBMM gündemine getirilmesi düşünülen ve daha çok kadın hak ve özgürlüklerini hedef alan yasa tasarılarına karşı, uluslararası bir kitap çalışmasıyla yanıt vermek. Kazanılmış hakları koruyabilmek adına da, sorumluluk sahibi herkesin yapması gereken şeyi yaparak bazı şeyleri literatüre geçirmek ve tarihe bırakmak. Yani, karşı çıkmak, eleştirmek ve tavır ortaya koymak.

FİTİLİ ATEŞLEYECEĞİZ
× Fransa'daki gibi neden sadece kadınlar değil de, sadece erkekler yazıyor bu kitapta?
Bu kitapta, Fransa'daki 343 kadının yayımladığı o ünlü bildiri de yer alacak. Yani 343 erkek ve 343 kadının imzası bir arada olmuş olacak. Fakat bu kitaptaki 343 erkek olarak biz 'alandan dışlanmak' istiyoruz. Hem özeleştiriye tabi tutarak kendi kendimizi dışlayacağız hem de bu kitabın çıktığını duyan kadınlardan şuna benzer cümleler işitmek isteyeceğiz: 'Kardeşim, kadın haklarını savunmak da mı siz erkeklere kaldı?' Elbette ki erkekler, bu yaptığımızdan yine çok rahatsız olacak. 'Vay sizi gidi kaltaklar!' diyecekler.
× Neden böyle bir tepki istiyorsunuz?
Hatta bu bağlamda gelen tepkiler gücümüze gitmeli. Kadınlar bizi yolda görüp o kitapla kafamıza falan vurabilirler. Ben her yerde, bu cesur kadınları görmek istiyorum. Provokatif bir şey yapacağız, fitili ateşleyeceğiz, bu tavrımızın sanatsal ve felsefi yanları olduğu kadar toplumsal, politik, hukuki, insani, eleştirel ve psikolojik yanları da var çünkü.
Kadınlar, kendilerini ilgilendiren bir hakkın mücadelesinde meydanı sadece erkeklere bırakmamalılar ve hakları için cesurca hareket etmeliler bu ülkede. Neredeyse her sorunda, erkekler ve kadınlar arasında ciddi bir çatışma söz konusu; fakat ezilen her halükarda kadın.
Eylem yapıyor bu kadınlar, 'kaşar' ya da 'kaltak' deniyor onlara. Neden? Çünkü kürtaj hakkını savunuyorlar. Sokağa mini etekle çıktığınızda ya da üniversiteye başörtüsüyle girdiğinizde, siz kadınlar, erkeklerce her alandan dışlanmıyor musunuz? Eylemde bile meydanlardan dışlandığınız bu ülkede, tüm cephelerde kadınlar kullanılıyor.

BİZE KIZSINLAR İSTİYORUZ
× Mesela?
Taraf Gazetesi'nden Tayfun Serttaş'ın tabiriyle, 'Mağdur olan kadın, şeytanlaştırılıyor bu ülkede.' Hele azınlıktansa, biraz da güzelse, yetenekliyse ya da akıllıysa, zekiyse falan... Vay haline! Boşanmış kadınları da bir düşünün. Bu psikolojik terörü, sadece erkekler kadına değil, kadınlar da kadına karşı uyguluyor. Bachmann'a göre, faşizm iki kişi arasında başlar zaten. Bu ülkedeki ötekileştirme meselesi de bir hayli derin bir konu. Ezilen kadın her yerde: Evde, işte, okulda, sokakta, fabrikada, tarlada, televizyonda... Biraz da biz erkekler olarak dışlanalım. Bu kitabın yazarları alandan dışlanmalı. Yerin dibine sokulmalı. İstenmemeli. Ben en çok, erkek köşe yazarlarının bu hareketi dışlamasını görmek istiyorum, keyifle okuyacağız kendilerini ve muhtemelen de bunu yaparken ayrılıkçı feminist dostlarının dostluğuna sığınarak bunu yapacaklar. İşin ironik kısmı da işte tam da burada başlayacak zaten.
× '343 Kaltağın Manifestosu-70'lerin Fransa'sı, 10'ların Türkiye'si' isimli bu kitabın, sizce sadece isminden dolayı bile toplatılabilme ihtimali var mı? Çünkü projenin kendisi kadar, ismi de iddialı.
Ahmet Şık'ın kitabına, henüz basılmamışken bile, yayınevine ve evlere yapılan polis baskınlarıyla el konulabilen bir ülkede her şey olabilir. Bakın Mustafa Balbay'a, CHP İzmir Milletvekili bir gazeteci kendisi ve nerede şu an? Suçu belli mi? İspatı, delili ortada mı her neyle suçlanıyorsa? Mahkeme sürecinin hukuka uygun işlediğini halen düşünüyor musunuz? Peki ya niye hala içeride? Bunu vicdanıyla açıklayabilen biri çıkabilir mi? Hayır.
Fahreneit 451'i anmadan da edemeyeceğim: 12 Eylül Darbesi'nde olduğu gibi, Nazi Almanya'sında olduğu gibi, İskenderiye Kütüphanesi'nde olduğu gibi; sadece toplamasınlar, topladıktan sonra da yaksınlar bu kitabı. Madımak'ı hatırlayın. Ve aydınları yakanlarla heykelleri yıkanlar arasındaki yedi benzerliğe odaklanın, yanıt buradadır.

KİMLER KABUL ETMEDİ?
× Kitabın kapağı nasıl olacak?
Henüz netleşmedi, ama simsiyah olabilir. Elif Şafak'ın 'Aşk' romanını hatırlayın, kapağı pembeydi hani. Sonradan gri bir kapakla da yayımlandı. Çünkü erkek okurlar, pembe renkli bir kitabı kolay kolay satın alamıyorlarmış toplum içinde. Ben buna epey gülmüştüm. Biz zaten, düz siyah bir kapağın üstüne sadece '343 Kaltağın Manifestosu' yazsak bile bu kitap yine de dışlanacak. Babam ve annem mesela, bana kızmalılar bu kitaba yazıyorum diye. 'Evladım, sen bizi rezil mi edeceksin?' falan demeliler. Hatta bu kitaba yazan erkekler tedirgin olmalılar. 'Kendime kaltak dedirttim, ama hadi hayırlısı' diyor zaten herkes şimdiden, içinden ve dışından. Satışa dönük bir kaygı da yok. Çünkü bu kitap projesine gönüllü olarak el atıyor herkes, ben de dahil. Bu bir iş değil, bir sivil toplum duruşu, bir itiraz.
× 'Kaltak' kelimesinden çekinerek yazmayan erkekler de oldu mu?
Olmaz olur mu? Aralarında öyle isimler var ki, lafa gelince mangalda kül bırakmayan adamlar bunlar. Ama bir bakıyoruz, teklifi götürdüğümüzde 'profesyonelce' sıyrılıveriyorlar bu projeden. Fikri seviyor ama kitabın adını duyunca geri çekiliyor. 'Çok işi çıkıyor' örneğin ya da 'yeni kitabını yazıyor' ya da 'bırakalım da kadınlar yazsınlar'mış böyle bir şeyi veya 'set çok yoğun geçiyormuş'. Açık açık söyleyenler de var, yani 'Ben kendime kaltak dedirtmem'ciler çok ve isimlerini açıklarsam, bu durum özel hayatın gizliliğinin ihlali demek olur; yani etik olmaz, hukuki olmaz ve de şık olmaz. 
× Türkiye'de kendine 'kaltak' dedirtecek 343 kadın bulabilir miydiniz sizce?
Bu tip bir projede 'kaltak' sözcüğünün altında yer almak, kendine 'kaltak' tabirini yakıştırmayı değil, aksine, bu hastalıklı bakış açısına eleştirel yaklaşmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Türkiye'de bu 343 kadını bulabilir miydik? Bilmem. Doğrusunu söylemek gerekirse, erkekler daha alınganlar. Ben konuştuğum insanlardan yola çıkarak bunu rahatça ifade edebilirim. 
× Ulaşmak isteyip de ulaşamadığınız isimler var mı?
Bir tür, 'Senin sorunun benim de sorunumdur' tavrını ortak akılla harekete geçireceğiz. Bu yüzden, Fazıl Say da olmalı bu kitapta, Orhan Gencebay da.
Ulaşamadıklarımız arasında Chuck Palahniuk, Yıldırım Türker, Sırrı Süreyya Önder, Woody Allen, James Hetfield, Fatih Akın, Eric Cantona, Nuri Bilge Ceylan, Ferzan Özpetek, Tarkan Tevetoğlu, Ahmet Necdet Sezer, Zeki Demirkubuz, Harun Tekin, Mesut Özil, Erdal Beşikçioğlu, Sermiyan Midyat, Noam Chomsky, Amin Maalouf, Mehmet Aksoy, Guti Hern‡ndez, Kaan Tangöze sayılabilir...
Daha çok var tabii. Aklıma ilk bu isimler geldi, çünkü birkaç girişimde de bulundum kendilerine ulaşmak için. Bakalım, halen uğraşıyoruz, Herkesin desteğini bekliyoruz. Hem ne diyor Platon: Dostlar, şölene çağrılmadan gelirler.

NOBELLİ DE VAR BAKKAL DA
× Manifestoda yer alan isimlerin profili nasıl?
Burada da isim vermeyeceğim ama Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar da bu kitaba yazacak, 'Legion d'Honneur' sahibi yazar da. Çoban dostum da var bu kitapta, bakkal dostum da. Siyasi parti lideri de var, prens de. Hollywood yıldızı da var, BAFTA Ödülü sahibi oyuncu da. Aktivist dostlarımız da var, şair dostlarımız da. Ressam, müzisyen, sağcı, solcu, topçu, popçu, liberal, muhafazakar, gazeteci, oyuncu, felsefeci, işçi, işveren, dansçı, sporcu, organizatör, jinekolog, psikolog, heykeltraş, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, akademisyen, öğrenci, eczacı, karton toplayan çocuk, minibüs şoförü, Twitter fenomeni, fotoğrafçı, vicdani retçi, karikatürist, eşcinsel, hayvan sever, çevreci, modacı, performans sanatçısı, bağımsızlar, cumhurbaşkanı, parti lideri, milletvekili, işsiz...
× Niçin isim vermiyorsunuz?
İsim vermiyoruz, çünkü bu ülkenin bir başka sorununa maruz kalmak istemiyoruz. 'O varsa ben yokum'culara karşı bir tür koruma kalkanı...

 

<p>Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un  aksam.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Serkan Fıçıcı'nın konuğu o

Milli Eğitim Bakanı Akşam TV'de... Serkan Fıçıcı'nın soruları yanıtladı

Çin'in kontrolden çıkan roketi ilk kez görüntülendi

Pençe-Yıldırım operasyonunda PKK'ya ait mühimmat ve yaşam malzemeleri ele geçirildi

Tanklar sokaklara indi! Kızıl Meydanda askeri birlikler törene katıldı