• $ 6,8627
  • € 7,774
  • 396.959
  • 114809
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Güzel olmak aldatılmaya engel değildi

Avrupa Güzeli seçilmesi 1950’lilerin en büyük olaylarından sayılan ‘kraliçe’ Günseli Başar’ın İzmir Kordon’daki simge kaldırım taşlarının müsebbibi olduğunu biliyor musunuz? İşte bir güzellik kraliçesi, iki evlilik, darbe ve bir kente ‘aşk’ hikâyesi…

1952’de ‘Avrupa Güzeli’ seçilen Günseli Başar’ın vefat haberini geçen hafta gazetelerde okuyunca, bu güzel ve zarif hanımefendinin yaşamından küçük notlar paylaşmak istedim sizinle…  Öykü, aslında dışarıdan bakıldığında, hemen her kadının imreneceği türden. 

1952 yılında önce Türkiye Güzeli seçilmiş, ardından katıldığı ‘Avrupa Güzellik Kraliçesi’ yarışmasında da hakkıyla birinci olmuş. Bu birincilik, İkinci Dünya Savaşı’na girmemesine rağmen, giren ülkeler kadar acı çekmiş olan bir ülkenin insanlarına müthiş bir moral kaynağı olmuş. 
Günseli Başar, ‘Avrupa Güzeli’ seçildiği günlerde 18-19 yaşlarında… Türkiye’ye döndüğünde İstanbul’dan Ankara’ya, Ankara’dan İzmir’e özel bir trenle gezdirilmiş. Gittiği yerlerde gerçek bir kraliçe gibi ilgi görüp ağırlanmış. 
İzmir’de de böyle hoş bir tören düzenlenmiş kendisi için, dönemin en büyük oteli olan İzmir Palas’ta… Törenin ardından aynı oteldeki odasında dinlenirken, Kordon’a bakıp muhteşem bir günbatımı izlediğini söylemişti bana… “Bir gün o cânım Kordon’un ve bu güzel kentin ‘first lady’si olacağını bilmeden…” 
Aradan dört yıl kadar geçmişti ki, bütün gazetelerde yazan bir haberle çalkalandı Türkiye… Günseli Başar evlenmişti hem de kendisinden 18 yaş büyük bir ‘dolar milyoneri’ ile… Kutsi Beğdeş, çok zengin bir adamdı ama Günseli Başar’ı fazla taşıyamadı. Boşanmaları da evlenmeleri gibi çok ani oldu. Günseli Başar, İstanbul’a annesinin evine döndü... 

İZMİR’İN YAKIŞIKLI BAŞKANI… 

1950’den itibaren İzmir, Demokrat Parti’nin önemli bir kalesi haline gelmişti. 1956’da yapılan yerel seçimi, İzmir’de, genç mimar Faruk Tunca kazanmıştı. Yakışıklı bir mimar olmanın ötesinde, yakın çevresinde çapkınlığıyla da tanınan bir gençti. Uzun süredir bekâr hayatı yaşayan Başkan’ın ilgisini, bir süre sonra Avrupa Güzeli Başar da çekti. Yaşadığı tatsız evlilik deneyiminden sonra üzgün ve mahzun bir halde, günlerini annesiyle geçirmekte olan Günseli Başar’ı ikna etmesi pek zor olmadı. 1958 yılının  17 Mart günü, çok sade bir törenle nikâhları kıyıldı. Kraliçe artık İzmir’in geliniydi…

MEMLEKET KOŞULLARI… 

Günseli Başar, Tunca Ailesi’nin Birinci Kordon’da bulunan ‘Sakız’ tipi yalısına yerleşti, eşiyle birlikte... Faruk Tunca ile nikâhının kıyıldığı günün ertesinde, annesiyle dertleşirken, nikâh memuruna “Hayır” demeyi düşündüğünü söylemişti. Kendisini bu evliliğe hiç hazır hissetmediğini de… 
Günseli Başar, İzmir günlerini ve evliliklerini anlatırken, şöyle diyecekti:  
“Kadınlara, erkekleri parası için tercih ettikleri söylenir; beni de erkekler unvanım için tercih etti. Onların gerçek yüzünü görünce, hemen boşanmak istedim. İlkinden kolay boşandım, ikincisinden boşanmama memleketin koşuları izin vermedi... İzmir’e geldiğim gün evliliğimin yürümeyeceğini anlamıştım ama İzmir’i çok seviyordum. İstanbul ile karşılaştırıldığında çok daha uygar bir şehirdi.” 
Faruk Tunca, dönemin ve şehrin başarılı yöneticilerindendi; Günseli Başar da koskoca şehirde yapayalnız… Son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in torunları olan, İzmir ve Kuşadası’ndaki Kısmet Otelleri’nin de sahipleri Hümeyra Özbaş ve Melike Hanımsultan, en yakın dostları olmuştu. Birlikte gittikleri Kadifekale’den bakınca, İzmir’de hiç yeşil alan olmadığını, tek yeşil alanın da Kültür Park olduğunu görmüştü. 
Konuyu derhal eşiyle paylaştı; başlatılan ağaç kampanyasında da bizzat görev aldı. Bir anda belediyenin gönüllü danışmanı oluvermişti. Başka konularda da kentin estetiğine katkı sağlamaya başladı. Dostları “Sen İzmir’in sanat danışmanısın” diyordu.
Tam da o günlerde, Birinci Kordon’da yeni bir kaldırım düzenlemesi yapılıyordu. O sırada kulaktan kulağa bir söylenti yayıldı: “Yeni kaldırımları Günseli Hanım, Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde görmüş ve eşine önermiş” diye… Gerçekten de vesile olduğu bu desenli kaldırımlar, daha sonra İzmir ve Kordon ile özdeşleşti. 
O günlerde, yaşamına renk katan tek şey, yerine getirmek zorunda kaldığı protokol görevleri olur… Ancak bir süre sonra eşinin yeni çapkınlık hikâyeleri gelmeye başlar kulağına. Zaten kendini yalnız hissetmektedir, bir de bu söylentiler üzerine tuz biber eker. Evliliğinin dayanılmaz hale geldiğini gören Günseli Başar, başını dinlemek istediğini söyleyerek annesinin yanına İstanbul’a döner. Kısa süre sonra altı haftalık hamile olduğunu öğrenir. 
Mayıs 1960; Türkiye büyük bir kargaşa içindedir. Başbakan Menderes’e moral vermek için Ankara’ya giden Faruk Tunca, eşinin ziyaretinin uzadığını düşünerek Ankara’dan İstanbul’a geçer. Niyeti karısını da alıp İzmir’e dönmektir. Karı koca İstanbul’da buluştuklarında günlerden 26 Mayıs’tır… “Artık boşanalım, bu çocuğu da kürtajla aldıralım” diyecektir, bir türlü söyleyemez. Ertesi sabah yani 27 Mayıs sabahı Türkiye, yeni bir döneme uyanmış ve askerler yönetime el koymuştur. Bir gün önce Günseli Başar’ın İzmir Belediye Başkanı olan itibarlı eşine “Hoş geldiniz” diyen komşular; ertesi gün damadı yeni yönetime ihbar etmekte gecikmezler. Evin önüne bir tank gelir, askerler eve doluşur, Başkan’ın ellerine kelepçe takılır ve Yassıada’ya götürülür.

BOŞANMAYA YASSIADA ARASI

Günseli Başar bütün planlarını ertelemek zorunda kalır. Eşyalarını toplamak üzere İzmir’e gider. Kocasının giysilerini, çoğu taklit olan mücevherlerini ve özel eşyalarını alarak İstanbul’a dönecektir. O gün İzmir’de bazı insanların kendisine hakaretler yağdırmasını hiçbir zaman anlamayacaktır… 
Bir taksiyle havaalanına doğru yola çıkar ve bu sırada bir kanama geçirmeye başlar. Buna rağmen havaalanında eşyaları tek tek aranır ve neredeyse tamamı taklit olan takılarının bir kısmına el konur. Ertesi gün gazetelerde manşettir: “Günseli Başar 10 kilo mücevher kaçırırken yakalandı.” 
Herhangi bir soruşturma bile geçirmemiş, sadece uçağa biraz geç binip doğruca ailesinin yanına gitmiştir. 
İzmir Belediye Başkanı olarak yargılanan Faruk Tunca, Yassıada’da 2,5 yıl kalır. Hayli zorlu bir hamilelik döneminden sonra, Günseli Başar bir kız çocuğu dünyaya getirir. Aslı, ancak 3 yaşına geldiğinde babasıyla tanışacaktır. Boşanmak için Faruk Bey’in hapisten çıkması beklenir.

BODRUM’DA RESİM YAPTI

Günseli Başar, İzmir’de kötü bir evlilik yaşamıştır ama büyük dostluklar kurmuştur. 
Aslında o İstanbulludur ama bir gün İstanbullu olmaktan da vazgeçer. Kendisi ayrılış nedenini “İstanbul’da yaşanan görsel ve insani kirlilik nedeniyle” diye açıklar ve soluğu Bodrum’da alır. Torunuyla birlikte ‘Ortakent Yalısı’nda mütevazı bir evde yaşar. 
Onu son kez 2008’de Çeşme’de gördüm. 
Bodrum’dan gelen sosyal aktivite haberleri içinde hep onun adını görürdük, Cumhuriyet mitinglerinden hayvan haklarına kadar hep en öndeydi. Beş-altı kez İstanbul ve İzmir’de resim sergisi açmış, orada vasatın hayli üzerinde bir ressam olduğunu görmüştük… 
Hayatı boyunca ‘kraliçe’ unvanı taşıdı ama bir ‘kraliçe’ kadar mutlu muydu?  
Evet demek zor…

Eriyen asfalta ayakları yapışan yavru köpek böyle kurtarıldı

Eriyen asfalta ayakları yapışan yavru köpek böyle kurtarıldı

2020 yaz sokak modası trendi: Akışkan ve rahat elbiseler

2020 yaz sokak modası trendi: Akışkan ve rahat elbiseler

Ece Erken'e Benan Mahmutyazıcıoğlu'ndan şok üstüne ş

Ece Erken'e Benan Mahmutyazıcıoğlu'ndan şok üstüne şok! İki ayrı dava açtı

Çeyrek ve gram altın ne kadar?

Çeyrek ve gram altın ne kadar?