HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3363
  • 6,0767
  • 209.534
  • 93.616
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Atatürk'ün ilk biyografisi çok şaşırtacak

Mustafa Kemal'in biyografini yazan ilk isimler Suriye-Lazkiyeli gazeteci Emin Muhammed Said ile Mısırlı Kerim Halil Sabit. Edebiyat fakültesinden mezun olan Sabit Mısır'da el-Mukaddem gazetesinde başyazarlık yaptı. Gazetecilikte ünlenen, Kral Faruk'a basın danışmanlığı yapan ve 1952'de devlet bakanı olan Sabit, Mısır'daki devrimden sonra uzun süre hapis yattı. 1922 yılında çıkan biyografiyi Prof. Zekeriya Kurşun bulup Türkçe'ye çevirdi. İşte ilginç detaylar...

x

Alaz KUSEYRİ / aksam.com.tr

BİR LİBYALI, BİR SURİYELİ YAZDI


‘Ey Batı, bela gösterdiğin artık yeter / Diktatörlük ve düşmanlık hırsın da / Ve onların Enver’inin parlak bir hakkı vardır / Göğün yüzünde güneş ışığı gibi / Ve bu Mustafa’da Kemal vardır / Zulüm ve kahra karşı Müslümanların fedaisidir / Ey Ankara’nın yüce evlatları / Siz bununla övgü şerefini kazandınız’ Okuduğunuz bu satırlar Libyalı şair Ahmed Ginabe’nin 1921’de kaleme aldığı şiirden alıntıdır. Günümüzde Muhteşem Yüzyıl, Gümüş, Kurtlar Vadisi, Asi gibi dizilerle Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da popülaritesini artıran Türkiye’nin, 1. Dünya Savaşı sırasında verdiği bağımsızlık mücadelesinin hikayesinin ve Mustafa Kemal’in ilk biyografisinin iki Arap tarafından yazıldığını biliyor muydunuz? O tarihlerde Suudi Arabistan'ı kurmaya çalışan Abdülaziz bin Suud'un Mustafa Kemal'e 'batal ül İslam' yani İslam'ın kahramanı diye hitap ettiğini duymuş muydunuz?

MUSTAFA KEMAL GAZETECİ KİMLİĞİNİ KULLANDI

Marmara Üniversitesi’nden Tarih profesörü Zekeriya Kurşun’un Türkçe’ye çevirdiği kitabı okuyunca Mustafa Kemal’in Türkiye’de tanınmıyorken, Kuzey Afrika’da ‘gazeteci’ kimliğini kullanan önemli bir asker olarak nam saldığı ve insanların sevgisini kazandığı görülüyor. Akademisyenlik dışında, Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Derneği’nın başkanı olan Zekeriya Kurşun, ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Hayatı – Anadolu’da Türk Milli Mücadelesi’ kitabını, son dönemde Afrika’da aktif olan Türkiye’nin bölgedeki algısını AKŞAM’a anlattı.

-Kitabı 1987'de nasıl keşfettiniz, süreci anlatır mısınız?

O yıllarda Kahire Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulunmakta ve Türk-Arap ilişkileri üzerinde çalışmalar yapmaktaydım. Mısır’da nerede ise yegane Türk araştırmacı idim. Bir arkadaşım bu eserin varlığından söz etti. Ama eser kendisinde yoktu. Hemen araştırmaya koyuldum. Bilinen hiçbir kütüphanenin koleksiyonuna girmemişti. Günlerce eski kitapçıları dolaştım. Nihayet bir arkadaşım vasıtası ile iyi bir eski kitap koleksiyoncusuna ulaştım ve kitabı onda gördüm. O günkü kötü teknoloji ile çekilen bir fotokopisini elde ettim. Türkiye’ye geldikten bir müddet sonra kitap ile ilgilenmek istediğimde; fotokopilerin bir bölümünün silindiğini gördüm. Bu yüzden yıllar sonra Mısır’lı bir doktora öğrencim aracılığı ile kitabın orijinal nüshasına ulaşıncaya kadar kitap ile uğraşmayı ertelemek zorunda kaldım.

BÖYLESİ TÜRKİYE’DE BİLE YAZILMADI
 

Tarih profesörü Zekeriya Kurşun

-Kitap için milli mücadelenin tarihi ve Mustafa Kemal'in ilk biyografisi diyebilir miyiz?

Evet küçük bir kitapçık olmasına rağmen, 1922'de yayımlanan bir kitap olarak ilk Milli Mücadele Tarihi ve ilk Mustafa Kemal biyografisidir. Milli Mücadele ve Mustafa Kemal o tarihe kadar dünyanın pek çok ülkesinde gazetelere konu olmuştu fakat bir kitaba doğrudan konu olmamıştı. Yani bu alanda kaleme alınan ilk kitaptır. İlginç olan ise o tarihlerde henüz Türkiye’de bile böyle bir kitabın yazılmamış olmasıdır. Ayrıca verilen bilgiler de Ankara’nın ve Milli Mücadele’nin çok iyi takip edildiğini göstermektedir. Zaten basının merkezi olan İstanbul’da o günlerde bu kitabın yayımlanması mümkün değildi. Anadolu da ise savaş yıllarında bir çok matbaa kapanmıştı. Faaliyetlerini sürdürenler daha ziyade gazeteler çıkararak Milli Mücadeleyi destekliyorlardı.

HAKKINDA EFSANELER ANLATILIYORDU

-O dönemin Arap coğrafyasında Atatürk'ün çok sevildiğini görüyoruz, bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Arap coğrafyasının önemli bir bölümü o dönemde kendilerini, 1923 Temmuz’una kadar Türkiye’nin (Osmanlı Devleti’nin) bir parçası olarak görmekteydiler. Dolayısıyla asıl ilgilendikleri husus I. Dünya Savaşı sonunda işgale uğramış olan Anadolu’daki mücadeledir. Zira Arap ülkelerinin de hemen tamamı işgal altındadır ve bir gün işgallerden kurtulmayı umut etmektedirler. Bu yüzden Milli Mücadele onlar için de kutsal bir hareketi temsil ediyordu. 

KUZEY AFRİKA MUSTAFA KEMAL'İ TANIYORDU

Mustafa Kemal henüz Türkiye’de tanınmamışken bile Kuzey Afrika’da tanınıyordu. Trablusgarp Savaşı yıllarında bir gazeteci kimliği ile çöl yolunu kullanarak Mısır’dan Bingazi’ye geçmesi ve orada askeri birliklerin başına geçerek verdiği mücadele onun tanınmasına ve halk nezdinde şöhret bulmasına sebep olmuştu. Hakkında çöllerde efsaneler anlatılıyor, şiirler söyleniyordu. Bu yüzden Anadolu’daki Milli Mücadele ve Mustafa Kemal o bölgelerde kolayca yankı bulmakta ve destek bulmaktaydı. Arap Kamuoyu Milli Mücadele ile yakından ilgilenmekteydi. Aynı yıllarda Arapça çıkan gazetelerde bütün gelişmeler günlük olarak verilmekte ve kamuoyunca ilgi ile takip edilmekteydi. Yanı Arap basını Milli Mücadele tarihi için de bir kaynak olmasına rağmen bu güne kadar yeterli ilgi görmemiştir. Oysa o günkü Arap kamuoyunun ilgisinin en önemli göstergesi elimizdeki bu kitaptır. Zira bu kitap da bir gazetenin eki olarak verilmişti.

Tarih profesörü Zekeriya Kurşun, Suriye'de dini liderlerle birlikte... 




















KALICI POLİTİKALAR ÜRETİLEMEDİ

-Osmanlıların uzun yıllar hüküm sürdüğü Ortadoğu-Afrika konusunda araştırmalar yapan bir tarihçi olarak bugün Türkiye'nin Arap Coğrafyası ve Afrika genelindeki algısını anlatır mısınız?

Türkiye'nin Arap Coğrafyası ve Afrika genelindeki algısı dönemsel özellikler taşımaktadır. Ayrıca halkın algısı ile entelektüel kesim ya da siyasi yapıların algıları farklıdır. Ancak genel olarak şunları söyleyebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuruluş yıllarında Arap kamuoyunun Türkiye’ye olan ilgisi o tarihlerdeki manda yönetimleri ve onların işbirlikçilerinin dikkatinden kaçmamış ve hızlı bir şekilde Türkiye aleyhinde faaliyetler başlatmışlardır. 

MANDA YÖNETİMLERİ TÜRKİYE'Yİ KÖTÜLEDİ

Eğitim materyallerine Osmanlı asırlarını kötüleyen bilgiler koyarak bunun üzerinden Türkiye’ye olan ilgiyi bitirmek istediler. Kısmen yeni yetişen entelektüeller bazında başarılı da oldular. Ancak halk nazarında Türkiye, her zaman ilgi, gıpta bazen de kıskanılan bir ülke oldu. Türkiye de bu ilgiye karşı kayıtsız kalmadı. Ancak sürekli ve kalıcı politikalar üretemedi. Örneğin Filistin meselesinde baştan beri Arapların yanında yer alırken, İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden oldu. Cezayir halkının milli mücadelesini desteklerken BM’deki oylamada bir NATO üyesi olarak Cezayir aleyhinde oy kullandı. Dış politikamızdaki bu med-cezir örneklerini çoğaltmamız mümkündür. Sonuç olarak gerek Soğuk Savaş yıllarında sistemler arasındaki karşılıklı güvensizlik ve gerekse yeni yetişen neslin Türkiye karşıtı yetiştirilmesi bir çok sorunu bu güne taşımıştır.
 

Kitapta kurrtuluş savaşını anlatan bir karikatüre de yer veriliyor

 





















TÜRKİYE UMUT BAĞLANAN ÜLKE OLDU

Buna rağmen bugün gelinen noktada, Arap ülkeleri hem devlet hem de halk bazında Osmanlı asırlarındaki müşterek tarihi benimsedikleri gözlenmektedir. Türkiye ile bu ülkeler arasında ilişkilerin artması bu anlayışın gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır. Ancak hala yapılacak pek çok şey bulunmakta. Türk siyasetinin içinde yetişmiş yeterli Ortadoğu ve Afrika uzmanları bulunmamakta. Bölgedeki günlük gelişmeleri içinden takip ederek siyaseti doğru yönlendirecek uzmanlara şiddetle ihtiyaç var. 2005 yılından itibaren Türkiye’nin Afrika açılımı çok olumlu sonuçlar vermiş ve Türkiye’yi hiç bilmeyen pek çok Afrika ülkesinde Türkiye konuşulur ve umut bağlanan ülke olmuştur. Fakat bu bölgeler üzerinde yeterli uzmanlarımız olmadığı için bu ilginin olumlu yönde sürekli kılınmasını sağlayacak projeler üretilememektedir. Daha ilginç olan taraf ise; eskiden beri müşterek tarihi paylaşmış olduğumuz Kuzey Afrika’da başlayan ve gelişen Arap Baharı sürecinin de doğurduğu sonuçlardır. Türkiye haklı olarak normatif değerler üzerinden siyaset üreterek buralardaki halk iradesine büyük ilgi göstermiş hatta destek vermiştir. Ancak bölgedeki iç sorunlar, çekişmeler, fikir ayrılıkları, hizipçilik ve iktidarı kontrol etmeye başlayanların kimi uygulamalarının doğurduğu olumsuz sonuçlar Türkiye’nin olumlu algısına zarar vermeye başlamıştır.

KİTAP GEREKLİ İLGİYİ GÖRMEDİ

Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Hayatı - Anadolu'da Türk Milli Mücadelesi' adını verdiğiniz eseriniz (Doğan Kitap) nasıl bir ilgi gördü?
-Kitabın adını biz vermedik. Orijinal adını aynen kullandık. Yayımlanmasının ardından olumlu tepkiler aldık. Aslında kitabın içindeki bilgiler, Türk okuyucusu açısından belki çok yeni değildi. Fakat 1922 yılında alanında yazılmış, üstelik Türkiye dışında Mısır’da yayımlanmış ilk Milli Mücadele Tarihi olmasının tartışılmasını bekliyordum. Zaten kitabın bu belgesel özelliğinden dolayı yayımlanmasına karar vermiştim. Bu açıdan gerekli ilgiyi gördüğünü söylemem mümkün değildir.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Amerikan New York Times gazetesinin internet sitesinde yayınlanan videoda, Suudi gazeteci Cemal Kaşı

New York Times´tan ´Kaşıkçı cinayeti´ videosu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

İmar barışı sonrası konut fiyatları en çok değerlenen ilçeler

Türkiye'nin ilk millet bahçeleri açıldı

En Çok Okunanlar