• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
10 Nisan 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

Zincirin son halkası

Zincirin son halkası

Tzvetan Todorov, özellikle yapısalcılığa yaptığı katkılarla tanınan Avrupa’nın en önemli filologlarındandır. Bulgar kökenli bir Fransız yazar olan Todorov’un bence en önemli eseri, Türkçe ’ye de çevrilmiş olan Fantastik adlı kitabıdır.

 

 

Filoloji eğitimi alanlarda anlama konusunda özel bir yeteneğin gelişmesinden olsa gerek; bu bilimle uğraşanlar zamanla toplum bilimlerinin başka alanlarında da kalem oynatmaya başlıyor. Noam Chomsky, Frederic Jameson ya da Terry Eagleton gibi isimler dilbilim, Rus Biçimciliği benzeri meselelerle uğraşırken bir süre sonra düşünürlüğe terfi etmişlerdir. Gördüğüm kadarıyla bu zincirin son halkası, Tzvetan Todorov.

Todorov’un Les ennemis intimes de la démocratie  adlı kitabı Türkçe ‘ye Demokrasinin Samimi Düşmanları olarak çevrildi. Kitap İngilizce ’ye ise Demokrasinin İç (inner) Düşmanları şeklinde çevrildi; açıkçası hangi çevirinin doğru olduğunu bilmiyorum ama aralarında büyük bir fark olduğu da kesin. Todorov eserinin hemen başında, Avrupa’da “özgürlük” sözcüğünün kullanımını sorguluyor. Hollanda, Avusturya, İtalya, Ukrayna gibi ülkelerdeki ırkçı partilerin adında bu sözcük var: “…ancak bir süredir özgürlüğün belli bir kullanımının demokrasi için bir tehlike oluşturabileceğini fark ettim”. Gerçekten de Hollanda’nın ırkçı partisi Özgürlük Partisi’nin milletvekili Avrupa Parlamentosu’nda Türk diplomatlara saldırmak için, çerçevelettiği Bahadır Baruter’e ait bir karikatürü kullanmıştı. İslam dinine karşı ırkçı bir saldırı içeren bu karikatürün çizeri daha önce de mongoloidlere saldırmıştı. Metin Üstündağ yıllar önce Gırgır dergisini konu alan bir toplantıda, bu tarzı özgürlük olarak tanımlamış; bunun üzerine Hasan Kaçan, Oğuz Aral’ın Gırgır’da insanların dini değerleri ve dış görünüşleri ile alay ettirmediğini hatırlatmıştı. Todorov’a dönecek olursak: “Demokrasinin birinci düşmanı, çoğulu tekile indirgeyen ve böylece ölçüsüzlüğün önünü açan basitleştirmedir.

Bu kitapta kendi tecrübeme başvuracağım.” Doğrusu bu kitap demokrasiyi değil ama Tzvetan Todorov’u anlama konusunda çok önemli. Yazar, Hıristiyanlık tarihindeki Pelagius-Augustinus çatışması ile başlıyor. Özetle Pelagius, insanın kendi kaderine yön verebileceğine inanmaktadır ve Avrupa’daki siyasal mesihçi ideolojilerin kaynağında onun ektiği tohumlar vardır. Todorov devrimleri ve Marksizm gibi totaliter ideolojileri, siyasi Mesihçilik olarak tanımlar. Bu siyasal Mesihçiliğin üçüncü dalgası, bombalarla demokrasi getirmektir. İşte Todorov hakkında zihinlerde sorular uyandıran bölüm de burası. “On tane masumu korumak için başka yüz kişiyi öldürme hakkımız var mıdır?” diye soran yazar, NATO’nun Yugoslavya’nın dağılması aşamasında Arnavutları katliamdan kurtarmasını, Sırpların çoğunluk olduğu gerekçesiyle yanlış bulmaktadır. Benzer bir tavrı Boşnaklara karşı da sergiler. Bu, hiç de entelektüel bir duruş değil. Peki, Tzvetan Todorov’un bu satırlarını neyle açıklayabiliriz?

GERÇEKLİK…

Slavofillik, 19. yüzyıl ortalarında gün yüzüne çıkmış bir akımdır. Kırım Harbinden sonra bu düşünceye mensup Ruslar kendi milletlerinin dışındaki Slavlarla da ilgilenmeye başlamışlardır. Slavofil kuramcı Konstantin Aksakov, ideal olan ile gerçek olan arasında insanın yetkinsizliğinden kaynaklanan bir uçurumun bulunduğunu ifade ederken; yöneticilerin halkın iç yaşamına karışmaya kalkmalarına karşı çıkar. Todorov da kendi kitabının ilerleyen sayfalarında Kosova’daki gibi katliamları durdurmaya yönelik askeri harekâtlara karşı çıkmaktadır (hatta komünizm ile neoliberilezm arasında gizli bir akrabalık olduğunu yazar): “…mesihçi bir projeye dayanan ve bir başka ülkeye daha üstün bir toplumsal düzen getirme veya orada insan haklarını hâkim kılma iddiasıyla ortaya çıkan savaşlar meşru değildir.” “Bu karar (Libya hakkında, y.n.), daha önce Sırbistan savaşı sırasında 1999’da olduğu gibi, hukukun NATO’nun bir yardımcısına dönüşmesi değil midir?”

Bugün artık Colin Powell’ın ve Tony Blair’in Irak’a müdahale öncesinde dünyaya yalan söylediklerini hepimiz biliyoruz. Bunu aslında o günlerde de biliyorduk ama kurulan askeri ittifakın önüne çıkabilecek ikinci bir güç o sırada yeryüzünde yoktu (böyle bir güç bugün de yoktur). Ancak Todorov’un Sırpların işlediği katliamlara (ki bunlar aslında Hollanda, Almanya gibi ülkeler tarafından o dönemde açıkça desteklenmiştir) müdahaleyi sindiremeyişini aklım almıyor.    

İNSAN İRADESİ

Todorov sonunda, liberalizme karşı çıkmak adına kaderci bir insan portresi çizer: “Neoliberal öğretinin temelinde bulunan insan imgesinin tersine, insan kendi iradesinin ürünü değildir, bilakis her zaman ve yalnızca içinde doğduğu ailevi ve sosyal ortama göre oluşur.” Burada Marksist bir tavır takınır ve toplumun insan bilincini oluşturduğunu, Plehanovcu deyişle alt yapının üst yapıyı biçimlendirdiğini savunur. Bu kendisi için tabii ki bir çelişkidir. İkinci çelişkisini ifade özgürlüğünü tartıştığı bölümde görürüz. Danimarka’da Hazreti Muhammed karikatürlerini yayımlayan yazı işleri müdürünün saldırılarının hedefinde ülkesindeki egemen güçlerin değil, ayrımcılığa maruz kalmış azınlığın (Müslümanlar) bulunduğunu ifade eder. Oysa önceki sayfalarda Sırplar namlunun ucunda olduğunda, azınlıkları kolayca gözden çıkarabilmekteydi. Kitabın ilerleyen sayfalarında Todorov, başta Alman hükümeti olmak üzere Avrupa’daki bazı iktidarların Müslümanlara yönelik ırkçı politikalarını eleştirir. Derken mutsuzlukların çaresini halkın iktidarı, ilerlemeye duyulan inanç, bireysel özgürlükler, piyasa ekonomisi, asli haklar ve insanın kutsal kabul edilmesinde bulduktan sonra kitabını şu sözlerle bitirir: “Tarih değişmez yasalara tabi değildir, bizim kaderimizi Takdir-i ilahi belirlemez ve gelecek, insanların iradesiyle oluşur.” Bütün bunlar liberal değerlerdir ve Todorov yine kaleme aldığı önceki sayfalarla bir çelişki içine düşmüştür. A. Walicki; K. Aksakov’un da bu tür çelişkileri olduğunu, bir taraftan Batılı liberalizme karşı çıkarken diğer taraftan onun bazı değerlerini savunduğunu belirtir. Sanırım çelişki, Slavofilliğin kaçınılmaz bir çıkmazı. 

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak
Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak
3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı
Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

<p>10. Uluslararası Fetih Kupası kapsamında Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz N

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz Nihat Türkmenoğlu ile hedeflerini konuştuk

pirinç tanelerini sanat eserine dönüştürüyor! Görenler şaşkınlığını gizleyemiyor

İOS 16 ne zaman geliyor? İşte iPhone'lara gelmesi beklenen yeni özellikler

Çanakkale denizinden çıkarıldı! 1614 adet temizlendi