• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
10 Nisan 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

Günümüz edebiyatı tartışma zemini ve bağlam yoksunu

Günümüz edebiyatı tartışma zemini ve bağlam yoksunu

Tuna Kiremitçi, bütün romanları birbirinden konu, dil, kurgu ve üslup olarak çok farklı olan bir yazar. Akla ilk gelenler; “Selanik’te Sonbahar” uzay-zamandaki bir kırılmaya dayanırken. “Dualar Kalıcıdır” baştan sona tek bir diyalogdan oluşur. “Yolda Üç Kişi” ise üsluptan üsluba seker...

Yusuf Çopur
copuryusuf@gmail.com

 

Kiremitçi, risk almaktan ve yenilikten yana bir yazar. Son Kitabı Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları da onun romancılığında yepyeni bir deney(im). Tuna Kiremitçi'yle Doğu-Batı ilişkisinin ve oryantalizmin tehlikeli sularında gezinen, Natalie Portman aşkına dünyayı fethetmeye kalkan Kumkapılı Abidin’in hikâyesini anlatan romanını  konuştuk.

Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları’nda kimi Amerikan romanlarında gördüğümüz gibi yerel ve küresel popüler kültür unsurlarına, edebiyata, sosyal ve politik gündeme de değiniliyor. Bu kitabın sizdeki öyküsünü merak ettim.

Kahramanımız romanıyla Amerika’yı fethetmek amacında olduğu için kitapta biraz Amerikan kültürü parodisi olsun istedim. Aslında daha çok Abdülcanbaz çizgi-romanları gibi düşündüm. Abdülcanbaz’da doğu ve batı, geçmiş ve gelecek birbirine karışır biliyorsunuz. Bir gün Teksas’tadır, bir gün Kahire’de. Mizah hepsini birbirine bağlar. Gayet stilize karakterler ve olaylar vardır. İlham kaynaklarımdan biri o.

2000’lerin çok satan ve bugün “Aşk Romanlarının Unutulmaz Yazarı” etiketiyle birlikte anılan Berkay Uysal, dünyayı fethedecek bir roman yazmaya karar veriyor. Zaten ülkesini "fethetmiş"ken nedir bu dünyayı "feth" merakı?

İnsanoğlu hep daha fazlasını ister, malum. Egomuza hâkim olup elimizdekiyle yetinmeyi bilseydik dünya farklı bir yer olurdu. Berkay da aklı sıra dünyayı fethedecek çünkü Natalie Portman’a ulaşması gerekiyor. Hatta Natalie’nin hayatının bu romanın yazılmasına bağlı olduğunu düşünüyor. İkisi arasındaki ilişki hikâyedeki gizemi oluşturuyor.

Doğulu bir yazarın kendisini Batı dünyasını etkileyecek bir roman yazmak zorunda hissetmesini nasıl yorumlamalı?

Bu tüm Doğulu sanatçıların başının derdi. Hem de en meşhurundan en gencine kadar. Nedense kendimizi Batı’ya ispatlamak arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. Bunu başaranlara gıpta ediyoruz. Tabii bunu istiyorsan Batı’nın kurallarıyla oynayacaksın! Kendi kültürüne onların gözleriyle bakacaksın. Onların hoşuna gidecek şekilde anlatacaksın! Bu aslında trajik bir durum. Ama bazen trajediyi anlatmanın en iyi yolu mizahtır. 

Dünyayı fethe hazırlanan yazar Berkay'ın kendi coğrafyasını dahi tanımaması ironik.  Elbette günümüz edebiyatına ince göndermeler de dikkat çekiyor. Bazı günümüz yazarlarında oryantalist bir zihniyetin varlığına mı dikkat çekmek istediniz?

İtiraf edeyim, bugün edebiyatımızda herhangi bir zihniyetin olduğundan bile emin değilim. İlk şiirim Varlık’ta yayımlanalı 24 sene oldu. Bunca zamanda karşılaştıklarım genellikle küçük hesaplar, dedikodu ve haset... Bir bağlam oluşturmak, bir şeyi doğru-düzgün tartışmak isteyenler azınlıkta. Bu romanı önce onlar için yazdım. Tabii aynı zamanda şöyle komik ve derinlikli bir şey okumak isteyenler için de.

Romanda Orhan Pamuk ve Elif Şafak da birer karakterler. Dünyayı fethedecek bir roman peşinde koşan yazar Berkay'ın serüvenini anlatan bu romana bu iki isim nasıl girdi?

Berkay romanıyla dünyayı fethetmeye karar verince kendince mantıklı bir iş yapıp bunu daha önce başarmış yazarlarınn eserlerini incelemeye başlıyor. “Onlar yaptıysa ben de yaparım!” diyor. Aslında bu yazarların eserlerini derinlemesine tanıdığı da yok. Ama küresel başarılarına samimi bir hayranlık duyuyor. Ayrıca ikisi de sevdiğim yazarlar. Romanlarından çok şey öğrendim. Bu aslında onların da kahkahalar atarak okuyacağı bir roman.

Berkay'ın Anadolu'ya yolculuğu bir nevi kendi aslına yolcuğu, Abidin'e; bu serüven beraberinde bir "yüzleşme" yi zorunlu kılıyor. Dünyadan önce belki de kendimizi fethetmek doğru bir seçim olur, ne dersiniz?

Haklısınız, amacı dünyayı fethetmek ama asıl ihtiyacı kendisini keşfetmek. Pek farkında olmasa da. Batılıların hoşuna gidecek bir roman konusu bulmak için Anadoluyu turlarken yıllardır kaçtığı kendi geçmişiyle karşılaşıyor. Bu tabii toplumca yaşadığımız bir çelişki. Ahmet Hamdi Tanpınar ya da Kemal Tahir’in farklı şekillerde işaret ettikleri kimlik sorunumuz. Bu roman da onlara XXI. Yüzyıl’dan bir selam.

Berkay üzerinden açık bir mesaj var aslında: Kimsenin derdi iyi bir edebiyat değil. Herkes güncelin, şöhretin, görünmenin derdinde. Edebiyat ortamı için durum bu kadar vahim mi gerçekten?

İşin kötüsü, durum bundan da vahim. Artık ortada hiçbir bağlam, elle tutulur tek bir tartışma zemini yok. Bu yüzden yazılan bütün kitaplar, söylenen bütün sözler boşluğa savrulup gidiyor. Kişiliğe saldıran, kalp kırma amaçlı kısır polemiklere mahkûm oluyoruz. Zihinsel çölleşme maalesef her mahallenin derdi. Bu romanın bile hakkıyla ele alınması için kaç sene gerekecek, Allah bilir.

Kitabın görünmeyen ama kendini en çok hissettiren karakteri, hatta bence kahramanı yol. Aramayla başlayan roman bulmayla değil kendine kapattığı yolları açma bilinciyle bitiyor. Roman için bir "cesaret" romanı desek yanlış olmaz sanırım.

Doğrudur, bu gönlünün sultanına ulaşmak için diyar diyar dolaşan bir adamın hikâyesi. Bunun için konforunu ve kariyerini riske eden bir insanın. Tabii bu da cesaret gerektiriyor. Anadolu’yu dolaşırken aynı zamanda kendi içine doğru bir yolculuk yapıyor ki asıl bu her babayiğidin harcı değil. Bazı insanlar vardır, dünyayı fethederler ama kendi ruhlarını keşfedemezler. Berkay’ı kahramana dönüştüren de bu deli cesareti.

Kitabın ismi sizce de biraz "tuhaf" değil mi?  Sizin kitaplarınızın isminde hep bir şiirsellik vardır bundaysa bir "garip"lik? Ne dersiniz?

Bu ancak köyün delisinin yazacağı türden bir roman. Aklı başında kimse başını böyle derde sokmaz. Şaka bir yana, “Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları” ismi bana tuhaf bir şekilde şiirsel geliyor. Doğuyla batının karşılaşması hep böyle sonuçlar doğuruyor zaten. Tuhaf, komik ve şiirsel durumlar... Bunu en iyi gözlemleyebileceğimiz yer de herhalde bizim ülkemiz!

Kars, Konya, Diyarbakır, Hatay, Van... Hepsi kendince bir yerlerin Paris'i olan şehirler... Ancak hiçbirisi Berkay'da beklediği, umduğu etkiyi yapmıyor. Tabi burada taklit edilmiş duygular ve metaforlar tenkidi dikkat çekiyor. Proje kitaplar. Reçeteli kitaplar. Okur, sahip çıkıyorsa, kendine yazılmış bu "ilaç" ı alıyorsa bunda ne zarar var?

Tabii ki her kitap yazılı kültürümüzün gelişimine hizmettir. Ama bağlamı olan, düzeyli bir tartışma zemini inşa etmek de yazarların bir başka görevi. Berkay’ın halindeki komedi Anadolu’yu ancak bir Brükselli kadar tanımasından. O yüzden işler beklediği gibi gitmiyor.

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak
Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak
3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı
Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

<p>10. Uluslararası Fetih Kupası kapsamında Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz N

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz Nihat Türkmenoğlu ile hedeflerini konuştuk

pirinç tanelerini sanat eserine dönüştürüyor! Görenler şaşkınlığını gizleyemiyor

İOS 16 ne zaman geliyor? İşte iPhone'lara gelmesi beklenen yeni özellikler

Çanakkale denizinden çıkarıldı! 1614 adet temizlendi