HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3204
  • 6,0542
  • 213.205
  • 92.227
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Cumhuriyet'in 'sıcak' olaylarına soğukkanlı bakış

Gazeteci İsmail Küçükkaya, Cumhuriyet'i değerlendirmek için Prof. Dr. İlber Ortaylı'yla ayrıntılı bir röportaj yaptı; ortaya, büyük ilgi gören 'Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı: 1923 - 2023' adlı kitap çıktı.

x

Eyüp Tatlıpınar /eyup.tatlipinar@aksam.com.tr

Malum; tarih son yılların epey popüler bir alanı. Bu açıdan bakarsak, 'Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı: 1923 - 2023' adlı kitabın çok satan kitaplar listesinin üst sıralarına tırmanmasına pek şaşırmamak lazım. Fakat elbette, gördüğü ilgi yalnızca tarih kitabı olmasından kaynaklanmıyor. İki özelliğiyle öne çıktığını söyleyebiliriz. Fazlasıyla akıcı bir dile sahip ve söz konusu yüzyıl hakkında aklınıza gelebilecek hemen her soruya yanıt aranıyor.
1923'e giden yolda Abdülhamit'in etkisinden 2023'te bizleri nelerin beklediğine, Atatürk'ten günümüze kadar gelen tüm siyasi liderlere, tek partili dönemden darbeler dönemine, iç ve dış politikadan kültürel yaşamımıza kadar... Cumhuriyet'in kazanımları, geçen süre boyunca karşılaştığımız 'artılar', 'eksiler'... Gazeteci İsmail Küçükkaya'nın deyimiyle, 'Kolaycı, toptancı, inkarcı, reddiyeci, methiyeci veya yüceltici kalıplara mahkum etmeden', soğukkanlı bir tarih anlatımı...
Timaş Yayınları'ndan çıkan 'Cumhuriyet'in İlk Yüzyılı: 1923 - 2023'; Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya'nın, Türkiye'nin yetiştirdiği önemli tarihçilerden Prof. Dr. İlber Ortaylı'yla yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Kitabın sayfalarını çevirirken göreceksiniz; savaşlar, kritik tarihi dönemeçler, liderler, darbeler, icraatlar önünüzden hızla akıp giderken ilginç anekdotlarla da karşılaşacaksınız. Örneğin Cumhuriyet'i kuran neslin çocuk yapmadığını, Türkler'in dedikodu sisteminin ilkel olduğunu ya da bekar bir insanın Ankara'da yaşayamayacağını Ortaylı'dan duymak oldukça eğlenceli.
Kitabın yayınlanmasının üzerinden geçen kısa sürede hakkında pek çok yazı yazıldı, röportaj yapıldı. Burada kitabı hazırlayan ikiliyi bir ankette buluşturmak; birbirleriyle, tarihle ve Cumhuriyet'le ilişkileri hakkında konuşmak istedik.

Prof. Dr. İlber Ortaylı: Entelektüel birikimi olmayan milletlerde 'yakın tarih dedikoduculuğu' vardır
- İsmail Küçükkaya'yı ne zamandan beri tanıyorsunuz? Nasıl biridir?
Tanışalı neredeyse 10 yıl oldu. Henüz genel yayın yönetmeni değildi o zaman. Çok çalışkan biri olduğunu gördüm bu süre boyunca. Türkiye'de eksikliğini tamamlamak isteyen nadir insanlardan... Mesela yaptığı iş çok zor; gazetecilik... Çok zaman alıyor. Ama o bu işi yaparken 4-5 yıl felsefe kursuna gitti.
- Size gelelim. Sizi daha çok Osmanlı tarihçisi olarak biliyoruz. Cumhuriyet dönemine ilginiz büyük müdür?
Cumhuriyet tarihini yaşayarak öğrendim. Soyut bir Osmanlı tarihçiliği yapamazsın. Bir yere bağlayacaksın onu. Politikanın içinde değilim. Üniversitede asistanken, doçentken de aktif politikayla ilgilenmezdim. Fakat kasabaları, köyleri çok gezer, insanlarla görüşürdüm. Sözlü tarih birikimim var. Mesela 1963'te trenlerle gezip Balkan Savaşları'nın ve İstiklal Savaşı'nın malul gazileriyle konuşmuştum. Zonguldak'ta, Mardin'de, Diyarbakır'da konuştum. Sözlü tarih önemli... Kitaplarda göremeyeceklerinizi öğreniyorsunuz.
- Siyasete neden girmediniz?
İlgimi çekmiyor. Bir komite toplantısında beş saat oturamam yani. Falanca köye gideceksin politik çalışması yapacaksın. O köye gidersem başka şeyler yaparım; gezmeye, eski eserleri görmeye giderim mesela, millete neden politika anlatayım?

BAŞUCUNDAKİ 'TÜRKİYE TARİHİ' KİTABI
- Başucu tarih kitabınız var mı?
Rahmetli Yılmaz Öztuna'nın 'Türkiye Tarihi' adlı kısa bir kitabı vardı. 150 sayfa kadar. Hakikaten Türkiye tarihiydi yani. O kitabı alır konferanslara öyle giderdim. Bir şeyi unuttuğumda oradan bakardım hatırlatması için. 135 bin bastığını söylemişti o zamanki yayıncısı. 1960'larda... Şimdi tekrar basılsa iyi olur. Söylüyorum bazen ama dikkate alan yok.
- Sözlü tarihin öneminden bahsettiniz, kitaplarda göremeyeceklerimizden... Cumhuriyet tarihiyle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar çok mudur?
Evet çoktur. En yaygın olanları liderlerle ilgili olanlardır. 'İsmet Paşa'ya sermaye düşmanı', 'Atatürk devletçi', 'Celal Bayar özel sektörün adamı' gibi bilgiler... Bayar'ın özel teşebbüse bankacı olarak yaklaşımı dışında hiçbir sempatisi yoktur mesela. Yani zannedilir ki Demokrat Parti geldi özel teşebbüsü başlattı. Bir oyuncak fabrikası açacak yabancı sermaye mesela; mümkün değil Ankara bürokrasisini geçmesi. Bizim kuşak oyuncaksız yetişmiştir. Kitap için de aynı şey söz konusu, plak için de...
- Tarih son yıllarda neden popülerlik kazandı sizce?
Yakın tarih Türkiye'de hep popülerdi. Entelektüel birikimi ve bilgisi olmayan milletlerde böyle yakın tarih merakı çoktur. Dedikoduculuk olarak tabii. Mesela, 'Atatürk bir bez fabrikasıyla bir şeker fabrikası kurup yan gelip yattı' der. Adamın onu değerlendirecek ne tarihsel bilgisi vardır, ne de coğrafyayı tanır. Şimdiki gençler tarihi bizim kuşaktan daha iyi, etraflıca okuyor ama. Bir kere çok lisan var. İstanbul'da bu kadar çok yabancı kitap satan yer yoktu daha önce.
- Cumhuriyet tarihinin en önemli kazanımı nedir sizce?
Her şey halka inmeye çalıştı. Kolay değildi. Mesela köy çocuğu okuyacak ama yol yok. Musiki mi? Osmanlı da biliyordu musikiyi, padişahlar çok güzel beste yapıyordu. Ama işte konservatuar yoktu. Anadolu'da konservatuar nasıl açılmış, onun üzerinde durmak lazım. Ama bunları halka parasız, üretimsiz indiremezsin. Engel üstüne engel vardı. İktisadi buhran, 2. Dünya Savaşı... Ne yapıldıysa harpten sonra yapıldı o nedenle. Cumhuriyet bir şey yapmadı, biri yaptıysa ortam müsaittir o nedenle yapmıştır. Fransa'da da, Rusya'da da rahatlık, kişi başına düşen gelir, üretim o harpten sonra arttı.
- Cumhuriyet döneminde yapılan en büyük yanlışlar nedir?
Bir yer kurulurken daima hatalar yapılır. Cehalet vergisi daima ödenir. Sen evini alırken ev eşyasını tanımayan adam olarak ne yaparsın? Bir sürü fuzuli eşya alırsın. Bunlar da cehalet vergisidir. Tecrübesi olmayan bir sanayi sınıfının veya bu işlerle ilgilenmeyen bir devletin ilk yatırımlarında da büyük hataları olur. Mesela ikinci harpte ihtikardan (ihtiyaç duyulan maddeleri satın aldıktan sonra piyasanın yükselmesini bekleyip satmak) korkar, milletin buğdayını toplar ama sevk edecek silosu yoktur çürütür. Vergi koyarsın mesela; olağanüstü savaş vergisi. Bu demokratik bir şey değildir. Medeniyete uygun değildir yani o Varlık Vergisi. 'Batıyoruz, batacağız, köylü verdi şehirli de versin' dersen ve bürokrasinin altını kontrol edemezsen bu ırkçı bir kanuna, uygulamaya dönüşür. Bunu da silemezsin. Cumhuriyet bürokrasisinin özellikle Atatürk'ten sonraki en büyük özelliği kendini bilmemektir.
- Cumhuriyet tarihinde hangi olayların filme çekilmesini istersiniz?
İsmet Paşa devrinin, ikinci harp zamanının filminin çekilmesini isterdim. Bir tane dizi vardı Demokrat Parti dönemini anlatan (Hatırla Sevgili) ama hiç iyi değildi. Siyasi platforma hiç önem vermemişlerdi.
- Son yıllarda Cumhuriyet döneminin olaylarını konu edinen filmler çok çekiliyor. İzlediğiniz var mı?
Birkaç yıl önce Çanakkale'yi anlatan bir film izledim (Tolga Örnek'in yönetmenliğindeki 'Gelibolu' belgeseli), ben bu kadar kolaycılık görmedim hayatımda. Mektuplardan yola çıkılarak anlatılıyordu ama bir tek İngilizler'in ve Yeni Zelandalıların mektuplarından öğreniliyor. Diğerlerinin mektupları bulunamamış. Manasızdı. Yeni bir film çekildi, 'Çanakkale Çocukları' diye (Sinan Çetin'in yönettiği film). Belli yani bir yerin bahçesinde çekilmiş, adam yatırımdan çekinmiş. Olmaz böyle bir şey. Adamı hapse koymazlar ama daha beter yaparlar, fena topa tutarlar, bir daha film çekemez. ABD'de böyle olur yani.
- Kitap 1923'e kadar uzanıyor... Yakın gelecek hakkında sizi iyimser ve kötümser yapan konular nelerdir?
Türkiye artık bir şehir toplumu. Tabii büyük geçişin getirdiği sıkıntılar devam ediyor. En büyük çöküntüyü tarımda yaşıyoruz. Bunu nasıl ayakta tutacağız, ona bakmak lazım. Ne geçmiş hükümetin ne de bu hükümetin politikalarını alkışlamak mümkün değil. Önümüzde 10 yıl var. Zaten bu arada olmazsa geç kalınır artık.
- İyimser yapan konular var mı?
Türkiye dinamik ve değişime açık bir yer. Avantajı bu.

"entllktlbrkmic.jpg"İsmail Küçükkaya: Hocamız Osmanlı'yı sevdirdi, şimdi sırada Cumhuriyet var

- İlber Ortaylı hakkındaki gözlemlerinizi alabilir miyim?
İlber Hoca'nın bir deha düzeyinde zihin işleyişi olduğu belli. Hafızası etkileyici ama benim için asıl etkileyici olan onun yorum gücü, olaylara bakışında ve yorumlayışındaki benzersizliği. 'Yorum zarafeti' diye bir şey var onda. Bu kitabı hazırlarken değişik mekanlarda buluştuk; bir tarihçinin bir bilim insanının halkın katında bu kadar popüler olması, bu kadar karizmatik olması şaşırtıcı ve memnuniyet verici bir şey.
- Ortaylı'yla çalışmak zor mudur?
Hoca bu kitaba hiç olmadığı kadar sahip çıktı. Beklemediğim bir şeydi, bu kitaba özgü oldu. Başlangıçta biraz temkinliydi ama zamanla ortaya çıkan ürünün Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacağını gördü, daha fazla efor harcadı.

DEMİREL VE ERDOĞAN
- Kitapta Cumhuriyet dönemindeki bütün liderler hakkında yorumlar var. Sizin en çok hangisi ilginizi çekti?
İlber Ortaylı'dan Cumhuriyet döneminin politik liderlerini dinlemek ilginç oldu benim için. Çünkü Hoca bu konulara çok değinen biri değildir. Biraz ısrar ettim; benzersiz siyasal yorumlar çıktı ortaya. Mesela Demirel'in hakkını teslim eden yaklaşımları dikkat çekiciydi. Başbakan Erdoğan'la ilgili yorumlarını da, onun gençliğinden ve çocukluğundan yola çıkarak yapmasını ilginç buldum.
- Tarihi içerikli başucu kitabınız var mıdır?
Kitabı hazırlarken konuyla ilgili pek çok kitap okudum. Özellikle anı kitapları; Cemal Paşa'nın hatıraları, Fethi Okyar'ın çok partili hayata geçişle ilgili anıları, Atatürk'ün Milli Mücadele dönemindeki arkadaşlarının anıları... Genel anlamda Stefan Zweig'ın eserleri başucu kitaplarımdır. Bir de sık sık sayfalarını çevirdiğim Sponville'in Büyük Erdemler Risalesi vardır.  
- Tarihe duyulan merakın son yıllarda arttığını düşünüyor musunuz?  
Evet. Bunda İlber Ortaylı'nın da katkısı var, hatta en büyük katkının ona ait olduğuna inanıyorum. İlber Ortaylı gibi isimler önce Osmanlı'yı sevdirdiler. Tarafsız oldukları bilindikleri için, bilgili olduklarına inanıldığı için insanların güvenini kazanmışlardı. Osmanlı'ya ilişkin tabular yıkıldı. Şimdi Cumhuriyet'e ilişkin algıların değişmesi gerekiyor, tarihe peşin methiyeci ya da reddiyeci biçimde bakmamak gerekiyor.  Türkiye aslında sanılanın aksine biraz apolitikleşti. Toplumun geçmişine bakmasının, tarihiyle barışmasının bir nedeni de bu.
- Cumhuriyet döneminin en önemli kazanımı ve eksikliği nedir sizce?
En büyük kazanım Cumhuriyet'in kendisi, en büyük eksiklikse Cumhuriyet'i ideal ve evrensel demokratik formlara kavuşturamamak. Birincisi Cumhuriyet'in özünün getirdiği kazanım, ikincisi Cumhuriyet'i taşıyacak olan kuşakların yapamadıkları, yani bizlerin hatası. Bunu söylerken işte Cumhuriyet'le hesaplaşma niyetinde değilim, Cumhuriyet'i seven biri olarak söylüyorum. Cumhuriyet, özgür bireyler ve bağımsız bir devlet yarattığı için başımızın tacıdır. Onu demokratik standartlarla buluşturabilirsek hedeflediğimiz 'model ülke'ye ulaşabileceğiz.

'ENVER PAŞA İLE ATATÜRK' FİLMİ
- Cumhuriyet dönemindeki hangi önemli olayın filmini izlemek istersiniz?
Bizim tarihimizden evrensel çapta ilgi çekecek filmler çıkabileceğine inanıyorum. Bir boşluk ve ihtiyaç var ama maalesef ortaya çıkan ürünlerin hiçbirisi memnuniyet verici, tatmin edici değil. Bunu bir kere İlber Hoca'ya sormuştum, 'Keşke 1946 seçimlerinin filmi yapılsa' demişti. İlginç bulmuştum; 1946 seçimleri ve 1950 seçimleri, o arada geçen dört yıllık süre, iktidarın değişimi, çok partili siyasal döneme geçiş... Filminin çok heyecanlı olacağını düşünüyorum. Ayrıca Enver Paşa'yla Atatürk'ün ilişkilerini konu eden bir film çekilse benim için çok heyecan verici olurdu. Subaylık dönemlerinden başlayarak aralarındaki rekabeti, ilişkilerini anlatan bir film...
- 1946 seçimleri gibi, bu kitabı hazırlarken özellikle dikkatinizi çeken, üzerinde düşündüren başka olaylar var mıdır?
Kitabı hazırlarken şaşırdığım şey İttihat ve Terakki'yle ilgili büyük şablonlarla, klişelerle, ezberlerle konuştuğumuzu görmem oldu. Uzun vadede bu konunun üzerinde çalışmak istiyorum. Çünkü İttihat ve Terakki, günümüz siyasal yaşantısına kadar uzayan bir arka plana sahip. O zihniyeti ve onun günümüze dönük yansımalarını anlamak isterim. Bu kitap yapılırken İttihat Terakki'yi ne kadar az bildiğimize şaşırdım; mesela Atatürk'ün oraya giriş çıkış hikayesi, İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimlerinin Milli Mücadele döneminde Atatürk'le ilişkileri, mektuplaşmaları, Anadolu'daki mücadeleye onların da katılmak istemeleri... Benim kendimde ve Türkiye'de okuyan yazan kesimde gördüğüm eksiklik buydu daha çok. Kendi adıma bu eksikliği gidermeye çalışıyorum şu anda.

ÜMİDİM; KOZMOPOLİTLİĞİMİZ
- 2023'e kadar uzanıyor kitabınız... Yakın gelecek konusunda sizi iyimser yapan şey nedir? 
Türkiye'nin genç nüfusunun önümüzdeki 30 yıl avantajımıza olduğunu düşünüyorum. Bu süreyi iyi değerlendirirsek çok daha ileriye yürüyeceğiz. Fakat riskler konusunda İlber Hoca gibi düşünmüyorum. O mesela Kürt sorununu daha büyük bir mesele gibi görüyor. Ben Kürt sorununun Türkiye açısından çok ciddi bir kırılma noktası yaratmadan çözüleceğine inanıyorum. 'Birlik beraberlik' önemli ama bunu klişe olarak düşünmemek gerekir. Obama, seçimi kazandıktan sonraki konuşmasında en büyük zenginliklerinin kozmopolitlikleri olduğunu söylemişti. Bu durum bizim için de geçerli. Bunun için de AB perspektifinin vazgeçilmez olduğuna inanıyorum.

 

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
AK Parti Grup Başkanvekili Muş´un TBMM Genel Kurulu´nda sorduğu soru İP´li vekilleri çılgına çevirdi

AK Parti Grup Başkanvekili Muş´un ´Akşener´ sorusu, İP´li vekili çılgına çevirdi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

SGK BAĞKUR hangi banka kaç TL promosyon veriyor? Emeklil maaşı promosyon ödemesi ne kadar

Bir Zamanlar Çukurova'nın finalini ifşa etti bakın ne olacakmış?

En Çok Okunanlar