• $ 5,9639
  • € 6,5626
  • 300.585
  • 119689
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Aşkın 1001 hali: Aşk Şiirleri Antolojisi

Aşk Şiirleri Antolojisi, daha çok konuşur gibi akışkan, imgeden ziyade öyküsü olan, anlatmaktan korkmayan, geniş omurgalı, deneyen, yorulmayan ve şimdilerde 'çenesi düşmüş' şairin yeni büyük istasyonu.

Cenk Gündoğdu
Şiiri; 'açık mektup', selam verme, mırıldanma olarak gören, kendini her daim yazdıklarından geride tutan ve bir şiir yazarı olarak tanımlayan, imzadan ziyade anonime inanan Haydar Ergülen'in 12. şiir kitabı: 'Aşk Şiirleri Antolojisi', Kırmızı Kedi Yayınevi'nce okura sunuldu. Bu kitap şairin farklı zamanlarda ve farklı biçimlerde/biçemlerde bir tema etrafında yazdığı şiirlerden mürekkep. Kanımca asıl dikkatleri çekmesi gereken Ergülen'in şiirinde yeni bir durağın başlangıcının Aşk Şiirleri Antolojisi olduğudur. Yani buradaki şiirlerin, üçüncü büyük istasyonun ilk peronunda yolcusunu karşılıyor olmasıdır. İlk büyük istasyonu Ergülen, 1981 yılında 'Karşılığını Bulamamış Sorular' ile açtı.  İkinci büyük istasyonu Ergülen, bir coşkuyla 1997'de 'Kırk Şiir ve Bir' kitabıyla kurdu. Bu kitabın Ergülen'in hatırı sayılır pek çok kalıcı okuruyla buluşmasında ayrı bir önem taşıdığını her zaman düşünmüşümdür. Hak edilmiş bu ikinci büyük istasyon Haydar Ergülen'in şiirimizdeki yerini de belirginleştirmiştir. 'Kırk Şiir ve Bir' okurunun sayıca artmasının yanı sıra özellikle genç şairlerin de etkilenmelerine neden olan çarpıcı büyük kitaplardan biridir. Bu iyi çalışılmış istasyona 'Keder Gibi Ödünç' gibi şairin poetikasını bir dizeyle anlamamıza, şiir anlayışını kavramamıza yardımcı olan geniş ara yollar eklendi. Bizi esastan ilgilendiren üçüncü büyük kapı ise 'Aşk Şiirleri Antolojisi' ile açılıyor. Bu istasyon, şairin bir süredir dergilerde yayımladığı ve ilgiyle izlenen şiirlerinin bir kısmının yer aldığı son dönem çalışmalarının ilk basamağına bizi götürüyor. Bu şiirler; daha çok konuşur gibi akışkan, imgeden ziyade öyküsü olan, anlatmaktan korkmayan, geniş omurgalı, deneyen, yorulmayan ve şimdilerde 'çenesi düşmüş' şairin yeni büyük istasyonu. Elbette burada da Ergülen'in sözcükleri bizi karşılıyor: 'Nar, Haziran, İdil, Granada, Keder, Heves, Tren, Yağmur, Ahşap, Bahçe...''  
Dört bölümden oluşan kitap, şairin aşka dair çeşitli zamanlarda yazdığı şiirleri içeriyor. Ergülen'in poetikasını, dünya görüşünün izini aşk şiirlerinde de sürüyoruz: 'Bir görgü ceminde gibi görüleceğim sana/ talibin olacağım, niyaz edeceğim huzurunda/ senin için turnaları sevince süreceğim/ senin için atları şiire süreceğim/ ve yalnızca senin için bekleyeceğim seni''. Farklı türlerdeki aşk şiirlerinden biri,'Siz bende........,........,.....'' dir. Şair burada deneysel bir çalışma olarak tasarladığı şiiri için okura, sürdürün çeşitli kelimelerle diye bir not da bırakmış. Bu şiiri sadece deneysel bir çalışma olarak değil, aynı zamanda Ergülen'in şiire bakışını da ifade ettiği için paylaşmak istedim. Çünkü şiiri bir kartvizit yerine anonim olarak gören anlayışını ve imzasız şiirlerden yana duran Bektaşi çelebiliğini görüyoruz burada. Gazete haberlerinden hareketle edebi metinler yazıldığına pek çok kez tanık olmuşuzdur. Bu kitapta Ergülen kendi şiirinde rastlamadığımız bir ilki gerçekleştirmiş. Gazete haberinden hareketle şiir yazmamış ama haberin kendisini kitabına alarak şiir saymış. Evet, tıpkı malzemenin yeri değişince bağlamının değişmesi ve artık bir sanatsal nesneye dönüşmesi gibi. Yani habere bir şey eklemeden kupürü şiire, ölümü aşka saymış: 'Sevgilisini gömdüğü elma ağacını göstererek, / 'Elmayı çok sevdiği için oraya gömdüm' dedi./(...)''    
CİNAYETİ ŞİİRE YAPIŞTIRIYOR 
Ergülen, Bektaşi felsefesinin bir tezahürü olan şiire bakışındaki imzayı yok sayarak anonimden yana duruyor.  'Elmayı Çok Severdi' şiirinde cinayeti şiire yapıştırarak okuyanı şok ediyor. Gündelik hayatın içinde görüp de farkına varmadığımız ya da geçiştirdiğimiz, reklamlarla atladığımız ya da zapladığımız acıyı bize sanat yeniden üreterek hatırlatır. Tıpkı bu şiirde olduğu gibi. Aşkı, 'ya benimsin ya kara toprağın' diye anlamak ve yorumlamak faşizan bir zihniyetin tezahürüdür. Ergülen burada okurda çarpıcı bir etki uyandırarak aşkı yaşama hallerimizi bu faşizan göstergeyle yüzümüze vuruyor. Şimdi bir yerde elma görsek yiyemeyiz ve elma ağacı görünce A.O.'un öldürüp elmayı çok sevdiği için elma ağacının dibine gömdüğü sevgilisi E. artık aklımızdan çıkmaz. Aslında şiiri de aşkı da geçen bu acıyı bize şiir, onu başka bir bağlamda yeniden üreterek unutulmaz bir yerimize emanet etmiştir.
AŞK YAZ BİR BOŞLUK BIRAK
Nişanlılar Müzesi şiiri ile açılan kitapta 'yıllanmış şiirler' başlıklı bölüm daha önce hiçbir yerde okumadığımız ve şairin 30 yıl önce  kaleme aldığı çalışmalarından oluşuyor. İlk kez gün yüzüne çıkan bu şiirlerin ortak özelliği birbirlerine benzemezliği ve aşkla bağlanmaları. Turgut Uyar'ın 'Efendimiz acemilik'' sözünü Ergülen, farklı zamanlarda yazdığı ve üstünde gençliğinin gezdiği şiirleri antolojisine alarak doğruladı. Aynı zamanda pek çok kez, 'Bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım'' diyen şair, burada da hatıralardan kaçamadığını: '647 emel, sarışın, göçmen/ yazılmıyor mı şiir/ çocukluğu kaybetmeden'' dizeleriyle işaret etti. 
Aşk yaz, bir boşluk bırak... Bölümüyle açılan oylumlu şiir; şairin özel tarihi, günlük hayatının da izinde düzyazı şiir diliyle ve yer yer de deneysel, dil, ses ve anlam oyunlarıyla sanal dünyada yaşanan aşka ironik bir üslupla yaklaşıyor. Ergülen'in aşina olduğumuz üslupla şiirlerinden farklı ve okura, aşkını sorguya çektirecek bir etki yaratan şiir bu: 'Aşk yaz bir boşluk bırak alemleri sevindir/ aşk yaz bir boşluk bırak biraz da geri çekil/ vardır sınırı aşkın eğer ülkense senin, yok değil/ öyleyse önünde hürmetle eğil, aşk yaz dünyaya/ bir boşluk daha... ruhani, mecazi, cismani hatta''. 
KAPAĞI HEP AÇIK KALACAK BİR KİTAP
Edebiyatta evrensel temalardan biridir aşk ve içine düşmeyen kalmadığı gibi içinde hemen her şeyi barındıracak kadar da büyük bir evdir.  Bizim olunca konuşamadıklarımızdan biri olan aşkı Haydar Ergülen, hayatın içinden gelen dizelerle aslında bakmaya cesaret edemediğimiz bizi bize çeşitli hallerimizle anlatıyor. Tıpkı 'Aşk bize güç veren tek özgürlük yitimidir'' diyen Aragon gibi ve aşka 'İnsanın çılgınlığı, nefret, zulüm, barbarlık ve körleşme kaynağıdır. Ama duygusallığın intizamsızlığı ve düşgücünün taşkınlıkları olmasaydı, imkansız olanı istemenin çılgınlığı olmasaydı; atılım, yaratıcılık, aşk ve şiir de olmazdı'' diye yaklaşan Adgar Morin gibi.
Aşk en çok şiire yakışıyor sanki. Her ikisi de tanıma, kalıba, tarife sığmıyor ama seziliyor, duyuluyor. Ve biliniyor. Bugün anonim olduğunu düşündüğümüz 'düşürdün aşkın narına, karıştırdın güle beni, baktın yolun kenarına yar geçtikçe...' diye dilimize yapışan türkünün ozanı Sivaslı  Ali Rıza'dan farklı bir kaderi istemeyen ve kitabının son bölümü 'aşkın yüz'ü''ndeki son şiirde '1 İdil'den/ 1000 Nar/ benim 1001/ aşkım var'' diyen Ergülen'in aşktan düşen, aşkla bağlanan tanelerini 'Aşk Şiirleri Antolojisi'ni okuyarak anlamak paylaşmak ve duymak mümkün... Çünkü aşk duyulan bir şey. Kapağı hep açık kalacak gibi bir kitap 'Aşk Şiirleri Antolojisi'. Kapağının aralıklı olmasını,okur kendini görmeyi sürdürerek, şair ise aşk şiirleri yazdıkça yeni baskılara ilave ederek sağlayacak sanıyorum. Aşkınız daim olsun.

Aşk Şiirleri Antolojisi
Haydar Ergülen
Kırmızıkedi Yayınevi
216 sayfa

 


<p>Sarı lacivertlilerin genç kalecisi Altay Bayındır, hastanede tedavi gören Emir ile görüntülü konu

Fenerbahçeli Futbolculardan Elazığ´da Göçük Altından Kurtarılan Emir´e Destek

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Uzay bilimcilerini heyecanlandıran keşif

Estetikli ünlüler hangileri? İşte 'Bende estetik yok' diyen ünlülerin muazzam değişimi!