• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
13 Şubat 2015 Cuma 15:59 | Son Güncelleme:

Aşk bir anestezi

Aşk bir anestezi

MEZİN DEDEYİ
mezin.dedeyi@aksam.com.tr

1959’da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü “Mösyö Hristo” ile yazmaya başlayan Nazlı Eray, kendine has üslubuyla 7’den 70’e sevilen bir yazar. Eserleri birçok dile çevrilen Eray’a şehirlerin anlattıkları çok şey var. Ünlü yazar, “Sinop benim için vazgeçilmez bir yer. Yani beş dakikada gezebilirsin; elli sene aklında kalır” diyor. Bazı eserlerinde bizi aşkın, düşlerin, tutkunun ve yitirişin dünyasında gezdiren Eray, aşkı da şöyle tarif ediyor: “Aşk bir anestezi. Kalıcılığı yok ama çok güçlü bir anestezi.”

“Kıyasıya bir hayat, beş parasız ve rüya dolu.” Aydaki Adam Tanpınar adlı kitabınız 2014’te çıktı. Ne anlama geliyor Tanpınar sizin dünyanızda, edebiyatınızda Tanpınar’ın karşılığı nedir?

İnsan olarak ve bir yazar olarak Ahmet Hamdi Tanpınar benim çok ilgimi çekti. Romanları, şiirleri bambaşka ve zamanın çok ilerisinde. Özellikle onun güncelerini okuduktan sonra ilgim daha arttı. Biliyorsun, bu günceler çok uzun ve yıllar sürdü. 1960’lardan günümüze kadar süren bir çaba bir uğraş. Ve ben bu günceleri okuduğum zaman karşıma bambaşka bir adam çıktı. Bakışları tozlu. Trenç pardösüsünün yakası kirli… Hülya dolu, rüya dolu fakat vesveseli, kıskanç değişik bir adam… Her gün hastanede karaciğerine baktırıyor; o zamanlar veremden korkuyor. 1960’ların insanı. Ve bir o zamanlar pek ciddiye alınmayan belki de görünmezden gelinen bir edebiyatı var. Hâlbuki çok güzel ve çok derin. Hiçbir şey yazılmıyor onun eserleri hakkında ve bu onda büyük bir küskünlük yaratıyor. Bu ona Sükût Kastı adını veriyor. Güzel kadınlara da meraklı. Hayatından bir sürü güzel kadın geçiyor; fakat periler gibi hiç onlara ulaşamıyor. Kendisi aslında bir ıssız adam. Ve bu günlüğün sayfalarını okudukça bu insan ruhunun derinliklerinde, o insanın yaşama çabasının, küskünlüklerinin, anlık mutluluklarının, parasızlığının, kumar tutkusunun, unutmaya çalıştığı şeylerin hatırladıkları ve dünya farkındalığının çok önemli olduğunu fark ettim. Ahmet Hamdi Tanpınar’ı onun için romanımda yazmak ve yaşatmak istedim. “Aydaki Adam Tanpınar”ı onun için yazdım. Zannediyorum kendi hayatı kitaplarından çok daha değerli. Bence bu günlükleri bilerek bırakmış. 
Atılmış taşlar, küskünlükler, dedikodular…

Farklı dillerde okurlarla buluşmak heyecan verici bir deneyim. Çeviride anlam bozulma korkusu da korkutuyor çoğu yazarı. Sizce öyküleriniz karşılığını buldu mu yabancı dillerde.

Tabii buldu. İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Hintçe, Çekçe, Urduca ve Norveççeye çevrildi. Belki unuttuğum başka diller de vardır. Öykülerin dışında romanlarım Amerika’da yayınlanıyor. “İmparator Çay Bahçesi”, Orphee ardında şimdi de “Halfeti’nin Siyah Gülü” yayınlanıyor. Bence bir romanın Amerika’da yayınlanması çok önemli. Çünkü Amerika çok büyük bir basamak orada kabul görmesi, orada yayımlanması önemli. Orphee aynı zamanda İtalya’da yayımlandı; büyük ses getirdi. Benim çevirmenim Amerikalı, onun için kuşkum yok çeviriler hakkında. 

İyi edebiyat ve popüler / çok satan edebiyat farklı uçlar şeklinde değerlendiriliyor, oysa sizin durumunuzda ortada hem iyi edebiyat hem de çok okura ulaşma var. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

Tabii popüler edebiyat okura çok daha fazla ulaşabiliyor; çok daha fazla basılıyor. Çok okurum var; çünkü ben 7’den 70’e yazıyorum. Ben okurlarımı çok seviyorum ve bulup yakalayabildiklerimi ya da bana ulaşanlarla birebir dostluk içindeyim. Bu her yazara nasip olmaz. Mesela 18-20 yıldır benim okurum olan artık hem arkadaşım hem dostum, ablam, çocuğum olmuş okurlar var. Yani ben onların okurum olduğunu unutmuşum bile. Ondan sonra onlar da kitaplarımı unutmuşlar benimle birlikte hayatı yaşıyorlar. Bir de şey hiç kendime bir oto sansür koymadan çok doğallıkla bütün duygularımı akıtıp yazıyorum. Bu da herhalde insanları çekiyor. 

ÖDÜL ZAMANINDA VERİLMELİ

Yunus Nadi ve Haldun Taner ödüllerini kazandınız. Ödülün yazara kazandırdıkları nedir?

Bu söylediğin ödüllerin yanı sıra geçen sene haziran ayının başında Mavi Anka en büyük ödülünü kazandım. Ödül bir edebiyatçı için çok önemlidir, bir de genç edebiyatçının yolunu açar. Bir yazar için fark edildiğinin kanıtıdır. Ödüller verilmeli ve ödül almak büyük bir mutluluk. Ben her seferinde ödül aldığımda hiç inanamamışımdır. Haberi aldığımda, Ankara’nın bir köşesinde bir AVM’de ya da markette falan olurum. Yunus Nadi’yi aldığımda yarı hasta bir yerde dolaşıyordum. Telefon çaldı; bir erkek sesi “Yunus Nadi Ödülü’nü kazandınız” dedi. “Herhalde biri dalga geçiyor” dedim. Çünkü o kadar çılgın bir kitap ki… “Aşkı Giyinen Adam...” O kadar ciddi bir jürinin bu kadar çılgın bir kitaba ödül vermesi şaşırttı beni. Şaka yaptığını sandım öncelikle. 900 öykü arasından “Karanfil Gece Kursu” adlı öykümle de Haldun Taner ödülünü aldım. Yani sanatçılara elden ayaktan düşmeden verilmeli ödüller. Teşvik için, mutlu olmaları için zamanında verilmeli.

Son dönemde Ankara akımını görüyoruz edebiyatta da, sinemada da. Sizin için Ankara ne anlama geliyor?

Ankara benim hangarım, benim yuvam, benim sığındığım yer. Yıllar önce benim rastlantı sonucu gittiğim bir şehir.  O şehir beni böyle çepeçevre sarmış. Örümcek ağının içine düşmüşüm ve kurtulamamışım. Fakat hayatımın artık çoğunu da çok özlediğim İstanbul’da yaşıyorum.  Ankara’da öyle fazla dağılmıyorsun. Kendi yerlerim, pastanelerim, özel insanlarım, özel sokaklarım vardır.  Yani Ankara’da hayatımın büyük bir parçasıdır.

Şehirler ne anlam ifade ediyor bir yazar için?

Benim için çok şey… Bir şehir bana bir roman yazdırabilir.  Üç sene önce Mardin’i ilk gördüğümde baktım karşımda Mezopotamya uzanıyor. Üç buçuk saat gördüm; gittim Halfeti’nin Siyah Gülü’nü yazdım. Aynı şekilde Sinop benim için vazgeçilmez bir yer. Yani beş dakikada gezebilirsin; elli sene aklında kalır. Zaman yok. Sisler, o korkunç eski cezaevi, oraya sinmiş acılar, duygular, düşünceler umutlar, umutsuzluklar… Sinop’ta geçen çok kitabım var. Sis Kelebekleri, Uyku İstasyonu, Örümceğin Kitabı… Her kitabımda biraz Sinop vardır. Mesela Prag şehri de Stalin’in hayatını yazdırdı bana. 17 Aralık’ta gittiğim buz gibi eksi 10 derece bir Prag. Kayıp Gölgeler Kentin…

Başka nelerden etkileniyorsunuz?

Duygular, şehirler, olaylar, insanlar… Ben hep onlarla iç içeyim. 

ÇAĞLAYAN BİR SUYUM

Erkek egemen bir edebiyat dünyasından söz edebiliyoruz Türkiye ortamına bakınca, siz yıllardır üretim yapan bir kadın yazar olarak ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben kadın erkek diye düşünmüyorum; ayrımım yok, hiç aklıma gelmedi. Yazarım ben. Çağlayan bir suyum, bir ruhum, bir benliğim, duygu seliyim. Kimi zaman bir düş gücüyüm, kimi zaman bir büyülü gerçekçiliğin akmasıyım. Sayfalara öyle düşünüyorum. 

Bir sonraki kitabınıza dair ipucu verebilir misiniz?

Birçok şey olabilir.

Aldığınız notlar kafanızda bir kurgu var mı?

O kadar ipucu verecek kadar bir şey yok ama çok dramatik ve duygu dolu bir şey olacağını düşünüyorum.  

“Aşk Artık Burada Oturmuyor” çok sevdiğim bir eseriniz. Yarın Sevgililer Günü. Aşka dair ne söylemek istersiniz?

Aşk insanın hayatını renklendiren bir şey. Bir başka insanla ruh haritanın kesişmesi ve dünyayı onun gözlerinden görmek istemek… Aşk bir kaplanın kafesine girip kapıyı arkadan kapatabilmek. Cesaret kaplan seni parçalayabilir. Aşk cinayete en yakın duyguymuş. Çok güçlü bu bir Fransız yazar Jan Jöne’nin sözü zannediyorum, ürkütücü. Aşk hiçbir zaman bitmemesini arzuladığım bir duygudur benim hayatımda. Çünkü bambaşka yapıyor insanı. Bütün şehir bambaşka oluyor, yaşadığın mevsim bambaşka oluyor, karşındaki insan bambaşka oluyor… 

Ya kalıcılığı?

Aşk bir anestezi. Kalıcılığı yok ama çok güçlü bir anestezi.  O esnada, yani ruha ve beyne veya kalbe olan anestezi sırasında, birçok şey yapabiliyorsun. Sonra onun izleri hayat boyu sende kalabiliyor. Öyle düşünüyorum.

Çok teşekkür ederim.

Asıl ben çok teşekkür ederim. Çok keyif aldım bu sohbetten…

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak
Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak
3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı
Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kampanya, İtalyanca dilinden Türkçe'mize geçerek dilimize  zengi

KAMPANYA KELİMESİ NASIL TELAFFUZ EDİLİR?

pirinç tanelerini sanat eserine dönüştürüyor! Görenler şaşkınlığını gizleyemiyor

İOS 16 ne zaman geliyor? İşte iPhone'lara gelmesi beklenen yeni özellikler

Çanakkale denizinden çıkarıldı! 1614 adet temizlendi