• $13,6887
  • €15,5063
  • 784.697
  • 2011.74
12 Nisan 2012 Perşembe 09:21 | Son Güncelleme:

4'ten sonra, 6'dan öncekilerin çağı

4'ten sonra, 6'dan öncekilerin çağı

Fantastik, hayatın sıkıcılığından sıyrılmaya çalışırken, gerçeği yeniden yorumlayıp insanların yüzüne vurmak için kullandığımız bir yöntem. Bunu yaparken ille toplumsal mesaj vermek gerekmiyor. Erbuğ Kaya'nın 'Beşlerin Çağı'nda yaptığı gibi...

ALTAY ÖKTEM altayoktem@gmail.com
Yıllar önce, yine edebiyatın üvey türlerinden biri olan polisiye için 'İyi polisiye iyi edebiyattır' diye bir slogan ortaya atılmış; hadise sadece slogan boyutunda kalmayıp iyi polisiye yapıtları gerçekten de ardı ardına yayınlanmaya başlayınca, polisiyeye burun büken üst edebiyat tayfası bu mevzuda sessiz kalıp köşelerine çekilmeyi tercih etmişti.
Oldum olası hayal gücünün şerrinden korkan entelijansiya, tam da hayatımıza girmeye başlayan fantastik edebiyatı çoluk çocuk işi olarak görüp bizi gerçeklerden uzaklaştırmak için Batılı güçlerin uyguladığı bir provokasyon olarak tanımlamaya çalışırken, kalabalık bir okur kitlesi 'Yüzüklerin Efendisi' fırtınasına yakalanıverdi ve fantastik edebiyatın dünyadaki belli başlı yapıtları ardı arkasına ülkemizde de yayınlanmaya başlandı.
İYİ FANTASTİK İYİ EDEBİYATTIR

Kader ağlarını hep aynı biçimde ördüğü için, fantastik edebiyata duyulan bu ilginin kısa zamanda ülkemizde de bu tür ürünler veren yazarlar doğuracağını ya da bu türde kalem oynatanların cesaretlenip daha bir görünür olacaklarını tahmin etmek zor değildi. Zaten öyle oldu. Hatta yapıtlarında fantastik öğeler kullananlar bir yana, doğrudan 'high' fantastik yapıtlara imza atanlar çıkmaya başladı ardı arkasına. Öyleyse, yıllar önce polisiye için söylenen sözü hafifçe değiştirerek 'İyi fantastik iyi edebiyattır' demenin tam vaktidir!
Kısa sürede batılı örnekleriyle aşık atabilecek düzeye ulaşan 'high' fantastik türünde ürün veren yazarlarımızdan Erbuğ Kaya'nın Beşlerin Çağı adlı romanı da geçtiğimiz günlerde raflardaki yerini aldı. Beşlerin Çağı, Kaya'nın 2009'da yayınlanan Giddar adlı romanının devamı niteliğinde. Giddar diyarına kısaca bir göz atmadan önce sözü 'Fantastik edebiyat asla kaçış değildir' diyen Erbuğ Kaya'ya bırakmak istiyorum: 'Aslında bizim yaşadığımız dünya çok sıkıcı. Fantastik ise, bu sıkıcılıktan sıyrılmaya çalışırken, gerçeği yeniden yorumlayıp insanların yüzüne vurmak için kullandığımız bir yöntem. Bir anlamda, gerçeğin yeniden yorumlanması. Bunu yaparken ille de toplumsal mesaj vermek gerekmiyor. Aşkı, arkadaşlığı yeniden yorumlayabilmek bile az şey değildir. '
TANRILAR CİNNET GETİRMİŞ OLMALI!
Kitabın adının ne anlama geldiğini anlayabilmek için dizinin ilk kitabı olan Giddar'dan da haberdar olmak gerekiyor. Kaya'nın yarattığı evrende 1'ler, 2'ler, 3'ler diye devam edip 9'larda biten varlıklar vardı çünkü. 5'ler insandı. 6'lar enerji varlıklar, 7'ler evrenin bir tür polisleri olarak adlandırabileceğimiz varlıklardı. 7'ler birleşince tam bütünleşmiş varlıklar olan 8'ler düzeyine erişebiliyor ve 9'lar düzeyine çıkmaya çalışıyorlardı.
Giddar ise, bir anlamda kendine yabancılaşan, yarattığı varlıkların kontrollerini ellerinden kaçırdıklarını düşünen 13 tanrının (cinnet getirmiş tanrılar da diyebiliriz bunlara) yaptıkları şeyler akılalmaz boyutlara ulaşınca, diğer tanrıların onları hapsetmek zorunda kaldıkları yerin adı aslında. Beşlerin Çağı için, adından da anlaşılacağı gibi, 5'lerin, yani insanların tanrılara karşı ayaklanmalarını işliyor, diyebiliriz. Tabii kabaca bir yaklaşımla! Yoksa romanın kurgusundaki zenginlik, böyle bir cümleyle özetlenebilecek gibi değil. Düzen, hangi evrende olursak olalım (paralel evrenler de buna dahil) birilerinin, diğerleri üzerindeki baskısı ve sömürüsüyle kuruluyor ve sürüyor aslında. Ama birileri çıkıp gerçeği görüyor, gerçeği değiştirip dönüştürmek için mücadele etmeye başlıyor. Aynı Beşlerin Çağı'nın kahramanı gibi. Buradaki hassas nokta; bu romanın, gerçeği görürken yalnız başına olunamayacağını da bize hatırlatması.
Yaşadığımız dünyada, zaten içinde bulunduğumuz, bir parçası olduğumuz şeyleri yansıtmak bile bu kadar zorken; bir de başka bir dünya yaratıp onun gerçeklerini kurgulamak ve onları bize yansıtmak; üstüne üstlük bizim dünyamızdaki gerçeklerle bağlantısını kurdurarak bizi empati yapmaya yöneltmek hiç de kolay olmasa gerek. 'High' fantastik denilen tür, bu yüzden müthiş bir hayal gücü ve kurgu zenginliği, üstüne bir de matematik zekası gerektiriyor bence. Yeni bir dünya yaratmanın yolunu, yöntemini sorunca 'Ben harita çizerek işe başlıyorum' diyor Erbuğ Kaya: 'Herşeyden önce yarattığın dünyanın tutarlı olması gerekiyor. Hepsinden önemlisi, bu dünyayı anlatırken okura ansiklopedik bilgi veriyor gibi davranmaman gerekir. Karakterlerin arka planı çok güçlü olmalı. Buna ülkeleri, ırkları, grupları da katarsak işin önemi daha açık biçimde ortaya çıkar.' 
Erbuğ Kaya, kendisi için çizilen kaderin, kendisi için belirlenen düzenin, verili olanın dışına çıkan bir insanın öyküsünü yazıyor. Gerçekleri merak eden, zihnini kurcalayan bu merak yüzünden olmadık maceralara ve risklere atılan Siox, sonunda kendini tahmin bile edemeyeceği bir döngünün içinde bulmuş ve bu toprakların küle dönüştüğü yılların sonunda dördüncü çağını yaşayan Giddar'ı değişime sürüklemişti. Beşlerin Çağı'nda ise insanın, tarih boyunca ilk kez tanrısına karşı geldiğini görüyoruz. Dağlar, denizler kendilerini tanrı sanan varlıkların ellerinde yer değiştirmiş, umutlar, korkular, acılar, mutluluklar peş peşe, birer koza gibi örülmüştü. Ve Siox, hem kendinin, hem dünyanın kaderini değiştirmek üzere yola çıkmıştı bile!
Soluk soluğa okunan bu maceranın bizi bu derece sarıp sarmalamasının en önemli nedeni; bu fantastik dünyanın neredeyse tüm özelliklerinin, bizim içinde yaşadığımız ve fantastik olmadığını sandığımız dünyanın özelliklerine haddinden fazla benzemesi olabilir mi? Bu soruya haklı olarak cevap vermiyor Erbuğ Kaya. Bu sorunun cevabı okurda saklı!
Yazıyı şu anlamlı sözle bitirmek istiyorum: Esilda-i kaldanese solgamis urda belie.
Ne anlama geldiğini sormazsınız umarım. Merak edenlerin Beşlerin Çağı'ndan başka başvuracakları bir kaynak yok!

Beşlerin Çağı
Erbuğ Kaya
İthaki Yayınları
439 sayfa

Kritik öneme sahip nanoteknoloji malzeme geliştirecekler... Göreve başladılar
Kritik öneme sahip nanoteknoloji malzeme geliştirecekler... Göreve başladılar

Kritik öneme sahip nanoteknoloji malzeme geliştirecekler... Göreve başladılar

Tarihi zirve: BIST 100 endeksi 2 bin puanın üzerini gördü
Tarihi zirve: BIST 100 endeksi 2 bin puanın üzerini gördü

Tarihi zirve: BIST 100 endeksi 2 bin puanın üzerini gördü

Üç farklı hava aracına daha entegre edildi... Türkiye'den TOGAN müjdesi
Üç farklı hava aracına daha entegre edildi... Türkiye'den TOGAN müjdesi

Üç farklı hava aracına daha entegre edildi... Türkiye'den TOGAN müjdesi

<p> </p>

Muhalefet yatırıma neden karşı?

2021 yılında Türkiye'de en çok yapılan aramalar

Trabzon'da 4 farklı noktada orman yangını

Japon milyarder Maezawa ile asistanı uzaya gönderildi