• $8,1458
  • €9,6993
  • 453.05
  • 1365.35
31 Mart 2021 Çarşamba 11:27 | Son Güncelleme:

Yerli intranazal aşı, virüs mutasyonlarına karşı hızla modifiye edilebilecek

Yerli intranazal aşı, virüs mutasyonlarına karşı hızla modifiye edilebilecek

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın geçen hafta Faz-1 çalışmalarına başlanacağını belirttiği yerli “intranazal”, yani burundan sprey şeklinde tasarlanan Kovid aşısının virüsün farklı mutasyonlarına karşı hızla modifiye edilebileceği açıklandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın Faz 1 insan denemelerinin Ankara Şehir Hastanesi'nde başlatılacağını duyurduğu ve "Sonuçlar başarılı olursa dünyada ilk olacak" dediği burundan sprey şeklinde uygulanacak yerli aşının ilk numune üretimleri, Mart ayında başladı. Sanayi Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB desteği ile geçtiğimiz yıl Mart ayından bu yana devam eden aşı çalışmasında, hayvan deneyleri başarıyla sonuçlandı ve aşının önümüzdeki günlerde ilk kez gönüllüler üzerinde denenmeye başlanacağı vurgulandı.

DHA'da yer alan habere göre, aşıyı geliştiren biyoteknoloji ve nanoteknoloji firması Nanografi AŞ'den yapılan yazılı açıklamada, çalışmalardan istenen başarı elde edilirse mevcut kapasiteyle yılda 250 milyon doz aşı üretilebileceğine işaret edilirken, burundan uygulanacak aşının bilinen inaktif ve mRNA modeli aşılardan farklı olarak, protein temelli bir aşı olarak tasarlandığı belirtildi. Açıklamada, "Virüsün insanları enfekte eden nazal yolda virüs ile mücadele edildiği için, aşının daha etkin ve hızlı bir immünite (bağışıklık) oluşturması bekleniyor. Hayvan deneyleri 'İyi Laboratuvar Uygulamaları' akreditasyonununa sahip GLP laboratuvarında başarıyla tamamlandı. Aşının ruhsatlandırma çalışmasının ise Ağustos ayına kadar tamamlanması bekleniyor" denildi.

"10 YILDIR UYUYAN YAPAY AKCİĞER HÜCRELERİNİ UYANDIRDIK"

Yerli Kovid aşısı ekibinde akciğere özgü insan bağışıklık hücreleri deneylerini yürüten Ankara Üniversitesi Tıp Fakütesi İç Hastalıkları Bölümü Fizyopatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuray Yazıhan, 9 ay önce verdikleri röportajda, çalışmanın temellerinin ODTÜ Kimya Bölümü laboratuvarlarında atıldığını anlatarak, şunları söylemişti: "Yaklaşık 10 yıl önce Almanya ile ortak yürüttüğümüz bir projemiz vardı. Bu proje kapsamında akciğer hücrelerinin hipoksik yani oksijensiz kalırsa, enfeksiyon geçirirse ya da astım gibi alerjik reaksiyonlarla karşılaşırsa nasıl tepki vereceğini çözebilmek için yapay bir akciğer modeli çalışmıştık. Alveol dediğimiz akciğerlerin nefes aldığı bölümleri, laboratuvar ortamında yapay olarak geliştirmiştik. Kovid aşısı için yola çıktığımızda, o modeller elimizde hazırdı."

Aynı projede akciğere özel makrofaj denilen vücuttaki yabancı maddelerin yok edilmesini sağlayan bağışıklık hücreleriyle de çalıştıktan sonra bunları da azot tankında dondurarak sakladıklarını anlatan Prof. Dr. Yazıhan, "Yaklaşık 10 yıldır uyuyan bu hücrelerimizi yeniden uyandırdık ve geliştirdiğimiz aşının akciğerdeki etkilerini hem yapay alveol modelimiz, hem de bu hücreler üzerinden anlamaya çalıştık. Bu da çalışmada hızlı yol almamızı sağladı. Hayvan çalışmaları ile beraber hücre çalışmaları da sürekli olarak optimize edildi" demişti.

"VİRÜSLE, İLK BULAŞTIĞI YERDEN SAVAŞMAYA BAŞLAYACAĞIZ"

Geliştirilen aşının dünyadaki örneklerden farklı olarak enjeksiyonla değil nazal yolla, yani burundan verilecek şekilde dizayn edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazıhan, "Nazal aşılar genellikle çok tercih edilmiyor. Ama bu virüsü düşündüğünüzde, enfeksiyonun ilk bulaşma yolu nazal sistem. Burada da mukoza dediğimiz bir yapı var. Aslında bağışıklığımız için de çok kritik mukoza yapısı. Hem bir bariyer görevi görüyor hem de hastalık için ortam oluşturuyor. Bizim yaptığımız çalışmayı dünyadaki benzerlerinden ayıran ve kritik olan kısmı, aşı formülasyonunu hangi maddeler içinde verdiğimiz ve nasıl uyguladığımızla ilgili. Çünkü aşıda en önemli nokta, doğru ve güçlü bir bağışıklık yanıt oluşturmanız ve aşı uyguladığınız kişiye bir zarar vermemeniz. Tüm bunların ince ayarlarını biz buradaki çalışmamızda yaptık. Bağışıklığı uyaran aşı formülasyonlarının yanına ek maddeler olarak konulan adjuvanların da vücutta aşırı yanıt oluşturmadan, bağışıklığı doğru yönlendirebilmesini sağladık. Bu açıdan baktığımızda, insan denemelerinde de olumlu sonuçlar alabileceğimizi ve diğer aşılara nazaran bizim aşımızın potansiyelinin daha yüksek olabileceğini düşünüyorum" şeklinde konuşmuştu.

AŞININ İLK FORMÜLÜ ODTÜ LABORATUVARLARINDA YAZILDI

ODTÜ Kimya Bölümü'nden Doç. Dr. Görkem Günbaş, aslında başka bir araştırma için aldıkları fonla kurdukları laboratuvarda, Kovid aşısı çalışmalarına katkıda bulunmak için ekibiyle beraber yola çıktıklarını anlatarak sözlerini şöyle sürdürmüştü:

"Biz burada daha çok aşının fikir bazında öncül çalışmalarını yaptık. Temel mantığımız, virüsün kendisi olmadan üzerinde olan bir yapıyı, enjeksiyonla değil nazal yolla vererek vücudu Kovid spesifik bir antikor üretmeye ikna edebilir miyiz, şeklinde oldu. Bu ana fikirle geliştirdiğimiz ana formülasyonun çıkış noktası bu laboratuvar oldu."

ODTÜ Teknokent Nanografi Biyoteknoloji Birim Direktörü ve Moleküler Biyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Çağlar Özketen ise nazal aşının özelliklerini şu şekilde açıklamıştı: "Dünya Sağlık Örgütü'nün listesinde Kovid aşıları için 4 senaryo vardı. Birincisi zayıflatılmış virüs aşıları, ikincisi mRNA bazlı aşılar, üçüncüsü 'virus like particle' dediğimiz virüs benzeri parçacıklar içeren aşılar ve dördüncüsü de 'subunit vaxcine' dediğimiz virüs elementlerinin, yani virüsün belli protein, DNA ya da RNA parçalarının bağışıklık yanıt oluşturması için yapılan formülasyonlar var. Bizimkisi bu sonuncu gruba giriyor. Buradaki ana hikaye, adjuvan formülasyonunuz yani aşıya eklediğiniz katkı maddeleri oluyor. Bir de biz nazal uygulamayı seçtiğimiz için, hem bağışıklığı artırıcı hem de istenmeyen yan etkileri ortadan kaldıran bir formül denedik."

  • intranazal aşı
  • yerli açı
  • burundan
<p>RAMAZAN'IN İLK GÜNÜ YAĞIŞLAR ÇEKİLİYOR</p><p>Hafta başında Batı Karadeniz ve İç Anadolu'nu

Meteoroloji Uzmanı açıkladı... Ramazan'da hava durumu nasıl olacak?

Kaçak kazıda bulunan Roma dönemine ait 40 eser Çorum Müzesi'nde sergileniyor

Balıkesir'e yerleşen kadın girişimci, ağaç dallarını ekonomiye kazandırıyor

Uygarlık tarihine ışık tutan 12 bin yıllık kazı başlıyor