• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
9 Eylül 2023 Cumartesi 07:41 | Son Güncelleme:

İstanbul'a yerleştirilen ilk Türkler Taraklı'dandı

İstanbul'a yerleştirilen ilk Türkler Taraklı'dandı
Açık Görüş - Mustafa İsen/ Yazar

Yıldırım Bayezid devrinde Bizans, Türk akınları ve muhasaralarının önünü alabilmek adına İstanbul'da bir Türk mahallesinin kurulmasını kabul etmişti. Bunun üzerine İstanbul'a yerleştirilen Türkmen unsurlarının bir kısmı Taraklı'dan seçilmişti. Yani Taraklıların İstanbul bağı fetih öncesine dayanır.

Nuri Şahin'e....

Kocaeli'den sonra Bolu Dağı'na kadar olan bölge iklim bakımından bir geçiş bölgesi olduğu için çok değişik özelliklere sahiptir. Burası zengin bitki örtüsü ve buna bağlı olarak zengin faunası yanında ciddi bir tarihi arka plana da sahiptir. Fakat Sakarya ve Düzce'nin içinde yer aldığı bu bölge İstanbul Ankara arasında daha çok bir geçiş bölgesi olarak bilinir ve bağrında taşıdığı güzellikler çok fark edilmez. Son yıllarda Sapanca'dan doğuya doğru bir keşfediş söz konusu ise de bu henüz bir başlangıçtır. Oysa bölge doğal zenginlikleri gibi insan unsuru açısından da zenginlik taşıdığından çok farklı bir mutfak kültürüne de ev sahipliği yapmaktadır. Ben bu yazımda hem bu coğrafyanın parçası olan hem de kendine özgü bazı farklılıklara sahip Taraklı'yı anlatmak istiyorum.

Pek çok Adapazarlı gibi ben de Taraklı'yı geç tanıyanlardanım. Geniş düzlüklerin ya da hafif yükseltilerin hâkim olduğu bir coğrafi yapıya sahip olan Sakarya doğal yapısı da zaten epey bir tırmanma ile ulaşılan ve çevresine göre yayla konumunda olan Taraklı'yı farklı değerlendirir. Yani sadece uzaklığı yüzünden değil, farklı topoğrafyası bakımından da Taraklı'yı geç tanıyış sadece bana mahsus değil, çevreye şamil bir durumdur demek istiyorum. Buna karşılık baştan itibaren ilişkisini ağırlıklı olarak doğrudan İstanbul ile kurmuş olan Taraklı için de Adapazarı bağlantısı çok canlı değildir. Bunu değildi diye düzeltmek lazım, çünkü son yıllardaki yol imkânları ve gelişen turizm hareketliliği ile artık Taraklı pek çok kişinin gündeminde.

Akşemsettin'in himayesinde

Benim şahsi hikâyeme gelecek olursak Taraklı'yı dolaylı bir yoldan tanıdım ve başka bir ulaşım noktasından kasabaya vasıl oldum. 1990'lı yılların başında Göynük'te Akşemsettin için yapılan anma toplantılarına bir gurup arkadaşla birlikte katılmıştık. Burada bulunduğumuz sırada ismen tanıdığım ve şu anda önemli bir görevi ifa etmekte olan genç bir bey yanıma gelerek kendisini Taraklı kaymakamı olarak tanıttı. Kendisine Sakaryalı olmama rağmen burayı görmediğimi ifade edince de ısrarla beni yeni kaza olmuş Taraklı'ya davet etti. Onun refakatinde zaten yaklaşık 25 km civarında olan yolu ikmal ederek Göynük üzerinden Taraklı'ya ulaştık. Bir anlamda Akşemsettin'in himayesinde gerçekleşen bu gelişin sonrasını birazdan anlatacağım.

Sık sık zikrederim; yollar neredeyse şehirler de oradadır, diye. Gerçekten de az çok dikkat çekmiş kadim beldeler bu konumlarını tarihi yol güzergahları üzerinde yer almış olmalarına borçludur. Tarihi coğrafya olarak değerlendirildiğinde Anadolu'nun üç temel yolu vardır; ta Roma döneminde başlayan imparatorluk yollarıdır bunlar. İstanbul'dan çıkışa göre, Batı'ya ve Doğu'ya göre isimler alırlar. İstanbul'dan başlayan ana aks, Adapazarı'na kadar, tek yol olarak gelir. Burada ikiye ayrılır; Geyve'ye doğru giden yol ki bunun adına tarihçiler Sağkol adını veriyorlar. İkincisi de Hendek üzerinden devam eder, Gerede'ye doğru. Ankara'ya uğramadan Kelkit Vadisi'nden Tebriz'e ulaşır bu yol ve adına da Solkol adı verilir. Diğer yol Geyve'de tekrar ikiye ayrılır. Birisi Mekece, Bilecik üzerinden Eskişehir, Konya, oradan Halep'e ve daha ötelere uzanır. Bunlar aynı zamanda bizim İpek Yolu diye tanımladığımız koridorlar. Bir diğeri de Taraklı üzerinden bu kez Beypazarı, Ayaş hattıyla devam edip Ankara'ya, oradan yine Erzurum'a doğru devam eden Ortakoldur. İşte Taraklı'yı var eden gerekçe Ortakol üzerinde bulunmuş olmasıdır. Peki bir de tersini düşünelim, değişen şartlara bağlı olarak yol güzergahları değişirse bu yerleşim yerlerinin hali ne olur? Bunun cevabı da Taraklı'dır. 1950'li yıllarda İstanbul Ankara ulaşım aksı bütünüyle Adapazarı, Düzce, Bolu eksenine kayınca sadece Taraklı değil Ortakol üzerinde yer alan Göynük, Nallıhan, Beypazarı ve Ayaş da daha önceki görkemli ticari şehir konumlarını kaybettiler. Bunun en karakteristik örneği Taraklı'dır. İşte ben doksanlı yılların başında Taraklı'ya geldiğimde mihrap yerinde duruyor olsa da yapı çökmüş vaziyetteydi. Ummadığınız bir noktada karşınıza çıkan muhteşem konaklar, tam da şehrin konumuna denk küçük ama Mimar Sinan'ın elinden çıkmış 16. yüzyıla ait güzel bir cami, bel vermiş olsa da varlığıyla ben buradayım diyen han, şirin bir arasta, hepsi yerli yerindeydi. Yerindeydi de şehir terk edilmiş bir film platosu gibi yıkık bacalar, camları kırılmış, kapıları zincir ya da iplerle bağlanmış eski ama asil konaklardan müteşekkil bir tablo görüntüsü içinde idi. Ortada bir şahin yuvasının varlığı hemen hissediliyor olsa da yuva terk edilmişti. Bu haliyle Taraklı beni hem çok etkiledi, hem de üzdü.

Bölgenin ilk sakinleri

Taraklı 1330'lu yıllarda Orhan Gazi'nin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından Göynük ve Mudurnu ile birlikte Osmanlı hâkimiyetine girdi. Bu anlamda Osmanlı'nın kurucu beldelerinden biridir. Sözünü ettiğimiz yol güzergâhı üzerinde yer aldığı için kısa sürede bir şehir merkezine dönüştü. Osmanlı şehirlerinin her biri kendine mahsus bir zanaat üzerinden ticaret merkezi olarak öne çıkarlar. Taraklı bu anlamda tarak, kaşık ve sonraki yıllarda ayakkabı üretimiyle öne çıktı. İstanbul'a yakın olduğu için bu ürünler açısından pazar sorunu bulunmamaktaydı. Yine bu tür merkezler gelip giden kervanlar açısından da ticaret yanında kültürün de taşındığı yerlerdir. Bugün ilçede yer alan Atıflar Hanı İpek yolu üzerinde ayakta kalmış az sayıdaki örnekten biridir. Ne yazık ki restore edilen bu han sağlıklı işletmeye dönüşmedi. Bugünlerde öğretmenevi olarak düzenleniyor.

İlginç konumuyla Taraklı, Evliya Çelebi'nin de dikkatini çekmiştir: Çelebi, Taraklı'yı yedi mahalleden oluşan bir kasaba olarak tanımladıktan sonra şunları ekler: Çarşı içindeki camii (Yunus Paşa Camii) çok güzeldir. Bir hamamı, beş hanı, altı mektebi ve 200 dükkânı vardır. Hepsi kaşık ve tarak yapımıyla uğraştıklarından, şehre Taraklı derler. Dağlar safi şimşir ağacıyla kaplı olduğundan halkı bunları işleyip, Arap ve Aceme gönderirler. Suyu ve havası çok güzeldir. Bütün dağları, ormanlarla kaplı av yeridir.

Nitekim bu altı mahalleden geriye 94 adet tescilli sivil mimarlık örneği kalır. Bunları çoğu zengin tüccarların sahip oldukları görkemli konaklardır. Ayrıca çevrede sekiz adet doğal kültür varlığı bulunur. Bunlar titizlikle korunmaktadır. İlçede Yavuz Sultan Selim'in vezirlerinden Yunus Paşa tarafından 1517 yılında yaptırılmış bir cami ve hamamdan müteşekkil küçük bir külliye bulunmaktadır. Caminin mimarı olarak Sinan gösterilmektedir. Cami yanında bulunan hamamdan döşenen tesisatla burası alttan ısıtılmakta, şadırvanından sıcak su akmaktadır. Tarihten söz edince Taraklı İstanbul ilişkisinin çok eskilere dayandığını da belirtmek lazım: Yıldırım Bayezid devrinde Bizans, Türk akınları ve muhasaralarının önünü alabilmek adına İstanbul'da bir Türk mahallesinin kurulmasını kabul etmişti. Bunun üzerine İstanbul'a yerleştirilen Türkmen unsurlarının bir kısmı Taraklı'dan seçilmişti. Yani Taraklıların İstanbul bağı fetih öncesine dayanır.

Organize mizah anlayışı Yalaza

Bu şehir özelliklerinin bir yansıması olarak Taraklılılar baştan itibaren eğitime önem vermişler ve başta dini bilimler olmak üzere ilim ve sanat dünyasına çok sayıda isim kazandırmışlardır. Hem bu eğitimli durumun hem de kapalı toplum olmanın getirisi olarak yörede adına yalaza denilen mizahi bir uygulama ortaya çıkmış, Taraklı'nın zeki ve esprili halkı hazır bir konu veya kişi bulunca bunu alttan alta işletmekten keyif almıştır. Bir nevi organize espri anlayışı olan yalaza için bazen tüm köy işini gücünü bırakıp seferber olur. Bu durumu değerlendiren yönetmen Osman Sınav Yalaza isimli bir dizi yaparak Taraklı'nın bu potansiyelini Türkiye'ye duyurmuştu. Ama şehrin bu anlamda asıl parlayışı Şener Şen'in Mümkünlü reklamıyla oldu. Taraklı adını yurtdışına da taşıdı ve uluslararası bir değerlendirme sonucu verilen Sakin Şehir unvanını da elde etti.

Taraklı fetih sonrası Geyve'ye bağlı bir merkez olarak kalmış. 1987 yılında ilçe oldu. Hem bu yeni idari imkan hem de sonraki yıllarda yeniden canlandırılan Ortokol üzerindeki yol burayı tekrar fark edilir kıldı. Yollar gene hükmünü icra etti ve yenilenen yollarla Taraklı da silkinip ayağa kalkıyor.

Taraklı'nın tarihi birikimi kadar doğal güzelliklerinden de söz etmek gerekir. Özellikle ilçenin 21 km kuzeydoğusunda yer alan Karagöl Yaylası eşi benzeri olmayan bir doğa harikasıdır. Kışın yağan yoğun kar eriyince yayla baharda yüzlerce menderese dönüşmekte, bu da seyrine doyum olmayan bir manzara oluşturmaktadır. Karagöl yaylasındaki göl piknik yapmak ve kamp kurmak isteyenler için idealdir.

Ayaş, Beypazarı, Göynük hattında tarihi ipek yolu üzerinde yer alan Taraklı son yıllarda termal potansiyelini aktive ederek aynı zamanda bir termal kenti haline geldi. Böylece İstanbul ve Ankara'nın ortasında yer alan coğrafi konumuyla el sanatları ve yöresel lezzetleriyle Taraklı artık bir tarih, kültür, doğa ve termal şehri olarak sizleri bekliyor.

  • Türkmen unsurları
  • İstanbul mahallesi
  • Taraklının İstanbul bağı
  • Ayaş Beypazarı Göynük
Tel Aviv'de Netanyahu protestosu... 'İsrail'i yıkan adam!'
Tel Aviv'de Netanyahu protestosu... 'İsrail'i yıkan adam!'

Tel Aviv'de Netanyahu protestosu... 'İsrail'i yıkan adam!'

Batı'da Gazze sansürü... İsrail'e karşı gelmekten korkuyorlar
Batı'da Gazze sansürü... İsrail'e karşı gelmekten korkuyorlar

Batı'da Gazze sansürü... İsrail'e karşı gelmekten korkuyorlar

İngiliz medyasından şoke eden iddia... ABD uçakları katliama ortak oldu
İngiliz medyasından şoke eden iddia... ABD uçakları katliama ortak oldu

İngiliz medyasından şoke eden iddia... ABD uçakları katliama ortak oldu