• $ 7,0413
  • € 8,4306
  • 461.993
  • 1091.8
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat
11 Aralık 2019 Çarşamba 13:09 | Son Güncelleme:

Türk askeri Libya'ya giderse ne olur?

Türkiye-Libya arasındaki anlaşmayla Doğu Akdeniz'deki oyunlar bozulmakla kalmadı, Libya'daki olaylara da farklı bir boyut kazandırdı. Başkan Erdoğan'ın "Libya talep ederse, asker gönderebiliriz" açıklaması sonrası darbeci Hafter güçlerinin önümüzdeki günlerde Trablus'a geniş çaplı bir saldırı başlatacağı konuşuluyor. Uzmanlar, "Türk askerinin Libya'ya gitmesi bu süreci nasıl etkileyecek?" sorusuna yanıt verdi.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat sadece Doğu Akdeniz'deki gelişmeleri değil, aynı zamanda Libya'daki devam eden çatışmalara da yeni bir boyut kazandırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Talep olursa Libya’ya asker gönderebiliriz' açıklamasının ardından gözler sahadaki gelişmelere kilitlendi.

Yeni Şafak'ın haberine göre, Fransa, Mısır, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen Halife Hafter'in Trablus'a yönelik yeni bir saldırı başlatacağı iddia ediliyor.

Peki, "Türkiye'nin Libya'ya asker göndermesi dengeleri nasıl değiştirir? Türkiye'nin asker göndermesi uluslararası hukuka uygun mu?"

Konuyla ilgili yenisafak.com'a değerlendirmelerde bulunan Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan, "Son imzalanan 'deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin' mutabakatla birlikte artık Türkiye açısından Sarraj hükümetinin ayakta kalması ve korunması yaşamsal bir çıkar alanına dönüşmüştür. Türkiye gerektiği noktada önceki desteğinden yoğun olarak Trablus hükümetini desteklemek için sahada var olmak isteyecektir" ifadelerini kullandı.

Anlaşmadan rahatsız olan ülkelerin Hafter güçlerine olan desteğinin artabileceğinin altını çizen Orhan, "Gelişmeler Sarraj hükümetini korumak için Türkiye'yi daha fazla sorumluluk almaya itebilir" dedi.

Türkiye'nin son dönemde sınır ötesinde askeri üslerle önemli tecrübeler elde ettiğini hatırlatan Orhan, "Türk Silahlı Kuvvetleri bulunduğu her ülkede uluslararası meşruiyete sahip. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi Türkiye, Libya'nın daveti üzerine asker gönderebilir. Bu uluslararası hukuka tamamen uygun" diye konuştu.

SETA Dış Politika Araştırmacısı Emrah Kekilli ise, Halife Hafter güçlerinin Trablus'un kapısına dayandığını belirterek, "Hafter güçleri, sahadaki asker sayısını Nijer, Çad, Sudan ve Rusya'dan paralı askerler getirerek arttırıyor. Yabancı paralı asker sayılarının 2 bine ulaştığı kaydediliyor. Giryan, Trablus hükümet güçleri tarafından ele geçirildiğinde Fransa'ya ait javelin füzeleri ele geçirildi. Bunlar ağır ve herkese verilmeyen silahlar. Giryan üssü ele geçirilmeseydi, Hafter'e hangi silahları verdiklerini bilmeyecektik. Ciddi bir saldırıda, Trablus tehlike altına girecektir" dedi.

Türkiye'nin Libya'ya asker göndermesinin sahadaki dengeleri etkileyeceğini belirten Kekilli, şunları söyledi:

"2015 yılının sonunda bütün uluslararası toplum Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj'ı meşru aktör olarak ilan ettiler. Türkiye o günden bugüne kadar Libya Siyasi Anlaşması ve Roma Mutabakatı çerçevesinde hareket ediyor. Pozisyon değiştiren Türkiye değil, pozisyon değiştiren imza attıkları mutabakatın altını oyan İsrail, ABD, Fransa, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'dir. Türkiye, bu çerçevede Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin yanında olmayı sürdürmektedir. Akdeniz'e ilişkin imzalanan anlaşma bizim pozisyonumuzdaki hukuksuzluktan değil, bütün uluslararası aktörlerin üzerinde mutabakata vardığı hukuk çerçevesinde imzalanmıştır"

FRANSA ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDİYOR

Fransa başta olmak üzere bazı ülkelerin Halife Hafter'i terörle mücadele ettiği iddiasıyla desteklediğini vurgulayan Kekilli, "Halife Hafter, DEAŞ unsurlarıyla mücadele etmediği gibi mücadele eden meşru aktörlere saldırmıştır. Hafter'in meşru bir aktör gibi muhatap kabul edilmesi uluslararası hukukun içininin boşaltılması anlamına gelir" dedi.

ASKERİ VE SİYASİ DESTEĞİ DIŞARDAN ALIYOR

"Hafter'e hangi ülkeler nasıl bir destek sağlıyor?" sorusuna Kekilli, "Hafter güçlerine lojistik desteği Mısır, finansal desteği Birleşik Arap Emirlikleri ve askeri eğitimi ise Ürdün vermektedir. Hafter'in bu kadar askeri desteklenmesinin arka planında bölgeyi askeri diktatörlüklere teslim etmek ve bölgede toplumsal talepleri yansıtan bir siyasi düzen yerine ABD-İsrail hattıyla uyumlu askeri diktatör rejim kurmak vardır" yanıtını verdi.

Beyrut'taki patlama sabotaj mı?

Beyrut'taki patlama sabotaj mı?

Koronavirüs nedeniyle seferler iptal olunca minibüsü ev yaptı: Taliplisi

Koronavirüs nedeniyle seferler iptal olunca minibüsü ev yaptı: Taliplisi çok, gören satın almak istiyor

Son 3 yılın en yüksek IMDb puanını almış 23 film

Son 3 yılın en yüksek IMDb puanını almış 23 film

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta şiddetli patlama! İşte olay y

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta şiddetli patlama! İşte olay yerinden fotoğraflar...