• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
03 Mart 2020 Salı 19:29 | Son Güncelleme:

Adnan Oktar organize suç örgütü davasında itirafçı sanıkların savunmaları alındı

Adnan Oktar organize suç örgütü davasında itirafçı sanıkların savunmaları alındı
AA

Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik, aralarında örgütün elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 73'ü tutuklu 226 sanığın yargılandığı davanın 61. duruşmasında, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tutuksuz sanıkların savunması alındı.

Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik, aralarında örgütün elebaşı olan Adnan Oktar'ın da bulunduğu 73'ü tutuklu 226 sanığın yargılandığı davanın 61. duruşmasında, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tutuksuz sanıkların savunması alındı.

AA'nın aktardığı habere göre, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, 3 tutuksuz sanık ile bazı müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada, ilk olarak, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen tutuksuz sanık A.R.E. savunma yaptı.

Sanık A.R.E, tutuklandıklarında örgüt elebaşı Adnan Oktar ile birlikte cezaevine götürüldüğünü belirterek, Oktar'ın yolda, "Kur'an hafızı olun. Devlet büyüklerine bizim masumiyetimizi belirten mektuplar yazın. Birbirinizle irtibatı koparmayın. Aranızda mektuplaşın." talimatı verdiğini söyledi.

Örgüt yapılanması ve faaliyetlerine ilişkin bilgi veren A.R.E, Doğa ve İnsan Sağlığı Derneği'nin kurucusu olduğunu, okullarda evrim ve kodlama konularında konferanslar verdiğini anlatarak, şu şekilde konuştu:

"Konferanslardan örgüte kız getirmemi istiyorlardı. Direkt söylemiyor ama imasını yapıyorlardı. 'Ne çocuk ne kız geliyor okullardan.' diyorlardı. Ben ise eğitimci olduğumu, kimseyi getirmeyeceğimi söylüyordum. Bir süre sonra da bu imalarını kestiler. Beni örgütte itaatsiz olarak görürlerdi. Daha sormadılar. Örgütte en bilinen özelliğim kızlardan uzak durmamdı."

Sanık A.R.E, hahamlarla görüşmeler yaptıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Görüşülen hahamlar genellikle kurtarıcı, mesih beklentisi olan maşiah inançlı hahamlardı. Bu hahamlarla kurtarıcının gelmesini çabuklaştırmak için neler yapılabileceği gibi konular konuşulurdu. Hahamlar gariban insanlardı. Buraya gelme paraları bile yoktu. Yol paralarını bile örgüt karşılıyordu."

Müşteki avukatları, sanık A.R.E'nin beyanlarının samimiyetsiz olduğunu, örgüte kız getirmekle görevli olduğunu, HTS verilerine aykırı beyan verdiğini söyleyerek, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmamasını, cinsel suçlar yönünden tutuklanarak cezalandırılmasını talep etti.

"AYRILANLARA YAPILANLARI GÖRMÜŞTÜM, KORKTUM"

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tutuksuz sanık avukat C.G, üniversiteden arkadaşı vesilesiyle 2006 yılında örgüte girdiğini, 2013 yılı Eylül ayında bu yapıyla irtibatını tamamen kopardığını ifade etti.

Örgütte herkese bir isim takıldığını, kendisine "Ceycey" kod adı verildiğini aktaran C.G. şunları dedi:

"Adnan Oktar ile 2008 yılında Dragos malikanesinde tanıştırıldım. Avukat olduğum için örgüt dosyaları bana devredildi. Hukuk imamları da vardı. Bizlerden imzalı boş kağıtlar alındı. Ayrılmaya çalıştığımızda bu kağıtlar hatırlatılırdı. Bu nedenle bir süre konuşamadım. Ayrılanlara yapılanları görmüştüm, korktum."

C.G, örgütteki "turnike" sisteminin, kadınları köleleştirmek için yapıldığını, sisteme katılan her kadının bir sorumlusu olduğunu, bu sistem için "yemek yemek", "tatlı yemek" şifrelerinin kullandığını söyledi.

Örgüte giren çocuklarını kurtarmak isteyen aileleri yıldırmak için hukuki bir sindirme taktiği kullanıldığını dile getiren C.G, şunları söyledi:

"Örgüt üyeleri, aileleri hakkında iftirada bulunurdu. Ben, takip ettiğim davalardaki müvekkilim olan örgüt üyesi bayanlarla göz göze dahi gelmezdim. Adnan Oktar'ın talimatı böyleydi. Eğer kadınlara bakarsanız galiz küfürler ediyordu."

C.G. örgütten ayrıldıktan sonra evlendiğini ve kendisine yeni bir hayat kurduğunu anlatarak, savunmasında şunları kaydetti:

"3 yaşında bir çocuğum var. Örgütte kalsaydım asla evlenemezdim. Ben ayrıldıktan sonra sessizlik kuralına uyduğum için başıma bir şey gelmedi. Susmak zorundasınız, anneniz, kardeşiniz, karınız var. Yapmışsınız bir hata, bedelini onlara mı ödeteceksiniz? Kendinizi atmışsınız bir belanın içine, susmazsanız çoluğunuz çocuğunuz bedelini ödeyecek. Ayrılmaya karar verince beni geri döndürmeye çalıştılar. Mesajlar attılar, para teklif ettiler, imkanlar sağlamak istediler. Bunların hiçbirini kabul etmedim. Beynimde bitirmiştim. Bayanların ayrılması erkeklerden ziyade çok zor. Bayanlar hapis hayatı yaşıyor."

"KIZLARIN GÖZÜ PARAYLA, İTİBARLA BOYANIYOR"

Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan bir diğer tutuksuz sanık olan B.A. da operasyondan sonra emniyetteki ifadesini örgütün baskısıyla, itirafçı beyanını ise hür iradesiyle verdiğini söyledi.

Sanık B.A, örgüt elebaşının imam olduğunu, örgüt içinde "uluğ emir" olarak bilindiğini, örgüte katıldıktan sonra Oktar'ın talimatları doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Şirketler, örgüte infak kazandırmak için kurulmuştur. Adnan Oktar'ın 'Ticarete atılın.' talimatıyla şirketler kurulmaya başlanmıştır. Ben örgütün ilk üyelerindenim. 20 senedir nöbet istemi 'maç' kod adıyla işler. Turnike sistemine dahil oldum. Bir dönem bunun idareciliğini de yaptım. Kızları itibarsızlaştırmak, evlilik müessesini yıkmak, imama tam itaat için kurulu bir sistem bu. Bunun için kız da getirdim. Kızlar, bu aşamayı geçince kendilerine örgüte getiren kişiyle evleneceğine inandırılıyor. Bu sisteme girmeyen kızlar da oldu, 'Ben böyle bir şey yapamam.' deyip gittiler. Kızların gözü parayla, itibarla boyanıyor. Ana amaç, kızları Adnan Oktar'a sunmaktır. Turnikeden geçen Adnan Oktar'ın beğenmediği, çirkin bulduğu kızlar da vardı. Adnan Oktar, güzel olmayan kızların da örgütte kalmasını tercih edebilir. Son dönemde avukat ve doktorlara önem veriliyordu. Örgütün bir doktoru olsun, avukatı olsun diye. Çirkin de olsa her şekilde istifade edilirdi."

Örgütte herkesin kod adı olduğunu, bunların lakapmış gibi şirin gösterilmeye çalışıldığını, asıl amacın polis dinlemelerinde dikkat çekmemek olduğunu anlatan B.A, şunları söyledi:

"Adnan Oktar, 2015 yılında babamın ne zaman öleceğini, ne zaman miras kalacağını soruyordu. Bunları sorunca ben iyice örgütten uzaklaştım."

Duruşmaya yarın sanık savunmalarının alınmasıyla devam edilecek.

<p>MODERATÖR GECE</p><p>Deneyimli gazeteci Erem Şentürk; 8 Mart Pazartesi gününden itibaren,

Erem Şentürk, 8 Mart Pazartesi'den itibaren 24 TV'de

Antalya'daki yerleşik yabancılarKovid-19 aşısının ilk dozunu yaptırdı

Katoliklerin ruhani lideri Papa Franciscus, Bağdat'ta

Türk Kızılay Irak Delegasyonuna ait fırında üretilen ekmekleri mültecilere dağıttı