• $7,4043
  • €8,9853
  • 441.231
  • 1533.68
27 Aralık 2020 Pazar 13:04 | Son Güncelleme:

Enerji Bakanı Dönmez'den bor açıklaması: "Dünyada en çok sattığımız ürünlerden bir tanesi"

Enerji Bakanı Dönmez'den bor açıklaması: "Dünyada en çok sattığımız ürünlerden bir tanesi"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, Eskişehir Kırka Tesisleri'nde yaptığı açıklamada, "Dünyanın en büyük bor madeni üreten tesisi. Biliyorsunuz dünyadaki bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 72'si Türkiye'de. Pazar payımıza da dünyada baktığımızda yüzde 52-53 civarında da bir pazar payımız var. Bu tesislerde ürettiğimiz bor ve türevlerini biz tüm dünyaya pazarlıyoruz." dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin enerji gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Kanal7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet'in sunduğu Başkent Kulisi'ne konuk olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, Lityum üretim tesisi, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki yeni enerji hamlesi, Karadeniz'de keşfedilen doğalgaz rezervi ve yeni sondaj çalışmaları hakkında soruları cevapladı.

Haber 7'de yer alan habere göre, Bakan Dönmez'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

LİTYUM ÜRETİM TESİSİ

İçinde bulunduğumuz Eskişehir Kırka Tesisleri, dünyanın en büyük bor madeni üreten tesisi. Biliyorsunuz dünyadaki bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 72’si Türkiye’de. Pazar payımıza da dünyada baktığımızda yüzde 52-53 civarında da bir pazar payımız var. Bu tesislerde ürettiğimiz bor ve türevlerini biz tüm dünyaya pazarlıyoruz.

LİTYUMUN ÖNEMLİ

Uzunca bir süredir, yaklaşık 2-3 yıldır borun içerisindeki atık olarak havuzlara gönderdiğimiz sıvı atıkların içerisindeki diğer minerallere, maddelere odaklanmıştık bunları nasıl geri kazanabiliriz diye. Bunlardan en önemlisi, en değerlisi de lityum olarak karşımıza çıktı. Lityum niçin önemli? 21. asır artık insanlar çok daha mobil, bir yerden bağımsız olarak yaşamını ve iş hayatını sürdürme odaklı devam ediyor. Herkesin elinde bir cep telefonu var, tabletler var, diğer akıllı cihazlar var. Ama bunlar da bir enerji ihtiyacı doğuruyor.

Pandemi döneminde daha da öne çıkmış oldu. Bugün tabii değişik materyallerden piller yapılabiliyor, ama lityum hem daha kararlı olması, hem de çok daha düşük hacimlerde yüksek miktarlarda enerji depolayabilme özelliği nedeniyle de daha öne çıktı. Kullandığımız işte akıllı telefonlardan bunu biliyoruz. Önümüzde de özellikle elektrikli otomobillerle birlikte lityuma dayalı bataryalar ve piller yine çok daha fazla önem kazanmış olacak. Dünyada da maalesef bu element nadir elementlerden birisi. Ağırlıklı olarak dünya ihtiyacının büyük bir kısmını Güney Amerika’daki ülkeler karşılıyor; Şili, Peru, Bolivya gibi ülkeler.

Biz de ithal ediyorduk, yaklaşık baktığımızda 1000-1200 ton civarında bir ithalatımız söz konusuydu. Şimdi bu içinde bulunduğumuz şu anda tabii bir pilot tesisin içindeyiz, yaklaşık 5-6 ay kadar buranın deneme test üretimleri yapılmış olacak, akabinde de zaten bir taraftan mühendislik ekibimiz yüksek kapasiteli tesis için çalışmaları da başlattılar. O tesis de tamamlandığında 600 ton yıllık üretebilir hale geleceğiz. Yıllık da 1000-1200 ton civarında bir ithalatımız var, demek ki sadece bu tesisten yarısını karşılayacağız.

Ama bunun yanı sıra Balıkesir-Bigadiç’te, Kütahya-Emet’te de aslında bor madenciliği yapıyoruz biliyorsunuz. Onun da içerisinde yine buraya göre nispeten daha az olmakla birlikte lityum var. Burada tabii temel amacımız, Türkiye’nin lityum ihtiyacının tamamını bu tesislerden karşılayabilmek.

Şu an mesela içinde bulunduğumuz Kırka tesislerinde biz yıllık yaklaşık 2 milyon 700 bin ton civarında cevher çıkartıyoruz şu gördüğünüz, burada da sembolize etmiş arkadaşlar.

DÜNYADA EN ÇOK SAATTIĞIMIZ ÜRÜNLERDEN BİR TANESİ

500 gram cevherin içerisinde 231 gram boraks pentahidrat üretiyoruz. Yani ekonomik değeri olan ve bugün dünyada en çok sattığımız ürünlerden birisi. Bunun tonu yaklaşık 450-500 dolar civarında. Bununla birlikte tabii prosesten bir katı atık da çıkıyor, onu da civarda çevre koşullarına uygun depoluyoruz. Fakat ayrıca 80 gram kadar da bir sıvı atık var.

Şimdi bu sıvı atığın içerisinde ne vardı, onlara baktık. Su, saf su kazanacağız bu tesisle birlikte, su ihtiyacımızı da çünkü bu proseslerde ciddi su tüketimimiz var, dolayısıyla suyu geri kazanmış oluyoruz önemli miktarda. Yine boraks deka dediğimiz bir başka ürün var, yaklaşık 8 gram gibi bir miktarda üretim yapacağız. İşte şu lityum karbonat dediğimiz de 0.1 gram gibi, yani 500 gram cevherden 0.1 gram, 1 kilogramdan da 0.2 gramdan bahsediyoruz, son derece nadir; bunu üretmiş olacağız.

Bunlar bizim burada havuzlarımız var, sıvı havuzlarımız var, uygun koşullarda bunlar depolanıyordu, bir problem yoktu. Ama şimdi depolama miktarımız da neredeyse sıvı atıklar 433 ton bu sıvı atığı biz yaklaşık 47 tona düşürmüş olacağız, neredeyse onda 1 kadar azaltmış oluyoruz. Dolayısıyla depolama için harcadığımız maliyetleri de azaltacağız ki yaklaşık ton başına burada 3 dolar gibi bir maliyet vardı. Sırf bu tesis tam kapasiteyle işletmeye girdiğinde yıllık 1,5 milyon dolar civarında bir harcamayı yapmamış olacağız.

KALİTELİ PİL ÜRETİMİ YAPILDI

Burada tabii sembolik olarak şimdi burada elde edilen lityum karbonatı neredeyse yüzde 99,9 oranında saflıkta elde ettik, bunu TÜBİTAK’ımıza gönderdik, bunu bizim için pil yapar mısınız, hakikaten uygun mudur diye. Onlar da ilk böyle numune pilleri, hani bizim halk arasında mercimek diye tabir ettiğimiz, daha çok işte hesap makinelerinde, masa üstü cihazlarda kullandığımız pillerden yaptılar ve onların testlerini de yaptılar. Dediler ki; son derece kaliteli, ürünümüzde bir sıkıntı yok

Şimdi biz bunu tabii bataryalar, diğer yüksek kapasiteli bataryalarda da kullanma imkanına sahip olacağız. Otomobilde tabii daha büyük piller olacak. Bu sadece bir uygulama olsun diye. Aslında tabii mercimek pil tüketimi de fazla yani, bizim mercimek diye tabir ettiğimiz; işte saatlerimizde tutun, başka yerlerde de, bunlarda da kullanılabilecek.

2020’nin bizim Bakanlığımızla ilgili, ama sağ olsun tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok müjdeleri bu ara arka arkaya veriyoruz, birçok yatırım hizmeti alınıyor, inşallah onlar devam edecek yani.

ORUÇ REİS’İN FAALİYETLERİ

Şimdi Oruç Reis Ağustos’tan Kasım sonuna kadar yaklaşık 4 ay gibi biliyorsunuz Kaş ilçemizin güneyinde Demre adını verdiğimiz yerde iki boyutlu sismik çalışmaları yaptı, yaklaşık 11 bin kilometrelik iki boyutlu sismik çalışmaları yaptı, aradaki bu birinci aşamadaki görevleri tamamlandı ve Antalya Limanına döndü. Tabii bu iki boyutlu sismik çalışmalarının analizi gerekiyor, üç boyutluya geçmeden orada herhangi bir bulgu var mı-yok mu, bu analiz biraz zaman alacak. Bu arada tabii Oruç Reis Gemisi şu anda Serik bölgesinde, yani Antalya Körfezinde üç boyutlu sismik çalışmalarına başladı ki yaklaşık 5-6 aylık bir programı var.

GEMİLER BOŞ DURMUYOR

Barbaros Hayrettin Paşa da yine Doğu Akdeniz’in güney bölümlerinde, yani Antalya’nın açıklarında üç boyutlu sismik çalışmalarına devam ediyor. Öte taraftan tabii Yavuz Gemisi vardı, sondajını bitirdi, şu anda o gemimiz de bir sonraki görev için Mersin Taşucu’nda hazırlıklarına devam ediyor.

Gemilerimiz Boş durmuyorlar. Şöyle söyleyeyim: Tabii bu süreçler hakikaten ciddi zaman tüketen yüksek teknolojili işler. O dataları toplamanız tek başına bir çözüm değil. Bunları binlerce-milyonlarca datayı işlemeniz, analiz etmeniz gerekiyor, o zaman ofis çalışması başlıyor; petrol jeofizik, petrol jeoloji uzmanları bu dataları değerlendiriyorlar ve muhtemel potansiyel olabilecek lokasyonları belirliyorlar. Bu lokasyonlarla da biz ne yapıyoruz? Keşif amaçlı sondaj gemilerimizle de sondaj yapıyoruz ve oradaki dataları tekrar topluyoruz; işte gaz mı var, petrol mü var veya jeolojik yapılar hakikaten sismik araştırmaların sonucunda elde ettiğimiz verilerle ne kadar uyumlu.

DETAYLI ARAMALAR DEVAM EDİYOR

Bugüne kadar da biz Karadeniz ve Akdeniz’de 9 sondaj yaptık; bunun 8’i Akdeniz’de biliyorsunuz. Bazı gaz akışları oldu, ama tabii sürekliliği olmadığı için herhangi bir keşif olarak açıklamadık. Şimdi o emarelerin olduğu bölgelerde, yakın bölgelerde sismik araştırmalarımızı biraz daha detaylandıracağız, inşallah yine o bölgedeki sondajlarımıza devam edeceğiz. Tabii diğer bir gemimiz de biliyorsunuz Fatih Karadeniz’de, o da orada devam ediyor.

KARABAĞ ZAFERİ SONRASI TÜRKİYE-AZERBAYCAN ARASINDA YENİ DÖNEM

Bildiğiniz gibi Azerbaycan’la tek millet-iki devlet mottasıyla hakikaten büyük işler başardık bugüne kadar. Hem sosyal ilişkilerimizde, hem diplomatik ilişkilerimizde, hem de teknik anlamda projeler anlamında son derece büyük, devasa stratejik yatırımları hayata geçirdik. Türkiye Petrolleri’nin Azerbaycan’da başta Şahdeniz olmak üzere, Hazar Denizinde biliyorsunuz sahaları var, ortaklıkları var. Buna karşılık Socar’ın da Türkiye’de hem boru hattı yatırımları, hem de rafineri, petrokimya gibi tesislerde yatırımları var. Bu geçtiğimiz hafta biliyorsunuz Azerbaycan Enerji Bakanıyla burada yeni bir anlaşma imzaladık Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Anlaşması.

TÜRKİYE’DEN NAHÇIVAN’A GAZ GİDECEK

Şu anda Nahçıvan İran üzerinden doğal gaz kullanıyordu. Ama Azerbaycan’daki arkadaşlarımız Türkiye üzerinden de bir alternatif olsun, arz güvenliğini teyit edelim, tahkim edelim teklifi olunca biz de hayhay dedik, dolayısıyla da şimdi bu projenin startını da vermiş olduk. İnşallah o da önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde muhtemelen ihalesini yaparız ve sonra da 12 aylık yapım süreci olur, öyle tahmin ediyorum 2022’nin ilk aylarında artık Iğdır üzerinden, Türkiye üzerinden Nahçıvan’a doğal gazı ulaştırmış oluruz.

Büyük olasılıkla Azerbaycan doğal gazı olacak, çünkü bizim oradaki ne yakın kaynağımız Azerbaycan üzerinden gelen, Gürcistan üzerinden gelen hat, ki gazın sahibi zaten Azerbaycanlı kardeşlerimiz, dolayısıyla kendi gazlarını bizim boru iletim sistemimiz üzerinden oraya nakletmiş olacağız.

İTALYA'YA KADAR GAZ SEVKİYATI BAŞLADI

Şimdi şöyle: Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl TANAP’ı bitirmiştik ve şu anda çalışmaya başladı. Hem Eskişehir’den gaz alıyoruz, hem de artık Yunanistan üzerinden İtalya’ya kadar da gaz sevkiyatı başladı; bu aslında çok önemli büyük projelerden birisiydi, bunu hayata geçirdik, bitirdik.

Onun yanı sıra, biraz önce ifade ettim, Türkiye Petrolleri’nin Şahdenizi’nde, yani Hazar Denizinde birkaç sahada ortaklığı var. Ki orada Socar var, başka uluslararası petrol şirketleriyle birlikte çalışıyoruz. Yine o bölgede yeni sahalar var, o sahalar üzerinde Türkiye Petrolleri ve Socar birlikte çalışıyor. Her anlamda hem onların milli şirketi Socar, hem bizim milli şirketimiz Türkiye Petrolleri, keza BOTAŞ çeşitli alanlarda iş birliği fırsatlarını birlikte değerlendiriyorlar. Sadece Türkiye için değil belki yakın coğrafya için de yine bazı iş birlikleri, ticaretin geliştirilmesi anlamında olabilir, devam ediyor bu çalışmalar.

KARADENİZ’DEKİ ÇALIŞMALAR

Çalışmalara başladık süratle, şu anda ön mühendislik çalışmaları tamamlanmak üzere, detaylı mühendislik için de hazırlıklar devam ediyor. Biliyorsunuz Tuna-1 kuyusunun da keşfini açıklamıştık. Akabinde de Türkali-1 ismini verdiğimiz kuyuda da sondaja başlamıştık, oradaki sondaj çalışması da bitti, Fatih’in ikinci sondaj çalışması bitti.

Kuyuda hedeflediğimiz derinliğe ulaştık. Oradaki yapılardaki testler devam ediyor. Şöyle söyleyeyim: Biz zaten bu tespit kuyularında ilk açılan kuyudaki verilerin teyidini yapıyoruz. Arkadaşlar da şu anda test çalışmalarını tamamlamak üzereler. Bugüne kadarki yapılan test ve analiz çalışmaları Tuna-1 kuyusundaki verilerin hemen hemen benzer şekilde Türkali-1 kuyusunda da tekrarlandığı, başka bir ifadeyle teyit edildiği şeklinde. İnşallah orada 1-2 haftalık bir test sürecimiz var, sonrasında zaten biz kuyu açma işlemlerine devam edeceğiz.

KIYI TERMİNALLERİ FİLYOS'TA YAPILACAK

Şimdi biz çok büyük bir sahadan bahsediyoruz, yaklaşık 250 kilometrekarelik bir saha. İlk kuyuyu vurduk keşif amaçlı biliyorsunuz ve rakamı açıklamıştık. Şimdi formasyonun teknik özelliklerini daha yakın tanıyabilmek için tespit kuyuları açıyoruz, yaklaşık 3-4 tane olacak bunlar. Bu tespit kuyuları aynı zamanda yarın üretim kuyusu da olacak. Bizim oradaki kuyu planlamamız 30 ila 40 arasında değişecek gibi gözüküyor, oradaki çünkü rezervimiz büyük. Ve süratle de bu iş planını yapmamız gerekiyor, biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız 2023’te bu gazı sisteme dahil edelim diye bir talimatı oldu, biz de o yönde planlamalarımızı yaptık ve çalışmalar da devam ediyor. Çünkü sadece kuyu açmakla bitmiyor, yani kuyunun tamamlanması, orada su altı yapılarının, vana, kontrol sistemleri vesaire bunların yapılması, siparişlerin verilmesi, sonra da su altında, yani deniz altında boru hattının planlanması ve yapımı gibi birçok süreç var. Keza kıyıda yapacağımız tesisler var, terminaller var. Geçtiğimiz hafta da Sanayi Teknoloji Bakanımız, Ulaştırma Bakanımız ve benim başkanlığımda Filyos’ta bir planlama çalışması da yaptık. Biliyorsunuz Filyos zaten bir endüstri bölgesi ilan edilmişti, orada da büyük bir limanımız biliyorsunuz inşaatı tamamlanmak üzere.

Oraya getirmeyi planlıyoruz, dolayısıyla kıyı terminallerini de orada yapacağız. Bunların hepsini eş zamanlı olarak Türkiye Petrolleri yürütüyor.

İLK GAZ 2023'TE

Takvim işliyor, yani 2023 yılında inşallah ilk gazı alacağız. Tabii ilk gazı aldıktan sonra da yeni kuyuların da bir taraftan tabii inşaatı devam edecek. Onlarla birlikte … dönemine, yani maksimum üretim seviyesine 2028 yılında ulaşmayı planlıyoruz, ama 2023’te ilk gaz üretimini yapmış olacağız.

VATNADAŞIN CEBİNE OLUMLU YANSIYACAK

Şüphesiz şu anda Türkiye kullandığı gazın tamamına yakınını, yani yüzde 99’luk kısmını ithal ediyor. Rusya başta olmak üzere, Azerbaycan, İran, sıvı doğal gaz alıyoruz Cezayir’den, Katar’dan, Nijerya’dan ve değişik kaynaklardan. Türkiye kendi gazını ürettiğinde şüphesiz maliyetlerimizi olumlu etkileyecek, o da aynı oranda vatandaşa yansıyacak. Ama onun için tabii gazın sisteme girmiş olması lazım ve tüketimden ciddi miktarda işte pay aldıkça, yani pay almasına paralel olarak da bizim gaz maliyetlerimiz düşecek, bunlar da doğal olarak vatandaşımıza olumlu yansıyacak.

YENİ ENERJİ ANLAŞMALARINDA TÜRKİYE'NİN ELİ GÜÇLENDİ

Şimdi şöyle: Tabi şu anda dediğiniz gibi bizim üç ülkeyle boru gazı üzerinden, yaklaşık 2-3 ülkeyle de LNG kontratlarımız var. Özellikle boru gazları ilk boru hattının yapıldığı yıllarda uzun dönemli yapıldı tüm dünyada olduğu gibi. Yani bunlar minimum 25-30, hatta 40 yıla kadar…

90’larda yapılmış. Bunların şimdi bir kısmının tabii süreleri dolmaya başlayacak önümüzdeki yıldan itibaren. 2021 yılında yaklaşık 15-16 milyar metreküplük bir kontratımız sonlanacak. Hatta önümüzdeki 5 yıl içerisinde bu rakam belki 2 katına kadar ulaşacak, yani 25-30 milyar metreküplük kontratlar sona erecek. Tabi biz bu arada Karadeniz’deki gazımızın planlamasını yapacağız. Kısa orta vade de bütün tüketimimizi yerli kaynaklardan karşılama imkanımız yok, yani hali hazırda bu kaynak ülkelerden doğal gaz getirmeye devam edeceğiz. Biz gazın gazla rekabet ettiği bir ticaretleştirildiği bir merkez olma hedefiyle yola çıkmıştık. Ucuz kaynak sıralamasına göre bu ülkelerle yeni kontratlar yapılabilir, burada kamu da BOTAŞ’ta olabilir, özel sektör de olabilir. Bunları önümüzdeki aylarda ve yıllarda hep birlikte göreceğiz. Yani ülke menfaatine vatandaşlarımızın menfaatine hangi kaynak daha ekonomikse o kaynakla… Karadeniz’deki gaz şüphesiz iyi bir avantaj sağlıyor, elimizi güçlendiriyor…

9 YIL TÜRKİYE’YE YETECEK BİR GAZ: 80 MİLYAR DOLAR DEĞERİNDE…

Doğrudur, ama bizim oradaki yıllık üretimimiz o kadar olmayacak … ihtiyacını karşılayacak kadar. Biz tabi o arada Karadeniz’de bu mevcut sahanın yanında yeni başka yerlerde sismik çalışmalarımıza devam ediyoruz, yani yeni keşifler gelirse o alanlardan gelecek. O da önümüzdeki yılın ilk yarısında inşallah tamamlanır sismik çalışmaları, ortada yine keşif amaçlı sondajlarımız olacak dolayısıyla, ilave keşifler o sahalardan geldikçe bizim tüketimimizi karşılama oranımız da o oranda artacak demektir.

Şu anda Karadeniz’de çalıştığımız bölge de aslında oldukça derin 2100-2200 metre. Akdeniz’de de 2000-2500 metre denizlerde çalışmışlıklarımız var ama bu gemiler rahatlıkla bu işleri yapabiliyor. Özellikle olarak derinlik anlamında çok bir farklılığı yok.

AKDENİZ'DE BAZI KUYULARDAN GAZ AKIŞLARI OLDU AMA...

Akdeniz’de biraz önce ifade ettim sekiz kadar kuyu kazdık ve bazı aslında kuyularda gaz akışları oldu ama süreklilik arz etmediği için biz bunları keşif olarak açıklayamadık, ama ümitli olduğumuz yerler var inşallah oralarda da sondajı yaparız petrol veya gaz varlığına rastlarsak yine insanımızı tabi ki müjdeyle bilgilendirmek arzusundayız. Ama bu günden bir şey demek zor ümitliyiz, yani aramazsak bulunmuyor biliyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu ifadesiyle biz de gece-gündüz 7/24 kesintisiz aramalarımıza devam edeceğiz.


Haberin Özeti

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'nin enerji gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
• "Dünyadaki bor rezervinin yüzde 72'si Türkiye'de bulunuyor. Pazar payımız ise yüzde 52-53 civarında."
• "500 gram cevherin içerisinde 231 gram boraks pentahidrat üretiyoruz. Yani ekonomik değeri olan ve bugün dünyada en çok sattığımız ürünlerden birisi. Bunun tonu yaklaşık 450-500 dolar civarında."
<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Karlı kış günlerinde ''Van usulü beyzbol'' oynayarak eğleniyorlar

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...