• $8,1102
  • €9,7112
  • 455.23
  • 1378.37
31 Mart 2021 Çarşamba 10:28 | Son Güncelleme:

Bakan Pakdemirli: İstanbul, İzmir ve Ankara'da su problemi yok

Bakan Pakdemirli: İstanbul, İzmir ve Ankara'da su problemi yok

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk oldu. Pakdemirli, "İstanbul ve İzmir'de bu yıl suyla ilgili problem görünmüyor. Ankara için de önemli bir problem yok" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeni tip koronavirüs salgını döneminde çiftçilerin üretmeye devam etmesini sağladıklarını belirterek, "Pandemiye rağmen Cumhuriyet tarihi rekorlarını kırıyor olmamızın ve önemli bir şekilde tarımsal büyümeyi yakalamamızın, Türkiye büyüme ortalamasının üzerinde bir büyümeyi yakalamış olmamızın ana sebeplerinden biri bu." dedi.

Pakdemirli, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde tanıtımı yapılan "1. Su Şurası"na ve gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Kovid-19 salgınının tarım sektörüne etkileri ve alınan önlemlere ilişkin bilgi veren Pakdemirli, salgının Çin'de başladığı dönemde marketlerle, gıda üreticileriyle, lojistik sektörüyle ve ilgililerle konuştuklarını, üretimi ve çalışmayı artırmaya hazır olunmasını istediğini söyledi.

Pakdemirli, üretim devamlılığını göz önünde bulundurarak çiftçiye "diplomatik pasaport" verdiklerini anımsatarak, şöyle konuştu:

"Diplomatik pasaporttan kastım, herkes evinde oturuyorken, çiftçi gitti ve üretmeye, ekmeye, biçmeye devam etti. Geçen yıl pandeminin başladığı dönem, hem hasat hem de ekim dikim dönemiydi. Pandemiye rağmen Cumhuriyet tarihi rekorlarını kırıyor olmamızın ve önemli bir şekilde tarımsal büyümeyi yakalamamızın, Türkiye büyüme ortalamasının üzerinde bir büyümeyi yakalamış olmamızın ana sebeplerinden biri bu. Hem tedarikte hem üretimde problem yaşanmamalıydı."

Tüketim sektörünün de kapalı olacağını varsayarak belli ürünlerde bolluk yaşanacağını, belli ürünlerin de doğru yönetilmesi gerektiğini düşündüklerini dile getiren Pakdemirli, bunlarla ilgili tedbirler aldıklarını ifade etti.

"BAZI ÜRÜNLERİN İHRACATIYLA İLGİLİ KISITLAMALAR KOYDUK"

Pakdemirli, iyi bir takip sistemi kurduklarını, geçen yıl patates, soğan, limonda eksiklik olmasından dolayı ihracatla ilgili kısıtlamalar koyduklarını anımsattı.

Yakın zamanda zeytinyağıyla ilgili tedbir aldıklarını da hatırlatan Pakdemirli, söz konusu kararların Gıda Komitesinde konuşulduğunu bildirdi.

Pakdemirli, yağ fiyatlarına ilişkin yaşanan sıkıntılara da değinerek, dünyada yağ fiyatlarındaki artışla ilgili bazen sanayicilerden tepki alsalar da tedbirler alınması gerektiğini anlattı.

Dünyada gıda arzına ilişkin herhangi bir problem olmadığını vurgulayan Pakdemirli, "Şu an dünyada içine kapanmışlıklar, 'Ben sadece kendi işimi göreyim.' demelerin ortaya çıkardığı risklerden dolayı maalesef bunları yaşıyoruz. Fiyatlar yağda ve birçok şeyde yüzde 100'den daha fazla arttı. Biz de eğer bir gümrük varsa gümrükleri sıfırladık. İhracatta eğer Türkiye'nin fazlası yoksa oranı düşürmek, kısıtlamak, izne tabi tutmak gibi tedbirler aldık. Bunların hepsi çok normal." ifadelerini kullandı.

"BUNDAN DAHA YUKARI YÖNLÜ RİSKLER YAŞAMAYACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM"

Pakdemirli, bu tarz tedbirleri dünyada birçok ülkenin uyguladığına dikkati çekerek, şu anda yağ fiyatlarının dünyada çok yüksek olduğunu ama işlem görmediğini, fiyat düşüşlerinin hızlı bir şekilde süreceğini tahmin ettiklerini anlattı.

Dünyada yeni rekoltelerin geldiğine ve kuraklık risklerinin de azaldığına işaret eden Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:

"Ben fiyatların daha normal seviyeye ineceğine, vatandaş açısından daha sürdürülebilir seviyelere düşeceğine inanıyorum. Bu risklerin tamamen ortadan kalkması, biraz sağlıkla ilgili risklerin ortadan kalkmasına paralel gidiyor. Tüketimlerin biraz daha az olduğunu düşünecek olursak, gıdada enflasyonun yaşanmasının Türkiye ve başka ülkeler için bir anlamı da yok, makul değil. Türkiye için biraz döviz geçişkenliğini konuşabiliriz ama emtia fiyatları artınca ithalat ve ihracat kapınız açıksa ikame malların fiyatına ürünleriniz yakınsıyor. Bu anlamda da dünyadaki risklerin ortadan kalkmasıyla beraber normale döneceğimizi düşünüyorum. Yeni tarımsal sezon geliyor. O yüzden bundan daha yukarı yönlü riskler yaşamayacağımızı düşünüyorum."

"3 SENEDİR ÇİFTÇİYİ MAĞDUR ETMEDİK, BUNDAN SONRA DA ETMEYECEĞİZ"

Pakdemirli, tarımsal desteklere de değinerek, görevde bulundukları sürede çiftçiyi mağdur etmediklerini, bundan sonra da etmeyeceklerini söyledi.

Çiftçilere, "Ekin, biçin, maliyete bakmayın. O maliyetlerin fazlasını karşılayacak şekilde fiyat olarak ürünlerinize bu iş yansıyacak." diyen Pakdemirli, şu bilgileri verdi:

"Doğru işler yaptığımızdan dolayı tarım sektörü geçen yıl yüzde 4,8 büyüdü, Türkiye ortalaması 1,8'di. Son 3 yıldaki en yüksek büyüme. Pandemiye, meteorolojik kuraklığa, birçok şeye rağmen son 3 yıldaki en yüksek büyümeyi yakaladık. Son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 2,8 büyüme var. Biz son 3 yılda da yüzde 3,5'lik büyümeyi yakaladık. Yani son 3 yıldaki performans tüm 20 yıllık ortalamaların da üstünde."

Pakdemirli, tarımsal hasılada Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdıklarını belirterek, Avrupa'da tarımsal hasılada Türkiye'nin liderliğinin devam ettiğini dile getirdi.

Destekleri de son 3 yılda yüzde 65 artırdıklarını ifade eden Pakdemirli, "Biz her zaman şunu diyoruz, destek bizden, gayret sizden, bereket de Allah'tan. Mümkün mertebe hep destek vermeye çalışıyoruz." dedi.

Pakdemirli, bitkisel üretimde Cumhuriyet tarihi üretim rekorunu kırdıklarını, büyükbaş hayvancılıkta yine Cumhuriyet tarihindeki en üst rakama ulaştıklarını, küçükbaş varlığının da sadece son 1 yılda yüzde 12 arttığını bildirdi.

"HEM DESTEĞİN ARTARAK DEVAM ETTİĞİ HEM DE MÜDAHALE ALIMLARININ OLDUĞU BİR DÖNEME GİRDİK"

Pakdemirli, tarım sektörünün iyi gittiğini belirterek, başarının altındaki etkenleri şöyle anlattı:

"AK Parti hükümetleri öncesinde destekler çok kısıtlıydı ama müdahale alımları vardı. AK Parti hükümetleri sonrasında da müdahale alımlarının çok kısıtlı ama desteklerin artarak gittiği bir dönem oldu. Şimdi biz ikisini beraber yaptık. Yani hem desteğin artarak devam ettiği hem de müdahale alımlarının olduğu bir döneme girdik. Bu müdahale alımlarını da yaparken çiftçinin beğeneceği şekilde hasat öncesi fiyatlar açıklayarak, üreticinin dostu yani maliyetlerini karşılar ve maliyetlerinin üzerinde, enflasyon üzerinde rakamlarla hep onları destekliyoruz. Bunları da yaparken kamunun kurumlarına da zarar ettirmeden yapıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) zarar ettiriyorsanız bunun bir anlamı yok."

Bakanlığın fiyat politikasını belirlediğini ve onun dışında piyasada adım atılmamaya başlandığını belirten Pakdemirli, çiftçinin, üreticinin maksimum derecede ürünün katma değerinden faydalanmasını istediklerini anlattı.

Pakdemirli, bundan dolayı serzenişte bulunan kitlelerin de olduğuna işaret ederek, "Bazı ihracatçıların aleyhimize konuştukları oluyor. Burada önemli olan çiftçinin, üreticinin sürdürülebilir şekilde sürekli memnuniyet, kar odaklı bir şekilde ürününü bir şekilde üretmesi." diye konuştu.

"MUZDA SENE SONUNDA KENDİ KENDİNE YETERLİLİK SEVİYESİNE GELECEĞİZ"

Türkiye'nin muzda ithalatçı bir ülke olduğunu fakat kendi kendine yeterli hale gelmeye başladığını ifade eden Pakdemirli, "Burada devletin akıllı bir yaklaşımı var. Devlet, yüzde 140 ile koruyor. Muzda tahmin ediyorum bu sene sonunda kendi kendine yeterlilik ve ondan sonra da ihracata geçebilecek kapasiteye geleceğiz gibi görünüyor. Bizim ülkemizin muzları hiçbir ülkenin muzunu aratmayacak kadar lezzetli." dedi.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler