• $ 5,5513
  • € 6,2968
  • 235.938
  • 99.325
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

ABD’nin, DEAŞ’ın Irak'ta yükselişine giden yola döşediği taşlar ortaya çıktı

ABD’li özel güvenlik şirketlerinin ve nihaî olarak ABD hükûmetinin, Irak'ın eski başbakanı Nuri el-Maliki hükûmeti yetkililerine ödendiği iddia edilen rüşvetler aracılığıyla terör örgütü DEAŞ’ın yükselişine giden yola döşediği taşlar ortaya çıktı. ABD Adalet Bakanlığı, ABD'li özel güvenlik şirketi Sallyport Global Services isimli askeri müteahhitlik ve güvenlik şirketinin Irak’taki ilişkilerine yönelik soruşturma başlattı.

x

TM Dijital Haber Merkezi

ABD Adalet Bakanlığı, Sallyport Global Services isimli askeri müteahhitlik ve özel güvenlik şirketinin Irak hükûmetinden yetkililere rüşvet verip vermediğini soruşturuyor. Irak’ın Balad üssünde başlayan hikaye, ABD hükûmetinin ve ABD’li özel güvenlik şirketlerinin Irak’ın eski başbakanı Nuri el-Maliki’ye aktardığı paraların terör örgütü DEAŞ’ın yükselişine hizmet etmesiyle sonuçlanıyor.
 
Amerikan basınından The Daily Beast için bağımsız bir soruşturma yürüten “Hükûmet Mesuliyet Projesi”, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’un kanunsuz çalışanları hakkında rahatsız edici soru işaretlerini gün yüzüne çıkardı.
 
Irak’ın eski başbakanı Nuri el-Maliki’nin de dahil olduğu güçlü kişilerin, Amerikan özel güvenlik şirketlerine bağlı çalışanlar için birtakım erişim hakları sattığı iddia edilen Kuveyt merkezli Afaq şirketi ile sağlam bağlara sahip olduğu ortaya çıktı.
 
Kuveyt merkezli Afaq şirketi ile Amerikan özel güvenlik şirketi Sallyport Global Services çalışanları arasındaki ilişki, özel güvenlik şirketi çalışanları ve Irak’ta ticari iş yapan insanların da dahil olduğu ve tümünün “hayati riskler” gerekçesiyle isimlerinin gizli kalmasını talep ettiği 30’dan fazla kişinin sorgulandığı soruşturmada ortaya çıktı.
 
HİKAYE BAŞLANGIÇ NOKTASI: BAĞDAT’TAKİ BALAD ÜSSÜ
 
Söz konusu dolambaçlı yol, Irak hükûmetine bağlı olan, fakat ABD hükûmetince fonlanan Bağdat’ın kuzeyindeki devasa F-16 üssü olan Balad Hava Üssü’nü operasyon merkezi olarak kullanan Sallyport tesisinde başlıyor.
 
Ocak 2014’te Balad Hava Üssü’nde “güvenliğin sağlanması, eğitim ve gerekli gıda ile elektrik ihtiyacının temin edilmesi kapsamında yaşam desteği sağlanması” için 1,1 milyar dolar alan Sallyport, 2021 yılı itibarıyla 800 milyon dolar kazanmayı öngörüyor.
 
Sallyport, bu kontratı imzalamadan önce Afaq Umm Qasr Marine Services ile bir anlaşma yapmıştı. Sallyport’un Balad’daki ve Virginia’daki üst düzey yetkilileri, Afaq’ı bir “ortak” olarak tanımlıyordu.
 
Olayla ilgili bilgisi olan dört farklı kaynak, Afaq’ın Sallyport şirketi adına yaptığı iddia edilen aktivitelerin ABD Adalet Bakanlığının dikkatini çektiğini söylerken, sızdırılan şirket evrakları, bu ilişkiyi doğrular nitelikteydi.
 
Sallyport Global Services, D.C. Capital Partners tarafından öz kaynakla kurulan Caliburn International holdingi tarafından yönetiliyor. Son zamanlara kadar D.C. Capital Partners şirketine bağlı mühendislik ve danışmanlık firması olan Michael Baker International tarafından yönetilen Sallyport Global Services, 2018 yılında Caliburn’e transfer edildi.
 
Caliburn firmasının Güvenlik ve Takas Komisyonunca dosyalanan dokümanlar, Ekim 2016’da Irak Savunma Bakanlığı çalışanlarından birinin, Afaq’ın Irak hükûmet yetkililerine “Sallyport’un Balad Hava Üssü’nde bir hizmet sağlayıcısı olarak isimlendirilmesi karşılığında para teklif ettiğini” iddia ettiğini ortaya çıkardı.
 
Afaq şirketinin Irak hükûmetinden birçok yetkiliyle sağlam bağlantıları 17 farklı kaynak tarafından doğrulanırken, Irak hükûmeti Balad’ın bir Irak üssü olduğu andan itibaren kimlerin burada çalışmak üzere kiralandığına ilişkin bilgi topluyordu.
 
Sallyport’un Balad’daki üst düzey yetkililerinden biri, “Afaq’ın Irak hükûmet yetkilileriyle birlikte birçok şeyin üstünü örttüğünü” söyledi. 10 farklı kaynak Afaq’ın nihaî olarak Nuri el-Maliki tarafından yönetildiğini doğrularken, Maliki’nin öz oğlu Ahmed el-Maliki ve üvey oğlu Yasser Sukhail el-Maliki’nin de Afaq’la bağlantıları olduğu, söz konusu kaynaklarca teyit edildi.
 
Sallyport yetkililerinin Irak’ın eski başbakanı Nuri el-Maliki ile görüşmek istediği zaman bu randevuların Afaq yöneticilerince ayarlandığını söyleyen kaynaklar, Nuri el-Maliki’nin Afaq yönetimi için para aldığını ve bu bağlantının Sallyport için kurulduğunu iddia etti.
 
Sallyport’un Afaq’la olan ilişkisinin ABD yasalarını ihlal edip etmediğini soruşturan ABD Adalet Bakanlığı, “Sallyport’un eski yöneticilerinin, Afaq’ın Irak hükûmet yetkililerine para teklif ettiği iddialarından haberleri olup olmadığı” konusuna odaklandı.
 
Michael Baker International yöneticileri olduğu düşünülen bu “eski Sallyport yetkililerinin” Afaq’ın Irak hükûmeti ile olan çarpık ilişkilerine ilişkin bir bilgileri olmadığı iddia edilirken, Michael Baker’ın eski İcra Kurulu Başkanı Kurt Bergman’ın Afaq’la iş anlaşması yapmış olduğu ve bu anlaşmanın şirketin Operasyon Direktörü Nick Gross tarafından uygulamaya koyulduğu gündeme geldi. Her iki ismin de Adalet Bakanlığınca sürdürülen soruşturmaya konu olup olmadığına ilişkin ise bir bilgi edinilemedi.
 
D.C. Capital Partners’ın sahibi Thomas Campbell’in ise, eski bir Sallyport yöneticisinin iddiasına göre, Afaq’la yapılan anlaşmalardan haberdar edilmiş olduğu belirtildi.
 
D.C. Capital’in arşivinden edinilen bilgiye göre ise, Afaq’la anlaşma yapılan ve yürürlüğe konulan dönemde şirketin danışma kurulunda ABD hükûmetinden üst düzey isimler yer alıyordu: eski CIA Direktörü Michael Hayden, eski NATO Komutanı Jim Stavridis, eski Merkez Kuvvetler Komutanı Anthony Zinni, eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Armitage, eski CIA Başdanışmanı Jeffrey Smith, eski Donanma Komutanı Michael Hagee, Koramiral Stephen Loftus, eski Ulusal İstihbarat Direktör Yardımcısı Donald Kerr, eski Özel Yetkili Büyükelçi Hank Crumpton.
 
Bir Sallyport çalışanının The Daily Beast’e anlattığına göre, Afaq şirketi çalışanlarının konuyla ilgili kimseye açıklama yapmama noktasında ikaz edildikleri öğrenilirken, kendilerine elektronik posta, WhastApp ve Facebook üzerinden ulaşmaya çalışan soruşturmacılar sorularına yanıt alamadı.
 
D.C. Capital Partners’a gönderilen sorulara yanıt verileceğini söyleyen Sallyport şirketi, “Adalet Bakanlığının konuyla ilgili soruşturmasında tam bir iş birliği içerisinde olacağız.” açıklamasında bulunurken, Afaq’ın Irak hükûmet yetkilileriyle sürdürdükleri iddia edilen çarpık ilişkiler ortaya çıktığı andan itibaren Sallyport ile Afaq arasındaki ilişkilerin koparıldığı belirtildi.
 
AMERICAN UNITED LOJİSTİK: SAMİ’NİN YÜKSELİŞİ
 
Irak’ın tek derin deniz limanı olan Umm Qasr’daki kargo işlerini, American United lojistik şirketi yürütüyordu. 2007 yılı itibarıyla bölgeyi ve yapılan işi tekeline alan şirket, 2013 yılında birtakım “itibar kayıpları” nedeniyle kapanmak zorunda kaldı.
 
American United’ın Mali İşler Direktörü Frank Howard’ın, karısı Nancy Howard’ı öldürmesi için bir suikastçı tuttuğunu söylediği, fakat işin sonunda karısının suratına bizzat ateş ettiği ortaya çıkmıştı. Yaşanan olayın ardından Nancy Howard hayatta kalırken, Frank Howard ise Teksas’ta müebbet hapse çarptırılmış ve şirket resmen darmadağın olmuştu.
 
Kuveytli kamyonları hedef alan terör saldırılarını engellemek için Iraklı sürücüleri işe alan American United, Irak’ta kurduğu birçok şirketi 2008 yılında Sami el-Esadi isimli bir adamın yönetiminde bir araya getirerek Afaq’ı kurmuştu.
 
SAMİ EL-ESADİ: “ÖNEMSİZ BİR ADAMDI, HERKESİN KORKTUĞU BİRİ OLDU”
 
Sami el-Esadi, ABD’nin 2003 yılındaki işgalinin ardından bir Birleşmiş Milletler programında güvenlik görevlisi ve teknisyen olarak çalışıyordu. Kaynaklardan biri, Sami’yi “o zamanlar hiçbir şey olmayan, önemsiz bir adam” olarak tanımlıyordu, fakat Sami’nin birçok bağlantısı bulunuyordu. Aynı kaynak, “Irak’ta hareket etmek ve bu süreçte vurulmamak için kaynaklara ihtiyacınız var.” diye konuştu.
 
Umm Qasr bölgesinde, Sami’nin Mukteda es-Sadr’ın Mehdi Ordusu üyelerinden olduğuna ilişkin dedikodular dolanıyordu. 2008 yılında hükûmet güçlerine karşı kaybettikleri savaşın ardından dağılan Mehdi Ordusu, Irak’ın güneyinde faaliyet gösteren bir silahlı gruptu.
 
Sami’nin American United ile olan ilişkisi, 2009 yılı sonlarında, kendisinin güçlü bağlantılarının dikkatini çekmişti, ki bu bağlantılar arasında, Sami’nin uzak akrabası olduğu düşünülen eski İçişleri Bakan Vekili Adnan el-Esadi de bulunuyordu.
 
İçişleri Bakanlığı, Irak’ın polis ve sınır güvenliğini kontrol altında bulundururken, Nuri el-Maliki’nin yakın müttefiklerinden olan Adnan el-Esadi, Wikileaks’ten sızdırılan belgelere göre, “Maliki’nin düzensiz işlerini” yürütüyordu.
 
Sami, hükûmet tarafından desteklenen Irak’ın 1 numaralı iş adamı olan Essam el-Esadi ile de bağlantılıydı. Üç farklı kaynaktan doğrulanan bir başka bilgiye göre ise, Sami’nin bir diğer önemli bağlantısı, Irak’ın Özel Kuvvetler Generali ve Afaq yöneticilerinden birinin kayın pederi olan Abdül Gani el-Esadi’ydi.
 
Sami’nin özel güvenlik şirketi yöneticileriyle ve “ayak takımıyla” asla konuşmadığını belirten kaynaklar, kendisinin doğrudan şirket sahipleriyle muhatap olduğunu anlattı. Afaq’ın kurulduğu günlerde “ellerini kirlettiği” iddia edilen Sami hakkında konuşan kaynaklardan biri, “Onun için çalışan herkes, kendisinden korkardı.” diye konuştu.
 
DARBE: “AMERICAN UNITED, BİR CANAVAR YARATTI”
 
Umm Qasr’da iş yapan bir kaynak, 2010 yılı itibarıyla Sami’nin kontrolden çıktığını ve American United şirketinin “kırılgan bir hal aldığını” belirterek, “American United bir canavar yarattı.” dedi.
 
American United yönetimi Afaq’ı kurduğunda, hâlihazırda ABD teçhizatlarıyla dolu olduğu iddia edilen Umm Qasr tesisinin yönetimini de Sami’ye verdi. Sami’nin tesisin yönetimini kendi adına yürütmeye başladığını söyleyen kaynak, “American United yetkilileri, tesisin yönetim adını Afaq olarak belirlemediler.” diye konuştu. Bu durum ise Sami’ye olağanüstü bir nüfuz gücü sağladı.
 
Afaq’ın American United ile olan ilişkileri 2009 ve 2010 yıllarında günbegün kötüleşti. Sami’nin American United’ın müşterilerini çalmaya çalışmasına rağmen şirketin hâlâ Sami’ye ihtiyaç duymakta olduğunu söyleyen bir kaynak, “Ürünlerinizi taşımak istiyorsanız, bunu yapabilecek güce sahip tek kişi Sami’ydi.” diye konuştu.
 
Adnan el-Esadi’nin Haziran 2010’da Irak’ın İçişleri Bakan Vekili olmasının ardından Ağustos 2010’da American United’a karşı harekete geçen Sami, bazı kaynakların “darbe” olarak nitelendirdiği bir girişimde bulundu. Rakip kamyonların Umm Qasr’da ticaret yapmasını engelleyen Afaq, American United’ın ekipmanlarına el koyarak şirketi Umm Qasr’ı terk etmeye zorladı.
 
UMM QASR’IN KAYBEDİLİŞİ: ABD ORDUSUNUN YERİNE ÖZEL GÜVENLİK ŞİRKETLERİ GELDİ
 
Irak’tan çekilme planları yapmaya başlayan American United, yaklaşık bir yıl daha bölgedeki faaliyetlerini sürdürebildi. American United’ın sonu, Afaq’ın başlangıcı olacaktı.
 
Afaq’ın kontrolü ele geçirdikten sonra American United’ın pazarlama ürünlerinden birini kendilerine gönderdiğini söyleyen askerî kaynaklardan biri, “American United’ın Afaq’a dönüştüğünü ve bizimle iş yapabileceklerini söylediler.” diye konuştu.
 
Afaq, potansiyel müşterilerine, “Irak hükûmeti bütün sınırları kapatabilir ve Umm Qasr hariç tutulmak üzere bütün taşımacılık faaliyetlerini sonlandırabilir.” mesajını içeren bir uyarı mektubu gönderdi.
 
Konuyu değerlendiren müşterilerden “Ya doğruysa?” sorusunu yanıtlayan taşımacılık şirketi Maersk ile bir anlaşma yapan Sami, taşımacılık şirketi yönetmenin sandığı kadar kolay olmayacağını, bu anlaşmada hükûmet desteği bulamayınca anladı.
 
Afaq 2011 yılı sonlarına kadar bata çıka ilerlerken, Irak’taki askerî varlığını çekmeye başlayan ABD ordusu, sahadaki bütün hizmet anlaşmalarının bir bir iptal edilmesini talep etti.
 
O güne dek Sami’nin birçok düşman edinmiş olmasıyla ilgili konuşan eski bir American United çalışanı, “İnsanlar, başka birinin işini elinden alanları sevmezler.” yorumunda bulundu.
 
Afaq şirketi, Umm Qasr’daki tutanak noktalarını kaybetti; fakat Sami başka bir çıkar yol bulmuştu. ABD ordusu bölgeyi terk etmiş olsa da, bazı özel güvenlik şirketleri ABD ordusunun yerini doldurmaya başlamıştı. Sami de söz konusu anlaşmalarını, Sallyport Global Services gibi şirketlere kaydırdı.
 
TİKRİT: “SALLYPORT, AFAQ’LA ÇOKTAN YATAĞA GİRDİ BİLE”
 
Özel güvenlik şirketi Sallyport Global Services ile Afaq’ın birbirlerini Balad’da doğal ortaklar olarak görmeleri kimse için sürpriz olmadı, zira daha önceleri de birlikte iş yapmışlardı. İki şirket arasında yapılan ilk anlaşma, edinilebilen bilgilere göre 2012 yılına dayanıyordu.
 
Sallyport, Irak’ın Tikrit kentindeki Camp Speicher üssünde, bölgenin terör örgütü DEAŞ’ın kontrolüne geçtiği 2014 yılına dek, tıbbi destek ve güvenlik hizmetleri sunma kapsamında bir anlaşması bulunuyordu. Tikrit’in terör örgütü DEAŞ’ın kontrolüne geçtiği günden önce “Sallyport’un Afaq’la yatağa girmiş olduğu” birçok kaynak tarafından doğrulandı.
 
Sallyport’un eski yetkililerinden biri, “Afaq ve Sallyport, Tikrit’teki üssün yönetimi noktasında 2012 yılında bir kontrat imzalamıştı.” derken, söz konusu anlaşmanın 50/50 temeli üzerine inşa edildiğini ve Camp Speicher’den elde edilen kârın yarı yarıya bölüşüldüğünü anlattı.
 
RAKİP: “KONTRATIN KİME VERİLECEĞİNİ AFAQ BELİRLİYOR”
 
Balad üssünde ise, yapılan anlaşma çok daha karmaşıktı. Buradaki hikaye, birçok askeri üsde Afaq’la yaptığı anlaşmaların federal soruşturmalara konu olduğu iki farklı kaynakça doğrulanan SOS International (SOSi) şirketi ile başlıyor.
 
Balad üssüne ilişkin kontratı, SOSi’nin kazanması gerekiyordu. SOSi, Mayıs 2013 itibarıyla kontratın kendilerine ait olduğunu sanıyordu. Balad ve diğer bazı bölgelerde taşımacılık ve güvenlik desteği karşılığında 84 milyon dolar değerindeki bir yıllık anlaşmanın, 22 rakip firmanın alt edilmesiyle elde edildiğini duyurmuşlardı. Söz konusu kontrat Eylül 2013’te başladı.
 
Güvenlik işleri, belirlenen süre içerisinde tamamlanamayınca, SOSi firması çalışanları, 5 ay boyunca düzen kurmaya çalıştıkları Balad üssünün kontrolünü kaybetti. Söz konusu kontrat, üssün pistlerinin elden geçirilmesini kapsayan ve yenilenme şansı olmayan 79 milyon dolarlık bir kontrata düşürüldü.
 
Kontrolü, Sallyport Global Services ele aldı.
 
Balad üssünde SOSi için çalışan yetkililerden biri, “Sallyport’un, başka bir firmanın imzaladığı kontratın ardından kontrolü ele alması çok tuhaftı.” diye konuşurken, Sallyport yetkilileri ise, SOSi’nin söz konusu kontratı “performans yetersizliğinden kaybettiğini” söyleyip, “Sallyport, SOSi’nin temel yaşam desteğini sağlama noktasındaki eksikliğinden dolayı Balad kontratıyla ödüllendirildi.” diye konuştu.
 
Dört farklı kaynak ise, Afaq firmasının söz konusu kontratın hangi şirkete verileceği üzerinde etkisi olduğunu doğruladı.
 
Balad üssünün eski yetkililerinden biri, “Afaq bazı taleplerde bulundu.” derken, SOSi’nin bu talepleri kabul etmediğini, Afaq’ın bu talepleri elde etme noktasında ısrarcı olması üzerine SOSi’nin kendilerine “bu hizmetleri sağlamayı” reddettiğini anlattı.
 
Caliburn firmasının dokümanlarına göre, Şubat 2013’te Sallyport ile Afaq arasında “gelecekte yapılacak iş birlikleri, iş paylaşımları ve belirlenmiş bazı Irak askerî hava üslerinden elde edilecek net kâr paylaşımlarının nasıl düzenleneceğine” ilişkin bir protokol imzalanmıştı.
 
DAVA: SALLYPORT İLE AFAQ IRAK MAHKEMELERİNDE
 
Umm Qasr’dan bir kaynak, Sami’nin “her zaman daha fazla para isteyen biri” olduğunu anlatırken, Sallyport’un Afaq’la olan ortaklığı da zaten çok sürmedi.
 
Sallyport’un Afaq’la müzakerelerini sürdürdüğü dönemde, Nuri el-Maliki Irak’taki en güçlü adamlardan biriydi. Terör örgütü DEAŞ’ın Irak’ın büyük bölümünde kontrolü ele geçirmesinin ardından, Eylül 2014’te, Nuri el-Maliki hükûmeti sona erdi. Bunun ardından, Maliki’nin ve ailesinin arkasında bulunduğu bütün işler, Afaq da dahil, sekteye uğradı.
 
Nuri el-Maliki’nin oğlu Ahmed’in Afaq’ın yönetimine yardımcı olduğunu anlatan kaynaklardan biri, “DEAŞ saldırılarının ardından Maliki çöktü, oğlu Ahmed’in de ilişkileri koptu. Sallyport kendilerini reddetti, çünkü onlara ihtiyaç duymuyordu.” diye konuştu.
 
Nuri el-Maliki’nin başbakanlığı kaybetmesinin ardından Afaq ile Sallyport arasındaki anlaşma yaklaşık iki yıl daha sürdü, fakat Sallyport 2016 yılında Afaq’a ödeme yapmayı durdurdu. İki şirket arasındaki ayrılığa ilişkin bilgis sahibi olan kaynaklardan biri, “Sallyport, Afaq’a defolup gitmesini, kendilerini ilgilendiren bir şey olmadığını ve gidip dertlerini mahkemede anlatabileceklerini söyledi.” diye konuştu.
 
Afaq, Ağustos 2016 Sallyport şirketini Irak mahkemelerine şikayet etti. İlki 70 milyon dolarlık, ikincisi 90 milyon dolarlık olan davaların ikisini de kaybeden Afaq, pes etmedi. Irak’taki bir temyiz mahkemesi, Sallyport’un Afaq’a 56 milyon dolar borçlu olduğuna hükmetti.
 
Fakat Sallyport’un da bu kararı temyize götürerek kazanması sonucunda Afaq parasını alamamış oldu.
 
ESKİ DOSTLAR: SOSi ve AFAQ
 
Balad üssünü kaybetmek, Afaq’ı yok etmeye yetmedi.
 
Bugün hâlâ SOSi ile iş yapmaya devam eden Afaq, bunu alt kuruluşu olan Shahed el-Şark üzerinden yürütüyor. Söz konusu ortaklığın iki farklı Irak üssünde yürütülmekte olduğunu belirten kaynaklar, bu üslerin birinin Bağdat kırsalındaki Camp Taji olduğunu, diğerinin ise Besmaya olduğunu söyledi.
 
Besmaya üssüne ilişkin anlaşmanın detaylarına hakim olmadıklarını açıklayan kaynaklar, Taji üssünde kontrolün Afaq’ta olduğunu anlatarak “SOSi çalışanlarını kovmaya yetkileri bulunuyor.” diye konuştu. Üç farklı kaynağın doğruladığı bilgiye göre ise, Taji’den elde edilen gelirlerin yüzde 50-50 bölüşüldüğü öğrenildi.
 
SORUŞTURMA: “IRAK’TA İŞ YAPABİLMEK İÇİN RÜŞVET VERİLDİ”
 
Sallyport’un final maçı ise farklı oldu. Balad üssündeki kontrolü ellerinde tutarak federal soruşturması savuşturmaya çalıştılar. Gönüllü olarak ABD Adalet Bakanlığına “yolsuzluk yapılmış olabileceğini ilişkin potansiyel ihlallere” ilişkin başvuruda bulunarak, Sallyport çalışanlarının Afaq’ın Irak hükûmetine verdiği iddia edilen rüşvetlerin şirkete maddî/manevî bir getirisi olmadığını, çalışanlarının bu rüşvetlerden haberdar olmadığını anlattı.
 
Fakat Sallyport’un Afaq’ın Irak’ta açtığı davaları kazanmış olması, Sallyport çalışanlarının bazı şeyleri bildiklerine ilişkin soru işaretlerini ortaya çıkardı.
 
Caliburn dokümanlarından edinilen bilgilere göre, Bağdat Temyiz Mahkemesi, Afaq’ın “ifadelerini destekleyecek yasal belgeleri mahkemeye sunmaktaki başarısızlığına” ilişkin iddiasını reddetti. Diğer bir deyişle, mahkeme, Afaq’ın Balad üssünde “ciddi işler yaptığını” kanıtlayamadığına hükmetti.
 
Irak mahkemesinin bu kararı, “Afaq eğer gerçekten iş yapmıyorsa, Sallyport şirketi neden yıllarca kendisine büyük bir kâr sağlayan bir şirketle olan ilişiğini kesmeye çalışsın?” sorusunu akıllara getirdi.
 
Savaş bölgelerindeki yolsuzlukları ve gelişmeleri takip eden ve kâr amacı gütmeyen Coalition for Integrity’nin yöneticisi Shruti Shah, Sallyport ile Afaq arasındaki anlaşmayla ilgili olarak, “Bu noktada birçok olumsuz bulgu var. Eğer Afaq çalışmıyor olsa, kendisiyle iyi bir iş anlaşması yapmış olmak çok mantıksız olurdu.” dedi.
 
The Daily Beast’in görüştüğü özel güvenlik şirketi çalışanlarının tamamı “Irak’ta iş yapabilmek için rüşvet verildiğini” söylerken, kaynaklardan biri, “Asıl mesele, iş yapan kişilerin alçaklıkları değil; ABD hükûmetinin bu kötü uygulamaları kabul ediyor oluşudur.” diye konuştu.
 
Özel güvenlik şirketlerinin çalışanları, ABD ordusu söz konusu yolsuzlukları kabul etse de etmese de, Adalet Bakanlığının Sallyport şirketini cezalandıracağından şüphe duyduklarını açıkladı. Sallyport’un eski yetkililerinden biri, konuyla ilgili olarak, “FBI, incelemesini başlatmak için olayların üzerinden biraz vakit geçmesini bekliyor.” dedi.
 
YANSIMA: “GERÇEK BİR DERİN DEVLET”
 
Söz konusu yolsuzlukların ciddi sonuçları oldu. Afaq hikayesinin ortaya çıkartılmasının ardından The Daily Beast’e açıklama yapan eski bir üst düzey yetkili, “Irak’ta gücü kuşatmanın ve ele geçirmenin bir formülü vardır; askerî komutanın kesin kontrolü, istihbarat servislerinin tam kontrolü ve finansal hakimiyet.” diye konuştu.
 
ABD hükûmetinin, ABD askerî endüstrisinin ve gizli kapaklı ödemelerin Nuri el-Maliki’ye gerçek bir derin devlet inşa edecek parayı sağladığını yazan The Daily Beast, Maliki’nin bu paralarla İran destekli ölüm timlerini fonladığını ve ülkesini şiddet içindeki sonsuz bir savaşa soktuğunu kaleme aldı.
 
Söz konusu yetkili, Nuri el-Maliki’nin bu yolsuzluklarının, terör örgütü DEAŞ’ın yükselişinde doğrudan desteği olduğunu söyleyerek sözlerini tamamladı.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

Silivri’de park halindeki bir otomobil henüz belirlenemeyen bir nedenle yandı. Alev alev yanan otomo

Silivri’de park halindeki otomobil böyle yandı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Kim Milyoner Olmak İster'e damga vuran Elvis Presley sorusu

Hülya Avşar: Benim fotoğraflarımda photoshop yok

Maksat Yarışmak Olsun - 22 Mart 2019

Ataman ile Devr-i Alem - San Miguel - Meksika - 31 Aralık 2018

Diyet Günlüğü - Yaşlılarda beslenme - 27 Şubat 2019