• $7,8256
  • €9,4681
  • 455.386
  • 1325.29
25 Nisan 2020 Cumartesi 08:01 | Son Güncelleme:

Ülkesini sevmek de nasip işi…

Ülkesini sevmek de nasip işi…
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Garip zamanlardan geçiyoruz. Hayal bile edemeyeceğimiz şeyler yaşıyoruz aylardır. Covid-19 hayatımızdaki bütün dengeleri değiştirdi, bütün kuralları, kabulleri ters yüz etti. Bundan sonra önümüze konulacak ütopyalara gülüp geçebiliriz. Artık hiçbir bilim-kurgu filmi inandırıcı gelmez bize.

Kendini dünyanın merkezi zanneden Avrupa ve ABD’nin düştüğü acziyet, bir anda tüm dünya insanlarını evlerinde adeta zorunlu ev hapsine mecbur bırakan ölüm korkusu, yaşlı vatandaşlarını ölüme terk edebilecek kadar vicdan yoksunu devlet yöneticileri, ülkelerdeki ölü sayıları üzerinden bahse girecek kadar alçaklaşabilenler, düne kadar İslamofobi’yi körükleyen Avrupa ülkelerinde yükselen ezan sesleri ancak gerçeküstü bir senaryoda karşımıza çıkabileceğini zannettiğimiz şeylerdi. Ama hepsi gözümüzün önünde olup bitti.Türkiye’de ise hem çok şey değişti, hem her şey aynı kaldı. Gündelik hayata dair alışkanlıklarımızı, geleneklerimizi, yaşam tarzımızı ‘can’ havliyle bir kenara bırakıverdik sözgelimi. Demek ki bizim için vazgeçilmez hiçbir şey yokmuş. Sıkı sıkıya bağlı olduğumuz en katı ‘elalem’ tabusu bile kapımızın önünden geçmiyor artık. Hep şikâyet ettiğimiz insanların mesafesizliği, görgü kurallarını hiçe sayarak bilhassa toplu taşıma araçlarında kişisel alanı işgal etme densizlikleri en aza indi. Çoktandır unuttuğumuz nezaket kuralları mecburiyet halini aldı. Birbirimizi daha çok korur, kollar olduk. Belki şimdiye dek hiç selamlaşmadığımız yaşlı komşularımızın kapısını çaldık ilk kez, bir ihtiyacı var mıdır diye. İşsiz kalan mahalleli için seferber olduk. Sosyal devlet bütün kuşatıcılığı ile salgından en çok etkilenebilecek kesimleri hızlıca güvenli alanlarda ‘evlerde’ korumaya aldı. İçişleri Bakanlığı’nca oluşturulan Vefa Sosyal Destek grupları sahaya çıktığında dünyanın hiçbir yerinde göremediğimiz manzaralar yaşandı. Kuzuları aç kalan bir teyzeye giden yardım, tarlası bir asker tarafından sürülen amcanın şükrü, ihtiyaçlarını karşılamak üzere devletin gönderdiği kişi karşısında tüm mahcubiyetiyle ricalarda bulunan bey amcanın naif hali hafızalarımıza kazındı.

MAHRUM KALDIKÇA KIYMETLENDİ HAYAT

Kendimizi zorunlu karantinaya alırken sosyal hayatımızı renklendiren ne varsa feragat etmek zorunda kaldık. Çocuklarımızla her haftasonu tutkuyla gittiğimiz avmlerle aramıza mesafe koyduk. Sinemaya, tiyatroya veda ettik, maç heyecanımızı erteledik, arkadaşlarla şöyle bir sahilde dolaşıp gelmekten sakınır olduk. Bebek görmeye gidecektik, ‘aman ha’ dedik, sonra! Anne ve babamıza ilk kez bu kadar uzaktan baktık içimiz yana yana. Bize en ağır gelen de acımızı, sevincimizi bir arada yaşamaktan, birbirimize sarılıp teselli etmekten, neşeyle kucaklaşmaktan, birlikte yaparak mutlu olduğumuz ibadetlerden, Ramazan’ın neşesini yaşatan birçok gelenekten mahrum kalmak değil mi zaten? Sevdiklerimizi son yolculuğuna uğurlarken tüm yakınlarımızın acımızı bölüşmesi ne büyük nimetmiş, mutlu bir haberin sevinciyle ‘hayırlı olsun’ demek için yaptığımız ziyaretler nasıl da değerliymiş… Ramazan sofrasında nicedir görmediğimiz dostları buluşturmak, çocuklarımızla sahurun ardından bir cami avlusundan gökyüzüne dualar uçurmak nasıl da paha biçilmezmiş. Küçücük bir camide alınterinin kokusu sinen saflarda teravih için saf tutmanın lezzeti hiçbir şeyde bulunmazmış…

Gerçekten insan mahrum kalmadıkça sahip olduklarının kıymetini bilmiyor. Yitirdikçe fark ediyoruz ve fark ettikçe kendimize geliyoruz. Korona bizi belki de böylece terbiye ediyor. Tabi iflah olmuyor yine de bazılarımız… Milletçe salgının başından beri gösterdiğimiz dirayet, gayret ve diğergamlık göğsümüzü kabartırken hâlâ siyasi hesaplarla ve komplekslerle hareket edebilenler, birlik ve dirlik ortamını sabote etmeye çalışanlar da var ne yazık ki. Ülkesini sevmek de bir nasip; Rabbim kimseyi böyle nasipsiz bırakmasın. 

<p>Editör: Duygu Gecü Yüzseven / <a href='mailto:duygu.gecu@turkmedya.com.tr'>duygu.gecu@turkmedya.c

Altın almak için doğru zaman mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Konserve kutusundan mangal yaptı

Azerbaycanlılar, 28 yıl Ermenistan'ın esaretinde kalan Laçın bölgesinin işgalden kurtarılmasını kutluyor