• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
26 Aralık 2020 Cumartesi 07:00 | Son Güncelleme:

Suriyeliler entegrasyon için çaba harcamalı

Suriyeliler entegrasyon için çaba harcamalı
- GÜLCAN TEZCAN / gulcantezcann@gmail.com

Bir dili öğrenmek için kültürü de öğreneceksin. Trabzon'a da gideceksin, Hatay'a da gideceksin, oraları bileceksin. Fikirleri bileceksin ki dili öğrenebilesin. Savaş sonrası Türkiye'ye gelen Suriyeliler buna hakim değiller. Savaş sonrası Türkiye'ye gelen Suriyeliler genelde akrabalarıyla, tanıdıklarıyla bir arada oturuyorlar. Hem iş hem sosyal ilişkiler anlamında kendi içlerine kapanıyorlar. o zaman da dil öğrenme konusunda zorlanıyorlar.

"Türkiye’deki Suriyeliler buraya adapte olmak zorundalar. Çünkü global bir yerdesin. Bu anlamda ben çok yanlışlarını görüyorum. Tabi bu, kültür farkından da kaynaklanıyor." diyen Suriyeli iş adamı Alaeddin Zarzour Türklerin de önyargılarından kurtulup farklı bir bakış açısı kazanması gerektiğine dikkat çekiyor. 2003 yılında üniversite eğitimi için İstanbul'a gelip burada ticaret hayatına atılan Zarzour ile Türkiye'ye adapte sürecini ve Suriyeliler ile ilgili önyargıları konuştuk.

Türkiye'de çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren bir iş adamısınız. Sizi tanıyabilir miyiz biraz?

Adım Alaeddin Zarzour. Suriye doğumluyum. 2003 senesinde üniversite eğitimi için Türkiye'ye geldim. Ama ailem köken olarak Türkiyeliydi zaten.

Nereden gitmiştiniz Suriye'ye?

Aslında Mardinliyiz. Bu sınırdan sonra Suriye'ye gittik. 2004 senesinde İstanbul Üniversitesi'nde Çevre Mühendisliği bölümüne başladım. Ama devam edemedim dilden dolayı. Eğitim Türkçe'ydi. Ben de o zamanlar daha yeni gelmiştim Türkiye'ye. Türkçem çok iyi değildi. Sonra tekrar sınava girdim, Elektrik Elektronik Mühendisliği okudum. 2012'de okul bitti. Ama okurken bir yandan da çalışıyordum.

Ailenizin geri kalanı Suriye'de miydi?

Evet, herkes Suriye'deydi. 2011 senesinde başlayan savaştan dolayı 2013'te gelmeye başladılar akrabalarım. Anne tarafım zaten Ceylanpınar sınırının Suriye tarafında oturuyorlardı. Savaş başlayınca Türkiye geldiler. Baba tarafım Şam'da yaşıyordu onlardan kimse gelmedi.

Peki siz Türkiye'de iş hayatına nasıl atıldınız?

2012 yılında okul bitti, işe başladım. Okula devam ederken de çalışıyordum. Fabrikalarda çalıştım, tercümanlık yaptım. Değişik sektörlerde yabancı müşteri temsilcisi olarak çalıştım. Plastik sektörü, inşaat sektörü ama genelde inşaat sektöründe iş yaptım. Savaş başlayınca ihracat azaldı. Biz de Türkiye'de kendi işimizi yapmak zorunda kaldık. Sağlıktan başladık, sağlık derken diş hastanesi kurdum. İnşaatından başlayarak a'dan z'ye kendim yaptım.

Öğrencilik yıllarınızda dil sorunu yaşadığınızı söylemiştiniz. İş hayatında zorluklar yaşadınız mı?

Üniversite döneminde başlangıçta biraz sıkıntı çekmiştim dil konusunda. Çünkü o zaman benim okuduğum İstanbul Üniversitesi Avcılar kampüsünde üç tane Suriyeli öğrenci vardı. Benim bütün arkadaşlarım Türk'tü, kaldığım evlerde Türk arkadaşlarım vardı, yurtta kaldım, Türkler ile beraberdim. Böyle olunca da dile ve kültüre daha hızlı adapte oldum. Savaş sonrası Türkiye'ye gelen Suriyeliler genelde akrabalarıyla, tanıdıklarıyla birarada oturuyorlar. Hem iş hem sosyal ilişkiler anlamdında kendi içlerine kapanıyorlar. o zaman da dil öğrenme konusunda zorlanıyorlar. İş konusunda da biz eskiden Suriyeli'ye ya da Araplara yönelik bir iş yapamazdık. Çünkü o zaman Türkiye'de Arap ve Suriyeli yoktu ben nereden Suriyeli ya da Arap bulup da onlara ürün satacağım? Dolayısıyla iş hayatımda da hep Türklerle çalıştım. Şimdi ise Suriyeli ve Araplar daha çok olduğu için birbirleriyle iletişim halindeler, kendi içlerine kapalılar her konuda. Türkiye'deler ama Türklerle ilişki kurmakta zorlanıyorlar. Bir dili öğrenmek için kültürü de öğreneceksin. Trabzon'a da gideceksin, Hatay'a da gideceksin, oraları bileceksin. Fikirleri bileceksin ki dili öğrenebilesin. Savaş sonrası Türkiye'ye gelen Suriyeliler buna hakim değiller.

Mesela anneannem Suriye savaşından önce Türkçe'yi daha iyi biliyorlardı.

Suriye'de Türk dizisi izliyorlardı. Azıcık öğreniyorlardı. Şimdi gelenler buna gerek duymuyorlar.

Yaptığınız işlere dönersek, diş hastaneleriyle başladığınızı söylemiştiniz...

Evet, diş hastaneleriyle başladım. Dört tane diş hastanemiz vardı, devrettim bir kısmını. Sonra optik dükkanları açtım. İhracatla da ilgilendim. Arabistan, Mısır, Irak, Filistin, Libya'yla çalıştık. Bütün bunlar şimdi devam ediyor. Otomotiv, turizm ve medya sektöründe de çalışmalarımız var.

Toplamda kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz tüm bu alanlarda?

2019 senesinde 150 kişi vardı. Tabi ben Türklere hizmet verdiğim için Türk vatandaşı istihdam ediyorum. Ben burada yetiştim ve Türkiye'ye adapte oldum. Bu yüzden iş hayatı anlamında da Türklerle çalışmak benim açımdan daha verimli.

Bugün Suriyeliler ile ilgili olumsuz bir bakış var, siyasiler de bunu körüklüyor. Sizin Türkiye'ye geldiğiniz yıllarda da Suriyelilere karşı bir ön yargı var mıydı?

Vardı ama bu kadar yoğun değildi. Suriyeli değil ama Arap olduğum için önyargılarla karşılaşıyordum. Suriye’deyken Türkiye’nin sınır ülkesini, 9 tane, ben sayabilirdim. Suriye’ninkini de sayabilirdim. Tamam mı? Türkiye’ye geldim, Suriye’nin nerede olduğunu bilmeyenler vardı. İranlıyla Arap arasındaki farkı da bilmiyordu insanlar. Türkiye tümüyle farklı bir ülke. Ben çok ülke gezdim, ama Türkler 2003-2005 yıllarına kadar çok dışa kapalılardı, İngilizce bilen çok azdı, ülkeyi gezebilen çok azdı. Üstüne bir gecede bir milyon Suriyeli geldi bir gecede. Bunların yüzde 70'i Suriye sınırına yakın olan kişiler. Zengin Suriyeliler Dubai, Arabistan, Katar’a gitmiş. Bir tık daha zengin olanlar Avrupa’ya yönelmiş. Bir tık daha zengin olanlar İstanbul’un, Türkiye’nin lüks yerlerine yerleşti ve göze batmıyor. Bunların dışındakiler zaten ülkenin fakirleri, imkânları olmayanları. Suriye'den gelen gençleri eleştiriyorlar. Memleket yıkıldı savaşta, kuzenlerimden bazılarının kardeşi öldü, ağabeyi öldü. Yolda yürürken bomba isabet etti, annesini aldılar falan. Şimdi bu, buraya geldi. Parası yok. Adam çalıştırıyor 20-30 genç 14-18 yaşlarında. Evi bodrumda, vallahi sıvasız. Gözümle gördüm, tuvalete girmek için kavga ediyorlar. Ne sigortaları var, ne güvenceleri. E, bunlar genç. Denize gider, avm'ye gider 14 yaşında, 15 yaşında. Anası, babası başında olan çocukları aileler zapt edemiyor. Bu çocuklara kim kural koyacak? Böyle de bir durum var ortada. Bütün bunlar sıkıntı.

Peki Türkiye'de bir hayat kurmak isteyen Suriyeli gençlere ne tavsiye edersiniz bu tecrübeyi yaşamış bir ağabeyleri olarak?

Bir kere bir insan nereli olursa olsun hayatta ne yapacağını bilmeli. Bir hedefi olmalı. Bir şeye adapte olmalı ve sabretmeli. Ben 2003 senesinde geldim, 2013 senesinde müstakil bir eve çıkabildim. 10 sene. Çok çalıştım ve girdiğim her işte o işi sahiplendim. İşini sahiplenmen lazım. Böylece Allah bunu görür ve seni ileride mükafatlandırır. Allah kimsenin emeğini zayi etmez. Ben kendi hayatımda bunu bire bir yaşadım. Türkiye’deki Suriyeliler adapte olmaya çalışmak zorundalar. Çünkü global bir yerdesin. Bu anlamda ben çok yanlışlarını görüyorum, benim hemşehrilerim, kardeşlerim ama ben görüyorum ve söylüyorum. Tabi bu kültür farkından da kaynaklanıyor.

Türklerin de önyargılarından kurtulup farklı bir bakış açısı kazanması lâzım. Yanlış davranışlar yüzünden genellemeler yapmak ve o yanlışı bir millete mâl etmek de doğru değil. Sonuçta insanlar gündelik hayatta aynı kültürden, aynı inançtan, aynı memleket ve aynı yaşam tarzından tanıdıkları, komşuları, iş arkadaşları ile de iletişim sorunları yaşıyorlar. 'Suriyeli' olunca buna fazladan tepki göstermek ne kadar doğru, bilemiyorum.   

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray... Beşiktaş'ta yüzler gülüyor