HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,6027
  • 6,4513
  • 219.91
  • 98.991
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Psikolog kadınlar ne ister?

Aşk ve bağlanma hakkındaki hikâyelerini anlatan, bu meseleyi sorgulayan 40 kadın... Hepsinin dikkat çekici ortak bir özelliği var; psikolog olmaları... Psikologların ‘dertlerinden’ ders çıkarmaksa size kalmış... ‘Kadın Gözüyle Aşk’ adlı kitapta toplanan hikâyelerden çıkan bir sonuç; “Aşkı kadınlar yaşıyor, erkekler adına aşk dedikleri bir denizde taş sektiriyorlar.”

x

EYÜP TATLIPINAR
eyup.tatlipinar@aksam.com.tr

O ‘ilk buluşmanın’ sayfalarca anlatıldığı, gelinlik hakkında dünyanın en güzel cümlelerinin kurulduğu, ilk akşam yemeğinin tüm ayrıntılarına kadar tasvir edildiği, bir rastlaşma anındaki duygu değişimlerinin büyük bir hassasiyetle aktarıldığı hikâyeleri okuyunca, “Vay be, ben de aşkı yaşadığımızı sanıyordum” demekten kendini alamamış Tarık Solmuş; çiftlere terapi hizmeti verme konusunda deneyimli bir psikolog olmasına rağmen… 
Solmuş’un editörlüğünde hazırlanan ‘Kadın Gözüyle Aşk’ adlı kitaptan bahsediyoruz. Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan kitapta 40 kadının aşk ve bağlanma hakkındaki öyküleri yer alıyor. Kadınların ortak özelliği, hepsinin psikolog olması. Kimi kurmaca bir hikâye anlatırken, kimi başrolünde kendisinin bulunduğu aşk ‘macerasını’ kaleme almış. 
İşin içine psikologlar girince durum dikkat çekici bir hal alıyor elbette. Aşkın tanımını nasıl yapıyorlar? Aşk konusundaki problemlerle daha kolay mı başa çıkıyorlar? Erkekler hakkında ne düşünüyorlar? Erkeklerden ne istiyorlar? Kitabın editörü Tarık Solmuş ile hikâyelerini anlatan 40 yazardan, Kamer Figen Ürgüplü’ye, Börte Özdemir’e, Melda Yakupoğlu’na, Emel Yorgancıgil’e ve Seren Torun’a sorduk… 

- Neden erkek değil de kadın psikologlarla hazırladınız çalışmanızı? 
Kadınların duygu dünyalarının genişliği ve yaşadıklarıyla yüzleşmekten kaçınmamaları nedeniyle. Bir kadına, “Hayatınızdaki kişiyle nasıl tanıştığınızdan ve neler yaşadığınızdan bahseder misiniz?” diye sorduğunuzda buna saatlerce cevap verebiliyor. Erkekleri aşk ve bağlanma konusunda yazmak için ikna etmek bile güç. Hadi diyelim ikna ettiniz; ne yazabilir ki? Üç satır renksiz yazı… Hayatı anlamayı, keşfetmeyi değil de, eşlerini hafta sonu AVM’ye götürmeyi bir erkeklik görevi olarak görüyorlar. 

- Neden böyle? 
Pek çok kişisel ya da kültürel nedeni olabilir. Kadınlarda beynin duygularla ilgili bölümü olan sağ hemisferin erkeklerde ise matematiksel aritmetik düşünmeyi sağlayan sol hemisferin daha gelişmiş olması bile başlı başına bir neden. 

AŞKI KADINLAR YAŞAR  

- Aşkın tanımı psikologlar, kadınlar ve erkekler için değişiyor mu? 
Kısaca belirtmem gerekirse aşk aslında insanın yaşam boyu süren bağlanma ihtiyacının yetişkinlikteki adıdır, yansımadır. Aşkın bizim mesleğimizdeki adı romantik bağlanmadır. Ne dini, dili, ırkı değişir ne de eğitim düzeyi ya da cinsiyeti... Bağlanma yaşamın özüdür ve mimarisidir. Ancak şunu söyleyebilirim ki; aşkı kadınlar yaşıyor, erkekler adına aşk dedikleri bir denizde taş sektiriyorlar. Mesela bir erkeğin aşkı 3 günde toz duman olabiliyor. Duyduğu ilk “Hayır”da pes edebiliyor. Bir erkek ilişkide karşılaştığı ilk sorunda her şeyi geride bırakıp hiç ilişkiye sahip çıkmadan, koşullar düzelsin diye çabalamadan ortadan kaybolabiliyor. 

- Bu durumun nedenini sorsak… 
Benzer bir örnek:
Terapiye bir çift olarak gelseler bile erkek zamanla gelmemeye başlıyor... Bunların nedeni gayet açık. Bu ülkede doğmuş büyümüş olan her erkek     toplum tarafından en temel iki dersle büyütülüyor. Biri her ne olursa olsun çözüm üretmek diğeri de güçlü olmak. İşte bir erkek örneğin ikinci seansta kendisiyle yüzleşmeye başladığı anda, bu yüzleşme ona kendisini güçsüz hissettirdiği için geri çekiliyor. Karşılaştığı problemler de aynı hissi tetikleyebiliyor. 

ERKEKLER ANLAMIYOR

Melda Yakupoğlu: Erkeklerin aşk konusunda anlamadığı en önemli şey, kadınların ilişki esnasında daha çok duygusallık ve ilgi beklemeleri. Anlamadıkları için bu isteğe yanıt da veremiyorlar. 
Emel Yorgancıgil: Erkekler bir kadının âşık olduğunda başka hiçbir şeyi düşünmeden bütün dünyayı karşılarına alıp aşklarının peşinden nasıl bir güçle gidebileceklerini anlamıyorlar. Aynı zamanda da bu aşkın garanti görülmemesi gerektiğini; başladığı gibi bir gün çok net, geri dönüşü asla olmayacak bir şekilde bitebileceğini de anlamıyorlar. Bu yüzden kadınlar aşkları için ellerinden geleni yaparken, erkekler onların ‘garanti’ ve ‘elinin altında’ olacağına inanıyorlar; gittiğindeyse kadını ‘güvenilmez’ olarak tanımlayabiliyorlar.

KADIN RUHUNDAN ANLAYAN ERKEKLER 

Börte Özdemir: Kadın ruhundan anlayan erkekler ve erkek yazarlar tabii ki mevcut. Erkekler ve kadınlar arasında belirli farklar olabilir ancak makro düzeyde bu farkların bulunmadığına inanıyorum. ‘Kadın ruhundan anlamayan erkek’ işin biraz bahanesi gibi görünüyor. Mühim olan anlamayı istemek, gerisi teferruat. Yazarlardan özellikle Kürşat Başar’ın bu konuda gayet başarılı olduğunu düşünmekteyim. Hem dinliyor, hem duyuyor, hem de anlıyor. 
Seren Torun: Kadın ruhundan anlayan erkek yazarlar kesinlikle var. Ben mesela Murathan Mungan’ın ‘Yüksek Topuklar’ını okuduğumda bir erkeğin kadın dünyasını nasıl böyle anlatabildiğine şaşırıp kalmıştım. Bu erkek yazarların genelde entelektüel ve feminen özellikleri baskın bence. 

PSİKOLOG ÂŞIK OLUNCA  

Emel Yorgancıgil: İşleri bazen daha da karmaşık hale getirebiliyor. Neler olacağını öngörüp yine de insanın kendisine bile müdahale edememesi tuhaf bir çaresizlikle karışık “Ben biliyordum” duygusu yaşatıyor. Bir de ilişki sırasında yaşanan basit kavgalarda, tartışmalarda bile karşı taraftan “Bana psikologluk taslama!” tepkisi alınabiliyor.
Börte Özdemir: Eski erkek arkadaşım da psikologdu. 4 buçuk yıl sürdü ilişkimiz. Bir sorun olduğunda çözmek kolay oluyordu. Psikolog olmanın avantajı var ama o da bir yere kadar. Ne olduğunu anlatmayayım, herhangi bir olaydan kaynaklanabilir; eğer çözüm uzun sürüyorsa yıpranıyorsunuz ve psikologluğunuz bir işe yaramıyor. Başka psikolog arkadaşlarımızdan da destek aldık ama daha fazla sürdüremedik sonuçta. 

ASLA İSTEMEM… MUTLAKA İSTERİM… 

Melda Yakupoğlu: Aldatılmayı ve daha çok da yalanı istemem; ilişkinin bitme nedenidir. Kaldıramam. Güven ve sadakat olmadan olmaz… 
Börte Özdemir: Madalyonun iki yüzü gibi aslında; mutlaka istediğim şey saygı, istemediğim şey saygısızlık. Aldatılma da istemediklerim arasındadır tabii ama bu kişiden kişiye göre değişen bir şey. Benim aldatma tanımımda işin duygusal boyutu öne çıkıyor. Bu da yalan söylemeyle ilgili. Mesela cinsel ilişkinin varlığından daha önemlisi bu konuda yalan söylenmesi. İlişkiyi affedebilirsin ama yalan affedilmez. Her zaman şüphe duymana yol açar. 

ERKEKLERİ ANLAMAK ZOR 

Seren Torun: Kadın olarak erkeklerde en anlamadığım ve şaşırdığım durum ilişkide yolunda gitmeyen şeyler olduğunda nasıl endişesiz, sakin göründükleri… Bunu başarmak bana çok zor gelir. Erkeklerse çok sabırlılar.
Börte Özdemir: Erkeklerin en çok es geçtikleri şey kadınların anlatma çabasının fazlalığı, kadınların anlam veremediği şeyse erkeklerin bu konuda kendilerini dinlememeyi seçmeleri. İlişkinin koptuğu nokta burası oluyor genellikle.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
,
İstanbul´da ani gelişen olaylara müdahale edebilmesi için yaklaşık 16 bin polis ve bekçiye komando e

Görüntüler İstanbul´dan: 16 bin kişiye komando eğitimi verildi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Yerli helikopter motoru TS1400'ün detayları belli oldu

Nvidia "Ay'a çıkılmadı" teorisine son noktayı koydu

En Çok Okunanlar