• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
05 Eylül 2020 Cumartesi 08:01 | Son Güncelleme:

Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu: Kovid-19 aşısı belli oranda koruyucu olacak

Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu: Kovid-19 aşısı belli oranda koruyucu olacak
- MERVE YILMAZ ORUÇ / merve.oruc@aksam.com.tr

Mevsimsel değişimle beraber hayatımıza girecek olan virüslere karşı bazı kesimlerin grip ve zatürre aşısı yaptırmaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, 2021'de Kovid-19 aşısının da piyasada olacağını söylüyor: “Herkes Kovid-19 aşısı olursa salgının etkinliği azalacak. Ancak her aşıyı yaptıran veya her hastalığı geçiren tam manasıyla bağışıklık kazanacak diyemeyiz. Aşı belli oranda koruyacak.”

Kovid-19’un etkisi bütün dünyada devam ediyor. Vaka sayılarında ilk günlere göre kısmen azalmalar olsa da her gün bin beş yüz kişinin Koronavirüs’e yakalandığı açıklanıyor. Sonbaharın gelmesiyle vaka sayılarının artacağından endişe eden uzmanlar, vatandaşları grip ve soğuk algınlığına karşı uyarıyor. Bu hastalıkların Koronavirüs ile karıştırılabileceği için hastanelerde yoğunluk olabileceği konusunu gündeme getiren yetkililer, belli kesimlerin grip ve zatürre aşısı yaptırmaları gerektiğini vurguluyor. Bu aşılar Koronavirüs’ün etkisini kırmayacaktır ancak insanların hastanelerde yoğunluk oluşturmalarını ve hastanelere gelip virüs kapmalarını engelleyecektir. Peki bu aşıları kimler yaptırmalı? Akıllardaki diğer soru ise Kovid-19 aşısı ile ilgili. Yılbaşı itibariyle Kovid-19 aşısının bulunacağı konuşulsa da bu konuya tedbirli yaklaşan vatandaşlar var. Son yıllarda ülkemizde artan aşı karşıtlığı düşünülürse aşı yaptırmak istemeyen bir kesim ile karşı karşıya kalınacak. Aşı yaptırmak istemeyenler olur ise bu salgın nasıl son son bulacak? Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu ile aklımıza takılanları konuştuk.

AŞI ŞUBAT AYINA YETİŞİR 

Sonbahar ve kışın gelmesiyle beraber şu anki rakamlar göz önüne alındığında salgının beklentilerin üstünde olacağını düşünen Prof. Akkoyunlu, “Sosyal mesafeye, hijyene ve izolasyona dikkat edersek bireysel bir kurtuluş olabilir. Toplumun yüzde 40-60’ı enfekte olduğu zaman hastalığın yayılımı ciddi bir şekilde azalacak. En kötü senaryoda bile toplumun en fazla yarısı enfekte olacak. Burada mesele kişisel sağlığı koruma adına en kötü senaryoda bile enfekte olmayan yarı içerisinde bulunmaya gayret etmek.” şeklinde konuşuyor.

Koronavirüs salgınından kurtulmak için tüm dünyada devam eden birçok aşı çalışması var. Hatta Rusya aşıyı bulduğunu bile açıkladı. Çoğu kişi ve ülkeden tepkiler geldi. Yılbaşı itibariyle aşının piyasada olacağını söyleyen başka ülkeler de var. Herkesin gözü kulağı aşı haberinde. Ancak belli bir kesim var ki aşı bulunsa da yaptırmak istemiyor. “Bu kadar kısa sürede aşı bulunur mu?” sorusu akılları kurcalıyor. Bu konuya açıklık getiren Akkoyunlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Genel itibariyle sıfırdan bir aşının üretilmesi ortalama 9 buçuk yıl diyebiliriz. En hızlı üretilen aşı da 2.1 yılda üretilmiş. Tarihe bakarsak 1800 yıllarında ilk aşı uygulandı. O yıllardan beri çok ciddi teknolojik gelişim söz konusu. Sadece bir iki laboratuvar değil neredeyse bütün dünya ve aşı üretme kapasitesine sahip bütün hükümetler bunu destekleyip insanlığın ortak sorunu olarak hızlı bir şekilde üretilmesine çalışıyor. Fakat burada insan ve hayvan deneylerini yani güvenilirlik deneylerini atlamamak gerekiyor. Bunlar da laboratuvarlarda eksiksiz bir şekilde yapılıyor. Bu kadar yoğun çalışma ile beraber bir yıl içerisinde aşının geleceğini tahmin ediyorduk. Muhtemelen ocak ayının sonu şubatın başında aşı elimizde olacak gibi görünüyor. Tabii yeni bir molekül yani ilaçlar belli insanlar üzerinde denenir daha sonra etkinliği ve yan etkileri ortaya dökülür sonrasında piyasaya sürülebilir. Sadece aşılarda değil bütün kimyasal ilaçlarda böyledir. Fakat uzun yıllar kullanılmasıyla beraber yeni ve farklı etkiler çıkabilir. Yani siz bugünden tutup da on yıl sonra ne gibi etkisi olacağını tahmin edemezsiniz. Ancak kullandıktan sonra bunlar ortaya çıkabilir. Bu aşı herkese önerilir mi onu da bilemiyoruz. Belki riskli grupları aşılamak hedef olabilir. Daha sonrasında ise eğer güvenlik testleri net bir şekilde ortaya dökülmüş olursa etkiler ondan sonra belki herkesin aşılanması sağlanabilir.”

TOPLUMUN YARISI SALGINDAN ETKİLENECEK

Hastalığın bu sene muhtemelen toplumun en az yüzde 40 ile 60’ını etkileyeceğini belirten Akkoyunlu, “Enfeksiyona karşı başarı kazanırsak salgın, pandemi yapmayacak düzeyde bölgesel veya kısmi etkilerle devam eder. Şu anda hastalığa karşı bağışıklık geliştirmenin tek yolu geçirmek. Bile bile de bu hastalığı kapın demiyoruz. Tabii aşı gelince aşı da buna eklenmiş olacak. Toplumun en az yüzde 40’ı aşılanmış ya da hastalığı geçirmiş olursa artık bu hastalığın dünya üzerindeki etkinliği kırılmış olacaktır. En iyi ihtimalle tek çare aşı değil. Hastalığı geçirenler de şu anda bağışıklık kazanmış durumdalar.” diyor ve ekliyor: “Herkes aşı olursa salgının etkinliği azalacak. Her aşıyı yaptıran veya her hastalığı geçiren tam manasıyla bağışıklık kazanacak diyemeyiz. Kore ve Amerika’da tekrarlayan bir enfeksiyondan bahsediliyor. Her enfeksiyon geçiren tam manası ile bağışıklık kazanmış olmayabiliyor ve maalesef ki bu aşı içinde geçerli olabilir. Aşıyı yaptırdık tamamen kurtulduk anlamına gelmeyecektir. Bu, belli oranlarda koruyuculuk sağlayacaktır.”

GRİP İLE KOVID-19’U AYIRT ETMEK ZOR 

Grip ve soğuk algınlığı ile Koronavirüs’ün hemen hemen aynı belirtileri gösterdiği için insanların ayırt etmesinin zor olacağını dile getiren Prof. Akkoyunlu, “Koronavirüs ailesi mevsimsel grip yapan etkenlerden birisidir. Bulgu olarak da aslında hemen hemen birebir aynı diyebileceğimiz semptomları gösterir. Ateş, halsizlik, kırgınlık gibi gribal semptomların tamamını Koronavirüs tablosunda görüyoruz. Bu nedenle normal bir mevsimsel griple Kovid-19’u ayırt etmekte zorlanırız. Koronavirüs’ten korkumuzun en büyük nedeni hastalığın bazı kişilerde normal gripten daha ağır geçmesi ve daha fazla öldürücü olması. Fakat influenza dediğimiz grip etkeni de, her yıl milyonlarca insanı enfekte edip iki yüz elli bin civarında insanın ölümüne neden oluyor. Aslında normal influenza dediğimiz grip çeşidi de ölümcül bir griptir. O nedenler eğer hastalarımız grip semptomları ile beraber ateşi yükseliyor ve nefes darlığı çekiyorsa Kovid’de olsa İnfluenza’da olsa ölümcül bir durumla karşı karşıya kalabileceğini bilip doktora başvurması gerekiyor.” şeklinde konuşuyor.

INFLUENZA’YA KARŞI TEDBİR ALINMALI

Mevsim değişikliği yaşayacağız ve soğuklar yavaş yavaş kapımızı çalacak. Virüsler daha çok ortada olacak. Bundan dolayı grip ve zatürre aşıları doktorların gündeminde. Uzmanlar özellikle belli kesimlerin bu aşıyı yaptırmalarını öneriyor. “Zatürre aşısı aslında pnömakok aşısıdır yani pnömakok etken grubundan olan bir bakteriye karşı bir aşıdır. Virüslere karşı olan bir aşı değildir. Bu nedenle özel gruplara yapılmasını öneriyoruz. Kovid-19’a karşı etkili olmadığını düşünüyoruz.” diyen Akkoyunlu bu aşıları kimlerin olması gerektiği konusunda şunları aktarıyor: “Zatürre aşısını 65 yaş üstünde olan organ yetmezliği, savunma sistemi baskılanmış bir hastalığı (AIDS gibi) veya savunma sistemini baskılayıcı olan bazı ilaçları kullanmak zorunda olan hastalara öneriyoruz. Bununla beraber toplu yaşayan ve savunma sistemi bozuk olabilecek, mesela huzur evlerinde yaşayan kişilere de zatürre aşısını öneriyoruz. Grip aşısına gelince grip aşısı influenza etkenli virüslere karşı geliştirilen her sene değişik suşlara yönelik hazırlanan bir aşı ve bu aşıyı biraz daha geniş gruba tavsiye ediyoruz. Çünkü gribin bulaşabilmesi ve enfeksiyon oluşturabilmesi çok yüksek olasılıktır. Çok bulaştırıcı bir gruptur. Zatürre aşısını önerdiğimiz kişilerin hepsine gribi de öneriyoruz. Ayrıca toplumsal görevlerde rol alan kişiler; askerler, sağlık çalışanları ve öğretmenlere de öneriyoruz.”

Grip ve zatürre dışında influenza aşısının da ihmal edilmemesini belirten Akkoyunlu, “İnfluenza ile beraber Kovid-19’un olması hastalığın daha ağır geçmesine ihtimal doğurabilir. Bizim karşılaştığımız vakalarda bu gerçekleşmedi ama olasılık olduğundan dolayı influenza aşısının yapılması özellikle toplumsal hizmet veren kişilerde önerdiğimiz bir aşıdır. Sıklıkla ekim ayında yapılır.” diyor.

<p>Peki, Ankara  kulislerinde neler yaşanıyor? CHP’de neler yaşanıyor? Millet İttifakı dağılıy

Siyasette neler konuşuluyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın Fotoğrafları (08-14 Ocak)

Binbir derde deva mucize besin siyah turpun faydaları