• $7,8828
  • €9,3949
  • 458.426
  • 1342.49
28 Mart 2020 Cumartesi 08:00 | Son Güncelleme:

Öğretici ve verimli bir zorunluluk: #EvdeKal

Öğretici ve verimli bir zorunluluk: #EvdeKal
- ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

Evde kalmak zorunda olduğumuz şu günleri lehimize nasıl kullanabiliriz? Bu zorunluluğu hem verimli hem de öğretici bir sürece dönüştürebilir miyiz? Üstelik ev konforunda. Biraz düşünür, biraz içimize döner, biraz da kaçırdıklarımızı yakalama derdine düşersek çok da zor değil bu. Sanatçılar, Mustafa Ziya Ülkenciler, Hasan Aycın, Ercan Kesal, Devrim Erbil, Can Evrenol ve Vildan Atasever de bizden çok farklı düşünmüyor…

Koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı alınan tedbirler nedeniyle bir süre daha evde kalmak zorundayız. İçinde zorunluluk kelimesi geçiyor ama bence bu pek diğer zorunluluklara benzemiyor. Hayatı sorguladığımız, düşünmeye vakit ayırdığımız, yeni kitaplar, müzikler, filmler keşfettiğimiz, belki dinlendiğimiz, başkalarının halini daha iyi anladığımız, empati yaptığımız, içimize döndüğümüz, kendimizle baş başa kaldığımız, özgürlüğümüzün ve sevdiklerimizin, yüz yüze iletişimin değerini daha iyi anladığımız, her açıdan hem öğretici hem de sevimli bir zorunluluk bu. Peki bu süreci nasıl yoksunluk değil kazanım olarak değerlendirebiliriz? Farklı disiplinlerden sanatçılara sorduk. 

HASAN AYCIN, ÇİZER: GÜNÜN EN SEVDİĞİM YANI EVE DÖNMEKTİR

Ben evcimen mizaçlıyım. Yaşadığım her günün en sevdiğim yanı eve dönüşüdür. Ailemle olduğum, ayaklarımı uzatabildiğim, günün sonunda olup bitenin mütalaasını sakince yapabildiğim tek yerdir ev. Yıllardır bahar geldiğinde İstanbul’dan ayrılır, yazı köyde geçiririm. Üç haftadır köydeyim yine. Bağ-bahçe işlerini toparladım, okuyup yazıp çizeceğim köşeme çekilmiştim ki karantina başladı. Köşe dediğim bahçede evden ayrı mütevazı kütüphanemdir. Hayatın içidir ev. Ev biterse içi boşalır hayatın, koflaşır. Hayatı önemsiyorsak evi ve aileyi ciddiye almalıyız. Hüzün yeryüzüne çökmüş, kıyımıza gelip çadırını kurmuşken maalesef eğlenmeyi öneremiyorum. Bunu fırsat bilsek, insanın, insanlığın ve hayatın anlamı üzerine düşünsek; daha iyi bir hayata ve daha iyi bir insanlığa kendimizi hazırlamanın çabasında olsak, diyorum.

ERCAN KESAL, OYUNCU YÖNETMEN, YAZAR: EDEBİYAT RUHUMUZA İYİ GELECEKTİR

Genelde evde kalmayı ve uzun saatlerimi çalışma odamda geçirmeyi seven biriyim. Ama zorunluluk duygusu elbette istemeden de olsa bir kaygı yaratıyor. Eşim, oğlum ve yardımcımızla evdeyiz. Antropoloji okumalarına devam ediyorum. Masamda bu aralar Mihail Bahtin kitapları var. Ben okumakla yazmakla iyi olan birisiyim. Herkesin tarzı farklı olabilir. İnsanlara önerim tabii ki onları en çok mutlu eden işlerle meşgul olmaları. Yine de böyle zamanlarda edebiyat iyi gelecektir ruhumuza...

VİLDAN ATASEVER, OYUNCU: BU MESAFE BİZİ İNSANLIĞA DAHA DA YAKLAŞTIRACAK

Öncelikle dışarıda çalışmak zorunda olanlara ve tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Korona kendimizi dinlememize neden oldu. Dışarıya ve insanlarla aramıza koyduğumuz mesafe bizi insanlığa daha çok yaklaştıracak. Bu durum zaaflarımızın da temizlenmesine, mecburiyetlerimizi gözden geçirmemize vesile olabilir. Yıllardır evden çıkamayan, sağlık problemleri ile mücadele eden, evinden, yurdundan uzak, savaşla, açlıkla mücadele eden, savunmasız herkesin yaşadığı duyguyu anlayabilir böylelikle. Açıkçası evde hayat var. Spor yapıyorum, kitap okuyorum, film-dizi izliyorum, yemek yapıyorum ve öğrenmek istediğim ne varsa günün belirli bir saatini derslerime ayırıyorum. Her gün birkaç sayfa aklınızdan geçenleri, yargılarınızı yazmanızı tavsiye ediyorum sonra bunları okumak, düşüncelerinizin nasıl yansıdığını görmek keyifli olacaktır. Camımın önünde ilgi bekleyen çiçeklerim ve kedilerim var onlara ayırdığım birkaç dakika bile huzur bulmama yetiyor. İnternette birçok terapi yöntemini, birçok aktivitenin tekniğini öğrenebilirler. Bu da geçecek, virüs bitecek ve bahar gelecek.

MUSTAFA ZİYA ÜLKENCİLER, SANAT YÖNETMENİ: UNUTULAN OKUMA ALIŞKANLIĞIMIZA DÖNMELİYİZ

İlk günlerde yoğun bir temizlikle uğraştım. Sonraki günlerde genel bir program yaptım. Ona uymaya çalışıyorum. Kalkınca bir 20 dakika spor yapıyorum, sonra kahvaltı. Varsa yıkanacak çamaşır ve genel temizlik, dezenfekte. Öğle yemeğimi hazırlıyorum. En az 1-2 saat okuyorum. Sonra aklıma takılan bazı hikâyeler varsa yazıyorum. Akşama doğru yine 15-20 dakika spor. Ardından akşam yemeğimi hazırlıyorum. Bir yandan haberleri takip ediyorum. Yemekten sonra özellikle izlemediğim filmleri izliyorum. Kısacası pek boş vaktim olmuyor. Bütün işleri yaparken bir müzik açmayı ihmal etmiyorum. 7-8 saatten az uyumamaya çalışıyorum. Gelen telefonlar, mesajlarla zaman geçiyor. Şu süreçte insanlara önerim, cep telefonları ile boş vakit geçirmemeleri. Unutulan okuma alışkanlığına geri dönmeleri. 

CAN EVRENOL, YÖNETMEN: VAKİTLERİNİ VERİMSİZ GEÇİRENLER İÇİN DUA EDECEĞİM

Evdeki zamanım oğlum Uzay’ın yere döktüğü kırıntıları toplayarak, altını değiştirerek, yemek yedirerek, bulaşıkta eşim Elif’e yardım ederek, çöpü çıkararak, arada günde 1-2 film izlemeye çalışıp, senaryo yazmak için ilham gelmesini bekleyerek ve günlük tutarak geçiyor. İnsanlara öneri konusunda da şunları söyleyebilirim: Bunları okuyacak yaşa gelip de hâlâ kendi kendine eğlenemeyen veya vakitlerini verimsiz geçirip Youtube, Instagram ve ‘diziizle nokta com’ların önünden kalkamayanların ruhlarının özgür kalabilmesi için dua edebilirim ancak.

DEVRİM ERBİL, RESSAM: EVDE KALMAK SANATIMA İYİ GELDİ

Evde kalmak zorunda olduğum bu günlerde normalde yapmak isteyip konferanslardan söyleşilerden, görüşmelerden ve sergilerden yapmaya bir türlü zaman bulamadığım işlerime odaklanıyorum. Haliyle bir yandan da dünyayı saran bu virüsten de korunmaya çalışıyorum. Herkes gibi bu günlerin güvenle sağlıkla geçtiği günü bekliyorum. Beklerken bu ölü zamanları olabildiğince hiç durmaksızın en verimli şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. Normalde izleyemediğim ilgimi çekmiş filmleri izliyorum. Kitaplarımı okuyorum, araştırmalar yapıp notlar tutuyorum, öğrenmeye devam ediyorum. Zamanımın büyük bir kısmını da resimlerime ayırıyorum. Her zamanki gibi büyük bir istek ve özlemle resim yapıyorum. Evde kalma süreci sanat açısından bana iyi geldi. İnsanlara bu evde kalma günlerinde hobilerini geliştirmelerini öneririm. Zamanın değerini bilerek sevdiği işleri sevdikleriyle yaparak mutlu olsunlar. 

<p>İzmir'in Seferihisar ilçesinde 30 Ekim'de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından evle

İzmir depreminin yaraları sarılıyor: Depremzedeler konteyner kentte yeni yaşamlarına başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Edirne'de uygulanan koronavirüs önlemi Türkiye'de bir ilk oldu

Edirne'nin içme suyu kuraklık nedeniyle yüzde 3'e düştü! 36 saatlik kesinti