• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
05 Eylül 2020 Cumartesi 08:00 | Son Güncelleme:

Mehmet Sinan Kuran: Sanat sanat içindir düşüncesine tahammül edemiyorum

Mehmet Sinan Kuran: Sanat sanat içindir düşüncesine tahammül edemiyorum
- ALİ DEMİRTAŞ / ali.demirtas@aksam.com.tr

Anna Laudel'de açtığı “Posthumous” adlı kişisel sergisi devam eden Mehmet Sinan Kuran: “Bir senfoni yazmaya çalışıyorum. O yüzden bütün enstrümanlara ihtiyacım var. İzleyiciler şaşırmalı, heyecanlanmalı, ürkmeli, duygusallaşmalı, kendini bir bütünün parçası hissetmeli ve kesinlikle eğlenmeli. Sanat sanat içindir düşüncesine tahammül edemiyorum. Sanat insanlar içindir. Sanat ihtiyacı olan içindir.”

Mehmet Sinan Kuran’ın farklı biçimsel formlardan oluşan “Posthumous” adlı kişisel sergisi Anna Laudel’de devam ediyor. Sanatçının farklı davranmamız ve düşünmemiz gerektiği fikrinden yola çıkarak tasarladığı Posthumous sergisi, “birliktelik” kavramı etrafında şekilleniyor. Resim, heykel, enstalasyon, tekstil, neon, ahşap ve seramik gibi farklı disiplinlerden işlerin yer alan sergiye adını veren Latince kelime posthumous ‘öldükten sonra gerçekleşen’ anlamına geliyor ve bununla Kuran ziyaretçilere, hala hayattayken birlikte olmayı, eskisinden daha duyarlı olmayı ve yeni şeyler öğrenmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bir yandan dünya solarken, kaynaklar yavaş yavaş tükenirken, birlikte ve bir olmanın öneminin altını çizen Kuran, aklın olanaklarını, objeler ve kişiler arasında bağlantılarını ve imgenin sınırlarını derinleştiriyor. Bu anlayışla son yıllarda gençlerle birlikte ticari kaygı gütmeden çalışmalar yapan Kuran, onlarla birlikte üretiyor, çoğaltıyor ve kolektif bilinci yaymanın yollarını arıyor.

DEVE-ASLAN-ÇOCUK ÜÇGENİNDE

Galerinin üç katında yer alacak “Posthumous”, üç evreden oluşuyor; Deve, Aslan, Çocuk. Masum çocukların alanı olan üçüncü evreden dünyaya seslenen Kuran, iyi ve kötü ayrımı olmadan, sadece olumlu ya da olumsuz olana odaklanmadan birlikte olabilmenin önemini vurguluyor. Deve birinci evrede insanın sırtında olan korku, yalnızlık, ölüm, bilgi ve deneyim gibi varoluşsal yükler görünür kılınıyor. Topluma ait olmak için sırtlandığımız yüklerin hissedildiği bu evrede sisteme olan itaatin altı çiziliyor. Aslan ikinci evrede ise mevcut değerleri ve engelleri yıkmadan özgürlüğün sağlanamayacağı işleniyor. Bu noktada içten gelen bilginin ve dürtünün, başkalarına aktarılmasının önemi görünüyor. Üçüncü evre, henüz bir tecrübesi olmayan, zaferle ve sistemlerle ilgilenmeyen masum çocukların oyun alanıdır. 13 Eylül’e kadar bu evreleri keşfedebileceğiniz bu sergiyi Mehmet Sinan Kuran ile konuştuk. İşte söyleşimizden öne çıkan başlıklar...

ÇALIŞMALARIMIN KİMLİĞİ SAMİMİYET

Çalışmalarınızın kimliğini nasıl tanımlarsınız?

Yaşama dair notlar, beni heyecanlandıran ayrıntılar, hayranlıkla seyrettiğim bir bütünün parçaları... Her şeyden bağımsız, her şeyin içinde. Bütün gördüklerim, okuduklarım, dinlediklerim, hissettiklerim ve düşündüklerim zihnimde toplanıyor. Bir ben var benden içeri ve o 7/24 çalışıyor. Düzenliyor, ayırıyor, diziyor ve ihtiyaç duyduğumda tamamen benden bağımsız bana gönderiyor. Ben de sağlam bir inançla, güvenle dışa aktarıyorum. Sistem tamamen böyle işliyor. Ona güvenmeye yavaş yavaş başladım. Beni hiç mahcup etmedi. Zamanla ilişkimiz kuvvetlendi. Artık resim dışında da sürekli onu dinler oldum. Bildiğimiz dünya kurallarına aykırı olsa da, uzun vadede haklı olduğunu gördüm hayretle. Çalışmalarımın kimliği samimiyet. Yaşama, yaşamımıza dair küçük notlar.

SANAT İHTİYACI OLAN İÇİNDİR

Çok farklı biçimsel formatlarda ürünler çıkarıyorsunuz.

Bir senfoni yazmaya çalışıyorum. O yüzden bütün enstrümanlara ihtiyacım var. İzleyiciler şaşırmalı, heyecanlanmalı, ürkmeli, duygusallaşmalı, kendini bir bütünün parçası hissetmeli ve kesinlikle eğlenmeli. Sanat sanat içindir düşüncesine tahammül edemiyorum. Sanat insanlar içindir. Sanat ihtiyacı olan içindir. Yalnızca resimlerimi belirli aralıklarla astığım sergiler yaptım. Sonra bir resmimi duvarın içine sakladım. Sadece dikkat edebilenler gördü. Yavaş yavaş bu sunum zenginleşti. Bir kere tadını aldım, artık geri dönmem. Sürekli gözlemliyorum. Sergim 3 ay da sürse, her gün ordayım. İnsanları karşılıyorum, sohbet ediyorum, gözlemliyorum. Müthiş bir tatmin. Bir çocuğu lunaparkta izlemek gibi; coşkulu, paylaşımcı. İnsan bir yaştan sonra durağanlığa tahammül edemez oluyor. Mesela izleyicilerle birlikte duvar resmi yapmak, onlara bir bütünün eşit parçaları olduğumuzu hissettirmek.

BESLENME NOKTAM YAŞAMA DUYDUĞUM AŞK

Çalışmalarınız nasıl bir düşünce sürecinin ürünü? Yoksa sadece bir görüntü ya da estetikten mi ibaret?

Bir insanın gördüğü herhangi bir şey yalnızca görüntüden ve estetikten ibaret olabilir mi? Önü arkası mutlaka düşünceyle desteklenir. Bu hele bir sanatçı elinden çıkmışsa, yorumlamak kaçınılmazdır. Sadece görüntü ve estetikten ibaret olduğunu düşünmek bile o esere bir anlam katar. Dolayısıyla yaşama dair her şeyin bir anlamı vardır. Yaşam ona o anlamı verir. Ben eseri anlatmayı çok sevmem. O, izleyiciyle eser arasında olmalıdır. İzleyici esere bir anlam yükler. Benim açıklamam o ilişkiyi zedeleyebilir. Ama hep oralardayımdır. Eğer paylaşmak isterse zevkle paylaşırım. Beslenme noktam; aşk. Birine duyulan aşk değil. Yaşama duyulan aşk. 

BOZUK ALETLERLE VE ATIKLARLA HEYKELLER YAPIYORUM

Yeni çalışmalarınız hakkında da biraz bilgi verir misiniz?

Üç boyutlu işler artıyor. Çok sevdiğim bir tarz var. Dünyanın çeşitli ülkelerinden topladığım objelerle, çöpe atılan ya da bozulduğu için kullanılamayan aletlerle, ambalaj malzemeleriyle heykeller yapıyorum. Yeni başladım ve çok zevk alıyorum. Bu tip işlere ağırlık vermek istiyorum. Desenlerimi modelleyerek polyester olarak kalıplıyorum. Çevremde o desenleri görmeyi seviyorum. Bir sonraki sergi ağırlıklı olarak bu tarz işlerle olacak. Hedefim; bir sonraki sergimi kazasız belasız tamamlayıp, açabilmek. Rotanın tamamını düşünmem. Liman liman ilerlemeyi seviyorum. Sorunum yok. Tek sorunum sürekli aynı pozisyonda saatlerce çalıştığım için iptal olma noktasına gelen sırtım, boynum. Dayanılmaz ağrı veriyor ama onu da botoksla çözmeye çalışıyorum. Botoks ağrıları hissetmememi sağlıyor.

CONTEMPORARY İSTANBUL’A İKİ YILDIR KATILMIYORUM

Türkiye’de sanat fuarlarında çalışmalarınız sergilendi mi? Bu fuarların niteliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

5 kez Contemporary İstanbul’a katıldım ama 2 senedir katılmıyorum. Ticari kaygıların ön plana çıktığı ortamlarda rahat edemiyorum. Farklı bir düşünce yapım var. Bu düşünceye uygun ortamlarda bulunmak istiyorum. Fabrikasına hammadde alırmış gibi, yanında danışmanlarıyla dolaşan insanlarla konuşmak yerine, heyecanlı, gözlerinde sevgi parıltıları olan insanlarla sohbet etmek istiyorum. Birine 1.000.000’a resim satmaktansa, 1.000.000 kişiye birer liraya resim satmayı tercih ederim. 

<p>Gelişen piyasalara para akımının devam ettiği sürece Türkiye'nin önde olacağını söyleyen  Ekonomi

Merkez Bankası'nın faiz kararı piyasalara nasıl yansıyacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı