• $7,9698
  • €9,4458
  • 489.817
  • 1196.35
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
27 Haziran 2020 Cumartesi 08:00 | Son Güncelleme:

Küçük düşlerin peşinde, büyük işler yapmak için

Küçük düşlerin peşinde, büyük işler yapmak için

TRT Belgesel ekranlarında yayınlanmaya başlayan Küçük Düşler, Büyük İşler adlı program Türkiye'nin dört bir yanındaki köy okullarında eğitim gören çocukların hayallerini gerçeğe dönüştürmek için çalışıyor. İlk bölümünde Urfalı çocukların bilim sınıfı hayalini hayata geçiren program Türkiye'yi dolaşmaya devam ediyor…

TRT Belgesel’in yeni programı ‘Küçük Düşler, Büyük İşler’, köy okullarında eğitim gören öğrencilerin hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. Öyle şov olsun diye dekor yapmıyorlar sadece. Gerçekten sürdürülebilir, kalıcı ve sonraki nesillerin dahi kullanabileceği güçlü, işlevsel mekânlar inşa ediyorlar. İç mimar Ayşe Senem Göral ile sanat yönetmeni Yelkan İşkorkutan’ın ustalığında hayata geçen bu mekanlar kimi zaman bir bilim sınıfı kimi zamansa bir dans stüdyosu olarak kendini gösteriyor. Çocuklar ve öğretmenleri köy okullarında ne istiyorsa mimari ona göre şekilleniyor. Küçük Düşler Büyük İşler’de Göral ve İşkorkutan yetenekli ekipleriyle birlikte Türkiye’nin dört bir yanına uzanıyor, dikkat çeken hikâyelerin kahramanlarıyla buluşup onları hayal ettikleri mekanlara kavuşturuyor. Projenin yapımcılığını Türkiye’nin ilk yerli süper kahraman evreni yaratıcısı ve Filinta, Bir Zamanlar Osmanlı, Asmalı Konak gibi birçok projenin yapımcısı Bülent Turgut üstleniyor. Biz de projeyi kahramanları Ayşe Senem Göral ve Yelkan İşkorkutan ile konuştuk…

Program içeriğini oluştururken aranızda nasıl bir iş bölümü yaptınız?

Ayşe Senem Göral: Sevgili Yelkan ile güzel bir uyum yakaladık. Ben, kafamda oluşturduğum taslağı projeye dökmeden Yelkan, çoktan gerçeğe nasıl dönüştürebiliriz ile ilgili arayışa gidiyor. Çözüm odaklı yaklaşımı ve her bir proje karşısındaki heyecanı beni daha çok motive edip bana tasarım adına alan açıyor.

Yelkan İşkorkutan: Senem tasarımları yapıyor, ben de sahadaki uygulamayı yürütüyorum. Gittiğimiz okullarda öğretmenlerin ve öğrencilerinin hayallerini dinliyoruz. Çocukların hayallerini bize aktarabilmeleri için onlara resim kağıtları ile boyalar dağıtıyoruz. Hayallerini çizmelerini istiyoruz. O resimleri toplayıp kurduğumuz çadırda iplere asıp, Senem ile o resimler üzerine konuşuyoruz. Onları sahada nasıl uygulayabiliriz, nasıl gerçeğe dönüştürebiliriz diye hesaplamalar yapıyoruz. Çizimler bittikten sonra malzemeleri temin edip sahada çalışmaya başlıyoruz. Senem ile onların hayal dünyası içinde kayboluyoruz. Her zaman en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ortak amacımız çocukları şaşırtmak. Onları hayalleriyle buluşturmak ve onlara gelecek için bir kıvılcım olabilmek. Çünkü çok büyük bir potansiyele sahipler, çok becerikliler. Çok akıllı ve çalışkanlar. Onları biraz daha heveslendirebilmek, heyecanlarını daha da yükseltmek için biz de hayallerimizin sınırlarını zorlayıp, en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Söz konusu hikâyelere nasıl ulaşıyorsunuz?

Ayşe Senem Göral: Başta önceden haber olmuş ya da duyduğumuz, bildiğimiz okullar ve öğrenciler için kendi imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışmış öğretmenlere ulaşıyorduk. İlk bölümden sonra onlar bize ulaşmaya başladı. Gelen bilgilerle ilgili editörlerimiz araştırma sürecine giriyor. Sonra da yapımcılarımız, editörlerimiz ve bizim de olduğumuz toplantılarla fikirleri olgunlaştırıp hikâyenin peşine takılıyoruz. 

PEK ÇOK ŞEY O DEĞERLİ ÖĞRETMENLERİMİZE BAĞLI

Bu programla birlikte köy okullarında eğitim hayatına devam etmeye çalışan öğrencilere bakışınız nasıl şekillendi?

Ayşe Senem Göral: Bütün çocuklar ve her bir yaşam alanı o kadar kıymetli ki, köy ve şehir diye ayırmamak gerek. Her bölgenin kendine göre ihtiyaçları, hayalleri farklılık gösteriyor. Hiçlik ortasında idealist bir öğretmen gittiği yeri cennet bahçesine çevirmeye yetiyor. Bir çocuğa nasıl emek verdiğinize, iyiyi kötüyü nasıl gösterdiğinize göre şekilleniyor her şey. İmkansızlıklar içinden tanıdığımız bildiğimiz gördüğümüz ne kadar çok insan yetişti. Hiçbir şeyin önlerine hazır gelmemesi onları yaşam karşısında daha üretken yapıyor bence.

Yelkan İşkorkutan: Hayatta bir sürü zorluk olabiliyor. Ama bu yaşamın bir gerçeği. Ben o çocukların bulundukları ortamda mutlu olduklarını gördüm. Ayrıca bu çocukların bazı avantajlara da sahip olduğunu düşünüyorum. Hepsi şehir çocuklarına göre çocukluklarını yaşayabiliyorlar, parkta, sokakta oynayabiliyorlar. Kendilerini çok özgürce ifade edebiliyorlar. Doğayla toprakla iç içeler. Bu çok büyük bir zenginlik. Onları umutlu kılan, hayata bağlayan, onları bu kadar akıllı, zeki ve hedefleri olan insanlar haline getiren şeyin de bu avantajlar olduğunu düşünüyorum. Ayrıca öğretmenlerin ne kadar idealist ve çocukları sahiplenen bir yapıda olduklarını görünce çok mutlu oluyorum. Öyle öğretmenlerle tanışıyoruz ki, ben o çocukların böyle öğretmenler sayesinde çok zengin olduklarını düşünüyorum. O çocukların yaşadığı hayatı bir eksiklik olarak görmüyorum.

YAŞADIKLARI TOPRAKLARA O KADAR İLGİLİLER Kİ…

Program çekimleri sırasında çocuklarla neler yaşıyorsunuz?

Ayşe Senem Göral: Sarılma timi dediğim gruplar var. Okula böyle grup halinde girip, koşa koşa sarılıyorlar. Çiçek toplayıp getirenler, gizli gizli çadıra girmeye çalışanlar, bana mektup yazanlar, yanımdan ayrılmayanlar… Ah o mektuplar, benim için o kadar anlamlı ki… Her gün bir sürü mektup alıyordum çocuklardan. Sürekli içeride neler olduğunu merak edenler bu yüzden peşimizden ayrılmayanlar… Gece evinde kalmamı isteyenler. Muhteşem anlar yaşıyorum. Her biri o kadar kıymetli ki benim için.

Yelkan İşkorkutan: Çocuklar onların hayallerini gerçekleştirmeye geldiğimizi biliyorlar ve ne yapmaya çalıştığımızı çok meraklı gözlerle izliyorlar. Peşimizden asla ayrılmıyorlar. Biz orada olduğumuz için çok mutlu olduklarını hissediyorum. Bizimle iletişime geçmeye çalışıyorlar, soru soruyorlar. Sordukları sorular o kadar masum ki bazen ne cevap vereceğimizi bilemiyoruz. Arkadaşlık ilişkileri çok güçlü. Birbirleriyle sürekli diyalog halindeler. Bizi gizli yavaş adımlarla takip ediyorlar. Gökyüzüne ve yaşadıkları topraklara o kadar ilgililer ki, içlerinden arkeolog, astronot çıkacağına inanıyorum.

SÜRDÜRÜLEBİLİR VE KALICI OLMASINA ÖZEN GÖSTERİYORUZ

Yaptığınız sınıfların sürdürülebilirliği ve işlevselliği konusunda nasıl bir çalışmanız var?

Ayşe Senem Göral: Tasarlarken en önem verdiğimiz konu, sonraki öğrencilerin de oradan ilham alması ve sürdürülebilir olması. Tasarladığımız her bir alan, bundan 10 sene sonra da orada kullanılmaya devam etsin istiyoruz. Ne kadar çok çocuğa ulaşacak, kalıcı şeyler yaparsak o kadar çocuğun geleceğine etki ederiz diye düşünüyorum. En büyük hayalim; bugün yaptıklarımızın, bundan yıllar sonra bilim insanı ya da sanatçının olacak kişilere ilham kaynağı olması.

Yelkan İşkorkutan: Her şeyi sonraki kuşaklar için kalıcı olması üzerine planlıyoruz. Tasarımlarımızın güçlü, etkileyici ve estetik olması, işin sağlamlığı bizim için çok önemli. 

ANA AMACIMIZ FIRSAT EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAK 

Programın ilerleyen bölümlerinde neler izleyeceğiz?

Ayşe Senem Göral: Çok çeşitli hayallerin gerçekleştiğini göreceksiniz. Aslında tek bir amacımız var. Çocuklarımıza dünyadaki yaşıtlarıyla rekabet edebilecek fırsat eşitliğini sağlamak. Bunun ilk şartı onlardaki potansiyeli ortaya çıkarmak. Fırsatlar eşit olmayabilir ancak dünyanın herhangi bir yerindeki çocuktan daha az kreatif, daha az yetenekli ya da daha az zeki değiller. Bu potansiyeli ortaya çıkarmak için kreatif dünyalarını genişletmeye ve ilham vermeye çalışıyoruz. Tek engelin kendilerine inanmak olduğunu anlatıyoruz. Müzik, matematik sınıfları var, ekolojik alanlar, resim, maket atölyeleri, masal evleri gibi fiziki mekanlar yapacağız. Herkese sürpriz olsun.

Yelkan İşkorkutan: Müzik sınıfı, sanat atölyesi gibi konu başlıklarımız var ama önemli olan bunu isteyen ve hayal eden çocukların olması. Gelecek bölümlerde bizim konu başlıklarımızda olmayan, bizi şaşırtacak isteklerin de olacağını düşünüyorum. Bizi hazırlıksız yakalayan durumların olması eminim çok keyifli olacaktır. 

DUYGULARIMIZI GİZLEMEMİZ İMKÂNSIZ

Çekimler sırasında karşılaştığınız olaylarda duygu durumlarınızı nasıl muhafaza ediyorsunuz?

Ayşe Senem Göral: Edemiyorum… O kadar duygu dolu anlar yaşanıyor ki, kayıtsız kalmanız imkânsız. Bir proje düşünün ki içinde heyecan, stres, mutluluk, umut, gurur, hüzün her duygu bir arada yaşansın. Bazen ağlamaktan çekimi yarıda kestiğim anlar oldu. Ama işin sonunda o yüzlerindeki mutluluğu görmek… İşte o andaki duygularımı hiç gizleyemiyorum.

Yelkan İşkorkutan: Biz Senem ile sürekli işe odaklı hareket ediyoruz. Kameraların olduğunu bile unutuyoruz. Yaşadığımız bütün durumlarda gerçeklik ve samimiyet çok önemli. Öyle anlara şahit oluyoruz ki bazen tüylerim diken diken oluyor bazen de gözlerim doluyor. İşe odaklanıyoruz ve karşılaştığımız durumlar karşısında duygularımızı neyse onu yaşıyoruz. Çünkü böyle olması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle tüm samimiyetimizle orada olmaya çalışıyoruz.

ALİ DEMİRTAŞ

ali.demirtas@aksam.com.tr

<p>İstanbul'da Esenyurt'tan bir mobil uygulama üzerinden taksi çağıran kadın müşteri araca bindikten

Taksiciden müşteriye: Seni gebertirim kadın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muhammed bebek, Türkiye'de kavuştuğu protez bacaklarıyla İdlib'e döndü

23 Ekim Cuma günü burçları neler bekliyor? Günlük burç yorumları