• $8,2748
  • €9,7385
  • 499.131
  • 1126.99
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
27 Temmuz 2013 Cumartesi 01:45 | Son Güncelleme:

Komün hayat! Oh ne rahat!

Komün hayat! Oh ne rahat!

Sonunda oldu. Artık İstanbul’da popüler, cool, Taksim gecelerinden aşina olduğunuz tiplerin akın ettiği bir beach club var. Adı, Suma Beach. Hafta sonu 1500 kişi geliyor; 300’ü orada uyuyor, ertesi güne yine orada devam ediyor. 50 çadırlık kamp alanında ‘Gezi ruhu’ yaşatılıyor, komün hayat deneniyor. İstanbul’un kıyısındaki küçük Berlin’i ziyaret ettik.

MEHMET ÖZDOĞAN
mehmet.ozdogan@aksam.com.tr
Fotoğraflar: UYGAR TAYLAN

Üç tarafı denizlerle çevrili bir şehrin neden ‘havalı’, ‘popüler’, tanıdıklara rastlanacak bir beach club’ı olmaz? Topu topu 1-2 hafta yıllık izni olan İstanbullular’ın yıllardır kendilerine sorduğu bir soru bu. Bugüne kadar denemelerin bazıları ‘müşteri profili’nden, bazıları ‘müzik seçiminden’, ama çoğunluğu da “Çeşme’nin Bodrum’un yerini tutar mı denizanalı, dalgalı İstanbul denizi?” önyargılarından sınıfta kaldı.

SONUNDA ‘COOL’ BİR BEACH

Bu sefer oldu galiba. Sonunda şehrin en ‘cool’ tiplerini bir arada görebileceğimiz bir beach club’ımız var: Suma Beach… Herkes oradan bahsediyor, ağızdan ağıza “Gelecek hafta sonu mutlaka oradayım” planları dolaşıyor. Geçen sezonun Beyoğlu’ndaki en alternatif kulüplerinden ‘Wake Up Call’ ve Suma Han’ın birleşimiyle doğan 1,5 aylık bir bebek aslında burası… Avukatı, işadamı da orada; müzisyeni, işsiz güçsüzü de… Köpeğiyle gelen de var, çoluk çocuğu toplayıp arabalara doluşanlar da… En ilgi çekeniyse, haftanın 4-5 gününü orada geçiren, çadırlarda, el yapımı ahşap evlerde uyuyanlar, sabahları gömleğini ütüleyip buradan işe gidenler…

HAFTA SONU 1500 KİŞİ GELİYOR

Peki, neden şimdi? Sırrı ne Suma Beach’in; nasıl oldu da sadece 1,5 ayda günde 1500 kişi İstanbul’dan Kilyos’a akın etmeye başladı? 
Mekânın işletme ekibinden Ögem Yılmaz ve Çağlar Sür’ü sorguya çektik; “Nasıl başardınız?” diye sorduk. İşin özü, onlara da sürpriz olmuş biraz bu ilgi. Wake Up Call’un müdavimlerini, kendi arkadaş çevrelerini bekliyorlarmış ama böyle çılgın bir kalabalığa şaşırmışlar. 

GÜNEŞ ALAN, AYDINLIK BİR ‘BERLİN’

Elbette tesadüf değil ‘Suma Beach’in başarısı… Her şeyden önce herkes denizden memnun… Olabildiğince temiz ve akşam saatleri dışında hırçın Karadeniz dalgalarının pek uğramadığı bir sahili var. 
Çağlar Sür, Bodrum’u, Çeşme’yi kopyalayıp yapıştırmak yerine ‘Türkiye’de olmayan bir beach club’ yaratmaya çalıştıklarını söylüyor. Hâl böyle olunca, bir rüyayı gerçekleştirmek de farz olmuş: Güneş alan, aydınlık, beach club’ta bir Berlin… Burası, müzikleriyle, gelenlerin kılık kıyafetleriyle, Underground eğlencenin başkenti Berlin’in sayfiyesi gibi... Ortam bu kadar konformist olunca, biraz da Hint rüzgârları esiyor yoga minderleri ve renk renk şalvarlarla… En büyük silahları da, müzik! Berlin’den, Londra’dan DJ’ler geliyor hafta sonu için. Saat 21.00’e yaklaşırken, son deniz sefası bittikten, duşlar alındıktan sonra; mavi-kırmızı ışıklar kaplıyor ağaçları, disko toplarını ve Kilyos ‘elektronik müzik köyü’ne dönüyor. 

MİNDERLERDE UYUNUYOR

Burada köşelere çekilip ellerinde içkilerle yaylanmak suretiyle dans eden kadınları izleyen erkek grupları yok; çünkü onlar da pistte. “Sabahın ilk ışıklarına kadar eğlence devam ediyor” yalanı, burada sonuna kadar gerçek. Gün ışıyor, herkes sahildeki bir minderde sızıyor. Mesela geçen hafta minderlerde tam 320 kişi uyumuş. Uyanıyorlar ve güne devam ediyorlar. 

HERKES O ÇADIRLARA GİREMİYOR

Gelelim Suma Beach’in daimi müdavimlerine… Toplamda 50 çadır, bungalov ve ahşap ev var. Sürekli burada kalanların sayısı ise 100 civarında. Hayatlarında televizyon yok. Ortak kararlar alıyorlar. Günün belli saatlerinde bir araya gelip, “Bugün ne yaratalım?” diye kafayı kırıyorlar. Bazen yeni bir ahşap eve girişiyorlar, bazen bir müzik alanı tasarlıyorlar. Bir gördüğünüz Suma Beach, bir hafta sonra gördüğünüzü tutmuyor. O çadırlara girmek de pek kolay değil. ‘İçeridekilerden’ referansınız olması gerekiyor. Ancak Ögem’in bahsettiği bir de psikolojik sınır var. Diyor ki; “Bir adam üst üste günlerce arıyorsa ‘Yer var mı?’ diye; anlıyoruz istiyor burada kalmak, alıyoruz kamp alanına…” Şimdiden, çadırların hepsi rezerve! 

KİMSENİN ‘SIFATI’ YOK
Ne para veriyorlar burada yaşamak için, ne de para alıyorlar. Birisi bir minderin döşemesini tasarlıyor, pizzasını bedava yiyor. Bir diğeri müzik yapıyor, karşılığında çadırda kalıyor. Başkan yok, ‘titri’ yok. “Buradaki görevin ne?” sorusuna cevap da yok. İşleri, güçleri yaratarak yaşamak... Sezen Aksu’nın oğlu Mithatcan Özer de orada, Biricik Suden de… 

‘OLDUĞUMUZ YERDE GÜZELİZ’

Onlardan biri 32 yaşındaki Banu Uğural… Birkaç sene öncesine kadar Mavi’nin moda tasarımcılarından biriymiş. Babasını kaybettikten sonra ‘hayatında bir yol ayrımına girmiş’ ve kendini ‘atıklardan sanat yapmaya’ adamış. Diyor ki; “Tek bir gayem var artık. Her gün bir şey yaratmak. Tek bir şey… Bazen bir tişört, bazen bir izmarit toplayıcısı…” Aynı çadırdaki Alican Okan ise müzisyen… Reklam müzikleri yapıyor ama çadırından.  “Olduğumuz yerde güzeliz” diyor. 

GEZİ RUHU SUMA’DA DEVAM EDİYOR

Hemen karşı çadırda Şafak Özkütle ve Birgay Muttepe’yi görüyoruz. Onlar buranın mimarları, butik çapta inşaat mühendisleri… Ahşap evlerin yapımını onlar üstlenmiş. “Burası neden bu kadar patladı sizce?” diye soruyoruz yine; Şafak’ın cevabı ilginç: “Gezi olaylarının etkisi büyük bence. Artık insanlar Taksim’de eğlenemiyorlar çünkü daha 2-3 hafta önce birkaç yüz metre ileride yaşananları biliyorlar. Bence orası artık eğlence değil, savaş alanı olarak kaldı gençlerin hatırında. O yüzden burası herkes için süper bir kaçış, nefes alma durağı oldu. Gezi ruhu bu çadırlarda devam ediyor.”

GELMEDEN ÖNCE BUNLARI BİLELİM

- Suma Beach’in malum ‘Gezi ruhuna’ uymayan tek özelliği pahalı bulunan ‘giriş ücreti’ belki de. Hafta sonu öğrenciden 40, yetişkinden 50 lira alınıyor. “Minderde uyurum, ertesi güne devam ederim” diyorsanız, ikinci günün ücreti yarıya düşüyor. Neyse ki, içki ve yemeklerin fiyatı Bodrum lahmacunu kıvamında değil. Bira 10, mönüdeki en pahalı et yemeği 26 lira… Şezlonga, şemsiyeye para ödemek yok. 
- Çılgın gece partilerini düşünüp, topuklu ayakkabı giymeye niyetliyseniz; hemen çıkarın o fikri aklınızdan. Topuklularla gelenler kum, çim ve boşluklu tahta bermuda üçgeninde sefil oluyor; bilesiniz. 
- Köpek sevmiyorsanız gelmeyin. Çünkü mekânın ‘köpekli aileler’den vazgeçmeye hiç niyeti yok. 
- Elektronik müziğe tahammülünüz yoksa hiç gelmeyin. ‘Türkçe POP 2013 hitleri’ çalmıyor. Arada DJ kabinine gidip, Hande Yener’den istek yapanlar hüsranla minderlerine dönüyor. Ancak hiç beklenmedik bir anda plaj, bir Orhan Gencebay klasiğiyle veya ‘çiçek çocuk’ kültürünün belki de Türkçe müzikteki en büyük karşılığı “Bu ne dünya kardeşim, seven sevene” diye inleyebilir. 
- Yatıya geldiyseniz, “Yazdır, gece de sıcak olur” yanılgısına düşmeyin. Karadeniz’in geceleri bazen kazak bile giydiriyor adama. Mutlaka çantanızda uzun kollularınız hazır olsun. 

NE YİYELİM?

- Serpme kahvaltıyla güne başlamakta fayda var. Tüm güne yetecek enerji o mönüde. Fiyatı, 12 lira. 
- Öğlen, bronzluğunun zirvesinden bir süre kopup, Suma Pizza’yı mutlaka tadın. Fiyatı, 20 lira. 
- Akşam yemeği için herkesin önerisi aynı: Kremalı mantar soslu antrikot. Fiyatı, 26 lira. 

NE İÇELİM?

- Kahve çekirdekleri gözünüzün önünde çekiliyor, votkayla birleşiyor ve Janet Jackson kokteyli ortaya çıkıyor. Fiyatı, 22 lira. 
- Her mekân gibi Suma da “Bizim fesleğenli limonatamız bir başka” diyenlerden. Test ettik, onayladık. Fiyatı, 12 lira. 
- Bir de günbatımı içkisi lazım size… Tavsiyemiz, Earl Grey Martini. Fiyatı, 22 lira. 

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı görüntülü mesajda

Başkan Erdoğan'dan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İşgalci Ermenistan yine sivilleri hedef alarak Berde şehir merkezini vurdu

Sertab Erener ve Yonca Evcimik Bodrum'da çöp topladı