• $ 5,6592
  • € 6,3832
  • 258.285
  • 101849
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

İstanbul'un heybetine kökleri şahit

YELİZ COŞKUN

yeliz.coskun@aksam.com.tr

20 yıl boyunca adım adım İstanbul’u gezen Volkan Yalazay, megakentin tarihine tanık olan ağaçları inceledi. Ağaç deyip geçmeyin… Volkan Yalazay, o ağaçlar hakkında derin araştırmalar yaptı. Her birinin fiziksel bilgilerini, hikayelerini kaleme aldı. Yakın zamanda bu özel kitabı Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği tarafından ‘Eski İstanbullu Ağaçlar – İstanbul’un anıtsal ağaçları’ ismiyle kitaplaştırıldı. İstanbul ve tarihi ağaçlarıyla bu kadar yakından ilgilenen Yalazay, şehirden uzaklaşıp; Çanakkale’nin bir köyüne yerleşmiş. “Hem yaşadım, hem de kaçtım. Bu yüzden bu kitap benim için bir veda gibi oldu İstanbul’a; biraz da gönül borcu” diyen Yalazay ile İstanbul ve ağaçlarına dair her şeyi konuştuk. 

İSTANBUL’UN ŞAHİDİ ONLAR

Kitabınızın ismi ‘Eski İstanbullu Ağaçlar’. Bu isim ‘Ah o eski İstanbul, eski İstanbullular’ gibi geliyor kulağa. Vermek istediğiniz mesaj aslında neydi?

‘Eski İstanbullu Ağaçlar’da aslına bakılırsa ‘Anıt Ağaç’ olarak söz edilen ağaçlar anlatılıyor ama İstanbul söz konusu olduğunda ‘Eski İstanbullular’ gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek istedim. Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.

Neden bu kitabı yazma ihtiyacı duydunuz? 

Ağaçlara olan ilgi ve merakımı şimdilik bir kenara alırsak bir ihtiyaçtan veya boşluktan dolayı çıktığını söyleyebilirim kitap fikrinin. 10 yıl sürdü bu çalışmayı hazırlamam ama öncesi ve sonrasından da beslendi kitap; 20 yıllık bir uğraş aslında. Hazırlığı sırasında elimde toplanan verilerin çoğundan vazgeçmek zorunda kaldım, yoksa birkaç ciltlik bir ansiklopedi yapmak gerekecekti. İşin en zor kısmı da bu elemeler oldu ve nihayetinde 480 sayfalık bir kitap çıktı.  

TARİHİ DOKUYLA KORUNMUŞLAR

Peki, Anıt Ağaç nedir?

Günümüzde kabul gören tanımlar var; eksikleri veya fazlalıklarıyla irdelenmeye açık tanımlar bunlar. Kitapta bu tanımlar açılıyor ama “Kökler” başlıklı bölümde üzerinde durduğum zamanlardan ve mekanlardan bahsetmek istiyorum çünkü günümüzün anıt ağaçlarının kökleri oralarda. Kutsal ağaçlar; hemen her kültürde sıklıkla rastlanan bir arketip. Hayat Ağacı veya Kozmik Ağaç imgesini hatırlatan görkemli ve ulu ağaçlar, yaratıcı dişi özelliği görülen kovuklu ağaçlar, göğün katlarını temsil etmesi muhtemel yedi, sekiz, dokuz dallı veya gövdeli ağaçlar, kutsal mahallerde olduklarından dolayı kutsal görülen ağaçlar, yalnız ağaçlar, altlarında kabir olan ya da olduğu düşünülen ağaçlar, şamanların veya toplum tarafından önemli zatların dikmiş oldukları ağaçlar… Diğerlerinden ayrıcalıklı bir saygı gören, kutsal kabul edilen ağaçlar ve onların saydığım özellikleri de sanıyorum en belirleyici yanları. Günümüzde “Anıt Ağaç” ismi ile tescillenen ve koruma altına alınan ağaçlarla aynı ağaçlar onlar. Kültür yozlaşmaya, kimi değerler solmaya, yok olmaya başladığında yasalar ortaya çıkar ve bu yitip giden ama halen değer verilen şeylere bir tür koruma sağlamaya çalışırlar. Günümüzde olan şey bu.

İstanbul’daki anıt ağaçlardan örnek vermenizi istesek, hangilerini sayarsınız? Nerelerde görebiliriz onları? 

Kırsal İstanbul’da köy meydanlarından tarla ortalarına ve dere boylarına kadar muhtelif yerlerde rastlayabiliriz ama yoğunlaştıkları asıl yerler eski İstanbul sınırları ve yakın civarı, yani Tarihi Yarımada, Haliç, Boğaziçi ve bir kısım Marmara kıyıları. Bu yerlerde tarihi, kültürel veya dini yönlerinden dolayı korunan saraylar, cami ve kilise avluları, çeşme ve ayazma başları, korular, eski mesire yerleri, mezarlıklar, türbeler… En sık rastlandıkları yerler kabaca bu yerler. Tarihi dokuyla birlikte az evvel saydığım sebeplerle birlikte korunmuşlar ve günümüze ulaşabilmişler.   

EN GENİŞ GÖVDELİSİ AĞIL ÇINAR

İstanbul’un bildiğiniz en yaşlı ağaçları hangileri?

Sarıyer’de Bilezikçi Çiftliği’nde Ağıl Çınar ismi verilmiş olan çınar muhtemelen 700 yaşına yaklaşmış bir ağaç; aynı zamanda da İstanbul’un en geniş gövdeli ağacı kendisi. Onun üçte biri boyutunda olsa da Florya Atatürk Ormanı’ndaki, Tuzla Sakız Adası’ndaki veya Çiftehavuzlar’daki kimi sakızlar da benzer yaşlara merdiven dayamış ağaçlar. Şile’nin Çengilli köyündeki bir meşe de öyle; boylu poslu ve gayet yaşlı bir ağaç. Yine Şile’de çok yaşlı kestaneler ve dişbudaklar da var. Daha başka türden ağaçların da örnekleri yok değil ama çınarlar, sakızlar, meşeler, kestaneler ve biraz da dişbudaklar uzun yaşları dolayısıyla daha bir öne çıkıyorlar İstanbul’da.

ÇINARLARIN OSMANLI’DA YERİ BÜYÜK

Kitabınızda İstanbul’un anıt ağaçlarını türlere ayırarak ele alınmış. Bu ağaç türleri arasında çok iyi bildiklerimiz de var, bilmediklerimiz de. Çınarlar mesela. Herkes biliyor. Neden diğer türleri öğrenemedik?

Çınar üzerine çok yazıldı, söylendi haklı olarak. Heybet deseniz onlarda, boy deseniz öyle, yaş da öyle. Bu şehrin doğal türlerinden biri olmasının yanında Osmanlı kültüründe de yeri büyük. Sakızlar mesela. Eski İstanbullular için tanıdık bir yüz ama sonradan unutulmuş. O da İstanbul’un yerlilerinden. Aslına bakılırsa İstanbul’da aynı cins ağacın üç türü var ve Atlas sakızı dediğimiz tür yaş ve heybet söz konusu olduğunda diğerlerini çok geride bırakıyor ve bu nedenle de kitabın konusu gereği epey bir sayfada kendine yer buluyor. 

Koşturmaca doğaya yakınlaştırır

Peki sizce günümüzde insanların ağaçlarla nasıl bir ilişkisi var?

İnsan her ne kadar “doğa” kelimesini icat ederek kendini doğadan ayırmışsa da, her fırsatta ağaçlara yakın olmaktan vazgeçemiyor. Hemen herkesin hissettiği bu çekim insanları ağaçların etrafında topluyor. İstanbul’da da bu özellikleriyle bilinen pek çok ağaç altı mekanı var. Bu bakımdan ağaçların sosyalleşmeye mekan sağladığını söyleyebiliriz. Modern yaşamın yükü ve doğadan uzaklaşmanın getirdiği boşluk, doyumsuzluk, bozuk ritimli koşturmalar doğaya ve ağaçlara olan ilgiyi de körüklüyor. Son yıllarda ağaçlara ilginin artmasının en büyük nedeni yine modernleşme.

Bu kitapla İstanbul’a veda ettim

Senelerce İstanbul’un ağaçlarını araştırdınız. Ama İstanbul’da değil, Çanakkale’de yaşıyorsunuz. Neden?

İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Hemen her yerini gezdim, sevdim ama doğadan ve ağaçlardan bu kadar bahseden birinin İstanbul’da uzun süreli kalması pek mümkün değil artık. Kişisel bir tercih tabii ki. 5 yıldır Çanakkale’nin bir köyünde, kırsaldayız; yediklerimizden kullandığımız elektriğe kadar ihtiyaçlarımızın hemen hepsini kendimiz üretiyoruz. Önceleri yaşı 80’i geçmiş olanların bahsettiği “eskiden de şöyleydi buralar” cümleleri 20’li yaşlara düştü. Kimileri bu sıkıntıyla yaşar, kimileri de kaçar. Kendi adıma, hem yaşadım ve hem de kaçtım. Bu yüzden “Eski İstanbullu Ağaçlar” benim için bir veda gibi oldu İstanbul’a; biraz da gönül borcu.

Sizin için bir veda ve gönül borcu, merak edenler için de bir İstanbul macerası olabilecek bir kitap. Nereden ulaşabilir okuyucularımız?

Kitap İstanbul’la ilgili, ben Çanakkale’de yaşıyorum, çıktığı yer ise Ankara. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin bir yayını olarak çıktı. 

Derneğin e-mail adresine (kirsalcevreormancilik@yahoo.com) kitabı edinmek istediklerini yazanlara dernekteki arkadaşlar yardımcı olurlar.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri

<p>Bursa´da bir sokak kedisi, doğacak yavrularına mama alınması için hazırlanan parkartın başında di

Doğacak Yavruları İçin Pankart Açıp Dileniyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor